İngiliz Arşivinde Erbakan ve Kıbrıs

Bilim ve telekomünikasyon o kadar ilerledi ki artık gerçeği saklamak neredeyse imkânsız oldu. Bugün yanıltılan kimse yarın farkında oluyor. İngiliz Ulusal Arşiv belgeleri bile kamuoyunda bilinenin aksine Kıbrıs Barış Harekâtı’nın mimarının merhum Başbakan Bülent Ecevit değil dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan olduğunu adeta haykırıyor. Doktora çalışması için girdiği İngiliz Ulusal Arşivi’nde tam 10 yıl boyunca çalışan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, Kıbrıs Barış Harekâtı ve sonrasına ilişkin belgelere ulaştı. Mustafa Sıtkı Bilgin, “Büyük Güçler, Türkiye ve Kıbrıs Meselesi (1967-1975)” başlıklı TÜBİTAK projesi için 2005 ve 2006 yıllarında altı 6 İngiliz Arşivleri’ni taradı.

Ankara’daki İngiliz büyükelçinin, İngiliz Dışişleri’ne yazdığı raporlar ve İngiliz Başbakanı ve kabinesinin konuyu değerlendirirken, oraya katılan devlet adamlarının konuşma tutanakları meğer her şeyi kayıt altına almış. Ecevit’in Londra ziyareti ve Türk ve İngiliz hükümetleri arasındaki yazışmalardan Ecevit’in harekât konusunda isteksiz davrandığı ve savaşa girmeden bir çözüm aradığından tutun da Erbakan’ın çıkartma yapma konusundaki kararlılığına kadar…

Belgelere göre Kıbrıs Harekâtı’nın icra safhasında Necmettin Erbakan hem daha istekli, hem daha aktif ve hem de daha etkili. Ecevit savaşa yanaşmak istememiş. Meğer İngiltere’de İngilizlerle savaşmama konusunda mutabıkmış. Fakat Erbakan işi bozmuş. Dönemin İngiltere Büyükelçiliği’nden giden raporlarda Erbakan’ın Genelkurmay ile aynı çizgide olmasından ve harekâtın gerekli olduğunu dillendirmesinden tutun da niyetinin tüm Kıbrıs’ın alınması olmasına kadar her şey kaydedilmiş. Erbakan’ın dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar ve Türk ordusuna tam destek verdiği de belgelerde kaydedilmiş.

İngiliz Arşivleri’nde yer alan Savunma Bakanlığı’na ait istihbarat raporlarına göre, İngiliz askeri istihbaratı Türkiye’nin birinci askeri harekâtı 22 Temmuz 1974’te yapacağını öngörmüş fakat yanılmış. Çünkü Türkiye, harekâtı beklenmedik bir şekilde 20 Temmuz cumartesi sabahı gerçekleştirmiş. Belgeler, Türk Genelkurmay Başkanlığı'nın iç istihbaratının sağlam ve güçlü olduğunu, harekât planlarının dışarıya sızdırılmaması konusunda çok etkili olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü başta Başbakan Ecevit olaydan habersiz. Bu bir “Erbakan manevrası” dır. Ecevit ters köşeye yatmasaydı İngilizler de Rumlar da golü yemeyeceklerdi.

İngiliz istihbaratı 14 Ağustos’ta başlayan ikinci harekâtla Türkiye’nin Ada’nın tümünü ele geçirebileceği öngörüsünde bulunmuş. Ancak, İngiliz askeri otoriteleri bunun Türkiye için riskli olacağını zira Ada’nın tümü ele geçirildiğinde Rumların gerilla harekâtına girişip Türkiye’yi uzun ve çetin bir maceraya sürükleyebileceklerini rapor etmiş. Raporlarda ayrıca Türkiye için en doğru stratejinin Ada’nın yarısını ele geçirerek daha sonra bunun siyasi pazarlık unsuru olarak kullanılmasının uygun olacağı değerlendirmesi yapılmış. Yani Ecevit Ada’nın yarısına da razı; Erbakan ise tamamını istiyor…

Fakat Erbakan’ı dinleselerdi İngilizler bu konuda da yanıldıklarını göreceklerdi. Çünkü Türkler Rumlara nispeten çok baskındılar ve bir daha “Kıbrıs Problemi” gibi saçma bir ifade gündeme bile gelemeyecekti. Fakat yarısı kaldığı içindir ki hala gündeme gelebiliyor. Gerçekten de gündemden çıkmasının tek yolu tamamının alınmasına veya verilmesine bağlıydı.

Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı James Callaghan elbette bir Hıristiyan olarak dindaşları olan Rum ve Yunan yanlısı bir siyaset izleyecekti; izledi de. Bu da Erbakan’ın öngörülerinin haklı çıkması demekti. Türkiye’nin askeri harekâtını önlemeyi çok arzu ettiği halde Ecevit’le bile bunu gerçekleştirememişti. Nihayet Ecevit de Erbakan’ın kendisinden izin almadan çıkartma yaptığını ve artık savaşı engelleyemeyeceğini anlamış, ok yaydan çıktı diye Erbakan ve komutanlarla bir olmuştu. Türkiye’yi durdurmak için ABD’ye defalarca ısrar edildiyse de Amerikan yönetimi, Callaghan’ın bu isteğini hep reddetti. ABD yönetimi ve başta dönemin Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, her fırsatta Türkiye’nin, Yunanistan’dan da Kıbrıs’tan da daha önemli olduğunu ifade ettiyse de Callaghan’ı asıl büyük hayal kırıklığına uğratan kendi Genelkurmayı oldu. İngiliz Dışişleri Bakanı’nın Türkiye’yi durdurma konusundaki ısrarlı taleplerine karşı İngiliz Genelkurmayı, “İngiliz ordusunun Türkiye’yi durdurmaya gücünün yetmeyeceği” raporunu vererek Callaghan’ı hayal kırıklığına uğrattı. Artık çok geç idi. İngiliz Genelkurmayı Adana’dan kalkan Türk savaş uçaklarının 2 dakika sonra Kıbrıs’ta olacağını belirterek İngiliz Savaş gemileriyle Türkiye’yi durdurmanın mümkün olmayacağını ve bir fayda sağlamayacağını rapor etti. Onlara göre Soğuk Savaş dönemi şatlarında İngiltere’nin böyle bir teşebbüste bulunmasının İngiliz askeri stratejisine uygun değildi. Kısacası Kıbrıs’taki Rum dindaşlarının durumu bile İngilizler için kendi menfaatlerinden daha önemli değildi.

Arşiv belgelerine göre birinci Türk askeri harekâtı istihbarat zafiyeti nedeniyle durmuş. Türkiye, Rumların Ada’da yaptıkları büyük silah yığınağından ve sahip oldukları milis gücü ve askeri teçhizattan yeterli ölçüde haberdar değildi. İngiliz Arşivleri, 1968-74 yılları arasındaki belki her hafta gerçekleşen ve Rum gizli silahlanmasıyla ilgili bilgiler veren yüzlerce istihbarat raporlarıyla dolu. Türk istihbaratı ise bu Rum silahlanma faaliyetlerinden ancak büyük çapta olan bazılarını tespit edebildiğinden Türk askeri ilk çıkarmayı yaptığında ummadığı kuvvetli bir Rum direnişiyle karşılaştı.

Arşiv belgelerine göre dünyada Yunan dernek ve kuruluşları adına ne kadar kurum varsa hepsine Türk ordusunun haksız bir işgal gerçekleştirdiğini rapor etmiş. Güney Afrika’daki bir Yunan derneği gerek Birleşmiş Milletler ve gerekse ABD, AET, İngiltere ve Fransa gibi devletlere Türk ordusunun illegal bir işgalde bulunduğuna ilişkin propaganda raporları göndermiş. Türkiye kendi haklılığını anlatmak için doğru dürüst bir teşebbüste bile bulunmamış. Özellikle 1975’te Fransa ve Rusya hariç Avrupa devletleri Kıbrıs’ta iki toplumlu bir devlet olması gerektiği düşüncesi ağırlık kazanmış. İngilizler, kendi iç değerlendirmelerinde, “1963-64-67 olayları çıktı, sonrasında 1974 harekâtı başladı. Bütün bunların sonucunda anlaşıldı ki burada iki toplumun bir arada zorla tutulması pek mümkün değil. İki devletli çözümün de artık alternatifli bir çözüm olarak görülmesi gerekir”denilmiş.

Birinci harekâttan sonra Yunanistan eski Başbakanı Kostas Karamanlis’in amcası Konstantin Karamanlis iktidara gelmişti. Söz konusu belgelere göre Türkiye ile aslında bir anlaşmaya da çok yakındı. 1975’teki görüşmelerde Türkiye % 33 toprak istiyordu, Karamanlis ise % 31’e ancak razıydı. Aradaki yüzde 2’lik pay için anlaşmazlık çıktınca çözüm için arkası gelmedi. O dönemde Türk-Yunan müzakerelerini uluslararası alanda da destekleyecek bir ortam yoktu. Çünkü ABD, Mısır-İsrail savaşına odaklanmıştı. Watergate skandalı da sürüyordu. İngiltere ise İrlanda’da başlayan olaylarla daha çok ilgileniyordu.

Nihayet yıllar sonra Rahşan Ecevit, Erbakan’ın iddiasına cevaben eşinin çok nazik bir insan olduğu için Kıbrıs Barış Harekâtı’yla ilgili bir konu gündeme geldiğinde her defasında Erbakan’a teşekkür ettiğini söylese de yaşananları bir bir anlatan İngiliz tutanakları böyle söylemiyor. İngiliz tutanakları Ecevit’i pasiflikle överken, Erbakan’ı aktiflikle suçluyor…

KaynakTÜBA: Kıbrıs Projesi İngiltere Arşivleri (PRO-Londra, 2005-2006).

http://www.bizimyaka.com/yazar-91070-Ingiliz-arsivinde-Erbakan-ve-Kibris


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ERBAKAN İÇİN KIBRIS NE Kİ? Politika 14.12.2018
Başbakan Ecevit’in Kıbrıs gafı! Politika 23.11.2018
KIBRIS’A ÇIKARTMA KARARINI ERBAKAN VERDİ Politika 16.11.2018
İNSANİ TERBİYENİN KÖKENİ Genel 08.11.2018
“Maymunlar üzerinden Buhari’ye saldırı” Yazısına Tenkit (2) Genel 04.11.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SADECE ADI YÜKSEKÖĞRETİM Politika 13.12.2018
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YERLERDE Politika 12.12.2018
DİN OLMALI MI? Politika 09.12.2018
NEREDEN ÇIKTI DEMEYİN Politika 09.12.2018
Bazı Siyasi Tezlerim Politika 08.12.2018