Kanser

Değerli dostlar kanser sözcüğünü son zamanlarda çok daha fazla duymaktayız. Maalesef günümüzde hepimizin kanserden ölen yada kanser teşhisi konan bir yakını bulunmaktadır.

Kanser, geçmişe oranla arttı ve günden güne de rakamlar artmakta; bu sayı katlanmakta. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, geçen yıl dünyada 18,1 milyon insana kanser teşhisi konulurken, 9,6 milyon insan da kanserden hayatını kaybettiğini belirtiyor. Ana nedenleri

1.Sigara ve aşırı alkol kullanımı,

2.Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,

3.Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,

4.Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)

5.Bazı virüsler, (HPV, Hepatit)

6.Hava kirliliği.

7.Radyasyona maruz kalma,

8.Kötü beslenme alışkanlığı

Kanser, sağlıklı olduğu düşünülen bir hücrenin normal davranışlarını düzenleyen mekanizmaların bozulması sonucu oluşur. Günümüzde bu mekanizmanın bozulmasını sağlayan çok sayıda faktör (Çevre, kötü beslenme, sigara, obezite, güneş vs...) var. Bu nedenle günden güne kanser vakalarının sayısı artıyor. Dünya Kanser Raporu'na göre, 2030 yılında kanser birinci ölüm nedeni olacak. Kanser vakalarındaki artış yüzde 50'yi bulacak ve her yıl 15 milyon kişi kansere yakalanacak. İlk üç öldürücü kanser içinde akciğerin yüzde 17.8, midenin yüzde 10.4 ve karaciğerin yüzde 8.8 oranında görüldüğünü belirten Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, yaşlanmanın da kanser artışında etkili olduğunu söylemiş.

Türkiye'de kanser oranı nedir?
Türkiye'de bu artışın üzerinde bir artış söz konusudur. Bunun nedeni son yıllarda kanseri aktif olarak toplamamızla ilgilidir. Kanser verileri sağlıklı tutuldukça sayısal bir artış da öne çıkıyor. Hemen her ülkede nüfusun yüzde 20 kadarı aktif kayıtçılıkla kanser kaydı yapılıp ülke geneli hakkında hız hesaplanmaktadır. Ülkemiz için beklenen hız 100 binde 160-180 kadardır. Oysa şu andaki hız 100 binde 140'tır. Sonuçta ülkemizdeki kanser artıyor. En önemli faktör de sigaradır. 

https://www.google.com/url?sa=i&source=images&cd=&cad=rja&uact=8&ved=2ahUKEwiTht2vhbjgAhXR_KQKHYTqDyMQjRx6BAgBEAU&url=https%3A%2F%2Fwww.drozdogan.com%2F2017-abd-kanser-istatistikleri-ve-dusundurdukleri%2F&psig=AOvVaw0L9vUrmMyMoWhl3Z3cHRbX&ust=1550124357592487

 

Nasıl olurda bunun tedavisi bulunamaz; İşin tuhaf yanı ; Dr. Hamer Avrupa’da sayısız kanser vakasını iyileştiren “Yeni Germanik Tıp" (Germanische Neue Medizin) yöntemini icat eden kişidir. Sayısız karalama kampayanları sonucu Doktorası ve çalışma izni elinden alınmıştır. İsrail’de ise kanser hastalıkları nedense son derece nadir görülmektedir. Ulusal kanser kayıt merkezinden Dr. Micha Barchana’nın açıklamasına göre; İstatistikler İsrail’deki kanser vakalarının ve kanserden ölenlerin sayısının dikkat çekici bir biçimde giderek azaldığını gösteriyor. İsrail’de: 2009 yılında 118 kişi kanserden öldü 2013 yılında 96 kişi kanserden öldü 2020 yılında ise sadece 78 kişi kanserden ölecek Bu hesaba göre İsrail’de 366 günde 152 kanser ölümlerinin sayısı 1 günde 0,4 oranındadır, yani oldukça düşük. Bu ölüm oranlarının çoğunun Arap kökenli İsrailli ve Yahudi olmaması dikkat çeken unsurlardan biri. Bu durum yahudi kökenli İsraillilerin ölüm oranın çok daha az olduğunu gösteriyor. (Kaynak: Gesundheit Berlin Brandenburg).

Peki İsrail’de kanser nasıl tedavi edilir? - Cevabı çok basit, yıllardır alternatif tıbbın ve meslek ahlakı olan doktorların savunduğu fakat ciddiye alınmayan yöntemler ile tedavi ediliyor. Bunlardan bir kaçı: - bitkisel kürler ve kolloidial gümüş suyu ile vücudun zehirlerden tamamen arındırılması (detoksifikasyon) - sağlıklı beslenme (hayvansal gıdalar olmaksızın bazik besinler diyeti) - bioenerji tedavisi ile vücudun titreşim ve elektromanyetik akımı dengelenerek ruh ve beden sağlığının onarılması Bizler ise önce kendimizi ilaç lobisinin mezbasına teslim edip, kemo / ışın terapileri gibi yıllardır tartışılan ve bugüne kadar kanser hastalığına olan faydası ispatlanamayan, kaş alırken göz oyan, dehşet tedavi yöntemleri ile bedenimiz çürümek üzereyken kısacası çaresiz kaldıktan sonra bu tür yöntemlere başvuruyoruz. Geç kaldıktan sonra da alternatif tıpta ki bedene zarar vermeyen, zehirlemeyen ve bedeni onaran gerçek tedavi yöntemleri "işe yaramadı" olarak kayıtlara geçiyor. Bu durum ilaç lobisinin işine geliyor, ve üzerine bilinçli eklenen çeşitli karalama kampanyaları ile kanseri iyileştiren birçok etkili yöntem arka plana itiliyor…   Ayrıca kanser tedavi ilaçları ateş pahası vede ithal ediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ayağımıza pranga vuruyorlar” dediği bürokrasi ilaç konusunda savunma sanayiindeki milli ve yerli refleksi gösteremeyince ilaç pazarı ABD ve Avrupalı ilaç firmalarının eline geçti. Türkiye ilaca yılda 25 milyar TL harcıyor. En çok ciro yapan 100 ilacın 95’i ithal. 100 üründen yılda 7 milyar TL kazanıyorlar.

100 üründen 95'i ithal   ..İlaç konusundaki kuşatmanın en önemli göstergesi ilaç pazarı. Türkiye’de kamu tarafından ödenen ve en çok ciro yapan ilk 100 ürünün 95 tanesi ithal veya lisanslı. En çok ciro yapan ilk 10 üründen ise sadece 1 tanesi yerli. Satılan ilaçların 7 milyar 016 milyon 742 bin 172 lirası ilk 100 ilacı üreten firmalara gidiyor. Bu ilaçların ithal ve lisanslı olan 93’ünün aldığı pay 6 milyar 631 milyon 094 bin 813 milyon TL. Geriye kalan 5 yerli ilacın aldığı pay ise 385 milyon 647 bin 359 TL. Yani en çok satılan ilk 100 ürünün cirosunun yaklaşık sadece yüzde 5’i yerli ilaç sanayicilerin cebine giriyor.

 

100 üründen 95'i ithal

İlaç konusundaki kuşatmanın en önemli göstergesi ilaç pazarı. Türkiye’de kamu tarafından ödenen ve en çok ciro yapan ilk 100 ürünün 95 tanesi ithal veya lisanslı. En çok ciro yapan ilk 10 üründen ise sadece 1 tanesi yerli. Satılan ilaçların 7 milyar 016 milyon 742 bin 172 lirası ilk 100 ilacı üreten firmalara gidiyor. Bu ilaçların ithal ve lisanslı olan 93’ünün aldığı pay 6 milyar 631 milyon 094 bin 813 milyon TL. Geriye kalan 5 yerli ilacın aldığı pay ise 385 milyon 647 bin 359 TL. Yani en çok satılan ilk 100 ürünün cirosunun yaklaşık sadece yüzde 5’i yerli ilaç sanayicilerin cebine giriyor.

 

 

İlaçta yerli sanayinin önünü açılmalıdır,  Yerli ilaç üreticilerine ‘ucuza üret’ baskısı yapılmakta Türkiye Eczacılar Birliği eski Başkanı böyle demiş. Halbuki bizim baskı yapmamız gereken yer ithal ilaç üreticileri olmalı. Esas sorun oradadır., kafamızı oraya çevirmeliyiz. İthal ilaca karşı yerli üreticileri desteklemeliyiz.

Üretimi kolaylaştırmalıyız ve ruhsat sorununu çözmelidir.  Türkiye AB ülkeleri içinde ilacın en ucuza satılan ülke olduğunu, ülkemizin OECD ülkeleri içinde de en ucuz ilaç temin edilen yer olduğunu söyledi. İlaç konusunda sağlık otoritesi olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun yerli üreticilere kolaylık sağlaması gerekir, yerli ilacın önündeki engellerin bir an önce kaldırılması gerek. Sağlık alanında uluslararası tekellere bağımlı hale dönüşmenin çok ciddi bir kriz olduğunu unutmayalım “Ilaç bulamama, getirememe gibi durumlar ortaya çıkar. Böylece ilaçla tedavi olan hastaların tedavi süreçleri tehlikeye girer. Sağlığın tehlikeye gireceği her durum başlı başına bir sıkıntıdır. Bu sorunu çözecek adımlar atmak lazım. Ülkede patenti dolmuş ilaçlar takip edilerek Türkiye’deki üreticiye ruhsatını hemen vermek lazım. İlaçların Türkiye’de üretilmesini sağlaması lazım. Üretim sağlanırken en azından birkaç sene piyasada kalmasını cazip hale getirmek ve ruhsatlandırmayı geciktirmemek gerek Türkiye’de üretilmeyen yüksek teknolojili ilaçların üretimi için devlet teşvikinin şart. Artık ivedilik ile ilaç lobisi konusuna el atılmalıdır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Neden Tanzim Satışı ? Politika 06.03.2019
BEBEĞİ'Nİ ÖLDÜREN ANNE Kadın / Aile 21.02.2019
Kabe-i Şerif'in Çatısındaki Pislik'ler Politika 18.02.2019
Seçim Sathı ve Adalet Politika 12.02.2019
Dünaya'da Kaliteli Eğitim Sıralaması Eğitim 28.01.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
CEPTELEFONU KAMERASI İLE KARACİĞER TESTİ ÖNERİM Sağlık 21.04.2019
ŞEHİR HASTAHANESİ İMİŞ Sağlık 29.11.2018
Sapık İhtiyarlar, Kart Horozlar ve Cinli Zamanlar Sağlık 25.11.2018
SAĞLIKLI KİLO VERMEK Sağlık 07.01.2018
Dâhiliye Doktoru (Denizli) Sağlık 23.09.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.