ERDOĞAN'IN CEMAL KAŞIKÇI'YA ŞEHİDLİK VERMESİ

Öncelikle diyeyim ki Arabçaya göre 'Şehit' değil 'Şehid'.

Erdoğan öldürülen Suudi Arabistan'lı gazeteci Cemal Kaşıkçı'ya 'Şehit/Şehid' dedi.

Peygamber sözcüğü(kelimesi) Farsça iken 'Şehid/Şehit' sözcüğü Arabça.

Dinde şehid, şehidlik olmaz çünkü din bilimdir, ve bilim de bilimdışı bir başka dünyaya inanmaz. Şehid, şehidlik ancak dini inançlarda olur. Ve şehidlik tuhaf birşey ki öldürülen terörcüler üstelik de dinsiz terörcüler bile örgütlerince 'şehid' ilan edildiler, edilmekteler.

İslamiyet dini inançı(inancı) açısından bilinmesi gereken iki durum var: 1- Kimin şehid olup olmadığını yalnızca Allah bilir, 2- İslamiyet dini inançının ve İslamiyet dini inançının dini dünyada ilk kez doğru olarak tanımlayan dahi önderi Muhammed'in yanındaki Müslümanlar ile çağımızdaki Müslümanlar aynı değildir, farklıdır; örnek ki 'Cennet annelerin ayakları altındadır' sözü yalnızca Muhammed'in zamanında Müslüman kaviminde olan bayanlar için geçerlidir, günümüzdeki bayanlar için değil çünkü Muhammed'ın zamanında bayanlar bikini, mayo, mini etek, mini şort, açıksaçık, daracık şeyler giymezlerdi; pılajlarda bay ve bayan karşışık herkesin içinde bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşmazlardı. Yani Kuran'daki ve hadislerdeki sözleri Muhamed'in yaşadığı zaman ve çevre dışına çıkarmak, genellemek yanlıştır ve anlamsızdır.

Bir de şu gerçek var: Tüm kutsal kitaplar ve tüm kutsal kitapların emirleri ve tanımları kendi zamanlarına ve kendi halklarına yöneliktir yani tüm kutsal ktaplar kendi zamanları ve kendi halkları ile konuşurlar yani hadis 'Cennet annelerin ayakları altındadır' diyorsa, bu yalnızca Muhammed'in zamanındaki ve yolundaki bayanlar için geçerlidir çünkü bu söz de hemen hemen her söz gibi 'tanıklıktır/şahitliktir' yani 'Cennet annelerin ayakları altındadır' sözü ile Muhammed yalnızca zamanındaki Müslüman bayanlar için şahittir, sonrası için değil, günümüz için hiç değil. Yani İslamiyet'in Şehitlik sunumu yalnızca Muhammed'in dönemindeki Müslümanlar için geçerlidir.

Bu nedenle şehidlik konusunda da örnek ki 'Suda boğulanlar şehidtir' deniliyor. Bu açıklama Kuran'da olsa bile bu durum yalnızca Muhammed dönemi Müslümanları için geçerlidir'; ne herkes için geçerlidir ne de günümüz için; çünkü denizde boğulan deniz korsanları da vardır, dinsizler de, İslamiyet'ten başka dini inançlardan olan insanlar da; hele ki Müslüman olduklarını söyleseler de yani Allah'a, Kuran'a ve Muhammed'e inansalar da bikini, mayo, daracık şeyler, açıksaçık şeyler giyenler denizde boğulsalar da İslamiyet'e göre şehid olmazlar, neden olmazlar, çünkü İslamiyet dini inançına da, dine de ahlak da dahildir.

Muhammed'in zamanındaki Müslümanlara Muhammed kefil olurdu ancak günümüzde yüzde kaç Müslümana İslamiyet konusunda kefil olunabilir? Örnek ki siyaset yapan Müslümanlar da, siyasi parti yandaşlığı yapan Müslümanlar da hem İslamiyet dini inançına hem de dine aykırıdırlar çünkü siyaset İslamiyet'e de, dine de aykırıdır çünkü siyaset özelde yalan ve hiledir, genelde ise cehalet ve nefstir, ve daha genelde siyaset dinin ana temeli olan bilimden yoksunluktur, uzaklıktır, bile aykırılıktır, ve cehalet ile nefs dinin en büyük iki düşmanıdır çünkü her yanlışın nedenidirler, öyle ki nefs hem en büyük cehalettir hem de her kötülüğün hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır). Yani siyasetin olduğu yerde ne İslamiyet dini inançı olur ne de din olur; hele ki 'Sultanlarla düşüpkalkan(düşüp kalkan) alimler de hırsızdır' hadisine göre, sultanları, Osmanlı hanedanlığı'nı öven, baştaçı eden ya da bir çıplaklık halini almış olan turizım(turizm) konusunda adeta bayram eden siyaset, siyasi partiler, siyasetçiler, kişiler, şirketler ise asla İslamiyet ve din olmaz.

Erdoğan Akp başkanı olarak mı yoksa cumhur başkanı(cumhurbaşkanı) olarak mı söyledi bilmiyorum ancak 'Cemal Kaşıkçı şehit edildi' yani 'Cemal Kaşıkçı şehit' demiş. Bu herşeyden önce 'Allah'ın işine karışmak' olur çünkü hem şehitlik konusunda tek makam Allah'tır hem de özellikle çağımızda kimin ne olduğu iyi bilinmemektedir, kimin ne olduğunu İslamiyet dini inançına göre yalnızca Allah bilir ki Muhammed'in bir savaşta öldürülmüş kişi için cenaze namazı kıldırmaktan, o kişinin hırsızlık yaptığının kendisine bildirilmesi üzerine vazgeçmesi de buna örnektir. Yani İslamiyet dini inançına göre gerçekleri yalnızca Allah bilir.

Erdoğan Akp başkanı da olsa, cumhur başkanı da olsa siyasettir, siyasetçidir, siyasi partidir. Dolayısı ile; yaptığı iş de, olduğu hal de zaten hem İslamiyet dini inançına hem de dine aykırıdır. Öteyandan; Akp iktidarı ya da Akp dönemi sürekli yolsuzlukla, usülsüzlükle, rüşvetle, israfla, hile ile, aldatmacalık ile, adaletsizlikle, haksızlıkla, zulümle, hukuka aykırılık suçlanılan ya da eleştirilen ve bu açılardan kuşku altında olan bir dünyadır ki kuşkulu olmak İslamiyet dini inançında da, dinde de kuşkudur; ve devlet, ülke yönetimi felsefeye, bilime ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne değil siyasete dayandığı için İslamiyet dini inançına ve dine aykırı bir durumdur çünkü İslamiyet dini inançına göre de, dine göre de yöneticiler bilimsel, düşünür(filozof), alim, alime, bilge, dürüst, adil, tarafsız, hilesiz, güvenilir kişiler olmalıdır ancak Akp'nin bunlar ile ilgisi ne kadardır tartışılır.

Öteyandan Erdoğan Osmanlı hanedanlığı'nı savunan bir kişi. Osmanlı hanedanlığı ise taht için bebek, çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmeyen, ve hem nefse hem israfa yani dinin en nefret ettiği şeylerden ikisine batmış bir dünya.

Öteyandan; Erdoğan'ın Külliye ile israf içinde olduğu ileri sürülüyor. İsraf ise hem İslamiyet dini inançına hem de dine aykırıdır.

Ve Erdoğan; hakkında muhalefetçe sürekli olarak, suçlamalar yapılan bir kişi ki kuşkulu olmak da hem İslamiyet dini inançına hem de dine aykırıdır.

Ve Akp görüldü ki Fesli Kadir denilen ve Atatürk düşmanı olan kişi gibilerle bir yakınlık içinde ki Atatürk'e düşman olmak da yani Osmanlıcılık da hem İslamiyet dini inançına hem de dine aykırıdır ki bir nedenini yukarıda yazdım.

Öteyandan; Cemal Kaşıkçı'nın İhvan ve Işid(Daeş) savunucusu olduğu ileri sürülüyor. Eğer bu doğru ise zaten bu iki örgüt dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı.

Diyanet de kimseye şehidlik veremez çünkü hem Din hadisileri'ne aykırı biryer(bir yer) olmuş) hem siyasi biryer olmuş ki en azından cumhurbaşkanlığına bağlı hem de 'Babanın öz kızına şehvetle bakması haram değildir' ve 'Dokuz yaşındaki kız çocuğu evlenebilir' gibi dine aykırı şeyler söylemiş biryer.

Devlet te(de) kimseye şehitlik veremez çünkü hem Din hadisileri'nden uzak hem siyasi biryer olmuş hem de ülkede pılajlar, genelevler, sıtriptiz(striptiz) kulübüleri, seksshoplar, zinanın suç olmaması, ahlaka aykırı sanatçılar, ahlaka aykırı ünlüler, ahlaka aykırı medya, eşcinsel evliliğin bile serbest olması, dine aykırı giyimin serbest olması, meyhaneler, barbar, pavyonlar gibi hem İslamiyet dini inançına hem dine aykırı haller var, ve devlet bu hallerden gelir sağlıyor.

Ve Akp dönemi hem akıldışı hem bilimdışı bir dönemdir; örnek ki bebeklere, çocuklara zorunlu aşı zorunlu olmaktan çıkarıldı ki bu durum hem akıla hem bilime hem dine hem İslamiyet dini inançına hem Atatürk'e aykırıdır çünkü akıl da, bilim de, din de, İslamiyet te, Atatürk te öncelikle bilime göre doğru olanı ister.

Yani Muhammed yanındaki kimselerden ve zamanındaki Müslümanlardan %99,9 emin idi ancak çağımızda kimin ne olduğunu İslamiyet'e göre yalnızca Allah; dine göre ise yalnızca Din hadisileri bilir.

Yani açık ki Allah ve Muhammed dışında hiçkimsenin birilerine 'şehid' demeye hakkı yoktur.

Müslüman olmak ta, dinli olmak ta öncelikle dini tanımlayan Din hadisileri'ne uymakla sözkonusu olur.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 17.12.18/08.46