BÜYÜK ve GÜÇLÜ TÜRKİYE İDEALİ

Yazılarımı okuyup değerli görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkürler.

   Dün, Hazine ve Maliye Bakanı Sn.Berat Albayrak’ın Ar-Ge harcamaları ile ilgili atmış olduğu tweeti çok olumlu ve önemli bulduğumu söylemek isterim, yazılarımı takip edenler için ülkemizin refah seviyesinin artması, üretmemiz ve gelişmemiz için daima üç sacayağından bahsediyorum:

   -Ar-Ge

   -Eğitim

   -Gençlik

   Bu değerlerin farkına varılıp devlet tarafından da dile getiriliyor olması gerçekten önemli ve değerli.

   Önceki yazımda belirttiğim gibi parayı betona gömdüğünüz zaman size hiçbir şey kazandırmayacağı gibi sizden geri dönülemez değerleri de götürüyor: zaman, para, verimli toprakların yok olması, tarım arazilerinin betonlaşması gibi ciddi zararları da oldu maalesef.

Sn. Bakan bazı rakamlar açıkladı attığı twitte:

   2012-2017 yılları arası yapılan harcama 17 milyar ₺, baktığınız zaman gerçekten güzel rakam, şimdi biraz detaylandırmakta fayda görüyorum.

   5 yılda yapılan harcama 17 milyar ₺ iken sadece Diyanet İşleri Başkanlığının 2019 için belirlenen bütçesi 10,8 milyar ₺.

   Yani Ar-Ge için 5 yılda yapılan harcama Diyanet’e 1,5 yıl için sunulmuş oluyor.

   Sizce bir anormallik yok mu? Allah ile kul arasında olan bir bağ için devlet eli ile bu kadar kaynak ayırmanın normal ve izah edilebilir bir yanı olabilir mi sizce?

   Ülke olarak baktığımız da Dünya’da ne durumdayız, hangi konumdayız?

Örnek alacağımız ülkelerden biri Güney Kore, Dünya’nın inovasyon devi.

   Güney Kore’nin Ar-Ge harcamalarının GSYH’ye oranı 4,27 iken Türkiye’nin ise sadece 1 yani Güney Kore’nin neredeyse 1950-1960 yılları arasında yok olmaya yüz tutmuş ülkenin Ar-Ge yatırımları bizim 4 katımız. 60 yıllık ülkenin geldiği nokta ile 100 yıllık Cumhuriyetimizin geldiği nokta arasında ciddi fark var maalesef.

   Bu konuda her daim övündüğümüz verilere sahip olduğumuz OECD ülkelerinin ortalaması ise 2,5 orası da yani bizim 2,5 katımız.

Neden mi böyle? Çünkü:

   OECD ülkeleri arasında yükseköğrenime en çok kaynak ayıran ülkeler arasında sondan 4. yüz.

   Buna karşın yükseköğrenim personeli olarak 341 bin kişi ile OECD ülkeleri arasında en çok yükseköğretim personeline sahip 3. Ülkeyiz. Buna rağmen işler doğru gitmiyor ise bizim nitelikli yükseköğretim kurumlarımız, donanımlı ve bilgili akademisyenlerimiz yok demektir. Üniversiteler sadece binadan ibaret değildir.

   Mevcut düzende akraba, eş, dost ilişkisi ile ilerleyen akademik kariyer düzeni bir an önce el atılıp düzenlenmesi gereken yegâne konudur.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
TÜRKİYE, YOZLAŞMA VE İNANÇSIZLIK Politika 13.01.2019
ERDOĞAN’A RAĞMEN MÜMKÜN MÜ? Politika 12.01.2019
TÜRK EKONOMİSİNİ 2019 YILINDA NE BEKLİYOR? Politika 05.01.2019
VAH VAH VAH! Politika 03.01.2019
SADECE ADI YÜKSEKÖĞRETİM Politika 13.12.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kabe-i Şerif'in Çatısındaki Pislik'ler Politika 18.02.2019
Seçim Sathı ve Adalet Politika 12.02.2019
Hain Plan Devrede Politika 12.02.2019
Terör Politika 09.02.2019
Terör Örgütünün Amacı Politika 05.02.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.