Ah Çocukluk

 

Kar yağdı. Dünya bambaşka oldu. Eskilere gittim. Sizlerde gittiniz. Özlemiştik lapa lapa yağan karları. Şükür ki rabbim nasip etti.

İnsan kazanımı olunca sevinir. Biz kar yağmasını bereket olarak bakar, nimet olarak kabul eder, yaz mevsiminin şerbeti olacağını biliriz.

Sabahleyin dışarı çıktım. Baktım arkadaşım çocuğunu almış kaymak için gitmişler. Çocukluğunuzu gözlerinizin önüne getirin.

Hangi birimiz babamızla kaydık? Babalarımız bizim elimizden tutacak, gel oğlum seni kaydırayım dedi mi? Şaşırdım doğrusu.

Çocukluğumuzda bırakın babalarımız bizimle oyun oynayacak öyle mi? Olabilir mi? Olamaz, olmadı da. Hatta kendimiz kaymak için gitsek bile başımıza belayı buluruz.

Çocukluğumuzda kaymak için hazırlık yapmazdık. Yaz mevsiminde giydiğimiz naylondan mamul ayakkabılarımızı giyerdik. Düşmeden kayılacak yere ulaşırsak mutlu olurduk.

Ayakkabıların altı olmadığından kızak hazırlamadan kayardık. Öyle ki sizi kaydırırdı. Hatta durmanız mümkün olmaz. Tehlike çanları çalar. Mutlaka bir yerlere dokunursunuz.

Ne kadar kayma hususunda usta olsanız bile bir yerlere çarparsınız. Evde de hakkımızdan gelecek büyüğümüz beceriksizliğimizin bedelini ödetir.

Kayılacak yere çıkmanın yolunu da hazırlıyoruz. Karların üzerine toprak atarak düşmeleri önlüyorduk.

------

 Kış mevsiminin vazgeçilmez oyunlarımız vardı. Çelik dediğimiz oyun vardı. Sabah kayılır. Öğle sonu arkadaşlar olarak toplanır çelik oynardık.

Oyun alanımız yoktu. Hayvanlar mahallenin çeşmesinde sulanırlardı. Çelik oynarken koşarken, bağırırken hayvanlar ürkerdi.

Tonlarca laf duyardık. Çok ağır sözlerde duyardık. Kanımıza dokunmazdı. Yarın belki onun çocuklarına da benim annem veya babam aynı sözleri söyleyecek.

Onun için hiç kimse sorun etmezdi.

------

Akşamüzeri boş geçilmezdi. Saklambaç diye ifade edilir.( mahalli olarak sinmecik deriz). Arkadaşımız saymaya başlar başlamaz saklanırız.

Uzun süre arardı. Bulması çok zordur. Çünkü karanlık basmış. Saklanmışsın. Nasıl bulacak? Zor fakat kolayı var.

Evden anneler, baban geldi diye nara atarsa oyunu bırakır eve koşulur. Baban eve girmeden girdiysen, dayaktan kurtuldun.

--

Hemen yatağa yatılır. Karnımız ağrır gibi yapılır. Açsındır ama dayak yemektense uyumak iyidir. Zaten yorulmuşsun. Oyunun tadını çıkartmışsın.

Açlık ne ki.

Çocukluk bu olsa gerek.

Ne dersiniz*

 

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Cep Telefonu Yaşam 01.03.2019
Cep Telefonun Adapları Yaşam 19.02.2019
Unutamadım, Unutmayacağım Işık ( Feridun ONGUN) Yaşam 21.12.2018
Cep Telefonunu Kullanabilmeyi  Öğrenmeliyiz Yaşam 01.10.2018
Tedbirli olmalıyız Yaşam 21.09.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Mehmet Ali Timur (MAT) Yaşam 19.07.2019
Babalar günü Yaşam 14.07.2019
Hayat Yaşam 14.07.2019
KOKETRİ Yaşam 12.07.2019
ASLANA AV GEREK Yaşam 30.06.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.