RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN YANLIŞ SÖZLERİ SAVIM- 2

Açık ki ülkemizde de, öteki ülkelerde de gerçek, doğru felsefe yani bilim olan felsefe yani felsefe bilimi öğretilmiyor; felsefe diye felsefe tarihi, felsefe mazisi, felsefe kültürü, felsefegeyiği(felsefe geyiği), felsefe magazini öğretiliyor tıpkı dinde de din olarak dini tanımlayan Din hadisileri'nin değil ülkemizde Arabçılık-Osmanlıcılık-Özel sektör-Siyasi yandaşlık olarak öğretilmekte olması gibi; sonra da birleri kalkıp felsefe ile dalgageçebiliyor(dalga geçebiliyor), alayedebiliyor(alay edebiliyor), 'Felsefe yapma' diyebiliyor; ve felsefe sonunda 'Enteldantel(Entel dantel)' bataklığına kadar gidebiliyor çünkü dünyada henüz felsefenin doğru bir tanımı bile yok ancak ben felsefenin tanımına açıklık getirdim 'Felsefe konular konusunda(hakkında) tüm olasılıkları tarafsızca, dürüstçe, insanca, medenice ortayakoymaktır(ortaya koymak) bilimidir tıpkı hastahanelerdeki kan, idrar, hastalık analizileri(analizleri/tahlilleri gibi' dedim; umarım artık dünya, insanlık, felsefe dersileri(dersleri), felsefe öğretimi felsefenin ne olduğunu anlamaya, öğrenmeye başlar.

Felsefe dil felsefesi olmadan yani dil analizi bilmeden olmaz; 'Felsefe biliyorum' diyenlere 'Dil analizi sorun, bakalım biliyorlar mı?'.

Akp başkanı Recep Tayyip Erdoğan 2014 yılında 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmeli' gibi bir söz söylemiş medyadaki haberlere göre.

Recep Tayyip Erdoğan herşeyden önce bir siyasetçidir; düşünür(filozof), alim, bilge, bilimci gibi şeyler değil; ve açık ki dini tanımlayan Din hadisileri'ni de bilmeyen bir kişi çünkü eğer bilseydi dini ya da İslamiyet dini inançını siyasetten uzak tutardı çünkü bir cehalet ve nefs türü olan siyasetin dine de, İslamiyet dini inançına da yani dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı olduğunu bilirdi çünkü cehalet ve nefs dine düşmandır ve din de onlara düşmandır çünkü zaten cehalet cehalettir, nefs de her kötülüğün hem nedeni hem amaçı(amacı) olan ve dünyadaki en büyük cehalettir.

Recep Tayyip Erdoğan yanılıyor çünkü hem Türkçe ile felsefe ve bilim olur hem de Türkçe olmadan özellikle felsefe olmaz yani Türkiye Türkçesi, Atatürk Türkiyesi, Türkiye cumhuriyeti, Atatürkçü Türkler, Türkiye Türkleri yalnızca Türkiye için değil tüm insanlık, tüm dünya için zorunludur, ve Türkçe de yalnızca Türkler için değil özellikle felsefe için zorunludur.

Örnek mi; kanıt mı?

Şu: Örnek ki, kanıt ki özgürlük sözcüğünün anlamını, özünü, içeriğini, kapsamını, dünyasını, ruhunu sunan, veren tek sözcük Türkçededir yani özgürlük sözcüğüdür çünkü 'Özgürlük anlamına geliyor' denilen öteki sözcükler gerçekte özgürlük anlamına değil, özgürlükle alakasız olan 'serbestlik' anlamına gelir örnek ki İngilizcedeki 'freedom' sözcüğü özgürlük değil 'serbestlik' anamına gelir, Arabçadaki hürriyet sözcüğü de özgürlük anlamına değil 'serbestlik' anlamına gelir örnek ki 'Kuşu hür bırakdım/bıraktım' demek 'Kuşu serbest bırakdım' demektir oysa özgürlük demek savım ki 'Özün gür, doğru, iyi gelişmesi ve bu gelişmeyi sağlayan, sunan, veren, içeren, kapsayan olanaklar ve olasılıklar' demektir. Öteyandan(Öte yandan) Farsça olan serbest sözcüğü de özgür/özgürlük anlamına değil bildiğimiz serbestlik yani başıboşluk anlamına gelir çünkü serbestlik sözcüğünün başındaki 'ser' kökü Farsçada 'baş' demektir. Yani görülmektedir ki Türkçe olmadan özgürlük olmaz; Atatürk, ve Atatürkçüler olmadan da Türkçe olmaz.

Ve internette; Batıya ait sanılan pek çok sözcüğün gerçekte Türkçe kökenli, Türkçeden gitme olduğunu açıklayan pek çok yazım var.

Savım ki Türkçe olmadan özelde felsefe, genelde toplumsal bilimler; daha genelde ise Evrensel dil, tek dünya dili olmaz.

Gerçek ki Türkçeyi küçümsemek gerçekte felsefeyi ve bilimi küçümsemektir, ve bir Türkün, Türkiyelinin yapabileceği en büyük yanlıştır, en büyük hatadır çünkü Türkçe giderse 'Türküm, Türkiyeliyim' demenin de anlamı kalmaz yani bazı ülkelerde de örnekleri olduğu gibi Türkiye'de de Türkçe konuşmayan, İngilizce ya da Arabça ya da birbaşka(bir başka) yabancı dil konuşan bir millet, toplum, halk, ülke yaratılabilir ki bu da hem Türklerin hem insanlığın hem felsefenin ve bilimin hem de Evrensel dil'in, Tek dünya dili'nin engellenmesi anlamına gelir.

Yani Türkçe Türkiye ve Türkiye Türkleri için bayraktan ve İstiklal marşı'ndan önce gelir, gelmelidir çünkü millet demek önce dili demektir; bayrak, marş olmadan da millet olunur ancak kendi dili olmadan millet olunmaz. Türkçeye ekonomiden, demokrasiden önce bile sahip çıkılmalıdır çünkü Türkçe düşünemezse felsefe de doğru düşünemez, toplumsal bilimler de doğru düşünemez, din de doğru düşünemez, demokrasi de doğru düşünemez, laiklik te doğru düşünemez, özgürlük te doğru düşünemez, sanat ta doğru düşünemez, hayat(yaşam) ta doğru düşünemez; ve insanlık özgürlük sözcüğünün doğru öz demek olduğunu da, demokrasi sözcüğünün itiraz etme hakkı demek olduğunu da asla anlayamaz, asla öğrenemez.

Dil devrimi milletin hayat damarını koparmamıştır; kendine ve mantıklı olmaya yabancılık içinde kalmış bir millete hayat, can, özgürlük, ilerleme, gelişme olanağı ve hakkı vermiştir.

Zaten Türkçeyi, demokrasiyi ve Din hadisileri'ni bilselerdi meydanlarda muhaliflere hakaret etmezlerdi, muhalifliği düşmanlık göstermezlerdi, karşıt düşüncelere açık olurlardı.

Hadis te zaten 'Bilselerdi yapmazlardı' diyor. Gerçekten bilmiyorlar çünkü bilselerdi böyle olmazlardı, böyle yapmazlardı; hele ki devlet bekası için bile olsa bebek, çocuk öldürmenin Türklüğe de, dine de, Müslümanlığa da, insanlığa da, akıla-mantığa da aykırı olduğunu bilirler ve kundaklarındaki öz bebek kardeşlerini, 3-5 yaşındaki çocuk kardeşlerini, 3-5 yaşındaki çocuk torunlarını, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş barbar, vahşi Osmanlı hanedanlığı ruhunu, dünyasını, hayatını baştaçı etmezlerdi.

Zaten felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile değil de siyaset ile yönetilen bir ülkede de; özel sektörün okul, üniversite açabildiği, eğitim verebildiği bir ülkede de gerçek, doğru okul ve üniversite; ve gerçek, doğru öğretim-eğitim yok demektir ki zaten okulların, üniversitelerin hallerine bakıldığında düşünür(filozof), alim, alime, bilge yetiştiren yerlerden çok manken, modacı, özel sektöre eleman yetiştiren yerlere benzediği görülür ya da anlaşılır; bu açıdan örnek ki son 20 yıla bakılmalı ve şu soruya yanıt(cevap) aranılmalıdır: Acaba bu ülkede son 20 yılda kaç düşünür, alim, alime, bilge çıkmıştır okullardan, üniversitelerden, ve kaç fahişe, kaç sütyen-külot/bikini/mayo ortalıkta gezen çıplak, ve kaç uyuşturucu bağımlısı? Bir ülke, ve bir ülkedeki hakkında(konusunda) yalnızca bu iki açı bile yeterli bilgi vermeye yeter. Gerçek, doğru bir ülkede yani felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulu bir ülkede ve eğitimde ortalığı ancak düşünürler, alimler, alimeler, bilgeler sarar; felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne aykırı kimseler, yollar, haller, durumlar ve hayatlar değil.

İnsanlar her konu üzerine konuşabilirler ancak insan, toplum ve insanlık üzerine konularda ancak bilim, felsefe, ve Din hadisileri'ni bilenler konuşmalıdır. Gerçek, doğru demokrasi seçim sandıkılarında(sandıklarında) değil; felsefede, bilimde ve Din hadisileri'ndedir. Bu nedenle tüm Türkiye de, tüm dünya da, tüm insanlık ta felsefede, bilimde ve Din hadisileri'nde birleşmelidir.

Atatürk'ün bu ülkeye en büyük katkısı şunlardır: Vatan, bilim ve Türkçe. Bunların toplamına ise özgürlük denir.

Atatürk'e, Kurtuluş savaşı'na hakaret edenlere saygı gösterenlerin Türkçe adına da, felsefe adına da, bilim adına da, din adına da, İslamiyet dini inançı adına da, Türkiye adına da bir düşünür, alim, alime, bilge, uzman, önder, lider havasında konuşmaya hiç hakları yoktur; seçim sandıkıları hiçkimseye bu hakkı vermez, bu hakkı ancak felsefe, bilim, ve Din hadisileri insanı olmak verir. Seçim sandıkıları siyasetçi, iktidar yapar ancak düşünür, alim, alime, bilge, uzman yapmaz. 


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 25.3.19/09.17


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019
Daha Ne kadar? Felsefe 16.04.2019
Yeni dünya şekillenmesi ve Türkiye Felsefe 05.04.2019
zamanı bilemedim Felsefe 05.04.2019
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018