KRİZ Mİ? SEÇİM Mİ?

Kısa bir aradan sonra gündemi değerlendirmeye devam ediyoruz.

Aslında seçim sürecine girilmiş bir ortamda iken ne söylesek ne anlatsak taraflı görülecek ya da yanlış anlaşılacak, bu farkındalık ile dilimiz döndüğünce doğruları anlatmaya çalışacağım.

Ülke olarak ekonomik zorlukların peşi sıra geldiği aşikâr fakat bunun anlaşıldığı ya da önlem alındığı bu kadar aşikâr değil maalesef.

Enflasyon ile top yekûn mücadele sloganı ile çıkılan yolda başarılı olunamadığı en yetkili ağızlarca da kabul edildi maalesef, hemen bu konunun peşi sıra ikinci hamle tanzim çadırları oldu.

Tanzim çadırları tüm illerde yaygın hale gelememesiyle beraber tanzim çadırlarının devam sürelerinin de çok uzun olmayacağı daha şimdiden belli oldu. Bunun en büyük nedeni zararına satışların sürdürülebilir olmamasıyla beraber her gün bu zararı karşılayacak finansmanın imkânsızlık derecesinde zor olacağının herkes farkında.

Kesin çözüm bulmak yerine yara bandı kullanarak bu işler düzelmeyeceği belli iken her geçen zaman altın değerinde iken bu kadar boş vermişlik ileri de çok daha ciddi problemleri ortaya çıkartacaktır. Kanser hastasına ilaç olarak aspirin verip ölmesini beklemek ile aynı şey, ağır ağır ölümümüzü bekliyoruz.

Mazotun litresinin 6 tl yi geçtiği, gübre ve tohum fiyatlarının bir önceki yıla göre 2 kat arttığı ortamda ucuza ürün elde etmek mümkün değil. Oysaki bunlar tanzim çadırlarından çok daha kolay ve uzun vadeli çözüm sunacak projeler, yıllardır bekleyen hal yasası ve ötelenen tarım politikaları ile verimli arazilere verilen vurdumduymaz imar izinleri bu sonu kaçınılmaz hale getirdi.

Maalesef kriz yok demek ile krizin bertaraf edilemeyeceğini acı bir tecrübe ile bir kez daha öğreniyoruz.

2. konumuz ise iyiden iyiye her yerde konuşulan seçim sonuçları;

Öncelikle her seçimde olduğu gibi mutlak favori Ak parti olacaktır. Bunun en büyük etmeni de tabi ki sadece adı olan muhalefet partileridir.

Bu noktada şu ayrıntıya dikkat çekmekte fayda var; ne olursa olsun Türkiye de en büyük muhalefet ekonomidir. Türkiye’nin seçim tarihine baktığımızda ise ekonomik zorluklardan sonraki seçimler de baştaki parti daima oy kaybına uğramıştır; örneğin Turgut Özal’ın ANAP’ı, Bülent Ecevit’in DSP’si, 2008 yılındaki Erdoğan’ın Ak partisi hepsi de oy kaybı yaşamıştır bu seçimde de Ak Partinin oy kaybı yaşaması kuvvet ile muhtemeldir.

Şuan ki görüntü de Ak Parti’nin 2009 yerel seçimler deki oyu olan %38 in üzerine çıkması biraz olasılık dışı görünüyor.

Son olarak halk yerel seçimlerde mutlaka adaylara dikkat ediyor ve parti fark etmeksizin adaylar ciddi oy potansiyeli barındırıyor.

3. ve son gündemimiz yeni kurulacağı iddia edilen partiler. Herkes pusuya yatmış Ak Parti’nin seçimlerde alacağı oy oranına odaklanmış olarak bekliyor. Bu süre zarfında da kasıtlı haberler yaptırılarak toplumun nabzı ölçülüyor.

Parti kuracağı söylenen iki isimden biri olan Ahmet Davutoğlu’nun kuracağı parti daha önce İdris Naim Şahin ve Abdüllatif Şener’in yaşadığı son ile aynı olacak, kendi stratejik derinliğin de kaybolup değerli yalnızlaşacaktır.

Abdullah Gül her zaman ki gibi orta yolu izleyip etliye sütlüye karışmadan kendisi için hangi durum karlı ise onu seçecektir.

Şuan net bir durum olmadığı ve olaylar çok sıcak olduğu için erken konuşmamakta bekleyip görmekte fayda olacağını düşünüyorum.

Yazımı Bedri Rahmi EYÜPOĞLUNUN hepimizin hayatına şiar edinmesi gereken şiirinden bir kesit ile bitiriyorum:

En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Ana avrat dümdüz gideceksin

En azından üç dil

Çünkü sen ne tarih ne coğrafya

Ne şu ne busun

Oğlum Mernus

Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ASIL BEKA: EKONOMİ Politika 10.03.2019
TÜRKİYE, YOZLAŞMA VE İNANÇSIZLIK Politika 13.01.2019
ERDOĞAN’A RAĞMEN MÜMKÜN MÜ? Politika 12.01.2019
TÜRK EKONOMİSİNİ 2019 YILINDA NE BEKLİYOR? Politika 05.01.2019
VAH VAH VAH! Politika 03.01.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Hedef Türkiye Politika 22.03.2019
Terör 5 Politika 19.03.2019
ŞEHİR PLANCILARI ODASI BAŞKANI  KİMİ KINIYOR ?! Politika 18.03.2019
Komplo Teorisi Politika 09.03.2019
Beka mı, “Zeka” mı? Politika 07.03.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.