DEVLET AKP'DEN DE TEMİZLENMELİDİR SİYASETTEN DE

Bir devletin toprak yani arazi sınırları değil içeriği önemlidir yani doğrunun ölçütü olan felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisileri üzerine kurulu, fındık kadar bir devlet; dünyanın yarısını kaplayan ancak felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulu olmayan bir devletten üstündür, büyüktür.

Atatürk'ün de, felsefenin de, bilimin de, dini tanımlayan Din hadisileri'nin de, tarihin de anlatmak istediği budur.

Fethullah Gülen örgütü yani Fgö; Fetö olmadan, Fetö ilan edilmeden yani darbe yapmaya kalkmadan önceden ordudan temizlenmeye çalışılmaya başlanmış medyadaki haberlere göre belliki(belli ki) yani demek ki Fgö darbe yapmaya kalkmasa da genelde ordudan, özelde ordudan temizlenecekmiş yani açık ki temizlenmeye çalışılmasa darbe yapmaya da gereksinimi olmayacakmış yani darbesizce yani seçimle başa gelecekmiş; neden; çünkü Fgö demokrasi karşıtı, laiklik karşıtı, Atatürk karşıtı bir düzen, devlet, ülke kurmak amaçlı imiş yani demek ki Fetö Fgö halinde iken de hukukdışı, yasadışı ilan edilmişmiş haklı olarak, doğru olarak.

Peki Akp'nin amaçı ne? Atatürk'e ve İnönü'ye 'İki ayyaş' denilmesi; 'Lozan zafer değil hezimet' denilmesi, 'Demokrasi tıramvaydır/tıramvaydır, istediğim durakta inerim' denilmesi, 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmeli' denilmesi, Osmanlı hanedanlığı'nın övülmesi, 'Komuta merkezim isterse amaça(amaca) ulaşmak için rahip elbisesi bile giyerim' sözü, Atatürk'e hakaret edenlere hasta ziyaretileri(ziyaretleri) onurlandırmak, Danıştay başsavcısına 'Sen kimsin ya?' demek, muhalefete düşmanca davranmak, heryerde Osmanlı ve Yeniçeri kültürü, Trt'yi adeta saran Osmanlı dizisileri(dizileri), 'Rabbim inşallah bizlere gerek Selçuklu'da gerek Osmanlı'da gerek Cumhuriyet'in kuruluşunda öncü olan liderlerle beraber yeni bir tarih yazmayı nasip etsin' demek gibi şeylere bakılırsa o da Fgö halinde birşey demokrasi ve laiklik yani Türkiye açısından değil mi, mantık olarak? 'Yeni bir tarih yazmak' nedir; bu sözü acaba Mehmet Akif Ersoy'un 'Allah bir daha bana İstiklal marşı yazdırmasın' sözüne zıtlık, aykırılık olarak mı düşünülmelidir çünkü Cumhuriyetin kuruluşu demek İstiklal marşı da demektir yani acaba Akp yeni bir devlet kurmaya çalışmakta mıdır yani Türkiye cumhuriyeti devleti'ni düşman mı görmektedir ki Fgö'nün de, Fetö'nün de yaptığı zaten bu idi yani Türkiye cumhuriyeti devleti'ni düşman görmek yani yerine demokrasi ve laiklik düşmanı yeni bir devlet kurmak; yani 'Rabbim inşallah bizlere gerek Selçuklu'da gerek Osmanlı'da gerek Cumhuriyet'in kuruluşunda öncü olan liderlerle beraber yeni bir tarih yazmayı nasip etsin' sözü tehlikeli bir sözdür.

Bugün yani 13.1.2019 tarihinde, Ulusal kanal adlı televizyon kanalında, Sebahattin Önikibar anlattı; bir genç bir devlet işine giriş sınavında 50 bin kişi arasından 11. olmuş, mülakatta gençe(gence) yalnızca isimi(ismi) sorulmuş ve genç mülakatı kazanamamış; genç ve babası ikigözükiçeşme(iki göz iki çeşme) ağlıyormuş. Ve ortalıkta; işe girişlerde 'liste'ler savı varmış;Fgö ya da Fetö de yanı şeyi yapıyordu. Yani bakın; böyle devlet olmaz, böyle Türkiye cumhuriyeti devleti hiç olmaz çünkü doğru devlet te, Türkiye devleti de siyasi yandaşlık üzerine, haksızlık üzerine, adaletsizlik üzerine değil Atatürk'ün dediği gibi bilim ve ahlak üzerine kuruludur.

Siyasette de, ekonomide de, hukukta da Akp aleyhine çok ciddi savlar var. Türkiye cumhuriyeti devleti böyle savlarla var olamaz. Türkiye cumhuriyeti devletine de, her devlete de felsefenin, bilimin, ve Din hadisileri'nin ak dünyasından insanlar gereklidir.

Akp 'Fetö Türkiye'nin başına İran'daki Humeyni devrimi gibi gelecekti' dedi; acaba Akp de Osmanlı yani padişahlık gibi mi gelmek istiyor?

Fetö Fgö halinde iken 'Ne istediniz de vermedik?' deniliyordu; Akp'nin demokrasi, laiklik, Türkçe, bilimsellik, Atatürk karşıtı haline bakılınca 'Akp de demokrasi ve laiklik yani Türkiye cumhuriyeti açısından henüz Akp halinde mi acaba?' diye düşünülmeden olmuyor doğrusu değil mi? Zaten Fgö zamanı Akp Yargıtay başsavcısınca 'Laiklik karşıtı odak haline gelmiş olmak' ile suçlanmamış idi ki laiklik demek zaten demokrasi demektir, demokrasinin yani Atatürkçü düzenin yani Türkiye cumhuriyeti devleti'nin çekirdeği, özü demektir.

Akp 'Ben demokrasiye ve laikliğe yani Türkiye cumhuriyeti devleti'ne, Atatürkçü düzene karşı Fgö'den' ya da 'Fetö'den daha kurnazım?' demek mi istiyor acaba?

Ve savlara göre Akp de devletin her kurumunu elegeçirmiş; Akp yanlısı olmayanlar devlet kurumularında işe alınmıyormuş; bu sav doğru ise devlet adına da Türkiye adına da vahim, tehlikeli, korkunç bir haldir. Yani kaç devlet kurumu yöneticisi, başı 'Ben Akp'li, Akp'ci değilim' diyebilir acaba? Bakın; Chp'li ya da Chp'ci olmak ta çözüm değil ve doğru değil çünkü bir devlet siyasi parti değil ancak felsefe, bilim, ve Din hadisileri olmalıdır; yani 'Akp gitsin de yerine Chp ya da başka bir siyasi parti gelsin' yaklaşımı da doğru değildir çünkü devlete egemen olması gereken doğru tek şey felsefe, bilim, ve Din hadisileri'dir.

Devlet kurumuları yalnızca felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile dolmalıdır, yönetilmelidir yoksa demokrasi zafer değil hezimet olur.

Devletin kurumları siyasetle, siyasi partilerle dolamaz; devletin kurumları hiçbir siyasi parti destekçisi, yandaşı olmayan, tarafsız; felsefe, bilim, ve Din hadisileri insanları; düşünürler(filozoflar), alimler, alimeler, bilgeler, bilimciler ile dolmalıdır.

Doğru devlet demek güven, dürüstlük, en büyüklük demektir, özel sektörden de, siyasetten de büyüklük demektir; felsefe, bilim, ve Din hadisleri demektir yani 'Hiçbir siyasi parti devletten büyük değildir' demektir; öyle ise devleti neden siyasi partiler, siyaset yönetiyor, en büyük olan felsefe, bilim, ve Din hadisileri yerine.

Devlet Akp'den de, siyasetten de; felsefeye, bilime, ve Din hadisileri'ne aykırılıktan da; Atatürk'e, demokrasiye, laikliğe ve Türkçeye düşmanlıktan da temizlenmelidir.

Açık ki demokrasi ve laiklik herkesten kurnaz olmak zorundadır ki ayaktakalabilsin(ayakta kalabilsin). Demokrasi ve laiklik demek siyaset, siyasi parti demek değil önce felsefe, bilim, dürüstlük, ahlak, adillik, vicdan, medenilik demektir yani siyasi partisiz, siyasetsiz de demokrasi ve laiklik olur ancak felsefesiz, bilimsiz ve Din hadisileri'siz doğru demokrasi, doğru laiklik ve doğru devlet olmaz, ve Atatürk te, Atatürkçü Türkiye cumhuriyeti devleti de bunların birleşimidir. Devlet yönetimi önce halka değil önce felsefeye, bilime, ve Din hadisileri'ne sorulmalıdır; mahkemeler karar vermeden önce halka mı soruyorlar; devlet te hukuktur, adalettir, mahkemedir; yani önce ki demokrasiye ve laikliğe aykırı siyasi partilerin ve örgütlerin kurulmasına izin vermemek zorunludur; sonra da felsefeye, bilime, ve Din hadisileri'ne aykırıların.

Ne mutlu insanlığın tek güneşi felsefeye, bilime, ve Din hadisileri'ne. Tüm dünya felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile yönetilirse dünya insanca yani doğru, iyi ve güzel olur ancak.

Bu devlet, bu vatan, ülke siyasi partiler ve yandaşıları yuvalansın diye kurulmadı; felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin tanımladığı bir dünya, bir hayat için kuruldu.

Siyaset cehalet ve nefstir; devlet Akp'den de temizlenmelidir, siyasetten de.

Avrupa birliği'nin Türkiye'yi hor gören haline çözüm Osmanlıcılık ya da Arabçılık ya da OrtaAsyacılık değil felsefe, bilim, Din hadisileri, Türkçe ve Atatürk'tür.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 13.1.19/18.57