ERDOĞAN'A GÜVENMEK YA DA FAZIL SAY CEHALETİ

Fazıl Say; konserine bir de eşi, bakanlar ve bir Abd senatörü yani siyasetçisi ile katılmış.

Fazıl Say de sanki bu ülkede hiç yaşamıyormuş ya da Akp başkanı Erdoğan'ı hiç tanımıyormuş gibi birşeyler demiş: 'Sayın Erdoğan'ın annemin vefatındaki taziye telefonunda ses tonunda da sezinledim, bir uzlaşı kapısı aralamak istiyordu. Erdoğan; biz kültür ve eğitim konularında maalesef başarılı olamadık diyordu, bu bir özeleştiridir. Erdoğan da hata yapar, Fazıl Say da hata yapar, hatadan dönmek ise erdemdir. Ben özgürlükçüyüm. Birbirimizi anlayabilmeli, dostluk eli uzatabilmeliyiz', demiş.

Yani Fazıl Say efendi hem Erdoğan'a güvendiğini, inandığını belirtmiş olmakta bu sözleri ile hem de bu ülkede yaşamadığını hem de sanatın içinde olduğu cehaleti.

Neden?

Çünkü 'Komuta merkezim bana rahip elbisesi giy derse rahip elbisesi bile giyerim' diyen; 'Demokrasi bir tıramvaydır/tramvaydır, istediği durakta inerim' diyen; 'Türkçe ile felsefe ve bilim yapılamaz, Türkçeyi bırakalım' diyen; Atatürk'e ve İnönü'ye 'İki ayyaş' diyen; 'Dil devrimi adı altında hayat damarlarımız kesildi' diyen; 'Birileri bize Lozan'ı safer diye yutturmaya çalıştı' diyen; İnönü'nün elinde Türkiye bayrağı da olmasına karşın önce 'İnönü'nün alinde yalnızca Amerikan bayrağı var, Türk bayrağı yok' deyip 3 gün sonra da 'Ben öyle birşey demedim' diyen; Osmanlı hanedanlığı'nı ve sultanlarını savunan, baştaçı eden; Müjdat Gezen'e ve Metin Akpınar'a yani Akp karşıtı olan sanatçılara 'Sanatçı müsveddeleri' diyen; Millet ittifakı'na ve Akp'ye muhalif siyasi partilere hakaretler eden; Fesli Kadir denilen, Atatürk'e ve 10 kasım'a hakaretler eden birine, üstelik te saygı ve sevgi içinde hasta ziyaretine gidip onu onurlandırmış, gururlandırmış olan birine; 'Cumhurbaşkanı Mozart dinlemeye zorlamak faşistliğin dik alasıdır' diyen birine inanmak, güvenmek durupdururken olacak birşey değildir, ve böyle bir kişinin 3 günde değişeceğini ya da değiştiğini düşünmek de yanılgıdır.

Mozart dinlemek neden faşistlik olsun? Bence asıl faşistlik okullarda; bebek, çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş; gözleri başka milletlerin topraklarında ve gelirlerinde olan Osmanlı hanedanlığı diktatörlüğünü ve sultanlarını öven eğitimdir. Yani Mozart mı faşist, Mozart'ı dinlemek mi yoksa Mozart dinlemeyi önermek mi?

Yani bir de şu var: Müzikten anlayan insan için Mozart dinlemek bir 'zorlama' olmaz yani bu durumda Erdoğan'a Suç ve ceza'yı okumayı önermek de faşistlik olacaktır değil mi? Ancak zaten 'Kitap okumuyorum, kitap okumaya zamanım yok' diyen ve üniversite mezunu olan birinin kılasik(klasik) müzik dinlemesini ummak da yanlış olur. Yani kitaba ilgisi olan insan kendiliğinden okur, müziğe ilgisi olan insan kendiliğinden dinler zaten, ve bu işleri faşistlik ya da zorlama saymaz yoksa o zaman çocukları okula göndermeye zorlamak da faşistlik olur. Yani kanıtla ki Mozart faşisttir, biz de dinlemeyelim? Ben de yabancı müzik dinlemem ancak bu ülkenin başının en büyük belası olan 'yabancı hayranlığı'na karşı olduğum için dinlemem; ben bikini, mayo, mini etek, mini şort, açıksaçık, daracık, cinsel sunumlu giyinen; takı takan, dövmesi olan; eşcinsel; ahlakı hiçe sayan; sigara, içki içen; Atatürk düşmanı; Akp'ci yerli sanatçıları da dinlemem, onlara sanatçı da demem çünkü doğru sanatçı tıpkı doğru devlet gibi toplumuna, insanlara, insanlığa her açıdan doğru örnek olmak demektir.

Yani örnek ki Bişri Hafi de evliya olmadan önce bir ayyaş idi ancak sonra içkiyi bıraktı ve evliya oldu yani önce dine aykırı şeyleri bıraktı, sonra kabul edildi evliyalık mertebesine; Erdoğan demiş mi 'Ben artık demokrasiyi, laikliği savunuyorum; Osmanlı hanedanlığına karşıyım' falan diye yani özeleştiri yapmış mı bu konularda, hayır, yapmamış.

Belli ki Fazıl Say yalnızca müzikten anlamaktadır; özgürlükten de, Türkiye'nin halinden de, Akp'den de, siyasetten de anlamamaktadır; ona göre anlaşılan ki özgürlük demek serbestlik demek oysa serbestlik başka, özgürlük başka, serbestliğin kuralları yoktur ancak özgürlüğün kuralları vardır yani kafesten bırakılan bir kuş serbest bırakılmış olur, özgür bırakılmış olmaz.

Fazıl Say'ın anlamadığı bir de şu: 'Komuta merkezim isterse rahip elbisesi bile giyerim; demokrasi tıramvaydır, istediğim durakta inerim' diyen biri takiyye içindedir, hata içinde değil. Yani bu durumda Erdoğan'ın Fazıl Say'ın konserine gitmesi özellikle 31 mart 2019 yerel seçimleri öncesinde, bir siyasi taktik ya da siyasi hile olabilir değil mi yani örnek ki 'Bakın Müjdat Gezen'e ve Metin Akpınar'a sanatçı müsveddesi dedi ancak Fazıl Say'ın konserine gitti, demek ki Erdoğan sanata karşı değil' izlenimi yaratmak gibi? Yani biryandan kendini eleştiren sanatçılara müsvedde diyeceksin, biryandan Fazıl Say konserine gideceksin. Peki ya Fazıl Say o konserde Mozart ta çalsaydı? Neden çalmamış? Korktuğu için mi yoksa? Korktuysa yazık, çünkü sanatçının cesur da olması gerekir. Yani Erdoğan 'sanatçı müsveddesi' sözünü Akp başkanı olarak demişse yakışır ancak Türkiye cumhuriyeti devleti cumhurbaşkanı olarak demişse yakışmaz çünkü bir cumhurbaşkanı düşüncelerini açıklamak, anlatmak için sıradan insanlar gibi davranamaz, konuşamaz; davranırsa, konuşursa da cumhurbaşkanı olmaz ya Akp başkanı ya 'reis' olur; ben sigara, içki içiyordum ancak 15 yıl önce bıraktım, neden, çünkü 'Üniversite mezunu birine sigara, içmek yakışmaz, topluma kötü örnek olmak yakışmaz' dedim; ben de yazılarımda Atatürk düşmanılarına(düşmanlarına) karşı ağızımı bozmak istiyorum bazan ancak bozmuyorum, neden, çünkü 'Bir bilgeye yakışmaz' diyorum, öyle ki internette bana hakaret edenlere bile hakaret edemiyorum yani insan hem olduğu hale göre hem de olduğu yere göre davranmalı. Devlet bir toplumun nitel en üst halidir; topluma en doğru ve en iyi örnek olmak zorundadır yani devlet doğru devlet olmak istiyorsa kafasına göre davranamaz yani doğru devlet siyasetçi ya da kapitalist ya da sıradan bir insan gibi değil alim, bilge gibi davranan ve konuşan devlettir.

Faşistliği herşeyden önce ekonomi ve siyaset alanında aramak gerekir örnek ki 2.020 Tl asgari ücret, kapitalistlerin işçileri tazminatsız atma hakları gibi şeyler faşizımdır(faşizmdir) yani faşizım Mozart dinlenilen yerden çok işçilere insanca davranılmayan yerlerdedir. Yani o mantığa göre; 'Dünya dönüyor' diyen Galile'nin insanları bunu kabul çağırması da faşistlik olur. Yani önce faşizımın temel anlamını bilmek, öğrenmek gerekir. Bakın Akp başa geldi geleli hiçbir seçim hile iddiasız olmuyor ülkede. De ki 'Mozart faşisttir', anlarım ancak önce bunu kanıtlamak gerekir ancak o mantığa göre herkesi zorla kendisini dinlemeye yönelten kilise çanları da faşistlik olur. Yani felsefe, bilim ya da doğru mantık genel alanı umursamayan, yalnızca küçücük bir alanla kanıtlamaya çalışan birşey değildir yani mantıkta her sözün, her savın, her eylemin mantıklı olması zorunludur yani örnek ki Mozart dinlenilmesini istemeye faşizım deniliyor ise Millet ittifakı'nı düşman ilan etmek te, toplumu Akp'ye oy vermeye yönlendirmek te faşizım olur.

Yani Fazıl Say Erdoğan'ın nesine güvenmiş, inanmış söylese de biz de güvensek, inansak? Çünkü biz de insanlara güvenmek, inanmak isteriz.

Erdoğan benim dünyada hiç güvenmediğim, hiç inanmadığım insanlardan biridir çünkü bunu kendisi yaratıyor; yani güvenilir oldu da güvenmedik mi, inanılır oldu da inanmadık mı? Ben felsefeye, bilime, ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne uymayan hiçkimseye güvenmem, inanmam, babam bile olsa. Benim için; güvenilir, inanılır insan olmak önce felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne sarılmış insan olmaktır.

Bence Erdoğan'ın Fazıl Say konserine gitmesi ya takiyyedir ya taktik ya da hergün televizyona çıkma, hergün gündem olma arzusunun bir açılımı olabilir. Yani demek ki sanatçı olmak hala alim, alime, bilge olmak değil. Yani demek ki sanat bir milletin hayat damarlarından olsa da ruh damarlarından değil henüz çünkü doğru ruh ancak mantık ve tutarlılık üzerine kurulabilir. 'Sanatçıyız' diyorlar, ortalıkta sütyen-külot dolaşıyorlar; takı, dövme içindeler; ben böyle sanatçılara sanatçı demek çünkü doğru sanata ahlak ta dahildir, mantık ta. Yani demek ki doğruya, gerçeğe gitmek için sanata değil ancak sanatçılara sırt dönmek çağına gelmişiz.

Yani bence Fazıl Say piyanodan yukarı çıkmamalı; çizmeden yukarı çıkmamak örneğinde olduğu gibi.

Erdoğan'ın Atatürk'le, demokrasi ile, laiklik ile uzlaşmak istediğini sanmak ya da düşünmek Erdoğan'ı yani Akp'yi tanımamaktır.

Yani ben Erdoğan ne zaman Akp'den çıktı ancak o zaman ona güvenmeye, inanmaya başlayabilirim. Atatürk düşmanı, Lozan karşıtı, Türkçe karşıtı, bilimdışı, Osmanlıcı, zinayı yasaklamayan, eşcinselliği yasaklamayan, çıplaklığı yasaklamayan, modayı yasaklamayan, bebeklere ve çocuklara zorunlu sağlık aşısılarını zorunlu olmaktan çıkaran bir partiye niye güveneyim inanayımki(inanayım ki)? Ben üniversiteyi ne her önüme gelene ne de her isteyene inanmak, güvenmek için okudum. İnsanlar kendilerine güvenmemi, inanmamı istiyorlarsa önce dini tanımlayan Din hadisileri'ne uymalılar; her önüme gelene inandığım günler geçti artık.

Yani 'Komuta merkezi'nin 'Fazıl Say'ın konserine git' demediği ne malum?

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 23.1.19/10.44


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KESME ŞEKER Şiir 18.09.2019
AKILLISI DA BİZİM DELİSİ DE BİZİM BU ÜLKENİN Şiir 17.09.2019
ÇOK MU DEĞERLİ OLUR AŞK Şiir 16.09.2019
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019