SURİYELİ MÜLTECİLER VE MÜNBİÇ HAREKATI

Bu seneki son yazımda, Suriyeliler ve şu sıralar gündemimizde olan Münbiç harekatı ile ilgili bir kaç önemli noktaya değineceğim. Bu yılın başında hepinizin bildiği üzere, Zeytindalı harekatı ile, Fırat'ın batısına bir operasyon yapmış, Afrin'i Öso güçleri ile birlikte ele geçirerek, terör örgütleri ve onların destekçisi olan emperyalist ülkelere ağır bir darbe indirmiştik. Ancak bu operasyonların, asıl tamamlayıcısı Fırat'ın doğusuna yapacağımız bir sınır ötesi harekat olacaktır. Esasen on yıllardır Türkiye için asıl tehdit Fırat'ın doğusudur. Terör örgütü Pkk'nın ve Pyd'nin o bölgede daha aktif olduğunu görüyoruz. 

Tabii ki gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bu harekat, başta Abd olmak üzere bir çok ülkeyi tedirgin ediyor. Zira bölgede Abd'nin, Pyd ile ittifak kurduğunu, onlara silah, cephane yardımı yaptığını ve onlar için gözetleme kuleleri yaptırdığını hatta o kulelerin tepesine Abd bayrağı diktirdiğini biliyoruz. Zaten şu sıralar, Münbiç ve çevresinde savunma mevzileri kazmaya başlamışlar. Onlar için adeta korku dağları sarmış vaziyette. Tüm ülkelerin bölgede kendi menfaatleri var. Geçtiğimiz gün Münbiç'e Suriye bayrağı çekildi. Esad komutasındaki, Suriye Merkez ordusu, Münbiç'e girerek, orada hakimiyetini ilan etti. Esad güçleri ve Rusya'nın ittifak olduğunu biliyoruz. Karşı tarafta ise, Pyd ve ABD var.

 

Taraflar belli, istekler belli, Türkiye ne yapacak henüz o belli değil. Amaç sadece Münbiç mi ? yoksa Kandil'e kadar uzanan Fırat'ın komple doğu bloğu mu ?. Cumhurbaşkanından gelen açıklamalara göre, hedefin sadece Münbiç olduğu anlaşılıyor. Abd ise, tam bir oyalama politikası güdüyor. Aynısını Afrin harekatında yapmışlardı ve biz Afrin'e girene kadar, oradaki 10.000'e yakın terörist Münbiç'e ve civar şehirlere kaçmışlardı. Türkiye o harekatta büyük bir zaman kaybı yaşamıştı. Hatırlayacaksınız, Tayyip Erdoğan aylarca '' Ansızın gelebiliriz '' sözünü kullandı ama maalesef ansızın olmadı.

Yine aynı plan çerçevesinde, Abd oradaki teröristleri kaçırma derdine düşmüş durumda. Cumhurbaşkanı ise şu sıralar, Abd ile görüşmeler yapıyor, onlardan icazet almaya çalışıyor. Abd ile yaşadığımız hiç bir krizde, yaptırım kartını kullanamayan sayın Erdoğan, bu harekat öncesinde de benzer bir eğilim içerisinde. Ben şahsım adına hiç bir zaman Afrin harekatına karşı olmadım. Ancak Afrin harekatının Erdoğan tarafından siyasete alet edilmesine hep karşı oldum. Eğer biz önümüzdeki günlerde, Münbiç'e, Fırat'ın doğusuna harekat yaparsak, kesinlikle söylüyorum ki, Erdoğan bu meseleyi asla siyasete alet edemez. CHP ve İYİ Parti bu harekata karşıydı, ben girdim diyemez. Dediği anda samimiyetini kaybeder, o zaman bende seçim için sınır dışı harekatı yaptığını söylerim. Suriyelilere yardım edilmesine, onlara kendi memletinde rahat yaşama şansı verilmesine destek olmamız gerektiğini hep söyledim, ancak sınır kapımızı ardına kadar açarak, adeta yol geçen hanı gibi gelenin geçenin içeri alınmasına da karşı oldum. Bu ayırımı yapmak çok önemli. Şimdi gelelim Suriyeli mültecilere..

Suriye'de 7 yıldır süren bir iç savaş var. Ülkemizde ise 4 milyona yakın Suriyeli olduğu tahmin ediliyor. Erdoğan bu insanları bize sorarak mı aldı ?. Böyle önemli meseleler, tek bir kişinin insiyatifi ile gerçekleşemez. Bugün ülkemizde insanlar 2.020 TL'lik asgari ücrete sevinir hâle getirtildi. Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.941 TL, Tek bir kişinin yaşama maliyeti 2.393 TL, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise, 6.323 TL. Enflasyon oranı ise % 25 civarında. İşsizlik resmi rakamlara göre % 12 civarında gözüksede, genç işsizlik oranı % 30'a yükselmiş durumda. Son 4 aydır işsizlik inanılmaz derece de artış gösterdi.

Daha sayabileceğiz yüzlerce ekonomik veri olabilir. Ülkenin ekonomik durumu adeta yerlerde geziyor. Böylesi bir ortamda birde 4 milyon Suriyeli bize fayda mı sağlar ?, yoksa kayıp mı sağlar ?. Bazı tuzu kuru insanlar diyorlar ki, '' Ne var canım gelsinler ''. Tabii benimde 10.000 lira gelirim olsa, bende gelsinler derdim, onlarda haklı. Bazıları diyor ki '' İş gücümüz arttı ''. İş gücünün artması için, önce yeni istihdam sahalarının yaratılması lazım. yeni fabrikalar açılması lazım. Ülkemizde her ay yüzlece iş yeri kapanıyor veya küçülüyor. Eğer sen yeni fabrikalar açamazsan, yani yerinde sayarsan, o zaman iş gücün artmış olmaz, bilakis mevcut iş şartları aynı olduğundan, yeteri kadar işçi iş bulamaz ve işsizlik artar. Tabii en çok iş verenlerin hoşuna gitti bu durum. Alıyorlar Suriyeli, sigortasız çalıştırıyorlar, veriyorlar ellerine ayda 3.000 TL yolluyorlar. Zira sigortalı bir işçinin maliyeti asgari ücretle beraber bu rakamı geçiyor. Bende iş veren olsam Suriyeli isterim herhalde.

Ben sadece ekonomik durumdan bahsediyorum. Birde bu işin, anayasal suçlar tarafı var. Gaziantep'te yaşanan olayı hepiniz biliyorsunuz. Necati ve Mert Bağcı kardeşlerin, Suriyeli bir grup tarafından bıçaklanma olayı. Tabii ki bu olay tüm mültecilere mâl edilemez. Ancak hükümetinde bu olayların önüne başından beri geçmesi lazımdı. Biz Türk milleti olarak, her zaman vatansever ve bir o kadar da yardım sever bir milletiz. Ama bu yardım severliğin boyutu ne kadar olacak ?.Ben Suriyelilerin bu ülkeye alınmasına karşıyım, ancak madem içeri alındı, en kötü ihtimal bir bölgede tutulması gerekiyordu. Üstelik sadece Kadın ve Çocukların alınması gerekiyordu. Bunların hiç birisi yapılmadığı gibi, karma karışık bir düzen ile, bizim içimize sokuldular ve bizim yaşama standartlarımız alt seviyeye çekildi. İşte yazımın başında söylediğim gibi, Suriyelere yardım tabii ki edilmeliydi, ancak sınır kapımızı açmadan. Ki biz onlara en büyük yardımı Afrin'de gösterdik. Afrin'de bizim ordumuz dövüşürken, onlar sahillerde nargile keyfi yapıyordu. Gazi Mustafa Kemal kurtuluş mücadelesinde, Eskişehir- Kütahya muharebelerinde savaştan kaçan askerlerin olduğunu öğrendikten sonra, Sakarya Meydan muharebesi öncesinde İsmet Paşa'ya şu emri verir '' Sebebi ne olursa olsun, geri çekilen herkes idam edilecektir ''. Kendi memleketini kurtarma gayesine düşmeyen bir topluluk, ilerleyen yıllarda bize fayda mı, zarar mı getirir ?. Eğer yerel seçimlerden sonra, Suriyeliler gönderilmeye başlanmazsa, yıllar yıllar içinde bu göç devam ederse, Türkiye'de önümüzdeki on yıl içerisinde bir medeniyet savaşı meydana gelebilir. Tarihte bunun örnekleri çoktur. Kendi medeniyeti, örf ve adeti olan, Araplar ve Suriyeliler, Türk medeniyeti ile çatışabilir. Bu da önümüzdeki ciddi tehlikelerden biridir.

Önümüzdeki süreçte, Suriyelilerin kademe kademe ülkemizden gönderilmesi gerekiyor. Oradaki güvenlik tam anlamıyla sağlandıktan sonrada, Kadın ve Çocuklar gönderilmelidir. Ancak Süleyman Soylu'nun açıklasına göre, '' Keşke Türkiye'de doğan Suriyeli çocukları Türk vatandaşı yapsak '' bu sözden sonra açıkçası pek ihtimal vermiyorum..

 

Herkesin yeni yılını kutlar, yeni yılın ülkemiz için, sevdiklerimiz için, çok iyi bir yıl olmasını temenni ederim.

Hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİRLEŞEBİLMEK ÇOK MU ZOR ? Politika 19.12.2018
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YERLERDE Politika 12.12.2018
ATATÜRK'ÜN HAYATINDAKİ 19 SAYISI Genel 30.11.2018
KILIÇDAROĞLU KİMİN PİYONUSUN ? Politika 21.11.2018
HAFTALIK GÜNDEM ANALİZİ Politika 27.10.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
BEKA SORUNU YAŞAYAN KILIÇDAROĞLU;  "KÜSGÜN SEÇMENE"  AYAR MI VERİYOR? Politika 16.01.2019
Diyanet İşleri Ne İş Yapar ? Politika 15.01.2019
Türkiye'de Adalet mi ? Politika 14.01.2019
TÜRKİYE, YOZLAŞMA VE İNANÇSIZLIK Politika 13.01.2019
ERDOĞAN’A RAĞMEN MÜMKÜN MÜ? Politika 12.01.2019