HAFTALIK GÜNDEM ANALİZİ

Gündemi değerlendirmeden önce, dün gece Tuncelide hayatını kaybeden iki askerimize Allah'tan rahmet, yüce Türk milletine baş sağlığı diliyorum.

Dün gece hepimiz üzüntü verici bir hadise ile karşılaştık. 21.Yüzyılda, teknolojinin ve imkanların bu kadar geliştiği bir dönemde, askerlerimizi donarak kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Olayda ihmal var mı ? yok mu ?. Bunlar mutlaka araştırılmalı ve halkı bilinçlendirip, ikna edecek bir bildirge yayınlanmalıdır. Bu sadece iki şehit verdik, deyipte geçiştirilecek bir olay değildir. Askerlerin kamuflajının ve botlarının, kış şartlarına uygun olmadığı sosyal medya paylaşımlarından net bir şekilde görülüyor. O yere göğe koyamadığımız, Tsk'nın göz bebeği diye nitelendirdiğimiz mehmetçiklerimize, gerçekten hak ettiği değeri veriyor muyuz ?. Bir komutanın, askerinin hakkını koruması onun için namus borcudur. Aynı zamanda bir siyasi liderinde, seçmenlerinin oylarını koruması onun için namus borcudur. İş bu hâlken, o askerler bu kadar korumasız bir şekilde nasıl nöbete veya göreve gönderilebilir. Lafa geldiği zaman mehmetçik bizim herşeyimiz, ama icraat'e geldiği zaman hiç bir şey yok. Bir mehmetçiğe sahip çıkmak, al eline şu tüfeği git nöbet tut demek değildir. Yıllardır ülkemizde komuta kademesi, subaylar, uzman çavuşlar bu anlayış içinde, mehmetçiği her konuda ezmiştir. Askere giden tüm herkes bunu bilir. Sen askerimizin her konuda, ihtiyacını karşılamak zorundasın. Gerekirse, ısıtıcı koyacaksın her nöbet yerine, gerekirse, kamuflaj içine sıcak tutması için önlem alıcı tedbirler alacaksın. Botlar kış şartlarına uygun olacak. Ama bu ülkede kime değer veriliyor ki, bize de verilsin. Camii yıkılıyor müslümanlar değersiz, Brunson gönderiliyor, vatandaş değersiz, Ekmek başta her şeye zam geliyor ama işçinin maaşına zam gelmiyor, işçi değersiz, Suriyeliler geliyor kumsallarda, orada burada nargile keyfi yapıyor, kahir ekseriyeti Türk vatan da Türk değersiz, bedelli askerlik kanununu kabul edip ciğeri beş para etmez adamları para karşılığı askerlikten muaf tutuyorsun ama fakirin çocuğu gidip donarak şehit oluyor, mehmetçiklerimiz değersiz, af kanununu getirmek için Bahçeli ile müzakere ediyorsun, dışarıdaki masum vatandaş değersiz, yani değersiz Allah değersiz.. Herkes değersiz ama bunların zihniyetindekiler değerli. Vah benim güzel ülkem vah demekten kendimi alamıyorum. Bu olay üstü kapatılacak bir olay değildir. Sorumluları mutlaka bulunmalıdır. Sorumlularda, o bölgenin subaylarıdır. Bu elem verici hadise hasebiyle, 2 yiğidimize Allahtan rahmet dilerim. Mekanınız cennet olsun. Biz sizin hakkınızı koruyamadık, inşallah siz bize hakkınızı helal edersiniz.

Gündemdeki diğer gelişmeler..

Geçtiğimiz günlerde Bahçeli ittifakı dağıttı bildiğiniz üzere. Bu olayın ayak sesleri zaten geliyordu. Bundan üç hafta önce bir yazı kaleme almıştım, isteyenler okuyabilirler. '' Cumhur İttifakı bitiyor mu ? '' başlıklı bir yazıydı. O yazım da artık ittifakın sona erdiğini belirtmiştim. Kimilerine göre sürpriz ancak bana göre asla değil. Çünkü sorun 24 Haziran gecesinden başladı ve bugüne kadar geldi. 24 Haziran seçimlerinden sonra Bahçeli ne demişti '' Milletimiz bize denge ve denetleme görevi vermiştir ''. Peki millet sana denge ve denetleme görevini verdi diyelim, ama kim verdi ? Seçim sonuçlarında hepimiz gördük ki, milliyetçi oyların %70'lik bir kısmı İyi Parti'ye oy verdi. Sana oy veren kim Bahçeli ? Akp seçmeni. Sen kendi tabanını zaten kaybetmişsin. İttifakın olması bir şey ifade etmez. Yani sen Akp seçmeni sayesinde bu oyu almış oluyorsun. Bu oy oranına rağmen ben Akp'yi denetleyeceğim diyorsun. Bu söz Tayyip Erdoğan tarafından hoş karşılanmadı. İşte mesele 24 Haziran gecesi başladı. Daha sonrasında, bedelli askerlik ve af kanunu tartışmaları yaşandı. Ben Bahçeli'nin bedelli askerlik konusunda Akp'den farklı düşündüğünü savunuyorum. Ancak ittifak yaptıkları için eli kolu bağlandı. En son ise, andımız meselesi. Ki o meselede de, milli eğitim bakanlığı son yaptığı açıklamada, andımıza karşı olduğunu beyan etti. Yani andımız yine riskli bir süreçte.  

Ancak asıl atlanılan mesele bence şu, Bahçeli'den çok önce Tayyip Erdoğan bu ittifakı zaten bitirmişti. Yani ittifakı kopartan ilk olarak Bahçeli değil, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dır. Bahçeli ittifaktan ayrılmadan bir hafta önce Erdoğan ne demişti '' Cumhur ittifakı artık gönüllerde yaşayacak ''. Yani bu söz, ben bu işi bitirdim demektir. Yani burada ilk adımı aslında herkesin düşündüğünün tersine Erdoğan'ın attığını görüyoruz. Ancak bu meselede, Erdoğan ve Bahçeli arasında bir pazarlık da olmuş olabilir. Yani Cumhurbaşkanı Bahçeliye, '' Sen ittifaktan ayrıldığını açıkla, milliyetçi oyları topla, 2019'daki seçimden sonra yeniden birlik oluruz'' demiş olabilir mi ?. Yada ikinci bir ihtimal, Bahçeli belediyelerdeki rant için bu ittifaktan vaz geçmiş olabilir mi ? Zira bildiğiniz üzere belediyelerde inanılmaz paralar dönüyor. Binbir türlü rüşvetler ve yolsuzluklar yapılıyor. Bunu her parti yapıyor. Hiç bir parti ayırt etmiyorum. Üçüncü ihtimal ise, gerçekten Bahçeli ittifaktan pişman oldu ve böyle bir kararı aldı. Türk'ün bekası için, andımız için ittifaktan vaz geçti. Üçüncü ihtimal de bu. Ancak bana göre üçüncü ihtimal çok düşük. Çünkü geçtiğimiz gün meclis de, emeklilikte yaşa takılanlar kanunu oylandı ve o oylamada ilk başta Akp'ye karşı oy kullanan Mhp'liler daha sonradan, Akp'nin istediği gibi yasayı reddeden oy kullanmışlardı. Acaba kapalı kapılar ardında neyin pazarlığı yapıldı da oylar değişti. Bir başka örnek ise, Melih Gökçek'in Mhp'den Ankara belediye başkan adaylığına önerilmesi. Mhp'de, Melih Gökçek isteği var yani !. İyide Melih Gökçek çok mu milliyetçi ki, Mhp'den Ankara için aday gösteriliyor. Yani üçüncü ihtimal bir hayli düşük. Bana göre mesele ya Erdoğan ile Bahçeli'nin milliyetçi seçmeni kandırmak için oynadığı bir oyun, yada Bahçeli'nin şahsi olarak belediyelerdeki rantı tek başına yeme isteği. Artık takdir sizlerin..

Bir diğer mesele, Cemal Kaşıkçı meselesi. Her kafadan ayrı ayrı sesler çıkıyor. Geçen günde çıkmış, Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı, Hatice Cengiz adında bir hanımefendi olayı farklı çekilde anlatıyor. Olay Türkiye'de İstanbul'da gerçekleşmiş bir olay. Peki kendisi ne diyor ?. ''  Bu olaydan hükümet sorumlu tutulamaz ''. İyi de bu olay Türkiye'de yaşanmış ve mevcut hükümet bırakın kimin öldürdüğünü, o gece konsolosluğa kimin girdiğini bile bulamamış. Hatta Cemal Kaşıkçı'nın cesedi bile bulunamamış. Ne diyeceğiz yani, hükümet kabahatsiz mi diyeceğiz. Tabii ki, bana göre direkt olarak suçlu değil. Ama kesinlikle alınamayan önlemler sebebiyle, kabahatli bir pozisyon da. Şu sebeple yada bu sebeple öldürüldü diyebiliriz. Bir çok komplo teorisi geliştirebiliriz. Ancak benim naçizane düşünceme göre, Kaşıkçı'nın ölümü son yazısıdır. Kaşıkçı'nın son yazısını okumanızı tavsiye ederim. Kaşıkçı son yazısında, Suudi Arabistan yönetimini eleştirerek, Abd'nin kuklası olduklarını, ülkelerinde demokrasinin ve insan haklarının yok olduğunu söylüyor. Ayrıca adeta, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lideri işaret ederek, sanki böyle bir liderin eksikliğini yaşıyoruz diyor. Daha o kadar sert ifadeleri varki. Bu yazıdan Suud kralının ve Abd'nin rahatsız olduğunu düşünüyorum.

Zira emperyalizm her zaman müslüman ülkelerin başında, dini kullanarak insanları boyunduruk altına alan, hiç bir teknolojik gelişme sağlayamayan, her konuda emperyalizme bağlı müslüman ülkeler görmek ister. Yani emperyalizm her ülkede, tek adam, şah veya paadişah görmek ister. Bunuda din kisvesi altına büründürürler ki, o getirdikleri adam uzun bir süre iktidar da kalsın. Bunu Saddam da görüyoruz, Kaddafi de görüyoruz, Daeş de görüyoruz, El kaide de görüyoruz, iran da humeyni de görüyoruz, Azerbaycan da Elçibey'in indirilmesinde görüyoruz, yani çevremizdeki tüm ülkelerde görüyoruz. Birde başka bir ülke de daha görüyoruz. O ülkeyi de artık siz tahmin edin. Bu sebeple ölümünü hazırlayanlar, Abd ve Suud kralından başkaları değil. Hükümetin bu konuda tatmin edici adımlar atmak istemesini takdirle karşılıyorum. Ancak zorluk çıkartanlara baktığımızda, Suudi Arabistan yönetimi olduğunu görüyoruz. Cinayet araştırılsın teklifimize şu anda, Arap tarafı olumsuz karşılık vermiş. Bu olayın her yönüyle araştırması gerekiyor. Bakalım önümüzdeki günlerde neler olacak..

Yazıma son verirken, iki gün sonra büyük bir coşku ve heyecan ile kutlayacağız 29 Ekim Cumhuriyet bayramını anmadan olmaz. Hergün giderek etkisi ve sevgisi azaltılmaya çalışılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Ulusal değerlere daha sıkı sıkıya sahip çıkmamız lazım. Bizi birleştirecek tek güç Ulus değerlerimizdir ve ilelebet öyle kalacaktır. Dünya tarihine baktığımız zaman hemen hemen bütün liderler '' Ben iktidardan düşersem ülke mahvolur'' derken, Gazi Mustafa Kemal '' Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır '' sözünü söylemiştir. Her ülkenin gıpta ile baktığı, keşke bizimde böyle bir liderimiz olsaydı dediği, bir lidere sahip oldu bu ülke. Kıymetini bilmeli, şükran duymalıyız.. Türkiye Cumhuriyeti'nin 95. yılı hepimize kutlu olsun. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz silah arkadaşlarıyla beraber, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum..

'' Efendiler yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz '' Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim 1923.

Hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum..

Twitter adresim ; twitter.com/Yigit_KrTpRk

Facebook adresim ; https://www.facebook.com/yigit.karatoprak.3

İnstagram adresim ; https://www.instagram.com/ygt_k89

Youtube kanalım ; YİĞİT KARATOPRAK

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SİYASETİN YÜKSELEN DEĞERİ '' EKREM İMAMOĞLU '' Politika 26.06.2019
TARİHİ BULUŞMA VE YANKILARI Politika 17.06.2019
NEREDEN ÇIKTI BU PROVOKATÖRLER ? Politika 05.06.2019
EZİK SİYASET Politika 25.05.2019
YENİ FURYA SAHTE MİLLİYETÇİLİK Politika 02.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İŞSİZLİK, TARIM ve BÜTÇE Politika 16.07.2019
23 Haziran seçimleri. Politika 12.07.2019
AK PARTİ MUHALEFETİ Politika 11.07.2019
Siyasi Teoriler (Sisler Devri) Politika 05.07.2019
3 YILI DEVİRİRKEN FETÖ İLE MÜCADELEDE GELİNEMEYEN NOKTA…! Politika 28.06.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.