ÖZTÜRK YILMAZLAR BİTMEZ

 

 

 

İyi niyetlerinden kuşku duymayı aklımın köşesinden geçirmek bana zül gelse de zamansız ve yerindelik ilkesine uymayan bu açıklamaya itirazım var.

O zaman böyle bir ifade hiç mi kullanılamaz? Elbette kullanılabilir. Bir bilimsel konferansta konusu gereği kullanılabilir. Ya da sokakta, evde, ofiste birkaç kişi sohbet ederken tartışma ortamında kullanmasında hiçbir sıkıntı olmaz.

 

Eğer siz bir siyasetçi iseniz ya da yaptığınız iş gereği halka mal olmuş biriyseniz söylediğiniz her sözün mutlaka toplumda olumlu ya da olumsuz bir karşılığı olacaktır. Bakınız 04.01.2011 tarihinde (12 Haziran 2011 genel seçimlere yaklaşık altı ay kala) CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ ait olduğu iddia edilen ses kaydıyla ezan Türkçe okunsun dediği topluma malum haber ajansı  marifetiyle servis ediliyor. https://www.ensonhaber.com/chpli-ayhan-ezan-turkce-okunsun-2011-01-04.html

 

İlerleyen günlerde bu haberle ilgili haber bombardımanı devam ediyor.

 

https://www.analizmerkezi.com/haber/18862/chp-ezan-turkce-okunsun

 

Bu haberi birçok yazılı ve görsel yandaş medya tabir caizse tepe tepe kullanıyor. Olan partiye oluyor. Selçuk Ayhan’ın CHP İzmir Milletvekilliğine her hangi bir şey olmuyor.

 

Gelelim Öztürk YILMAZ’A

 

Parti içi demokrasi "ben istediğimi söylerim" keyfiyetini çağrıştırdığını düşünenler parti içi anarşinin çıkmasına neden olurlar. Her kim ki ne konuşacaksa partinin tüzüğü, programları ve parti organlarının aldığı kararlar çerçevesinde konuşmalıdır. Parti olmanın gereği budur. 

İslam dinine inananlar için YUSUF Suresi 2. ayeti (ARAP TOPLUMUNA İNEN KURANDA BİZ, BU KİTABI ANLAYASINIZ DİYE, ARAPÇA BİR KUR’ÂN OLARAK İNDİRDİK.) Denildiğine göre tartışmanın anlamı yok. Allah okunanı ya da okuduğumuzu anlamamızı istiyor. Bu bağlamda ezanında Türkçe okunmasında hiç bir sakınca yok. Üstelik ezan Allah kelamı da değildir. 

Ancak din ve dini terminolojinin siyaset alanında çok fazla kullanan iktidar partisi adeta din bezirgânlığı yapıyor. Elindeki devlet gücü ve yarattığı yandaş medya ile de %80 muhafazakâr olan insanımıza ezanın Türkçe okunmasını savunanların dinde tahrifat yapan dinsizler olduğu şeklinde ki bir yanlış algıyı doğruymuş gibi muhafazakâr tabana yutturuyor. 

Oysa son dönemde İSKİ ve Güngören belediyesindeki yapılan usulsüz işlerin dinen, ahlaken, vicdanen ve kanunen yapılmaması gerekenler olduğu halde, yapanların idari yönden incelenerek idari ve adli bakımdan cezalandırmaların sağlamak yerine, üstünü örtmeyi, yok saymayı marifet sayıyorlar. Bu bağlamda asıl dinsiz imansız kendileri olduklarını kanıtlamış oluyorlar. Ancak bu son söylediğimin iktidar ve seçmeni nezdinde hiç konuşulmadığını, umursamadıklarını da bilmeliyiz. 

Hal böyle olunca “HER DOĞRU HER YERDE SÖYLENMEZ” kuralının SİYASETEN hayati öneme haiz olduğunu unutmamalıyız. Siyasi partilerin seçimleri kazanmak ve iktidar olmak hedefleri olması işin doğası gereğidir. İktidarı hedefleyen bir partinin de oy kaybına neden olacak eylem ve söylemlerden uzak durması gerekir. Yoksa bu doğru diye SÖYLEMEKTE VE YAPMAKTA ISRARCI OLURSANIZ SEÇİM SONUCUNA DA KATLANMAK ZORUNDA KALIRSINIZ.

Öztürk YILMAZ’A gelince bu sözü bunca zaman kullanmayıp ta iktidarın çökmek üzere olduğu bu dönemde kullanması sizce manidar değil mi? Bence haddinden fazla manidar. Bu lakırdıyı edince şahsına veya mensubu olduğu CHP’ye hiç bir kazanç sağlamayacağı aksine iktidar ve yandaş medya tarafından sonuna kadar aleyhte kullanılacağını bilmemesi düşünülebilir mi? 25.11.2018


Başlık Kategori Yayın Tarihi
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018
DİN OLMALI MI? Politika 09.12.2018
GENEL BAŞKANLIK SEÇİMLERİNE DOĞRU CHP… Politika 20.01.2018
"AYIYI İNİNE SOKACAĞIZ” Politika 23.12.2017
YÖNETENLER ve YÖNETİLENLER Politika 14.03.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.