YENİ TÜRKİYE: TÜRK OLANLAR İLE TÜRK OLMAYANLARIN MÜCADELESİ

Bir ülkede sorun yoksa; birlik, uyum varsa etnik köken önemli olmaz. Ancak sorun varsa ve üstelik de sorun akıldışı ya da ahlakdışı ya da insanlıkdışı ise, ve sorunu etnik kökenliler çıkarıyorsa, etnik köken sorun olur, ve bu durumda etnik kökenlere karşı önlemler alınması zorunlu olur.

Türkiye'nin son 15 yıllık halini türlü, farklı yollarla açıklamak olanaklı. Atatürkçüler ile Osmanlıcılar arasındaki savaşım; ilericiler ile gericiler arasındaki savaşım; Batıcılar ile Doğucular arasındaki savaşım; Türkçüler ile Arabçılar arasındaki savaşım; Atatürkçüler ile Atatürk düşmanıları arasındaki savaşım; bilimseller ile bilimdışılar arasındaki savaşım gibi.

Ancak hangisi ya da ne olursa olsun tüm savaşımların temel, ortak özelliği şu gibi: Türk olanlarla Türk olmayanların savaşımı durumu, hali..

Neden böyle diyorum?

Çünkü bakıyoruz Akp çevresinde, Akp dünyasında Lozan anlaşmasına, Atatürk'e, Türkçeye saldırı hali var gibi. Yani 'Türkçe ile felsefe, bilim olmaz, Türkçe yerine Osmanlıca olsun', 'İki ayyaş', 'Lozan zafer değil hezimet' gibi sözler, kamu kurumularının ve kuruluşularının adlarından 'Tc'nin yani 'Türkiye cumhuriyeti'nn kaldırılması , okullardan Andımız'ın kaldırılması, ve çocuklara yabancı adlar koyulması hakkı gibi şeyler.

Yani kimyasal açıdan bile bakılsa ortada birbirine karışmak istemeyen iki maddenin olduğu gözlenir.

Atatürk'e, Lozan anlaşması'na, Türkçeye, demokrasiye, laikliğe saldırıların odak noktası ya da yoğunlaşma alanı haline geldiği Akp dünyasına bakılırsa; büyük olasılıkla; Türk kökenli olmayanların ve kendilerini Türk hissetmeyenlerin yoğunluk kazandığı bir hal içinde bir dünya olduğu görülebilir.

Yani bir milletin en büyük ulusal kahramanına ya da önderine karşı çıkanlar büyük olasılıkla o milletten değillerdir zaten. Yani Türkiye'de Atatürk düşmanı olmak demek Türk olmamak ile eş anlamlıdır zaten. Yani Atatürk'e başka kimler karşı çıkabilir, düşman olabilir?

Türkiye'de eğer 'Türk olanlar' ya da kendini Türk sayanlar ile; 'Türk olmayanlar' ya da kendini Türk saymayanlar arasında bir savaşım varsa; bilim der ki 'Bu durumda kökenler ciddiye alınmalı, kişilerin kökenleri araştırılmalı, ve sorun çıkaran kökenlere karşı ve kökencilik karşıtı, bilimsel ve nitel bir uygulama başlatılmalıdır, ve devlet sorun çıkaran kökenlilerden temizlenmelidir. Yani diyelim ki X yabancı ülkesinden insanlar ülkede sürekli sorun çıkarıyorlar; bu durumda o ülkenin insanlarına karşı önlemler alınması zorunlu olur yani sorunu kimlerin çıkardığı görmezden gelinemez.

Yani Atatürk'e, Lozan anlaşması'na, Türkiye'ye kimler karşı ya da düşman olabilir? Açık ki genelde Türk olmayanlar, özelde ise Atatürkçülük Türkü olmayanlar. Zaten onlara bakıldığında ülkeye bir başka ülkenin üstelik de gerici düzenin getirmek istedikleri görülecektir büyük olasılıkla.

Yani bilimsel açıdan; hiçbir sorun yoksa hiçkimsenin ne olduğu önemli değildir ancak sorun varsa herkesin ne olduğu önemlidir.

Yani Atatürk'le sorunu olanların kökenleri mutlaka araştırılmalıdır yoksa Türkiye diye bir devlet kalmayabilir. Yani ulusal ya da milli devlet demek; herşeyden önce devleti kendi milletinin yönetmesi demektir ki sömürge devletlerde böyle bir hal olmaz. Yani bu durumda açık ki Türkiye'yi Türk olmayanlar ya da kendini Türk saymayanlar yönetirse Türkiye sömürge bir devlet olmuş olacaktır. Bu duruma karşı önlem ırkçılık ya da gericilik ya da insanlıkdışılık ya da akıldışılık değil bir devleti korumak durumudur yani bir millet kendisini köken olarak kimlerin yönettiğini bilmeli yoksa kendini bağımsız, özgür bir ülke sanırken gerçekte bir sömürge olabilir.

Kökenler kendi halilerinde sorun olmazlar ancak kökencilik örgütlenme eğilimi taşır genelde yani kökenler mozaik olmak değil de ülkeye egemen olmak isterler siyasileşirlerse.

Ancak açık ki Türkiye'de Atatürk'e bir saldırı hali olmasa idi yani birlik, beraberlik ve uyum olsa idi buna hiç gerek olmazdı, kalmazdı; ancak sorun varsa nedenlerine bakmak zorunludur ki açık ki Türkiye'de, Atatürk yani Türkiye üzerinden bir sorun bulunduğu görülmektedir.

Açık ki yalnızca Türkiye değil, öteki ülkeler de kökenlere inmek, köken araştırması yapmak, ana-köken'cilik yapmak zorunluluğu ile karşı karşıyadırlar çünkü hem devletlere ihanet ya da devletleri yıkma girişimi 'Köken dokunulmazlığı, ayrımcısızlık, eşitlik' gibi şeyler arkasına saklanabilir hem de ekonomide nasıl ki kötü para iyi parayı kovar; ülkelerde, toplumlarda kötü kökenlerin de, iyi kökenleri ülke egemenliğinden kovma eğilimileri olabilir.

Bu zorunluğu mutlaka her ülke birgün yapacaktır. Avrupa bile yapacaktır; örnek ki Fıransa kendisini Fıransız olmayanlara karşı koruyacaktır, Almanya kendisini Alman olmayanlara karşı koruyacaktır, İtalya kendisini İtalyan olmayanlara karşı koruyacaktır çünkü dünyadaki tüm milletler aynı medenilik düzeyi içinde değiller ki bu 'Medeni olanın kendisini medeni olmayana karşı koruma' hakkı olarak da tanımlanabilir tıpkı bilimin kendisini bilimsel olmayana, bilimdışı olana karşı koruması gibi.

Yani büyük olasılıkla bürgün herkes kendi vatanına dönmek zorunda kalacaktır; dünyadaki her millet ya da her halk medeni oluncaya kadar. Yani dünyada gerçekte medeniyetler savaşımı değil medenilik savaşımı vardır. Yani bakın insanlar ble herkesi evlerine almazlar; vatanlar da milletlerinin evleridir. Bu açıdan da Atatürk alanı gerçekte; medeni olanlarla ile medeni olmayanların savaşımı alanıdır. Yani Atatürkseverler medeni olanlar; Atatürksevmezler ise medeni olmayanlar ki zaten Atatürksevmezlerin getirmek istedikleri düzene bakarsanız, gerici, bilimdışı, akıldışı, ahlakdışı bir dünya olduğu görülür yani Atatürk'ü doğru ve iyi olarak aşsalar yine sorun yok ancak öyle değiller, öyle ki bakın ne diyor Atatürksevmez bu dünya: 'Bize cahil nesiller lazım' diyor, 'Bebeklere ve zorunlu aşılar zorunlu olmasın' diyor, 'Kurtuluş savaşı'nda keşke Yunanlılar yenseydi' diyor yani bu dünya ne akıla ne ahlaka sığan, tuhaf, garip, akıldışı ve ahlakdışı bir dünyadır ki 'Keşke Yunanlılar yenseydi' demek açıkça 'Türk askerileri, Türk halkı ölsün' demektir ki bu da zaten köken konusunda bir sorun olduğunu düşündürtüyor yani hangi millet kurtuluş savaşı veren kendi ordusu için 'Yenilsin' der?

Ancak her soruna yine de en doğru ve en iyi çözüm yalnızca felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri'dir zaten yani Atatürksevmezler bu üç konuda da sınıfta kalırlar ve kendilerini belli ederler zaten.

Ancak ne olursa olsun artık dünyanın, insanlığın bir 'köken sorunu'na doğru gideceği, gitmekte olduğu ve devletlerin gelecekte bu yönde örgütlenecekleri açıktır.

Yani Türkiye'de durum gerçekte Atatürkçüler ile Atatürk düşmanıları arasında değil; medeniler ile medeni olmayanlar arasındadır; yani medenilik bikini, mayo yani sütyen-külot ortalıkta dolaşmak yani utanmazlık ya da sigara, içki içmek yani toplum sağlığına duyarsızlık demek değildir, insaniliktir ki bu da ancak felsefe, bilim ve Din hadisileri kapsamındadır, bunu da belirtmek gerekir çünkü barbarlığın içinde bile 'daha az barbar olmak' biçiminde görece medeni bir kitle ya da kişiler olabilir ancak mutlak medenilik yalnızca felsefe, bilim ve Din hadisileri ile olur ki zaten Atatürk de, Din hadisileri de 'Önce bilim' demiştir.

Bilenler bilirler; Hürriyet gazetesinin adının altında birzamanlar(bir zamanlar) 'Türkiye Türklerindir' yazardı. O sözün anlamı 'Türk olmayanlar Türkiye'den defolsun' demek değildi, 'Doğru ve iyi insansanız başımızın taçısınız' demekti tıpkı 'Ne mutlu Türküm' diyene de, ve 'Bir Türk dünyaya bedeldir'de olduğu gibi yani o sözlerdeki 'Türk' nicelik değil nitelik, somutluk değil soyutluk belirtir yani ırkçılık ya da etnikçilik değildir. Yani bu durumda ya 'Türkiye bilimin ve ahlakındır' olacaktır ya da nitel anlamı içinde olarak 'Türkiye Türklerindir' ya da ya Türkiye diye bir devlet kalmayacaktır ya da ülkede kaos olacaktır yani bunun doğru bir başka seçeneği yoktur, yani bakın bugün yerli olan bir şirket, yarın yabancılara satılıp yabancı bir şirket olabiliyor yani ortada bir kaos var ve böyle bir ülke ya kendisi olmaz ya var olmaz.

Yani var olan haller bu durumu göstermektedir. Ancak tek çözüm kökenleri seçmek değil felsefeyi, bilimi ve Din hadisileri'ni seçmektir çünkü köken demek melek yani alim, alime demek değildir, dünya ne kökenler gördü ancak yine de ortada ki dünyadaki tek temiz köken Atatürk Türkiyesi'nin Türk kökenidir çünkü dünyada yalnızca bu kökenin geçmişi vahşet içermez çünkü cumhuriyetin ilanı ile var olmuş, nitel, soyut, beyinsel ve ruhsal bir kökendir oysa öteki milletlere bakın, tarihleri vahşetle, katliamlarla, barbarlıklarla doludur ki dünya, insanlık bu nedenle de Atatürk'e çok şey borçludur yani Atatürk Büyük adam'dır, bu nedenle O'nu herkes anlayamaz, bakın Atatürkçülerin bile tamamı anlayamıyor; yani sigara, içki yok; bikini, mayo, açıksaçık giyim, daracık giyim, ahlaka aykırı giyim, cinsel sunumlu giyim yok; işte, Atatürk'ün gerçek özeti. İşte bunu anlayamadıkları için Atatürk'ü Atatürkçüler bile anlamakta zorlanıyorlar ki zaten Atatürkçüler Atatürk'ü anlasa sorun kalmazdı.

Yani Atatürk'e karşı mücadele var, Türkçeye karşı mücadele var; bu başka birşey olamaz.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 29.11.18/03.45


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ERDOĞAN-PUTİN-TRUMP-MACRON-SALMAN BEŞGENİ Felsefe 14.12.2018
SELFIE ÇUBUĞU YERİNE ÇEKİM ÇUBUĞU ÖNERİM Felsefe 13.12.2018
CESUR DEĞİL AHLAKLI OLUN Felsefe 12.12.2018
AKP'NİN FRANSA'YA PRENS SALMAN CEZASI MI? Felsefe 11.12.2018
KÖPRÜ CEZALARI Ekonomi 10.12.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018
Haklı Olmak Felsefe 13.11.2018
DEĞER KAVRAMININ ANLAŞILMASI ÜZERİNE BİR DENEME Felsefe 26.10.2018
Bir Garip Döngü Felsefe 07.10.2018
Ağustos ayında yapmadıklarım Felsefe 30.08.2018