BİLGELİK ENSTİTÜSÜ VE BİLGELİK

Ülkemizde de, öteki ülkeler de 'Bilgelik' diye ortaya çıkanlar var, para ile bilgelik öğretenler var, bilgelik belgesi(sertifikası) verenler var, bilgelikin b'sini bile bilmemelerine karşın. 21. yüzyılda bilgelike bu ani ilgi acaba neden?

Bilgelik ülkemizde ve dünyada hala öylesine yanlış bilinmekte, yanlış anlaşılmakta ki Bilge Kağan, Dede Korkut, Mevlana, Yunus Emre bilge sanılmakta; Himalayalar'dan gelen turunçu(turuncu) giysililer bilge sanılmakta, herkes canının istediğine 'bilge' demekte, öyle ki Türkiye'de bir ilçede kaymakamlık ve müftülük üniversite mezunu bile olmayan genç kızlara bilgelik eğitimi verilmiş ve ödül olarak ta(da) umreye gönderilmişler. Şunu bilmek gerekir: Dünyada hiçbir devlet ve dini inanç asla bilgelik öğretemez, öğretebilseler zaten herşeyden önce bilimsel olurlardı oysa her devlet bilimle değil siyasetle yani bilimdışılıkla yönetilmekte.

Belli ki bilgelik yaşam koçluğu ya da Dede Korkut gibi birşey sanılmaktadır.

Bu yazımın amaçı(amacı) bilgelikin(bilgeliğin) ülkemizde ve dünyada hala yanlış anlaşılmakta olduğu konusunda bilgilendirmektir. Bilgelik öğretmek için, önce bilge olmak gerekir; bilge olmak için de önce bilgelikin ne olduğunu bilmek gerekir; ve bilgelik konusunda yani bilgelik olarak bilinen şeyler yanlıştır.

Bilgelik konusunda öncelikle şu üç şeyi bilmek gerekir: 1- Bilgelik pısikoloji(psikoloji) ile ya da pısikoloji bilimi/ilimi/ilmi ilgili ya da sınırlı birşey değildir; öncelikle felsefe(düşünbilim/düşünme bilimi) ile ilgili birşeydir. 2- Bilgelik parayla, sertifikayla, diplomayla, belgeyle öğretilemez ve olunamaz. 3- Bilgelik felsefeden başlayıp bilimin her dalı ile devamn edip dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine ulaşan bir dünyadır.

Bilgelik sanılmakta ki bilgece laflar etmektir, güzel sözler söylemek, doğru sözler söylemek, hoş sözler söylemek, insanları sözlerle mutlu etmek, düşünce ile mutlu olmak gibi şeylerdir. Oysa dinin nasıl ki gizli bir tarihi var; bilgeliğin de öyle gizli bir tarihi var; gizli yani özde; yani gerçekte ne din bilinen dindir, ne bilim bilinen bilimdir, ne felsefe bilinen felsefedir, ne pısikoloji bilinen pısikolojidir, ne bilgelik bilinen bilgeliktir; bunların bilinen halileri(halleri) ancak şimdiye kadar algılanmış, ve algılanmakta olan halileridir.

Bilgelik yalnızca ne felsefe, ne bilim, ne din ile anlaşılamaz; bunların tümü de zorunludur.

Bilgelik entitüsü diye bir enstitü kurulmuş, 2006 yılında. 4 bayan, 2 bay uzmanı var, üniversite pısikoloji bölümü mezunularına bilgelik eğitimi veriyormuş; eğitim verenlerin tümü de pısikoloji alanında uzman yani en azından üniversite koşulu var. Fotoğraflarına bakıldığında ilk göze çarpan şey mutluluk; bayanların fotoğraflarına bakıldığında bir de moda var. Oysa bilgelik yani felsefe demek mutluluk demek değildir, ve modayı dışlar; yani bilge olmak demek pısikoloji bilmek ya da pısikolojiyi iyi bilmek ya da bilgelik konusunda bir belgeye sahip, sahipe olmak demek değildir; bilgeliğin kuralılarına(kurallarına) uyan bilge olur örnek ki Müslümanlığın kuralılarına uyanın Müslüman olması gibi, yani 'Gelin bana para verin, sizi Müslüman yapayım, size Müslümanlık belgesi vereyim' diyen biryer var mı; bilgelik din gibidir de, yani örnek ki siyasi parti ya da meslek kursu gibi değil yani bilgelik doğru ve iyi insan olmaktır ki bu da parayla, belgeyle olacak birşey değil.

Bu enstitü internet sitesinde demiş ki 'Günümüzde artık bilgiye ulaşmak çok kolay. Herkes cep telefonu ile bile dünyanın en saygın üniversitelerine girip derslerini makalelerini takip edebiliyor. Bu nedenle önemli olan bilmek değil yapabilmek. Yapabilmenin son noktasına da Bilgelik diyoruz. Bildiğimizi yaşamıyorsak bilgi bize sadece yüktür. Uygulanmayan bilginin hiçbir yararı yoktur. Bu nedenle enstitümüzdeki temel amaç, uygulanabilir bilgiler üretip bunları meslektaşlarımıza en iyi şekilde öğretmektir.' Bilgelikte asla böyle birşey olmaz; bilgelikte üstün olan şey 'yapabilmek' değil; 'bilmek ve olmak'tır; bilgelik 'yapabilme'nin değil, 'bilme'nin son noktasıdır ki bu da zaten genel inziva ile noktalanır yani hem hayatın içinde cıvılcıvıl(cıvıl cıvıl) yaşayıp hem de bilge olunmaz. Bilgelikte amaç yaşamak değil olmaktır, bu nedenle bilgelikte bilgelikin bilgisi yük değil amaçtır. Belli ki bu enstitü de bilgeliği bilgi olarak sanmakta. Kuşkusuz ki bilgelik gereksiz bilgileri içermez ancak sonsuz bir merak, öğrenme, araştırma, inceleme, düşünme süreçi(süreci) içerir, öyle ki bilgelik gecegündüz, tatilsiz, sürekli, her konuda düşünmektir, düşünsel çalışmadır tıpkı 24 saat ve hergün açık hastahaneler gibidir bilgelik; bu nedenle sürekli bir düşünme özelliği yanında, sürekli bir yazma özelliği de içerir bilgelik çünkü insanlığın çok sayıda düşünsel sorunu vardır ve bunlar henüz çözümlenmemiştir yani bilge örnek ki bir ülkenin hükümdarı, devlet başkanı gibidir, sürekli halkını, ülkesinin sorunlarını düşünen ve çözmeye çalışan yani bilge kendisini ülkesinin yöneticisi, devleti gibi sorumlu hisseder her konuda.

Bilgelik ne yalnızca cehaleti aşmaktır ne yalnızca nefsi; bilgelik ikisini de aşmaktır. Yani hem bilimdışı şeylere inanıp hem bilge olunma ya da hem moda takılıp hem bilge olunmaz. Bilgelik üniversite okumuş olmayı yani bilimsel olmayı gerektirir çünkü bilgelik yalnızca 'olmak' değil, sürekli düşünce üretmektir, yanlışlara karşı sürekli savaşmaktır da. bilgelik yalnızca beyinsel zorluklardan geçmek değil, hayatın bedensel zorluklarından geçmektir de.

Gerçek ki ülkemizde de, dünyada da henüz felsefe, bilim ve din konusunda gerçekler, doğrular öğretilmemekte. Örnek ki felsefe diye felsefe bilimi değil felsefe tarihi yani felsefe mazisi öğretilmekte; bilim diye yalnızca bilim öğretilmekte alimlik, alimelik öğretilmemektedir; din diye Arabçılık, Osmanlıcılık, Akp'cilik öğretilmekte, dini tanımlayan Din hadisileri öğretilmemektedir; üniversite diye üniversite diploması verilmekte, meslek öğretilmekte ancak üniversite mezunu olmanın anlamı ve onuru yani düşünürlük(filozofluk), alimlik, alimelik, bilgelik ve doğru bilimcilik öğretilmemektedir.

Kuşkusuz ki felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden uzaklık doğru yerine ya doğruya eksik gitmektir ya yanlışa gitmektir. Yani örnek ki felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden yoksun, uzak bir hukuk ta, demokrasi de, laiklik te, eğitim de, sanat ta, sıpor(spor) da, insan olmak ta yanlışa gider. Bu nedenle açık ki pısikoloji de yanlış içindir ki bunun en basit kanıtı bilimdışı şeylere inanan, modanın kölesi halindeki ve ahlaka aykırı giyinen pısikologlar, pısikiyatırlardır(psikiyatrlardır); gerçek ki bikini, mayo, mini etek, mini şort, daracık, açıksaçık şeyler giyip utanmayı yani zekanın, akılın, mantığın, ruhun, düşünmenin önemli bir bölümünü dışlamak ne felsefe, ne bilim, ne din, ne üniversite okumuşluk açısından doğru şeyler değildir; yani açık ki bilimdışı şeylere inanan ya da utanmayı dışlamış ya da Osmanlıcı ya da sigara, içki içen ya da takı takan ya da dövme yaptırmış pısikologların olduğu bir pısikoloji doğru yolda değil, yanlış yoldadır; ve nicel yani organik pısikoloji gerçek pısikoloji değildir. Yani bir pısikologa bakıldığında alim, alime izlenimi değil de modacı, manken ya da astrolog ya da medyum izlenimi uyandırıyorsa o gerçek ya da doğru bir pısikolog değildir, ezbere pısikologtur, yani biçim de özle eş olmalı, hayat bilimle eş olmalı; yani örnek ki Türkiyeli pısikolog yabancı sözcüklere yani Türkçenin zarar görmesine de, ülkenin bilim yerine siyasetle yönetilmesine de, gerici siyasi partilere de, ahlakı dışlamış siyasi partilere de, bilimselliği dışlamış siyasi partilere de, Atatürk düşmanı siyasi partilere de, Osmanlıcı siyasi partilere de, akıldışı-ahlakdışı modaya da, akıldışı-ahlakdışı sanatçılara-ünlülere, utanmayı dışlayan pılajlara da, astrolojiye de, medyada yandaşlığa da, bilimdışı eğitime de karşı çıkmalı; bu ülkede kaç pısikolg siyaseti eleştiriyor, pısikolog olan milli eğitim bakanı'nı eleştiriyor, pısikoloji cesur olmalı çünkü felsefe de, bilim de, din de, bilgelik te  korkak değil cesurdur yani önce pısikoloji 'bilimi' pısikoloji olarak sağlıklı olmalı yani önce pısikoloji doğru pısikoloji, sağlıklı, bilimsel olmalı, sonra bilgelike soyunmalı.

Gerçek ki gerçek bilgeliki de, gerçek felsefeyi de, gerçek pısikolojiyi de, gerçek dini de doğru öğreten tek kişi şu an benim; ve amaçım da insanlığa bunların doğrusunu öğretmek; ve bunu da bedava yapıyorum.

Gerçek ki felsefeden bilime, pısikolojiden dine, dünyada yeni bir çağ başlıyor. Atatürk Türkiyesi insanlarının tarihi, dünyayı değiştiremeyeceği gibi bir yanlış, sanı, aldanış, kibir var.

Korkmayın, hiç değer vermediğim gerçek bir üniversite diplomam var. Değer verdiğim şey üniversite diploması değil; üniversiteyi üniversite gibi, üniversite olarak; düşünür, alim, alime, bilge olmak için, bilim ve insanlık için okumak.

Bunları zevkimden ya da hava olsun diye ya da laf olsun diye yazmadım, zorunlu olduğu için yazdım. Doğru yolda olsaydınız ülkeniz de doğru yolda olmaz mıydı zaten; ben değil siz yönetiyorsunuz da.

Yani önce herşeyin doğrusunu öğrenin. Size öğretilenler doğru olmayabilir. Öyleyse karşıt düşüncelere açık olun.

Bilgelik zordur, dünyanın en zor işidir; öyle ki her sözcüğü açıklayabilmeyi, şiir yazabilmeyi, öykü yazabilmeyi, felsefe bilmeyi, din bilmeyi, teknoloji bilmeyi yani insanlığa yararlı ne varsa onlarla ilgilenmeyi gerektirir. Yani üniversite eğitimine, kurumuna, kültürüne  düşünürlük, alimlik, alimelik, bilgelik te eklenmeli artık yoksa üniversite tıpkı meslek lisesi gibi yalnızca meslek öğreten biryer olmaktan başka şey olmaz.

Bağımsız, özgür, bilimsel, dünya önderi, insanlık önderi bir Türkiye için de, insanca bir insanlık ve insanca bir dünya için de, Türklere egemen olan 'Yabancı hayranlığı'nı yok etmek için de, bilgeliğin hakkını korumak için de bunları yazmam gerekti.

Bana bilge deyip dememeniz önemli değil, umurumda da değil; önemli olan şey bilgeliğin ne olduğudur.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 17.1.19/06.34