DİN OLMALI MI?



Olmalı ise Türkiye’de sol dine nasıl bakmalı?

Gelin herkesin ağzına pelesenk ettiği ünlü felsefeci Karl Marx’la sloganlaşan “DİN TOPLUMUN AFYONUDUR” sözünü neden ve nerde kullandığına bir bakalım. 

Bu AFORİZMA aslında Karl Mars’ın arkadaşları Moses Hess ve Heinrich Heine’ın daha önce yazdıklarında da var olduğu birçok kişi tarafından yazılıp çizilmiştir. Ama Karl Marx ile sloganlaşmış. 

Karl Marx Bu AFORİZMAYI. 1844 yılında HEGEL’İN HUKUK FELSEFESİNİN ELEŞTİRİ Metninde yazmıştır. 

Karl Marx 5 Mayıs 1818 tarihinde dünyaya geldiğine göre 26 yaşlarında söylediği anlaşılan bir sözdür. 

Karl Marx‘ın Din konusuna bakışı aşağıda olduğu gibidir. 

“Din dünyadaki sıkıntıların tesellisi ve baskıları meşrulaştırma teorisidir. Din içinde çekilen ıstırap, aynı zamanda, gerçekte çekilen ıstırabın bir ifadesi ve gerçek ıstıraba karşı bir protestodur. Din, baskı altında ezilen yaratığın iç çekişidir; kalpsiz bir dünyanın kalbi ve ruhsuz koşulların ruhudur. “DİN HALKIN AFYONUDUR.” 

Ülkemizi de ilgilendiren din ve siyaset kısmına gelince:
"İslam'ın komünizme karşı bir kalkan olarak kullanılabileceği" görüşüne dayanan ABD’nin 1970’li yıllarda Başkan Carter döneminde yürürlüğe koyduğu “YEŞİL KUŞAK PROJESİ ” emperyalizme jandarmalık yapan merkez sağ iktidarların eliyle Komünizmin dinsizlik (ateizm) olduğu şeklinde ki söylemler, İslam dinine inanlar da arzu edilen karşılığı bulmuştur.

Oysa dünya da kabul görmüş yönetim sistemleri içinde Monarşi, Meşrutiyet, Oligarşi, Demokrasi, Otoriter Yönetim, Totaliter Yönetim, Teokrasi, Teokratik Egemenlik, Komünizm, Nasyonal Sosyalizm (Nazizm) sayılırken, İslam’ın ya da din ’in komünizme bir alternatifi ya da benzeşi olduğuna dair bir bilgi yoktur. Hal böyle olunca komünizmin İslam diniyle durdurulması PROJESİ emperyalizmin kapitalist sistemini ayakta tutabilmek adına halkı kandırmasıdır. 

Bu gün dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi sıkıntıların altında yatan gerçek vahşi kapitalizmin dünyayı maksimum düzeyde sömürme çabasından başka bir şey değildir. Yine gelişmekte olan, azgelişmiş ve gelişmemiş ülkelerin iç karışıklıkları ve komşularıyla olan anlaşmazlıkların sorunlar yumağına dönüştürülmesi emperyalist devletlerin bu ülkelerde ki yer üstü ve yeraltı zenginliklerin kendi çıkarlarına hizmet etmesini istemelerin başka bir şey değildir. 

Ülkemizde de görüldüğü üzere 20 milyona yakın insan devletten sosyal yardım almadan hayatını idame ettirememektedir.

Örneğin ülkemizde (TÜİK), 2016 yılına ilişkin Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre EN YÜKSEK gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, bir önceki yıla göre 0,7 puan artarak yüzde 47,2'ye yükseldi.

EN DÜŞÜK gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,2 oldu. Görüldüğü gibi kapitalist sistemde partiler kendi dinamiklerine uygun çalışmaktadırlar.

Tablo da görüldüğü üzere İlk %20 gruba giren nüfusun en düşük gelire sahip 1/5 milli gelirin ortalama 5,5 ini alırken beşinci ve son gruba giren nüfusun en yüksek gelire sahip 1/5 milli gelirin ortalama %46’sını almaktadır.

Yani bunun anlamı ülke nüfusunu 100 kişi varsayarsak ve milli geliri de 1000 TL varsayarsak ilk alt gruba giren 20 kişi toplamda 53 TL alırken, beşinci ve son gruba girenler 20 kişi toplamda 460 TL almaktadır. İsmin de adalet olan parti de 15 yıldır bunu değiştirmemiştir.

Ne zamanki birileri insanları bu çarpıklığa karşı uyandırmak ister yol göstermeye kalkar aynı anda birileri tarafından da din ve etnik milliyetçilik çalışanlara, işsizlere, yoksullara, ötekileştirilenlere uyuşturmak için zerk edilmek üzere devreye sokulur. 

Eğer çalışanlar, işsizler, yoksullar, ötekileştirilenler birleşip aydınlanır, düzenin esas sahibi kendileri olduğunu öğrenirlerse bu durum birilerinin rahatını kaçıracaktır. 
Yukarıda Karl Marx “Kalpsiz bir dünyanın kalbi” diye ifade etmişti dini. 

Kalpsiz adam denildiğinde anladığımız nedir? Acımasız, gaddar, zalim biridir. Tarihte Kont Drakula (Kazıklı Voyvoda) olarak bilinen zalimi hayal edin. Adam kendi iktidarından başka bir şey düşünmüyor. Halkı inim inim inletiyor. Onun yönettiği bir ülkede yaşadığınızı varsayarsak çaresiz kaldığınızda neye sığınacaksınız? Elbette manevi bir güce inanacaksınız. En kolay ve maliyetsiz olanı bu çünkü! 

Kapitalizmin uygulayıcıları emperyalist devletlerce dünyada insanlar ve kaynakları sömürülüp talan edilirken dünya üstünde milyonlarca insan açlıktan ölüyor ya da karın tokluğuna çalışmak zorunda bırakılıyor. 

Size çok önemli bir soru: kentlerin ve ülkenin gelişmiş kesimlerinde dini cemaatler neden hayat alanı bulanmıyorlar. Orada tabiri caizse afyonu kullanmak için koşullar olmadığından. 

O zaman yapılması gereken afyonu kullanmayı gerektirecek koşulları yok etmeliyiz dini değil. Dincileri yok etmeliyiz.

17.12.2017 Abdulhalik ÇİMEN


Başlık Kategori Yayın Tarihi
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018
ÖZTÜRK YILMAZLAR BİTMEZ Politika 25.11.2018
GENEL BAŞKANLIK SEÇİMLERİNE DOĞRU CHP… Politika 20.01.2018
"AYIYI İNİNE SOKACAĞIZ” Politika 23.12.2017
YÖNETENLER ve YÖNETİLENLER Politika 14.03.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.