“Maymunlar üzerinden Buhari’ye saldırı” Yazısına Tenkit (2)

Burada Resulullahın hadisleri yazmayı yasakladığı, Sahabe Ömer’in Muaviye’yi hadis nakletme konusunda tehdit ettiği hatta kırbaçladığı, Aişe validemizin Kur’an’a ters düşen hadisleri kabul etmeyeceğini şu kriterlere göre doğru olması mümkün olarak kabul ediyoruz: Bu hadisler peygamberi 6 yaşındaki Aişe ile nikâhlatan, kara kediyi lanetleyen, kertenkeleyi her görüldüğü yerde öldürten, maymunun zinasına recm cezası uygulatan saçma sapan rivayetler gibi görmüyoruz. Bu demektir ki biz hadislerin tamamını reddetmiyoruz. Yeter ki Kur’an’a ve akla aykırı olmasın… Yeter ki iftira olmasın… Yeter ki ateistlerin ve İslam düşmanlarını eline malzeme olmasın… Bizim kabul ettiğimiz rivayetler İslam düşmanlarının işine gelmeyenlerdir… Ama sizinkileri malzeme ederek gençlerin deist veya agnostik olmalarına neden oluyorlar… Yani işimize geldiğinden değil, Kur’an’a ters düşmediğinden dikkate alıyoruz. Bizim Kur’an’a ters düşmüyor diye değer verdiğimiz hadislerin konularının Kur’an’da geçmiyor olması önemli değil. Biz “Kur’an’da var mı?” diye bakmıyoruz; “Kur’an’a ters düşüyor mu?” diye bakıyoruz. Ters düşmedikten sonra olmaması problem değil; yeter ki ters düşmesin.

“Rivayet kültürüne dayanan uydurulmuş dinin dayandığı rivayetler arasında nereye koyuyorsunuz?” sorunuza cevaben bilmelisin ki biz Buhari’den gelen bir hadis ya da rivayet Kur’an’a çok uygun bile olsa Resulullah’tan gelen bir ayet derecesinde görmeyiz. Çünkü biri Buhari’den diğeri Resulullah’tan geliyor. Çünkü Resulullahtan gelen hakkında Allah’ın koruma vaadi var. Ne kadar makul görünürse görünsün asla vahiy gibi görmüyoruz. İşte buraya koyuyoruz. Ha, itikaden böyle olmakla birlikte Kur’an’a uygun ya da ters düşmeyen bir hadisle elbette amel edebiliriz.

“Sünneti inkâr edip…” derken sünneti nasıl yanlış tanımladığınızı tekrar etmeme gerek yok. Siz peygamber olmayan rivayetçilerin taşıdıkları beşeri nakillere iman ettiğiniz için bunlara iman etmeyenleri inkârcılıkla suçluyorsunuz. Allah ve Resulünün dışından gelen haberleri “red” etmek “inkâr” değildir. Kafanızda beşerin temellendirdiği bir din oluşturmuşsunuz. Eğer dinin referansı (sünnet olmadığı için özellikle sünnet demiyorum) rivayet, icma, kıyas olsaydı Maide suresinin üçüncü ayeti daha Resulullahın sağlığında dini tamamladığını söylemezdi. Din bu ayetle tamamlandığında neredeydi sizin Amr b. Meymûn’larınız, Buhari’leriniz, bilumum alimleriniz?.. Din tamamlandıktan yüzlerce yıl sonra ortaya çıkıp da ilahi bir dine beşeri referans olamazlar… Ama birileri için olmayı başardılar…

Devamında, “…Peygamber Efendimizi de postacı konumuna indirgeyip O'nun yerine sizler oturarak...” gibi çok talihsiz bir ifade kullanıyor. Yahu ne postacısı? Tutmuşunuz bir postacı benzetmesi aşağı postacı yukarı postacı… Hangi postacı taşıdığı mektupta yahut postada olanı bilir? Hiçbiri bilmez. Peki, Resulullahın vahyi bilmediğine dair (hâşâ!) bir iddiamız mı olmuş? Hayır! Nerden çıkarırsınız bu gereksiz benzetmeleri? Hiç akıl karı değil. Biz Allah elçisini Allah’a “resul”, “nebi” ve “kul” olmakla birlikte biz ümmetine kıyamete dek bir imam ve bir rahmet olarak görüyoruz. Onun yerine (hâşâ!) bizlerin oturmasını da nereden çıkardınız? Öyle olsa “itikada tek ölçümüz ve amelde ilk ölçümüz Kur’an” der miyiz? Öyle olsa sürekli Kur’an’ı öne çıkarır mıyız? Öyle olsa sünneti bile Kur’an’da arar mıyız? Asıl sizsiniz onun yerine muhaddisleri oturtan… Asıl sizsiniz onun yerine müctehidleri oturtan… Asıl sizsiniz onun yerine şeyhleri ve cemaat liderlerini oturtan… Yani sizin gibi düşünenler… Sonra da kalkıp, “…peygambersiz ve Sünnetsiz bir din uydurmuş olmayasınız...” diyorsunuz. Yahu, Kur’an’da Resulullah yok mu? Var. Onsuz olur mu (hâşâ)? Olmaz! Bu cihetten bakılırsa sizin peygamberiniz hadislerde. Demek ki Allah’ın Resulullah seçip görevlendirmesi bu sizin muhaddisleriniz olmasaydı işe yaramayacaktı. Buhari’leri koyduğunuz noktaya bakın ki Buhari’leri çekseniz dininiz yıkılıveriyor… Onların rivayetlerinde olana bile sünnet diyorsunuz. Bizim Kur’an’ımızda Resulullah da var sünnet de var. Sizde ise Kur’an’ın yerini hadis, Resulullahın yerini Buhari almış durumda. Ama bunu göremiyorsunuz. Bizde Resulullahsız din yıkılır; ama sizde Buhari’siz din yıkılıyor… Ne Buhari’ymiş be. İnsanlığın ve bütün Müslümanların kaderi hatta dini ona bağlıymış da her nedense Kur’an’da hiç esmesi bile geçmiyor…

Bütün bu çelişkileri taşırken kalkıp da arkanızı pislerken bile, “Ne olur dürüst olun. Bir defalık olsun kendi içinizde tutarlı olun. Önünüzü yıkarken arkanızı pisliyorsunuz farkında mısınız?” diye sorandan daha zavallı kim olabilir? İşte arkanızda bıraktıklarınız… İşte size cevap… Söz uçar; yazı kalır. Bu yazı da inşallah kalacaktır. Sizinki de ortada. Basiret sahipleri neyi tercih edeceklerini iyi bileceklerdir… Çok şükür herkes gafil değil… Ayette buyrulduğu gibi: “Onlar bir ümmetti, geldi geçti. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandığınız. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz” (41). Kur’an’ı referans alan Ebu Hanife’ye demediğini bırakmayan rivayetçiler, bugün onun gibi Kur’an’ı referans alan bizlere de demediğini bırakmamaktalar ve algılamadan suçlama geleneğini hala sürdürüyorlar…

 

KAYNAKLAR: 

41.Bakara, 134.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
koylunun cinar yapraklari gibi Genel 17.11.2018
Islamı doğru anlamak.. -5- Genel 15.11.2018
Islamı doğru anlamak.. -4- Genel 12.11.2018
Uşak tan koylu bakişi Genel 10.11.2018
Islamı doğru anlamak.. -3- Genel 07.11.2018