AKP'CİLERİN ANLAYAMADIKLARI ÇANAKKALE SAVAŞI

Kurtuluş savaşı'na, Lozan anlaşması'na aykırı söylemler; Çanakkale savaşı zaferini anma yıldönümülerinde(yıldönümlerinde) Atatürk'ü anmaktan kaçınan söylemler; Atatürk hakaret eden medyatik kişilere Akp genel başkanından Diyanet başkanına, birzamanlar(bir zamanlar) Genelkurmay başkanlığı yapmış, şimdi ise Savunma bakanı olmuş kişiye kadar saygı, sevgi ziyaretleri... Tüm bunlar Akp'cilerin Kurtuluş savaşı'nı da, Lozan anlaşması'nı da, Çanakkale savaşı'nı anlamadıklarına kanıtlar.

Çanakkale savaşı ile ilgili 'Gelibolu' adlı belgeseli izledim; genelde savaşın ne insanlıkdışı birşey olduğunu, özelde ise Çanakkale savaşı'nın ne insanlıkdışı koşullarda geçdiğini(geçtiğini); ve Mustafa Kemal'in Anzac'lar için 'Onlar bizim de evlatlarımız' sözünün ne anlama geldiğini, bu sözü neden söylemek zorunda kaldığını gösterdi; yani o koşullar bir hapishanede ya da esir kampında olsa idi İnsan hakları mahkemesi dava açardı; insan o belgeseli bile izlemeye dayanamıyor, ya bir de o savaşı yaşamış olanlar?

Ancak belli ki Akp'ciler ya da Osmanlıcılar Çanakkale savaşı'nı hala anlayamamışlar. Çünkü anlamış olsalardı:
1- Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' sözüne karşı bir hal içinde olmazlardı örnek ki özü İslam dünyasına Haçlı savaşı açmak olan işgalci Abd'nin Büyük Ortadoğu projesi'ne(Bop) adlı savaş araçına(aracına), savaş tutkusuna eşbaşkanlık olmazlardı.
2- Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' sözüne karşı bir hal içinde olmazlardı örnek ki amaçı(amacı) dünyayı 'fetih' adı altında elegeçirmek(ele geçirmek), işgal etmek olan Osmanlı imparatorluğu'nu savunmazlardı, övmezlerdi, baştaçı etmezlerdi; sultan isimlerini orayaburaya(oraya buraya) koymazlardı.
3- Çanakkale savaşı zaferi yıldönümülerinde bile Atatürk'ün adını anmaktan kaçınmazlardı.
4- Düşman askerleri için bile 'Onlar bizim de evlatlarımızdır' diyen Mustafa Kemal'in bu insani haline karşılık; siyasi, demokratik, seçimsel muhalefete bile düşmanlık içinde olmazlardı, hakaretler etmezlerdi.

Oysa Çanakkale savaşı'nı Atatürk tek bir sözle özetlemişdi: 'Yurtda barış, dünyada barış'. Çünkü genelde savaşlarda, özelde ise Çanakkale savaşı'nda insanlığın düştüğü içler acısı hali yaşamışdı, görmüşdü(görmüştü), ve bu nedenle de düşman askerleri için 'Onlar bizim de evlatlarımız' diyebilmişdi, düşman askerlerinin ailelerine.

Evet Mustafa Kemal başkomutandı; savaşın tam ortasında, tam içinde, tam göbeğinde. İşte bu nedenle ki 'Yurtda(Yurtta) barış, dünyada barış' ve 'Onlar bizim de evlatlarımız' diyebilmişdi; ulusal kurtuluş, ulusal özgürlük için bile olsa savaşı desteklemek, savaşın yanında yer almak, ve vatana düşmanları bile hakir görmek yerine.

Belli ki Akp de, Akp'ciler de henüz, hala ne savaşı ne Çanakale savaşı'nı anlayabilmişler değil bir durumdalar.

Halk oyuları(oyları) iktidar yapabilir ancak özgür yapamaz çünkü gerçek özgürlük yalnızca felsefede, bilimde ve dini tanımlayan Din hadisileri'ndedir.

Gerçek ki, kuşkusuz ki 'devlet bekası' kılıfı, saçmalığı altında; kundaklarındaki öz bebek kardeşlerini, 5-10 yaşındaki öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, kendi öz evlatlarını bile öldürtmekten çekinmeyen bir Osmanlı hanedanlığı'nı, Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) baştaçı edenler, övenler Kurtuluş savaşı'nı da, Çanakkale savaşı'nı da, Atatürk'ü de, demokrasiyi de, laikliği de, dini tanımlayan Din hadisileri'ni de, özgürlüğü de, medeniliği de, medeniyeti de anlayamazlar çünkü bebekleri, çocukları, anneyi, babayı, evladı öldürmek Türklükte de, İslamiyet'te de, insanlıkta da yoktur; kuşkusuz ki onların gideceği tek yer Atatürk düşmanlığı, demokrasi düşmanlığı, laiklik düşmanlığı ve ne Türk olan ne Müslüman olan Osmanlı hanedanlığı olacaktır.

Gerçek ki Türk olanlar Atatürk'ü severler, sayarlar, baştaçı ederler. Atatürk düşmanlığı yalnızca akıl ve ruh sağlığı sorunu değil Türk olmamaktır da; üstelik te Atatürk 'Ne mutlu Türküm diyene' ve 'Türküm diyen herkes Türktür' demiş olmasına karşın(rağmen) yani Atatürk düşmanlığının içeriği, ne olduğu zaten bu iki sözde özetlenmiştir yani Atatürk düşmanlığı gerçekte yalnızca Atatürk'e, Türkiye'ye değil tüm insanlığa ve dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine de düşmanlıktır.

Atatürk'e ihanet Kurtuluş savaşına da, Çanakkale savaşı'na da ihanettir.

Hadis 'Bilselerdi yapmazlardı' diyor; Atatürk düşmanlığı yapanlar da Türk ya da dürüst olsalardı ya da dini tanımlayan Din hadisileri'nden yani gerçek dinden anlasalardı Atatürk düşmanlığı yapmazlardı.

Türkiye'nin ve insanlığın iki düşmanı vardır: 1- Dini tanımlayan Din hadisileri'ne düşmanlık içinde olmak, 2- Atatürk'e düşmanlık içinde olmak. Bu iki düşmanlık içinde olanlardan ya da bunlardan biri içinde bile olanlardan uzak olmak gerekir.

Eğer zaten onlar İslamiyet'ten ya da dinden ya da Din hadisileri'nden anlasalardı; İslamiyet ya da din ile ilginin kundaklarındaki bebek kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanıları(sultanları) ile değil Mustafa Kemal Atatürk ile ilginin daha çok olduğunu anlarlardı; Atatürk'te nefs vardı ancak Atatürk kundaklarındaki bebekleri, çocukları, kardeşlerini, annesini, babasını taht için, devlet bekası için öldürtmedi, ve haremi de yoktu ve dünyayı elegeçirmek için saldırmadı, yaşamadı en azından. Yani akıl var, mantık var, din var, insanlık var.

Haddinizi bilin, haddinizi bilin ey Atatürk düşmanıları yoksa yalnızca felsefeden, bilimden, mantıktan, akıl ve ruh sağlığından değil; dini tanımlayan Din hadisileri'nden de, İslamiyet'ten de, dinden de, insanlıktan da uzak olduğunuzu asla anlayamayacaksınız.

Türkiye için de, tüm dünya için de tek doğru yol, tek çözüm, tek kurtuluş dini tanımlayan Din hadisleri'nde birleştirmektir çünkü Din hadisileri insan için de, insanlık için de en doğru tek şeyin özetidir.

Evet; Akp'ciler gerçekte Kurtuluş savaşı'nı da, Çanakkale savaşı'nı da anlamıyorlar; anlamış gibi yapıyorlar yalnızca.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 19.3.19/08.41


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CÜBBELİ AHMET DİN SİYASET VE DEVLET BEKASI Felsefe 21.08.2019
BU ÜLKEDE TÜRKİYE NEREDE? Şiir 20.08.2019
TÜRKİYE'Yİ KURTARMAK SAVIM Felsefe 19.08.2019
GENELEVLERE SES ÇIKARMAYANLARIN TACİZCİLERİ LİNÇ ETMEYE KALKMALARI Felsefe 18.08.2019
MEHMETÇİK VAKFI'NIN TUHAF REKLAMI Felsefe 17.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019
ARGÜMANTASYONU ŞEKİL OLANIN İKİ DÜNYASI BERBAT OLUR Felsefe 18.06.2019