TÜRK DİL KURUMU BEKAR SÖZCÜĞÜ KONUSUNDA YANILIYOR SAVIM

Türk dil kurumu'nun yalnızca Akp dönemine ait olmayan genel yanlışı genelde felsefecilerden, özelde ise dil felsefecisilerinden oluşmamasıdır; edebiyatçılardan oluşmasıdır; ve Türkçeyi, dili sözcüklerin toplumdaki anlamları üzerine ve sözcük derlemeciliği üzerine dayandırmasıdır; özel yani Akp dönemine ait yanlışı ise 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz; Türkçe yerine Osmanlıca olmalı' diyen bir siyasi oluşumun egemenliğinde olmasıdır. Yani Türk dil kurumu zaten bilime göre doğru yolda değildi; Akp döneminde ise iyice doğru yolda olmamak haline gelmiş durumda.

Türk dil kurumu Atatürk kültür dil ve tarih yüksek kurumu başkanlığı'na; o da Kültür ve turizm bakanlığı'na bağlanmış; yani siyasi iktidara yani siyasete. O siyasetin başında kim var; 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmeli', ve Atatürk'ün dil devrimi konusunda 'Dil devrimi adı altında damarlarımız kesildi' demiş bir durum. Oysa ancak Türkçe ile felsefe ve bilim en doğru ve en iyi yapılır; ancak Türkçe ile tek dünya dili, evrensel dil kurulabilir; ve Türkçe dünyadaki nitel olarak en üstün, en ileri dildir ki bu nedenle ki hürriyet sözcüğünün en doğru, en iyi tek anlamı 'özgürlük' sözcüğü ile Türkçededir; yani Atatürk Türkçesi olmadan gerçekte ne doğru felsefe olur ne doğru bilim, ne tek dünya dili. Şu iki şey asla unutulmalıdır: 1- Batı dilinin kökeni Türkçedir, 2- Bir sözcüğü kim daha doğru açıklayabiliyorsa o sözcük onundur. Yani Atatürk Türkçesi ya da Dil devrimi çökerse yalnızca Türkiye değil, dünya, insanlık, felsefe, bilim de çöker. Yani eğer Atatürk olmasaydı, yani Dil devrimi olmasaydı hürriyet sözcüğünün karşısına 'serbestlik' ve 'freedom' dibi alakasız şeyler yazılmakta olacaktı, ve felsefe de, bilim de, insanlık ta(da) özgürlüğün anlamını bilemeyecekti ki bilmedikleri ortada çünkü özgürlükten anlaşılan ya çıplaklık yani ahlakdışılık ya bilimdışılık yani akıldışılık 21. yüzyılda bile dünyada. Yani Türkiye ve insanlık Türkçeye iyi sarılmak zorunda.

Türkçeyi ya da bir dili bilimsel olarak anlamak, bilimsel olarak özümlemek için önce genelde felsefe, özelde ise dil felsefesi bilmek gerekir. Felsefe; ancak okullarda, üniversitelerde felsefe diye öğretilen felsefe tarihi, felsefe mazisi değil felsefe bilimi.

Türk dil kurumu'nun sözcükler üzerine yanlışı konusunda çok yazı, çok örnek yayınladım. Bu örneklerden biri de medeni hal konusunda olan 'bekar' sözcüğü olacak.,

Türk dil kurumu diyor ki medeni hal konusunda bekar demek 'Evlenmemiş kimse' demek'. Bu açıklamalar Tdk'nin(Türk dil kurumu'nun) Türkçe yani Türkçe bilimi, Türkçe felsefesi değil derleyicilik, toplumu yansıtmacılık temeli üzerinde olduğunu ve sözcük üretmek olarak da felsefe, bilim değil türetmecilik ya da benzetmecilik yaptığını göstermekte. Neden?

Çünkü; bence 'bekar' sözcüğü 'bek' ve 'ar' sözcükülerinin(sözcüklerinin) toplamı, birleşimi. Türkçedeki bek sözcüğü Batı dilindeki ve ayaktopunda(futbolda) da temel bir terim olan 'bek/back' sözcüğüdür, ve 'beklemek' sözcüğünün de temelidir; ve 'beklemek' sözcüğü Türkçedir, 'ar' sözcüğü ise Türk dil kurumu'nun ileri sürdüğü gibi Arabça değildir, Türkçedir.

Bekar sözcüğü bence 'evlilik yaşına gelmiş ve arı yani namusu ile bekleyen kişi' demektir. Yani bekar sözcüğünün iki koşulu, içeriği vardır: 1- Evlenilecek ya da evlenecek yaşta olmak, 2- Arlı yani namuslu yani ahlak olarak evlenmeye uygun olmak. Yani bekar sözcüğü ahlaka aykırı kimseleri de ve evlenme yaşına gelmemiş de anlatmaz. Yani örnek ki günümüzden bin değil elli yıl öncesinin hayatını düşünelim: Kim oğuluna(oğluna) bekar bir fahişeyi ya da sokaktaki bir dilenciyi karı, eş olarak alırdı; dilenci olmayan kim dilencilerden evlilik için kız isterdi; hiç geneleve gidip 'kız isteme' kültürü, hali, olağanlığı, onur kültürü, gurur kültürü oldu mu bu ülkede? Yani devlete memur, memure bile alınacak olsa koşulları vardır; bekar sözcüğü de koşulsuz bir durum değildir. Görüyorsunuz işte; Türkçeden uzaklaşmak ne sonuçlara yol açıyor; bu nedenle ki Atatürk düşmanlığının ve Atatürk düşmanlığının amaçlarından biri de Türkçe düşmanlığıdır, Türkçeyi çökertmektir, Türkçeyi yok etmektir; bu yönden, topluma bir bakın: Kaç insanın adı Türkçedir? Akp döneminde ülke ve toplum Türkçeden o kadar çok uzaklaştı ki çocuklara Türkçe olmayan tuhaf tuhaf sözcükler ad olarak koyulmaya başlandı, çocukların adları Arabça, Farsça, Latince sözcüklerle doldu; devlet kurumu bile Türkçe olmayan 'Hijyen, etik, aktivite, performans, misyon, vizyon, plasman' gibi sözcüklerle dolduruldu, doldu. Ve sonra bir de 'Yerli ve milli olmak'tan söz ediliyor. Dilin yerli ve milli değilse neyin yerli ve milli olur; şirketler, fabrikalar mı; bugün bakıyorsunuz yerlinin, yarın bakıyorsunuz yabancıya satılmış, yabancının olmuş çünkü Dil devrimi'ne sahip çıkmamak Atatürk'e sahip çıkmamaktır, Atatürk'e sahip çıkmamak hem yerli ve milliye hem de felsefeye ve bilime sahip çıkmamaktır.

Yani bekar sözcüğü her evli olmayan kişiyi içermez. Bu nedenle kimliklerde her evli olmayana 'Bekar' yazılması yanlıştır. Bebeklerin, çocukların, evlenme yaşına gelmemiş olanların kimliklerine 'Bekar' yazılması ise daha da yanlıştır. 'Bekar' demek; evlenme yaşına gelmiş te evlenme özelliklerine sahip, evliliğe aday kimse demektir. Yani bekar sözcüğünün yanızca nicel değil, nitel anlamı da vardır.

Türkiye'ye sahip çıkmak Türkçeye sahip çıkmakla olur; felsefeye, bilime sahip çıkmak ta Türkçe ile olur Türkiye'de.

Cehalet diyebilir ki Atatürk'ün, Dil devrimi'nin harfleri Latince yani Batıca. O cehalet çok yanılıyor çünkü Batı Abc'sinin kökeni de Türkçedir.

Böyle yerli ve milli olmaz; yerli ve milli olmak önce Dil devrimi Türkçesi ile olur; Osmanlıca ya da Arabça ile değil.

Dünyanın nitel ve evrensel dili Türkçe ile başlar.

Türkçeye sahip çıkmayan düşünceye, dünyaya değil gönül; oy bile verilmemelidir.

Lider olmak kolaydır, önder olmak ta kolaydır ve hiçbiri de çözüm değildir; zor ve çözüm olan tek şey düşünür(filozof), alim, alime, bilge olmaktır. Yani internette olsun tek bir düşünce yazısı bile olmayanlardan doğru lider de olmaz, doğru önder de; onlar ancak cehaletin ve nefsin özgürlüğü olan seçim sandıkılarının(sandıklarının), bir cehalet ve nefs türü olan siyasetin efendisi olurlar ki onlar da zaten felsefel, bilimsel, Türkçe, yerli ve milli çözüm getiremezler.

Türk dil kurumu'na sormak gerekir: 'Arman' sözcüğü Türkçe oluyor da; nasıl oluyor da 'ar' sözcüğü Türkçe olmuyor, Arabça oluyor?

Türk dil kurumu'nun başına beni getirin; gerçek Türkçeyi yaratayım; Türkiye'yi gerçekten 'yerli ve milli(ulusal)' yapayım, ve Türkiye'ye gerçekten çağ atlatayım, ve Türkiye'yi gerçekten dünya önderi ve nitel insanlığın, nitel medeniliğin merkezi(odakı/odağı) yapayım yapayım?

Unutmayın; en büyük nicel zeka dildir.

Atatürk dört şey ile başlar: Felsefe, bilim, ahlak ve Türkçe. Yani Chp ilk iş olarak Altı oku'nu bu dört oka indirsin bence.

Yani genelde dil, özelde Türkçe yalnızca somut nicelik değildir, soyut niteliktir de; bu nedenle ki dil de, Türkçe de yalnızca halk, millet, toplum değil, bilimdir, felsefedir de.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 23.12.18/09.56


Başlık Kategori Yayın Tarihi
HELAL GIDA YİYİP İÇİN AHLAKDIŞI ÜNLÜLERİ SEVMEK Felsefe 16.07.2019
BRAHMANCILIK VE İSLAMİYET Felsefe 15.07.2019
YAHUDİLİK İNSANLIK SUÇU OLARAK YASAKLANMALIDIR Felsefe 14.07.2019
SARIŞINLAR APTAL OLUR'UN GENELLEŞMESİ DURUMU Felsefe 13.07.2019
ABD'NİN GÜVENLİK GİDERİ SORUNU Felsefe 12.07.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019
ARGÜMANTASYONU ŞEKİL OLANIN İKİ DÜNYASI BERBAT OLUR Felsefe 18.06.2019
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019