ÜLKENİN ÜZERİNDEKİ ÖLÜ TOPRAĞI KALKIYOR MU

Gerçek ki Türkiye için de tüm dünya için de tek doğru yönetim biçimi siyaset değil felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri birleşik yönetim biçimidir; çünkü siyaset hem cehalet ve nefstir hem hükümdarlığın takım elbiseli, kıravatlı(kravatlı), sinekkaydı tıraşlı(traşlı), rugan ayakkabılı halidir hem de toplumların, insanlığın gerçekleri ve doğruları anlamasını önlemeye çalışan bir duvardır; sonra da gel siyasetten hayr bekle. Yani açık ki doğru felsefeyi, doğru bilimi, doğru eğitimi, doğru üniversiteyi, doğru üniversiteliliği ve Din hadisileri'ni yani doğru dini henüz bilmeyen insanlık ne istediğini, ne yaptığını bilmez bir hal içindedir; çözüm diye gerçekte özel sektörün cafcaflı dalkavukluğu olan siyasetin peşine takılmıştır. Gerçek ki siyaset akıla da, mantığa da, vicdana da, ahlaka da, insanlığa da, felsefeye de, bilime de, dine de aykırı ve artık tarihin çöplüğüne atılması zorunlu olan bir haldir, meslektir, geçim kapısıdır, ekmek kapısıdır tıpkı ayı oynatıcılığı gibi. Yani demokrasi diye ya da çözüm diye felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne, düşünürlere(filozoflara), alimlere, alimelere, bilgelere değil de siyasete sarılmış bir toplum ya da dünya 'Ben belamı arıyorum'a sarılmış gibidir.

Akp'yi somut yani maddi yani nesnel açıdan iktidar yapan şey açık ki savlara göre Abd ve 'Ne istediniz de vermedik' denilen Gülen cemaati idi yani bu ikisi olmasa Akp'nin kurulmasına bile anayasa izin vermezdi; Akp'yi soyut yani manevi yani ruhsal açıdan iktidar yapan şey ise toplumun ilk kez ucuz bilgisayar, ucuz internet, ucuz beyaz eşya; herşeyi küçük taksitlerle satın almayı sağlayabilen kıredi kartı denilen şey; en pahalı evleri ve en pahalı arabaları bile satın almayı sağlayan banka kıredileri ile buluşması idi ki bunu sağlayan şey de Abd ve Çin'dir yani kıredi kartı teknolojisini ve mortgage yöntemini yaratan Abd ile ucuz mallar üreten bir dünya olan Çin'dir; ve Akp'nin bunların üzerine konması, bunları sanki kendisi yaratmış, kendisi yapmış, Akp olmasa bunlar olmazmış izlenimi, algısı yaratmasıdır; yani Akp'nin toplumda var olan teknolojik ve maddi bir açlığı, yoksunluğu Abd ve Çin sayesinde tatmin etmesi ve bunu da toplumun Akp'ye borçlu olduğu algısını yaratmasıdır; ancak toplumlar maddi açlıklarını, maddi yoksunluklarını giderdikçe artık maddiyat değil mantık, ahlak gibi şeyleri düşünmeye, istemeye başlarlar; yani örnek ki hiç robot oyuncağı olmayan çocuklara bedavadan ve sınırsız miktarda robot oyuncaklar vereceğini söyleyen birinin peşine kolayca takılabilir çocuklar; yoksul, fakir, olanaksız toplumlara da ucuz bilgisayar, ucuz inernet, her istediklerini kıredi(kredi) kartı ile düşük taksitlerle asatın almak, en pahalı evleri ve arabaları bile banka kıredisi ile satın almak olanağı ya da hakkı vereceğini söyleyenlerin peşlerine takılır o toplumlar ki bu taktiğin ilk uygulanması Tansu Çiller zamanında 'Herkese bir ev, bir araba' sözüdür oysa daha önceleri siyasetçiler böyle bireysel yaklaşımlar yerine ekonomiye, genel hayata yaklaşımları ile kendilerini seçtirmeye çalışırlardı; yani düşünün ki hep 'Yol yapacağız, okul yapacağız, fabrika yapacağız' denilen bir topluma aniden, birden 'Hepinize bilgisayar, internet, beyaz eşya, ev, araba' satın alma olanağı vereceğiz' deniliyor, bu durumda o toplum bireylerinin halleri çılgına dönmek biçiminde olur ancak. İşte Akp bu yöntemi yaptı, uyguladı hep. Ancak toplumların açlıklarını, yokluklarını tatmini içeren durum bence en çok 20 yıl sürebilir, yani yirmi yol sonunda toplumlar artık maddi şeylere, nesnel şeylere doymuş olurlar yani örnek ki 20 tane robot oyuncağı olan bir çocuğa bir tane robot oyuncak sözü vermek o çocuğu hiç etkilemez ancak hiç robot oyuncağı olmamış ve olamayacak bir çocuğa 20 robot oyuncak sözü vermek o çocuğu çılgına çevirebilir. Bu hale eskiden 'Toplum mühendisliği' denirdi, şimdilerde ise 'Algı operasyonu' deniliyor. Yani toplum artık en pahalısından bile bilgisayara, ceptelefonuna(cep telefonuna), beyazeşyaya(beyaz eşyaya), televizyona doymuş durumda; ev ve ve araba sahibi, sahibesi olanlar bu şeylerin satışı artık durgunluk noktası yaratacak kadar bir doymuşluk içinde oysa bundan 20 yıl önce işçiye, memura, memureye 'Ceptelefonun olacak, laptopun olacak, ucuz internetin olacak, bulaşık makinan(makinen) olacak, Led televizyonun olacak' denilse gülerlerdi, inanmazlardı şimdi ise görülmekte ki çöpler tüplü renkli televizyon dolmuş durumda yani bundan 20 yıl önce insanlara 'Renkli televizyonlarınızı çöpe atacaksınız' denilse gülerlerdi. Yani gerçek ki insanların ve toplumların maddi açlıkları, maddi yoksunlukları üzerine kurulu yaklaşımlar sonsuza kadar zafer sağlamaz; örnek ki Avrupa'da insanlara 'Size ceptelefonu, laptop, led Tv vereceğiz' denilse gülerler, oy vermezler çünkü maddi olarak doymuşlardır ve artık beyinsel, kültürel, mantıksal, soyut şeyler arama aşamasına girmişlerdir ancak Afrika'ya bir Tır(tır) bedava laptop, ceptelefonu, bulaşık makinası, çamaşır makinası, Led Tv giden biri en kötü olasılıkla bir yerin belediye başkanlığı seçimini kazanabilir. İşte Akp'nin düşünemediği ya da anlayamadığı konu budur. Yani artık toplum keyif aşamasına doymuş, keyif aşamasını bitirmiş ve 'Ya siz ne yapıyorsunuz?' diye sorma aşamasına gelmiştir.

Genel seçimlerde görünüm şöyle idi: Akp oyları en yüksekten yani %70'lerden başlar ve aşağı doğru yani %50'lere inerdi; 2019 mart yerel seçiminde ise Akp'nin başladığı oy oranı daha aşağıda idi yani bu durumda sandıklar açıldıkça Akp oyları daha yukarı değil daha aşağı gidecek demekti, ve görülen ki bunun sonuçunda Akp Ankarayı bile kaybetdi(kaybetti), ve İzmir'i bile kazanamadı. Yani genel açıdan baktığımızda Akp oylarının bundan sonra oldukça aşağıdan başlayacağı ve oldukça aşağılara gideceği yönündedir.

Bunca demokrasiye, hukuka, medeniliğe, adilliğe, vicdana, dürüstlüğe, akıla, mantığa, dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırılığa; siyasi hileye, yalana, siyasi kandırmaya, siyasi kurnazlığa karşın görülmekte ki 2019 mart yerel seçiminde Akp oldukça başarısız bir hal içine girmiş bulunmaktadır

Bence Akp başkanı Erdoğan'ın en büyük amaçı(amacı) İzmir'i almaktı; ve açık ki bu konuda yandaş bankalardan yandaş örgütlere kadar tüm alanlardan İzmir'e akın edildi ancak görülen ki yine başaramadı. Yani bence özelde Erdoğan'ın, genelde Akp'nin en büyük amaçı Ankara ve İstanbul değil İzmir idi çünkü açık ki Ankara'yı ve İstanbul sorun olarak görülmüyordu ancak ortada ki Akp İzmir'i kazanamadığı gibi elindeki Ankara'dan ve İstanbul'dan da olmuş durumda; İstanbul'da Akp-Chp başabaşlığı bile Akp'nin zaferi değil hezimetidir gerçekte çünkü İstanbul için bakanlık yapmış ve koskoca Tbmm başkanı Binali Yıldırım'ı aday göstermişdi.

Akp'nin Ankara hezimeti de büyük çünkü Ankara belediye başkanlığı için de bakan Mehmet Özhaseki'yi aday göstermişdi.

Akp'nin İzmir'deki hezimeti ise tümünden de çok büyük çünkü İzmir için yandaş bankalardan özel sektöre kadar bir alanı seferber etmiş ve yine bir bakanını belediye başkanı adayı göstermişdi.

Akp cumhurbaşkanından belediye başkanı adayılarına(adaylarına), yandaş medyasından edevletin ekonomik olanaklarına kadar; 2019 mart yerel seçimi için tüm kadrosu ve en büyük güçle akına geçmişdi ve hal o ki zafer yerine hezimet kazandı. Yani bu seçimde Millet ittifakı'nın oylarının Akp oyları ile başabaş gitmesi bile Akp için hezimet olurdu; ancak görülen ki Millet ittifakı Akp'yi sollamış bile.

Hal göstermekte ki ülkede Akp 16 yıllık mutlak bunca egemenliğine karşın toplumu, milleti durgunlaştıramamış, kaderine boyuneğer(boyun eğer) bir hale getirememiş, Akp'ye boyuneğer, üzerine Akp'ce örtülmüş ölü toprağını benimser duruma getirememiş durumdadır; ve toplum buna zıt olarak artık bir de Akp'ye zıt yönde harekete geçer hale gelmiş durumda gibidir yani bırakın kazanmayı, zaferi, Akp kendi oylarını bile koruyamamış bir hale gelmiş durumda gibidir ki bu hal, bu görünüm sanki toplum üzerindeki ölütoprağını(ölü toprağını) atmaya başlamış bir görünüm sunmaktadır.

Evet Akp dağı sonunda bir dağ daha değil fare doğurmayı başardı.

Evet sonunda toplumun üzerine maddiyatın ya da Akp'nin döktüğü ölütoprağı kalkıyor olabilir. Yani düşünün; Müslüman ya da dinli olduğunu söyleyen bir toplumun ülkesinde hem genelevler, çıplak pılajlar(plajlar), eşcinsel evlilik serbestliği, zina serbestliği, çıplaklık serbestliği var hem de devlet bekası uydurması altında bebek kardeşlerini, çocuk kardeşlerini, çocuk torunlarını, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş; ekonomisi üretime değil başka ülkeleri sömürmeye dayalı, sömürgeciliğe dayalı Osmanlı hanedanlığı'nı baştaçı etmiş bir Akp'yi baştaçı etmek gibi akıla, vicdana, insanlığa, mantığa aykırı tuhaf bir hal var, ve bu tuhaf halin üzerine ceptelefonundan bilgisayara, kıredi kartından internetten alışverişe kadar sayısız bir maddi bolluk serilmiş, ülke, toplum bu tuhaflığı, bu çelişkiyi, bu tutarsızlığı görmesin, anlamasın, fark etmesin diye.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 1.4.19/09.58

 

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com'da okuyabilirsiniz)


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SİYASETÇİ İLE İFTAR OLMAZ SAVIM Felsefe 20.07.2019
RAMAZAN DAVULU İSLAMİYET'E AYKIRI SAVIM Felsefe 19.07.2019
MUTSUZ OL ANCAK MUTSUZLUĞA YENİLME Felsefe 18.07.2019
ÇOCUKLARDAKİ YANLIŞ GENLER SAVIM Felsefe 17.07.2019
HELAL GIDA YİYİP İÇİN AHLAKDIŞI ÜNLÜLERİ SEVMEK Felsefe 16.07.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019
ARGÜMANTASYONU ŞEKİL OLANIN İKİ DÜNYASI BERBAT OLUR Felsefe 18.06.2019
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019