TÜRBAN BİKİNİYE GİDEN YOLUN KAPISI YAPILACAK SAVIM

Akp mantıksız ve tutarsız; ve dini tanımlayan Din hadisileri ile alakasız ve zıt bir dünyadır ki zaten siyaset Din hadisileri'ne aykırı bir dünyadır çünkü Din hadisileri'nin en sevmediği şeylerden olan yandaşlık yani cehalet, nefs üzerine kuruludur.

Örnek ki biryandan(bir yandan) vatanın, milletin, devletin, kamunun fabrikalarını, ticari ve sanayi kuruluşlarını, kurumlarını yerli kapitalistlere ve yabancı kapitalistlere satar, biryandan da Millet kıraathanesi, Millet bahçesi denilen şeyleri açar, 'Onlar konuşur, biz yaparız' der. Biryandan dinden imandan söz eder; biryandan da bebek kardeşlerini, çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, çocuk torunlarını bile öldürtmüş Osmanlı hanedanlığı barbarlığını ve sömürgeciliğini baştaçı eder. Hadis 'Zaman gelecek mescitler dış görünüşleri ile mağrur ancak içleri hidayetten yoksun olacaklar' demesine karşın Akp gösterişli, görkemli, şatafatlı, maiyeti israfa, ranta kaçmış camiler açmakta, ve Diyanet başkanı siyasetçilerle cami açmaktadır, ve 'Cami Allah'ın evidir' denilmesine karşın kişiler adına camiler açmaktadır örnek ki Hulusi Akar camisi. Biryandan dinden imandan söz ediyor, biryandan da zinayı suç olmaktan çıkarıyor, eşcinsel evliliklere bile izin veriyor, pılajlar(plajlar) turistlerle dolacak diye bayram ediyor.

Bundan 15-16 yıl önce bir barın kapısında türbanlı genç bayanları gördüğümde oldukça çok şaşırmışdım(şaşırmıştım). Büyük olasılıkla 'Arkadaşa gidiyorum' diye evden çıkmışlardır.

Daha sonraki yıllarda ise yaşadıkları yerlerde türbanla, tesettürle gezip yazları da pılajlarda(plajlarda), otel havuzularında(otel havuzlarında) bikini ile dolaşan bayanların varlıklarını öğrenecektim(öğrenecekdim).

Türban gerçekte dini ya da İslami bir işleve sahip değil Türkiye'de, ya da olmayacak. Türbanın düzenlenmiş, kasıtlı ya da kasıtsız amaçı, kasıtsız genel işlevi İslami nedenlerle, İslami gerekçelerle sokağa çıkamayan ya da ailelerince İslami nedenlerle, İslami gerekçelerle sokağa çıkarılmayan, sokağa salınmayan özellikle genç Müslüman bayanları sokağa çıkarmaktır bence; yani kapitalizım(kapitalizm) ya da Batı ya da Türkiye düşmanları ve İslamiyet düşmanları türbanı kullanıp Müslüman genç bayanları sokağa çıkarmak istemektedir öncelikle; sonrası ise yağdankılçekergibi(yağdan kıl çeker gibi) kolay olacaktır; bu türbanlı çıkmaya bir de açık ki 'Arkadaşa gitmek', 'İşe gitmek' gibi gerekçeler de eşlik edecektir.

Sokağa türban ile çıkmayı başarabilenleri dışarıda herşeyden önce moda denilen akıldışı ve ahlakdışı bir cehalet ve nefs canavarı beklemektedir. Moda canavarı türban takıp sokağa çıkma hakkını, serbestliğini sağlayanları yavaş yavaş, sinsi sinsi avuçlarına almaya başlar; ve ortaya artık sokaklarda sıkça rastlanılan 'Başta türban, altta daracık pantolon, yüzde makyaj, elde sigara', moda kölesi tuhaf bir türbanlı kitlesi çıkmaya başlar.

Akıldışı-ahlakdışı moda bir cehalet ve nefstir öyle ki nefsin en tehlikelisi ve en zararlısıdır çünkü cahilinden okumuşuna, çocuğundan yaşlısına, bayından bayanına, dini inançlısından dinsizine, milliyetçisinden komünistine, işçisinden siyasetçisine, köylüsünden şehirlisine kadar, giyimden takıya, dövmeden saç biçimine kadar tüm toplumu ve tüm dünyayı, tüm insanlığı avuçuna(avucuna) alır.

Ve akıldışı-ahlakdışı moda akıldışı ve ahlakdışı bir fabrika gibidir de; bir kez eline geçirdiği insanı ve toplumu artık rahat bırakmaz, ve bikini, mayo giymeye, ahlaka aykırılığın en zirvelerine kadar götürmeye çalışır yani akıldışı-ahlakdışı moda bir girdap, bataklık gibidir.

Yani akıldışı-ahlakdışı moda evinden dışarı çıkmayana da, türban takıp sokağa çıkarana da rahat vermek istemez; tümünü etkisi, egemenliği altına almaya çalışır.

Yani türban taktırıp sokağa çıkartabildiği bayanları moda denize, otel havuzularına(havuzlarına) yani bikiniye, mayoya kadar götürmek ister, bunun için çırpınır ve denize girmek, bikini/mayo giymek te yasak değilse bu amaçını adım adım, aşama aşama gerçekleştirmeye çalışır, ve sonunda başarır da ya da sonunda başaracaktır da çünkü nefs oltasına takılmış bir ağız daha çok nefsten, daha çok modadan başka şey istemez hale gelir ya da gelecektir artık; örnek ki İran'da denize girmek, bikini, mayo yasak ancak televizyon haberlerinde gördüğümüz gibi İran'da denize girmek isteyip te giremeyen, İran'da bikini/mayo giymek isteyip te giremeyen bayanların para bulanları bu amaçlarını Türkiye'deki pılajlarda, Türkiye'deki otel havuzularında gerçekleştirmektedirler.

Baş örtüsü takan bir bayanı denize sokmak; baş örtüsü takan bir bayana bikini, mayo giydirmek çok zordur, öyle ki olanaksızdır çünkü yoksa denilir ki 'Bak ya, hem baş örtüsü takıyor hem denize giriyor' yani Türk kültüründe de, İslami kültürde de baş örtüsü ahlaka aykırılıkla asla yanyana gelmez ancak görülmekte ki bir moda yani nefs haline gelmiş türbanın böyle bir kültüre sahip olmadığı açıktır ki Müslüman bayanları baş örtüsüne değil de türbana yöneltmenin kasıtlı ya da kasıtsız işlevi de budur bence; yani o mantık bence demektedir ki 'Hele bir türban taktıralım, sokağa çıkaralım, arkası gelir'.

Bu hale bir de toplumu, aileleri, insanları ekonomik yönden etkilemek için 'Kadının çalışma hayatına katılması, kadının iş hayatına katılması, kadının yönetime katılması, kadının siyasete katılması' gibi kılıflar uydurulur. Oysa anlamadıkları, bilmedikleri nokta bu halin sonunda bikini, mayo ile sonuçlanma olasılığının ve olanağının oldukça da güçlü varlığıdır.

Evinde oturan bay da, bayan da modanın etkisinden oldukça uzaktır yani insanlar sokağa çıktıkça onları ilk elegeçirmeye(ele geçirmeye) çalışacak olan şey akıldışı-ahlakdışı modadır yani akıldışı-ahlakdışı moda her evin kapısının hemen önünde beklemektedir; denize girmenin, bikininin, mayonun, kamusal alanlarda ahlaka aykırı giyimin, kamusal alanlarda akıldışı halerin yasak yani suç olmaması türban-deniz hattınının tıkırtıkır(tıkır tıkır) çalışmasını sağlar; ve buna bir de 'Herkes yapıyor, şimdiki gençler böyle' gibi edebi ancak akıldışı, mantıksız, tutarsız bahaneler uydurur yani eğer bikini, mayo, ahlaka aykırılık, akıldışı-ahlakdışı moda yasak olsaydı kuşkusuz ki türban deniz ile değil ahlaka uygun şeylerle ilişki kurardı yani bidonda delik varsa su ne kadar temiz olursa olsun su oradan dışarı akar yani türbanın yanlış yollara hizmet etmemesi ancak ülkenin, devletin, eğitimin, hayatın, kamunun, milletin, vatanın felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun olması ile olanaklı olur.

Yani düşünün ki çocukların sokağa yasak olduğu bir ülkede çocuk hırsızları önce çocukları sokağa çıkartmak isterler, ve bunun için de örnek ki çocuklar için günler, haftalar, festivaller, bayramlar, şenlikler, panayırlar gibi şeyler bile düzenlerler, ve çocuklar bir kez sokağa çıktıklarında artık çocuk hırsızları amaçlarına ulaşmış olurlar. Ben Türkiye'nin felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne aykırı hali içinde türban konusunu böyle değerlendiriyorum, böyle yorumluyorum. Düşünün ki bundan 80 yıl önce bu ülkede bikini, mayo giyen, denize giren tek Türk bayanı, tek bir Müslüman bayan bile bulamazdınız; şimdi ise bakın, pılajlar, otel havuzuları, site havuzuları bikinili, mayolu çıplak kaynıyor, onlar gökten, uzaydan gelmediler, işte onlar 80 yıl öncesinin deniz bile girmeyen bayanlarının torunları; peki ülkeyi, toplumu bu hale ne ya da kim getirdi; kuşkusuz ki siyaset, özel sektör, moda ve medya; bakın ben Atatürkçüyüm ve Müslüman değilim, hiçbir dini inançtan da değilim ancak ben asla denize girmem, hele ki ahlaka aykırı haldeki pılajlara, havuzlara hiç gitmem yani demek ki bunun Atatürk'le, demokrasi ile, laiklikle, dinsizlikle ilgisi yok, bu iş en başta nefs ile ilgili yani önce nefsi yok etmeli insan yani nefse köle olmuş insan Atatürkçü olsa ne olur, dinli olsa ne olur, dinsiz olsa ne olur.

'Haydi kızlar okula', 'Haydi çocuklar okula', 'Eğitim şart' deniliyor ancak okullar modanın eline geçmiş; öğretmenine, akademisyenine kadar; yani bu durumda artık okullarda ya da eğitimde felsefe, bilim, Din hadisileri, akıl, mantık, ahlak, vicdan değil moda egemendir, moda müdürdür, moda rektördür, moda devlettir.

Biryandan akıldışı-ahlakdışı moda, biryandan akıldışı-ahlakdışı pılajlar ve havuzlar, biryandan akıldışı-ahlakdışı medya, biryandan akıldışı-ahlakdışı sanatçılar, biryandan akıldışı-ahlakdışı ünlüler, biryandan akıldışı-ahlakdışı öğretmenler; çocuklar, gençler böyle bir akıldışı-ahlakdışı cenderenin, kıskaçın, diktatörlüğün içinde kalmaktadırlar. Yani bu durumda öğrenciler üniversite mezunu, doktor, mühendis, hukukçu, öğretmen olabilirler ancak alim, alime, bilge olamazlar ki bir eğitimde bunlar yoksa o eğitim yalnızca iş, meslek, para kazanmak öğretiyor yani eğitimin kendisi eğitimden nasibini, payını almamış demektir. Yani tarla çamur ise kuşkusuz ki o tarlaya giren insanlar da çamur içinde kalırlar yani önce tarlayı felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile düzenlemek gerekir ki tarla ürün üretsin, zararlı otlar değil.

Bakıldığında görülecek ki öğretmenler öğrencileri ile; hukukçular toplumla, mahalleli mahalleli ile, çocuklar yetişkinlerle, baylar bayanlarla sütyen-külot, külot yani çıplak olarak aynı pılajda aynı havuzda. Sonra da eğitimden, dinden imandan söz et?

Ben baş örtüsü yerine türbanı ev-deniz arasına kurulmuş, koyulmuş, peynir tuzaklı bir kapana benzetiyorum.

Bence; bayanlar takacaklarsa türban yerine baş örtüsü takmalı çünkü türban artık moda yani nefs oldu, ne nefsin son durağı da deniz, havuz, bikini, mayodur yani ortalıkta sütyen-külot dolaşmaktır ki örnek ki Batıya baktığınızda herkesin içinde bikini, mayo yani sütyen-külot dolaşan bazı bayanların boyunlarında haç kolyeler görebilirsiniz çünkü türban da olsa moda nefstir, ve nefs önce akılır yok eder, sonra ahlakı, sonra da insani herşeyi; oysa baş örtüsü moda değil ahlaksal bir gelenektir oysa türban nefssel bir haldir.

Evet; bayan milletinin yüzü bile peçe ile kapalıydı önce; sonra ise, günümüzde ise sütyen-külot ortalıkta dolaşır hale getirildi, ve bunu yapan da modadır ve akıldışı-ahlakdışı modayı yasaklamayan siyasettir. Bu nedenle ki siyasi partilere oy verilirken öncelikle modaya karşı tutumlarına bakılmalıdır. Modaya karşı olmayan siyasi partiler insanları ve toplumları yanlış, kötü yerlere götürürler.

Başörtüsüne vicdan egemendir oysa türbana moda yani nefs egemendir; yani evinden türbanla çıkmış bir bayanın nereye gideceğini, ne yapacağını ancak kendisi bilebilir artık çünkü vicdan herşeye açık değilken moda herşeye açıktır. Bu nedenle ki artık pılajlarda, otel havuzularında bikinililere, mayolulara da rastlamak sıradan birşey oldu artık; toplum içinde türban takıp, tesettür giyen.

İnternete bakın; seksi seksi bakan sayısız türbanlı göreceksiniz; ancak baş örtülü öyle bakmaz, alime gibi bakar.

Yani modaya hayır, türbana hayır; takacaksan baş örtüsü tak; ve akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı modanın, ahlak düşmanlarının, akıl düşmanlarının tuzağını, oyununu boz.

Din istiyorsanız; dini tanımlayan Din hadisileri'ne sarılın, başka hiçbirşeye değil; hele ki siyasete, siyasetçilere hiç değil.

Nifak mı arıyorsunuz, aranıza nifak sokanları mı anlamak istiyorsunuz; öyle ise size Din hadisileri'ni öğretmeyenlere bakın; sizde din diye Din hadisileri'ni değil Arabçılık, Osmanlıcılık, siyasi yandaşlık öğretenlere bakın.

Bikini ile, mayo ile ortalıkta dolaşanda din olmadığı açıktır ve kesindir ancak ahlaka uygun giyinenlerde ise dinli olmak olasılığı vardır en azından.

Türbana, tesettüre değil Din hadisileri'ne bak.

Kuşkusuz ki en dinlileriniz size benzemeyenlerden çıkacaktır.

Ey felsefe, bilim, ve Din hadisileri; siz bu ülkeyi Akp ruhundan ve Akp akılından(aklından) koruyun.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 30.3.19/14.15

Akp mantıksız ve tutarsız; ve dini tanımlayan Din hadisileri ile alakasız ve zıt bir dünyadır ki zaten siyaset Din hadisileri'ne aykırı bir dünyadır çünkü Din hadisileri'nin en sevmediği şeylerden olan yandaşlık yani cehalet, nefs üzerine kuruludur.

Örnek ki biryandan(bir yandan) vatanın, milletin, devletin, kamunun fabrikalarını, ticari ve sanayi kuruluşlarını, kurumlarını yerli kapitalistlere ve yabancı kapitalistlere satar, biryandan da Millet kıraathanesi, Millet bahçesi denilen şeyleri açar, 'Onlar konuşur, biz yaparız' der. Biryandan dinden imandan söz eder; biryandan da bebek kardeşlerini, çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, çocuk torunlarını bile öldürtmüş Osmanlı hanedanlığı barbarlığını ve sömürgeciliğini baştaçı eder. Hadis 'Zaman gelecek mescitler dış görünüşleri ile mağrur ancak içleri hidayetten yoksun olacaklar' demesine karşın Akp gösterişli, görkemli, şatafatlı, maiyeti israfa, ranta kaçmış camiler açmakta, ve Diyanet başkanı siyasetçilerle cami açmaktadır, ve 'Cami Allah'ın evidir' denilmesine karşın kişiler adına camiler açmaktadır örnek ki Hulusi Akar camisi. Biryandan dinden imandan söz ediyor, biryandan da zinayı suç olmaktan çıkarıyor, eşcinsel evliliklere bile izin veriyor, pılajlar(plajlar) turistlerle dolacak diye bayram ediyor.

Bundan 15-16 yıl önce bir barın kapısında türbanlı genç bayanları gördüğümde oldukça çok şaşırmışdım(şaşırmıştım). Büyük olasılıkla 'Arkadaşa gidiyorum' diye evden çıkmışlardır.

Daha sonraki yıllarda ise yaşadıkları yerlerde türbanla, tesettürle gezip yazları da pılajlarda(plajlarda), otel havuzularında(otel havuzlarında) bikini ile dolaşan bayanların varlıklarını öğrenecektim(öğrenecekdim).

Türban gerçekte dini ya da İslami bir işleve sahip değil Türkiye'de, ya da olmayacak. Türbanın düzenlenmiş, kasıtlı ya da kasıtsız amaçı, kasıtsız genel işlevi İslami nedenlerle, İslami gerekçelerle sokağa çıkamayan ya da ailelerince İslami nedenlerle, İslami gerekçelerle sokağa çıkarılmayan, sokağa salınmayan özellikle genç Müslüman bayanları sokağa çıkarmaktır bence; yani kapitalizım(kapitalizm) ya da Batı ya da Türkiye düşmanları ve İslamiyet düşmanları türbanı kullanıp Müslüman genç bayanları sokağa çıkarmak istemektedir öncelikle; sonrası ise yağdankılçekergibi(yağdan kıl çeker gibi) kolay olacaktır; bu türbanlı çıkmaya bir de açık ki 'Arkadaşa gitmek', 'İşe gitmek' gibi gerekçeler de eşlik edecektir.

Sokağa türban ile çıkmayı başarabilenleri dışarıda herşeyden önce moda denilen akıldışı ve ahlakdışı bir cehalet ve nefs canavarı beklemektedir. Moda canavarı türban takıp sokağa çıkma hakkını, serbestliğini sağlayanları yavaş yavaş, sinsi sinsi avuçlarına almaya başlar; ve ortaya artık sokaklarda sıkça rastlanılan 'Başta türban, altta daracık pantolon, yüzde makyaj, elde sigara', moda kölesi tuhaf bir türbanlı kitlesi çıkmaya başlar.

Akıldışı-ahlakdışı moda bir cehalet ve nefstir öyle ki nefsin en tehlikelisi ve en zararlısıdır çünkü cahilinden okumuşuna, çocuğundan yaşlısına, bayından bayanına, dini inançlısından dinsizine, milliyetçisinden komünistine, işçisinden siyasetçisine, köylüsünden şehirlisine kadar, giyimden takıya, dövmeden saç biçimine kadar tüm toplumu ve tüm dünyayı, tüm insanlığı avuçuna(avucuna) alır.

Ve akıldışı-ahlakdışı moda akıldışı ve ahlakdışı bir fabrika gibidir de; bir kez eline geçirdiği insanı ve toplumu artık rahat bırakmaz, ve bikini, mayo giymeye, ahlaka aykırılığın en zirvelerine kadar götürmeye çalışır yani akıldışı-ahlakdışı moda bir girdap, bataklık gibidir.

Yani akıldışı-ahlakdışı moda evinden dışarı çıkmayana da, türban takıp sokağa çıkarana da rahat vermek istemez; tümünü etkisi, egemenliği altına almaya çalışır.

Yani türban taktırıp sokağa çıkartabildiği bayanları moda denize, otel havuzularına(havuzlarına) yani bikiniye, mayoya kadar götürmek ister, bunun için çırpınır ve denize girmek, bikini/mayo giymek te yasak değilse bu amaçını adım adım, aşama aşama gerçekleştirmeye çalışır, ve sonunda başarır da ya da sonunda başaracaktır da çünkü nefs oltasına takılmış bir ağız daha çok nefsten, daha çok modadan başka şey istemez hale gelir ya da gelecektir artık; örnek ki İran'da denize girmek, bikini, mayo yasak ancak televizyon haberlerinde gördüğümüz gibi İran'da denize girmek isteyip te giremeyen, İran'da bikini/mayo giymek isteyip te giremeyen bayanların para bulanları bu amaçlarını Türkiye'deki pılajlarda, Türkiye'deki otel havuzularında gerçekleştirmektedirler.

Baş örtüsü takan bir bayanı denize sokmak; baş örtüsü takan bir bayana bikini, mayo giydirmek çok zordur, öyle ki olanaksızdır çünkü yoksa denilir ki 'Bak ya, hem baş örtüsü takıyor hem denize giriyor' yani Türk kültüründe de, İslami kültürde de baş örtüsü ahlaka aykırılıkla asla yanyana gelmez ancak görülmekte ki bir moda yani nefs haline gelmiş türbanın böyle bir kültüre sahip olmadığı açıktır ki Müslüman bayanları baş örtüsüne değil de türbana yöneltmenin kasıtlı ya da kasıtsız işlevi de budur bence; yani o mantık bence demektedir ki 'Hele bir türban taktıralım, sokağa çıkaralım, arkası gelir'.

Bu hale bir de toplumu, aileleri, insanları ekonomik yönden etkilemek için 'Kadının çalışma hayatına katılması, kadının iş hayatına katılması, kadının yönetime katılması, kadının siyasete katılması' gibi kılıflar uydurulur. Oysa anlamadıkları, bilmedikleri nokta bu halin sonunda bikini, mayo ile sonuçlanma olasılığının ve olanağının oldukça da güçlü varlığıdır.

Evinde oturan bay da, bayan da modanın etkisinden oldukça uzaktır yani insanlar sokağa çıktıkça onları ilk elegeçirmeye(ele geçirmeye) çalışacak olan şey akıldışı-ahlakdışı modadır yani akıldışı-ahlakdışı moda her evin kapısının hemen önünde beklemektedir; denize girmenin, bikininin, mayonun, kamusal alanlarda ahlaka aykırı giyimin, kamusal alanlarda akıldışı halerin yasak yani suç olmaması türban-deniz hattınının tıkırtıkır(tıkır tıkır) çalışmasını sağlar; ve buna bir de 'Herkes yapıyor, şimdiki gençler böyle' gibi edebi ancak akıldışı, mantıksız, tutarsız bahaneler uydurur yani eğer bikini, mayo, ahlaka aykırılık, akıldışı-ahlakdışı moda yasak olsaydı kuşkusuz ki türban deniz ile değil ahlaka uygun şeylerle ilişki kurardı yani bidonda delik varsa su ne kadar temiz olursa olsun su oradan dışarı akar yani türbanın yanlış yollara hizmet etmemesi ancak ülkenin, devletin, eğitimin, hayatın, kamunun, milletin, vatanın felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun olması ile olanaklı olur.

Yani düşünün ki çocukların sokağa yasak olduğu bir ülkede çocuk hırsızları önce çocukları sokağa çıkartmak isterler, ve bunun için de örnek ki çocuklar için günler, haftalar, festivaller, bayramlar, şenlikler, panayırlar gibi şeyler bile düzenlerler, ve çocuklar bir kez sokağa çıktıklarında artık çocuk hırsızları amaçlarına ulaşmış olurlar. Ben Türkiye'nin felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne aykırı hali içinde türban konusunu böyle değerlendiriyorum, böyle yorumluyorum. Düşünün ki bundan 80 yıl önce bu ülkede bikini, mayo giyen, denize giren tek Türk bayanı, tek bir Müslüman bayan bile bulamazdınız; şimdi ise bakın, pılajlar, otel havuzuları, site havuzuları bikinili, mayolu çıplak kaynıyor, onlar gökten, uzaydan gelmediler, işte onlar 80 yıl öncesinin deniz bile girmeyen bayanlarının torunları; peki ülkeyi, toplumu bu hale ne ya da kim getirdi; kuşkusuz ki siyaset, özel sektör, moda ve medya; bakın ben Atatürkçüyüm ve Müslüman değilim, hiçbir dini inançtan da değilim ancak ben asla denize girmem, hele ki ahlaka aykırı haldeki pılajlara, havuzlara hiç gitmem yani demek ki bunun Atatürk'le, demokrasi ile, laiklikle, dinsizlikle ilgisi yok, bu iş en başta nefs ile ilgili yani önce nefsi yok etmeli insan yani nefse köle olmuş insan Atatürkçü olsa ne olur, dinli olsa ne olur, dinsiz olsa ne olur.

'Haydi kızlar okula', 'Haydi çocuklar okula', 'Eğitim şart' deniliyor ancak okullar modanın eline geçmiş; öğretmenine, akademisyenine kadar; yani bu durumda artık okullarda ya da eğitimde felsefe, bilim, Din hadisileri, akıl, mantık, ahlak, vicdan değil moda egemendir, moda müdürdür, moda rektördür, moda devlettir.

Biryandan akıldışı-ahlakdışı moda, biryandan akıldışı-ahlakdışı pılajlar ve havuzlar, biryandan akıldışı-ahlakdışı medya, biryandan akıldışı-ahlakdışı sanatçılar, biryandan akıldışı-ahlakdışı ünlüler, biryandan akıldışı-ahlakdışı öğretmenler; çocuklar, gençler böyle bir akıldışı-ahlakdışı cenderenin, kıskaçın, diktatörlüğün içinde kalmaktadırlar. Yani bu durumda öğrenciler üniversite mezunu, doktor, mühendis, hukukçu, öğretmen olabilirler ancak alim, alime, bilge olamazlar ki bir eğitimde bunlar yoksa o eğitim yalnızca iş, meslek, para kazanmak öğretiyor yani eğitimin kendisi eğitimden nasibini, payını almamış demektir. Yani tarla çamur ise kuşkusuz ki o tarlaya giren insanlar da çamur içinde kalırlar yani önce tarlayı felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile düzenlemek gerekir ki tarla ürün üretsin, zararlı otlar değil.

Bakıldığında görülecek ki öğretmenler öğrencileri ile; hukukçular toplumla, mahalleli mahalleli ile, çocuklar yetişkinlerle, baylar bayanlarla sütyen-külot, külot yani çıplak olarak aynı pılajda aynı havuzda. Sonra da eğitimden, dinden imandan söz et?

Ben baş örtüsü yerine türbanı ev-deniz arasına kurulmuş, koyulmuş, peynir tuzaklı bir kapana benzetiyorum.

Bence; bayanlar takacaklarsa türban yerine baş örtüsü takmalı çünkü türban artık moda yani nefs oldu, ne nefsin son durağı da deniz, havuz, bikini, mayodur yani ortalıkta sütyen-külot dolaşmaktır ki örnek ki Batıya baktığınızda herkesin içinde bikini, mayo yani sütyen-külot dolaşan bazı bayanların boyunlarında haç kolyeler görebilirsiniz çünkü türban da olsa moda nefstir, ve nefs önce akılır yok eder, sonra ahlakı, sonra da insani herşeyi; oysa baş örtüsü moda değil ahlaksal bir gelenektir oysa türban nefssel bir haldir.

Evet; bayan milletinin yüzü bile peçe ile kapalıydı önce; sonra ise, günümüzde ise sütyen-külot ortalıkta dolaşır hale getirildi, ve bunu yapan da modadır ve akıldışı-ahlakdışı modayı yasaklamayan siyasettir. Bu nedenle ki siyasi partilere oy verilirken öncelikle modaya karşı tutumlarına bakılmalıdır. Modaya karşı olmayan siyasi partiler insanları ve toplumları yanlış, kötü yerlere götürürler.

Başörtüsüne vicdan egemendir oysa türbana moda yani nefs egemendir; yani evinden türbanla çıkmış bir bayanın nereye gideceğini, ne yapacağını ancak kendisi bilebilir artık çünkü vicdan herşeye açık değilken moda herşeye açıktır. Bu nedenle ki artık pılajlarda, otel havuzularında bikinililere, mayolulara da rastlamak sıradan birşey oldu artık; toplum içinde türban takıp, tesettür giyen.

İnternete bakın; seksi seksi bakan sayısız türbanlı göreceksiniz; ancak baş örtülü öyle bakmaz, alime gibi bakar.

Yani modaya hayır, türbana hayır; takacaksan baş örtüsü tak; ve akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı modanın, ahlak düşmanlarının, akıl düşmanlarının tuzağını, oyununu boz.

Din istiyorsanız; dini tanımlayan Din hadisileri'ne sarılın, başka hiçbirşeye değil; hele ki siyasete, siyasetçilere hiç değil.

Nifak mı arıyorsunuz, aranıza nifak sokanları mı anlamak istiyorsunuz; öyle ise size Din hadisileri'ni öğretmeyenlere bakın; sizde din diye Din hadisileri'ni değil Arabçılık, Osmanlıcılık, siyasi yandaşlık öğretenlere bakın.

Bikini ile, mayo ile ortalıkta dolaşanda din olmadığı açıktır ve kesindir ancak ahlaka uygun giyinenlerde ise dinli olmak olasılığı vardır en azından.

Moda türbana çoktan elatmış(el atmış) durumda.

Türbana, tesettüre değil Din hadisileri'ne bak.

Kuşkusuz ki en dinlileriniz size benzemeyenlerden çıkacaktır.

Ey felsefe, bilim, ve Din hadisileri; siz bu ülkeyi Akp ruhundan ve Akp akılından(aklından) koruyun.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 30.3.19/14.15

 

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com'da okuyabilirsiniz)


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Daha Ne kadar? Felsefe 16.04.2019
Yeni dünya şekillenmesi ve Türkiye Felsefe 05.04.2019
zamanı bilemedim Felsefe 05.04.2019
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018
Haklı Olmak Felsefe 13.11.2018