AKADEMİSYEN CİNAYETİ YA DA İNSANIN GİDECEK YERİNİN OLMAMASI

Ülkemiz Akp dönemi ile daha da tuhaf biryer oldu; yani önceden de tuhaftı ancak bu tuhaflık Akp dönemi ile tarihsel bir zirve yaptı. Neden? Çünkü örnek ki 200 üniversite olan ülkemizde suçlar azalmak yerine hem daha da çoğalmıştır hem de daha da vahşileşmiştir; örnek ki adi suçlar işleyen öğretmen, doktor, hukukçu, mühendis, üniversite mezunu, üniversite öğrencisi sayısında bile artış olmuştur, toplumda suçun azalması yerine.

Birzamanlar özel bir üniversitede hukuk fakültesinde okumakta olan bir bayan akademisyen annesinin boğazını yatakda kesip hunharca öldürmüştü. Akademisyen akademisyenleri öldürmüştü sonra. Doktorlar doktoru öldürdü geçenlerde. Şimdi de bir öğrenci akademisyeni öldürdü. Öğrencilerin öğrencileri öldürmelerini ise saymaya bile gerek yok. Şimdi de bir hukuk fakültesi öğrencisi bir akademisyeni önce tabanca ile vurup, sonra da bıçaklayıp hunharca öldürdü. Yani bakın toplumun cehalet içindeki kesiminde suçu azaltmak savaşımı yanına artık bir de üniversitelerde suçu önlemek savaşı gerekmekte.

Yani ülke sırtını Abd'ye dönerken, içi gerçekte Abd olmuş, suç konusunda.

Yani suçlar zalmak yerine her kesimi de içine alacak biçimde yayılmakta sanki. Bunun nedenleri bellidir: En başta; felsefeye, bilime, ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı siyaset ya da felsefeye, bilime, ve Din hadisileri'ne aykırı devlet, düzen biçimi; buna ek olarak ta örnek ki hertürlü akıldışılığın ve hertürlü ahlakdışılığın dünyası, ve dünyanın en tehlikeli ve en kitlesel silahı haline gelmiş moda. Farkında iseniz ülkemizde üniversite sayısı ve bayanlara(kadınlara) halklar çoğaldıkça suçlar azalmak yerine daha da vahşileşip ve genelleşip çoğalmakta; yani bu durum tuhaf bir durumdur çünkü bir ülkede üniversite sayısı ve haklar çoğaldıkça medeniliğin, insanlığın da çoğalması ve genelleşmesi gerekir yani 'Akp'den önce de suçlar vardı' denilemez çünkü Akp'den önce ülkede ne bu kadar üniversite vardı ne bu kadar teknoloji.

Yani özel bir hukuk fakültesinden bir bayan öğrenci bir bayanı yani öz annesini hunharca öldürdü idi; şimdi de yine özel bir hukuk fakültesinde, bu kez bir bay bir bayanı yani bir bayan akademisyeni hunharca öldürdü. Yani dikkat edin; bunlar hukuk fakültesi yani adaleti sağlayacak kişiler yetiştiren fakülteler yani avukat, savcı, yargıç yetiştiren fakülteler yani o bayan belki avukat, belki savcı, belki yargıç olacaktı, o bay da öyle. Demek ki üniversiteye yaklaşımda da, üniversiteye öğrenci alımında da büyük bir sorun var yani sınavı kazandıktan sonra her isteyen üniversiteye gidebiliyor yani yalnızca sınava yani niceliğe bakılıyor, ruha yani kişiliğe bakılmıyor oysa üniversite demek düşünür, alim, alime, bilge olmak yeridir yani düşünür, alim, alime, bile olamayacak ruhtaki, kişilerin tüm soruları yapsalar bile üniversiteye alınmamaları gerekir.

Bu konuya yani hem toplumda bunca bilimsel ve teknolojik gelişime karşın hem de aydın olması gereken kesimde bile suçların giderek artmasını ve üstelik te hunharlaşması konusuna yine değineceğim, öteki günlerde ancak şimdi bu konu ile diyeceğim bir savdan söz edeceğim: Suçların temel nedeni 'İnsanların gidecek yerlerinin olmaması' yani gidecek biryerleri olmayan insanlar. Aşk acısı, terk edilmek, aşkta ya da evlilikte ihanet te eğer başka bir sevgili ya da eş bulmak olanağı yoksa aşk, sevgi konusunda gidecek biryerinin olmaması anlamına gelebilir yani aşk cinayetilerine de bir de bu açıdan bakmak gerekir.

Parasızlık ta gidecek biryerinin olmaması anlamına gelebilir.

Savım ki bu son cinayette üniversite yani hukuk öğrencisi katil kendi ailesince bir olumsuzlanma içinde olabilir çünkü 1 yıl Kkktc'de, belli ki bir özel üniversitede hukuk fakültesi okumuş yani masraf, sonra da Türkiye'de yeniden hukuk fakültesine 1. sınınftan başlamak zorunda kalmış, yani ikinci bir masraf; bu iki üniversite de özel üniversiteler olduklarından belli ki para demekler, oysa son cinayetin katilinin babası bir memur emeklisi; yani bu durumda o genç yine sınıfta kalacakmış ve yine 1 yıl daha 1. sınıf okuyacakmış yani yine masraf yani 3. bir masraf, bir memur ailesi bunu ne kaldırabilir? Yani bir olasılık ki o genç artık ailesinde olumsuzlanmaya başlamış olabilir yani o genç üniversitede 1 yıl daha kalsa artık ailesinin yüzüne bakamaz, ailesinin evine gidemez hale gelmiş olacak olmuş olabilir yani artık gidecek bir evi, gidecek biryeri kalmayacak olabilir. 

Ve; gidecek bir arkadaşının yanı, evi de; girebileceği bir iş te yani bir mesleği de olmayabilir.

'Gidecek yer' yalnızca bir mekan değildir; bir inanç ta olabilir, bir dünya görüşü de, bir hayal de, maddi bir güvence de yani örnek ki bir dini inanç ta intiharı ve cinayeti önleyebilir, bir dünya görüşü de, bir hayal de. Ben de lisede çiftdikiş(çift dikiş) yapdım, üniversitede 1-2 dersten bir yıl bekledim öyle ki dersin akademisyeni ile yıllar sonra karşılaştığımda 'Sizin dersinizden 1 yıl bekledim' dediğimde çok şaşırdı çünkü 'Zayıf alan arkadaşların gelip benimle konuştular, onları geçirdim, sen de gelsen seni de geçirirdim' dedi ancak ben hakkım olmayan birşey için kimseye boyuneğmeyi(boyun eğmeyi) sevmem; onurum yıllardan, zamandan, dünyadan daha önemlidir, 1-2 dersten aslanlar gibi 1 yıl bekledim ancak kimseyi öldürmeyi düşünmedim çünkü suçlu olan kişi düzene aykırı hayalleri ile derslerine iyi çalışmayan bendim, ve felsefeye, bilime, insanlığa hizmet, ve kapitalist düzene aykırı bir amaçım, hayalim vardı yani hayal de olsa gidecek, sığınacak biryerim vardı; ve bu kapitalist düzen beni doktor, mühendis, hukukçu, öğretmen, akademisyen yapabilirdi ancak istediğim şey yapamazdı yani bilgelik yani benim bu kapitalist düzenle bir işim zaten yoktu; demek ki hayatta kalmak için düzene boyuneğmek, hayatta doğru kalmak için düzeni aşmak gerekir ki bunu da ancak felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri verir; ve ne yazık ki Türkiye'de hiçbir okulda, hiçbir üniversitede bunlar öğretilmiyor: Felsefe diye öğretilen şey felsefe tarihi yani felsefe mazisi yani felsefe geyiği, bilim diye öğretilen şey bir mesleğe sahip olmak, din diye öğretilen şey de Arabçılık, Osmanlıcılık ve ya gerici siyaset yandaşlığı ya da nefse kölelik yapmak.

İntihar da bence 'Gidecek biryeri' olmayanların seçeneğidir ki bu para da yani para sorunu varsa parasızlık olabilir, bir inanç ta, bir dünya görüşü de, bir mekan da, bir dost ta, bir arkadaş ta.

Yani cinayetlerin ve intiharların temel nedeni bence 'Gidecek biryerinin olmaması'dır yani bir seçeneğin olmaması. Yani düşünün ki gidecek hiçbiryeri olmayan bir insan ya intihar etmeyi düşünecektir ya suç işlemeyi yani hapise girmeyi yani hapishane de olsa bir mekana sahip olmayı çünkü yaşıyorsa yani ölmeyi seçmiyorsa yaşamak zorundadır. Zaten o katil ifadesinde; önce 'intihar etmeyi' düşündüğünü söylemiş yani büyük olasılıkla artık gidecek biryeri yoktu eğer yine 1. sınıfta okuyacaktı ise.

Burada önemli olan şeylerden biri de bu hunharca cinayeti işleyenin bir üniversite öğrencisi olması yanında bir de bir devlet memurunun ve üstelik te bir polis emeklisinin çocuğunun olması çünkü devlet memuru, devlet memuresi demek topluma, insanlara örnek insan demektir ki bu açıdan bir devlet memurunun çocuğunun böyle bir cinayeti işlemesi de düşündürtmelidir yani bir devlet memuru ya da memuresi çocuğunu doğru yetiştiremiyorsa öteki insanlar ne yapsın; yani yalnızca üniversiteye öğrenci alımında değil, devlete memur, memure alımında da yalnızca sınavlara değil felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne de bakılmalıdır yani herşey bir bağ, ilişki, zincir içinde; oysa ülkemizde felsefe, bilim, ve Din hadisileri öyle dışlanmış ki öğretmenler, akademisyenler öğrencileri ve aileleri ile birlikte, cinsiyet ayırımı(ayrımı) bile olmadan aynı denizde, aynı havuzda adına bikini, mayo denilen sütyen-külot, külot ile yüzebilmekteler, güneşlenebilmekteler. Yani ülke, devlet felsefe, bilim, Din hadisileri üzerine kurulu olmadan ne yapılırsa yapılsın boşa; isterse ülkede bin tane üniversite olsun, isterse asgari ücret 10 bin Tl olsun, isterse kişi başına yıllık milli gelir 1 milyon Tl olsun, isterse yeryer rezidans dolsun, isterse iktidar siyasi partisi oyların %100'ünü alsın.

Yani insanlara, eğitim şart ta, önce 'gidecek biryer' vermek gerekir; üniversiteye alınacak öğrencilere de önce bir akıl-ruh sağlığı ve kişilik, amaç sınavı yapmak gerekir yoksa bilimdışı şeylere inananlara akademisyenlik verilmesi gibi, genelde toplumda suçların artmasını, özelde ise üniversite öğrencisilerinin(öğrencilerinin), daha özelde ise hukuk fakültesi öğrencisilerinin bile hunharca suçlar işlemelerini de olağan karşılamak gerekir. Yani temiz balık için önce su temiz olmalı. Yani insanların çocuk, yetişkin; bay, bayan, sütyen-külot, külot birlikte dolaştıkları br ülkede mantık, doğruluk, medenilik, insancalık, eğitimin doğru sonuçları, demokrasinin doğru sonuçları, dinin doğru sonuçları, medeniyetin doğru sonuçları adına birşey beklenilemez; yani suçlar önlenilmek isteniyorsa ülke felsefe, bilim ve Din hadisileri ile yönetilmelidir, ve bu bağlamdan olarak öncelikle akıldışı-ahlakdışı moda ve akıldışı-ahlakdışı pılajlar yasaklanmalıdır, akıldışı-ahlakdışı-bilimdışı mekanlar kapatılmalıdır, Atatürk-demokrasi-laiklik düşmanı yapılanmalar yasaklanmalıdır, ve bilimdışı şeylere inananlar öğretmenler ve akademisyenler eğitimden uzaklaştırılmalıdır.

Yani belli ki artık suç bay, bayan ayırımı yapmadığı gibi; yetişkin, çocuk ayırımı yapmadığı gibi; okumuş, okumamış, aydın, cahil ayırımı da yapmıyor. Bu bağlamdan; suçların önlenmesine yönelik olarak; suçluların dini inançlarının ve hangi siyasi partiye oy verdiklerinin de açıklanması zorunludur çünkü suçlar asla yalnız dolaşmazlar.

Ve öylesine tuhaf bir ülke olmuşsuz ki bunca bilimsel ve teknolojik gelişime, bunca üniversiteye karşın; üniversitelerdeki şiddete karşı araştırma yapmak için kurulan bir komisyona üyelerden biri de okul önlerinde, okul çevresilerinde(çevrelerinde) uyuşturucu satanlara karşı polise 'Onların bacaklarını, kollarını kırın, cezası neyse ben yatarım' diyen, ve 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi terk edelim; iki ayyaş; demokrasi tıramvaydır, istediğim yerde inerim; Lozan zafer değil hezimettir; sanatçı müsveddeleri' diyen yani felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne aykırı bir siyasi partiden, siyasi iktidardan bakan bir kişi, ve 12 eylül 1980'de, 12 eylül darbesinin egemenliği için kurulmuş, ve içinde bolca bilimdışı şeylere inananların yeraldığı(yer aldığı) Yök.

Yani felsefe, bilim ve Din hadisileri ile yönetilmeyen yerde hep kuzgunlar leşe olur. Yani o sözün doğrusu gerçekte şudur: Ya felsefe, bilim, Din hadisileri başa ya kuzgun leşe'.

Yani savım ki genel durum şudur: İnsanın başka gidecek yeri yoksa ya olduğu yere kölelik eder ya intihar eder ya suç işler. Yani suçları önlemeye bir de bu açıdan yaklaşılmalıdır; bu nedenle ki gençlerin, gençliğin kalabileceği özel yerler yapılmalıdır, ve eğitim her ilde değil yalnızca bir ilde, tümleşik ve özellikle modadan ve özel sektörden yalıtılmış olarak yapılmalıdır yani doğru bir ülkede ne her ilde üniversite olur ne de onlarca ya da 100 ya da 200 ya da 1000 üniversite yani bir eğitim ili kurulmalıdır ve ilkokuldan sonrası o ilde, ücretsiz ve Felsefe-Bilim-Din hadisileri üçlüsüne uygun olmalıdır; yani doğru eğitim ne siyasetçiler ne özel sektör içindir; doğru eğitim yalnızca felsefe, bilim, Din hadisileri, düşünürlük(filozofluk), alimlik, alimelik, bilgelik içindir yani güneş doğar ve yararlanan yararlanır, güneş hiçkimsenin ayağına gitmez, güneş isteyen güneşin ayağına gider.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 7.1.18/10.43