Hangi Ölüler

Yıllarca bize bu ayet nasıl anlatıldı? Gerçekten bu ayet bize acaba başka bir mesaj mı veriyor? Bütün bunlara değineceğiz inşallah.

Bakara 154...

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌ بَلْ اَحْيَاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ۝

Onlara öldüler demeyin! Onlar, Allah yolunda savaşmaya devam ediyorlar ama sizin kapalı olan şuurunuz elbette onları anlayacak, tanıyacak, görecek halde değildir.

Ayet gerçekten hem nazil olduğu çağın atmosferini çok güzel betimliyor hem de çağımıza taşımamız gereken önemli bir duruşun beyanıdır.
Ayeti öncelikle sürekli anlaşılmak istendiği yönüyle aktarmak istiyoruz. Sonrasında da işin hakikat boyutuna değineceğiz.

Gelenek bir zihniyet var, o zihniyet sürekli ama sürekli her şeyi geleneğine uydurmaya çalışırlar. Hatta öyle bir ileri giderler ki, İslam'ın anayasasını dahi kendi yasalarına hapsetmeye yüz tutarlar. Bizler, Ümmet ve Allah’ın kulları olarak bu eylemden Allah’a sığınırız. Şimdi ayetin onlar tarafından anlaşıldığı şekliyle sizlere aktaralım.

Onlar tarafından ayet, şöyle meallendirilir:
Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz. Çünkü onlar yaşıyorlar ama siz görmüyorsunuz.
Bir ayet bu kadar mı (haşa) ters düz edilebilir! Hangi akıl sahibi bu ayetin bu şekilde meallendirilmesine razı kalabilir?!

Bu mealin yanlış olduğunun birçok gerekçesi vardır:
 

Ayette iki defa ölmek mastarı veya kalıbı geçmediği halde meallerde iki kez zikredilmiştir. 

Ölümden sonra geriye dönüşün olamayacağına(bir berzah/engel var) dair yasalar olduğu halde nasıl oluyor da birileri ölüyor ve tekrar diriliyor, aramıza katılıyor kutsal ruh misali?!

Bu ayeti alıp konuyu şehitlere getirmek ne kadar reel? Şehîd, şüheda kavramları, hakikatlere yakînen tanıklık etmek anlamlarına geldiği halde nasıl oluyor da herkese ve her vasfa şehitlik sıfatını nail görebiliyoruz?!

Farz edelim ki birisi öldü, biz de onu tanımıyoruz ve sadece cenazesine gidiyoruz. Bu kişinin hangi mezhep(inanç, yol) üzerine öldüğünü nerden bileceğiz? Ve bilemediğimiz için de ona gayet tabii olarak “ölü” dediğimizde bu ayetin muhatabı olmuş olur muyuz? 


Uzun lafı kısası, ayet, yukarıdaki soruları cevapsız bırakacak şekilde meallendirilmiş ve adına da Kur'an ayeti denilmiştir. Hâşâ Allah’a din öğretmeye gerek var mı?

Yukarıdaki eleştirilerimizi bir tarafa bırakarak ayetin orijinalinde ne gibi mesajlar var, onlara değinelim.
Bu ayet, 151 ve 157. ayetler de dahil olmak üzere ele alındığında daha doğru anlaşılmış olacaktır. Ayetleri ayetlerle anladığımız sürece zaten gerçekler ortaya çıkacaktır. Çünkü bu kitap, apaçık ve anlaşılır bir senet niteliğindedir.

Bakara 151

كَمَا اَرْسَلْنَا فٖيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّٖيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ۝

 Sizlere, “sizi arındıracak ayetleri” yaşayarak aktaracak , size Kitaptakileri sunacak ve Kitaba hâkimiyetinizi  sağlamanız için öğretilerde bulunacak, bilmediğiniz hususları size bildirecek içinizden bir elçi tayin ettik.

Bu ayet, bir hatırlatma niteliğindedir. “Bakın, size hakikati anlatacak bir elçi tayin ettik, ona kulak kesilin. Ayrıca onu bir melek olarak veya üstün güçlere sahip birisi şeklinde de görevlendirmedik. Bahane aramayasınız ve onu örnek alabilesiniz diye içinizden birisidir bu kimse/kimseler.”

Bakara 152

فَاذْكُرُونٖى اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لٖى وَلَا تَكْفُرُونِ۝

Öyleyse beni doğru anlayın ki ben de sizi anılmaya değer göreyim; bana şükredin ve inkâr edenlerden olmayın.

Bu ayette geçen iki kelime, birçok mealde maalesef öz anlamına binaen doğru bir anlamlandırılmaya tâbi tutulmamıştır.
فَاذْكُرُو(fezkurû): Bu ifade, açık ve net olarak Bakara Suresi 269. ayette  “anlamak” şeklinde farklı bir sîga ile yer edinmiştir. Bu terimden türeme olan اَذْكُرْ(ezkur) ifadesi de bu anlama tabidir. “Beni anın ki ben de sizi anayım” gibi bir anlam vermek, Allah’a unutma durumunu yakıştırmak olur. Anmak, üzerinden belli bir zamanın geçmesi sonucunda bir şeyin hatıra gelmesi/getirilmesidir. Ayrıca Allah’ın halis kulları, asla bir unutma içerisinde olmayandır, ki Allah da (haşa) unutan bir varlık değildir. Dolayısıyla o ifadeye “anmak” şeklinde meal vermek, yersizdir.

Yukarıdaki kavram değerlendirmesinden sonra ayetin genel içeriği ile ilgili birkaç şey söylemek de gerekir. Ayet, İnanmış, iman etmiş, hatta risaletin içeriğiyle tanışmış olan herkese hitap etmektedir. Evet, anlamamız ve idrak etmemiz gereken önemli bir nokta da, Allah’ı doğru anlamak ve anladıklarımıza matuf Allah tarafından bir anlamlandırılmaya sahip olmaktır. Yani, biz Allah'ı doğru anlarsak asıl o zaman anılmaya değer anlamlı varlıklar olabiliriz. Burada hitap, dirilere olup ölüler için herhangi  bir bahis de söz konusu değildir. Bu sözü de neden ifade ettiğimi ileriki aşamada belirteceğim.

Bakara 153

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ۝

Ey iman sahibi kimseler! Salat ve kararlılıkla yardım isteyin. Muhakkak ki Allah, kararlı olan/mücadeleyi elden bırakmayanlarla beraberdir. 

Bu ayette bir uyarı ve bir müjde vardır. Kimlere? İman sahibi ve iman etmeye aday kimselere. Uyarı, nasıl bir eylem içerisinde olmamız gerektiğiyle ilgiliyken; müjde de tanımlanan eylemi hakkıyla eda edenlere mükafat mahiyetindedir, Allah ile olan birliktelik şerefini hak kazanmak babında.

Asıl konumuz Bakara 154. ayet olduğu için şuan bu ayeti geçip sonraki ayetlere değindikten sonra bu ayetin bize ne mesaj verdiğinin finalini gerçekleştireceğiz inşallah.

Bakara 155

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ۝

Korktuğunuz şeylerden, açlıktan, mallarınızın eksilmesinden, nefislerinizden/benliğinizden,  biriktirdiklerinizden sizin aleyhinize bir uğraş/bela vardır. Bunlar gerçekleştiği takdirde pes etmeyip kararlılıkla mücadele edenleri müjdele! 

Bu ayette gelecekte olabilecek tehlikeler arz ediliyor ve buna karşı insanların kararlı olması,  mücadeleyle hareket etmesi telkin ediliyor. Birçok mealde, ayetin girişindeki وَلَنَبْلُوَنَّ(liyebluvenne) ifadesi, Allah'tan bir rahmet şeklindeki imtihan diye karşılık bulmuştur. Halbuki Kur'an'da imtihan kelimesi zaten kavram itibariyle geçmektedir(Bakara 124; Hucurat 3; Mümtehine 10). Buradaki ifade de bela kökünden türeme bir kavram olup, Türkçe’de de bela olarak karşılık bulan bir sözcüktür. Dolayısıyla imtihan diye meal vermek mantıksızlık icab eder. Ayrıca, imtihanda irade vardır. Allah, insan iradesini aşan konularda ondan başarılı olması gibi bir gaye gütmez. Çünkü adalet bunu gerektirir.

Bakara 156

اَلَّذٖينَ اِذَا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌ قَالُوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۝

 O kimselere bir musibet isabet ettiğinde onlar derler ki: Şüphesiz biz, Allah içiniz ve ona da döneceğiz.

Bu ayet, tıpkı diğer ayetlerde ifade edildiği gibi, gerçek anlamda teslim olanları tanımlar. Onlar ki pes etmezler, her olumsuzlukların faturasını (hâşâ) Allah’a kesmeye çalışmazlar,  nerden geldiklerini ve neye ait olduklarını da çok iyi bilirler.

Bakara 157

اُولٰئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ۝

Allah'ın rahmeti, onlara bir yardımdır, tesellidir. Onlar ki hidayete erenlerdir. 

Bu ayette de gerçek anlamda iman etmiş kimselere yardım edildiği, onların ümitsizliğe düşürülmediği ve hidayete layık görüldüğü ifade edilmektedir.

Hatırlarsınız belki, hani resuller vahyi tebliğ ederken kendilerine dönük çeşitli girişimler olmuştu. Hani onlar sürekli engelleniyordu, onlara deli, mecnun, aptal deniyordu. Bu tespitler, Kur’anî tespitler olup Bakara 154. ayeti gerek bu tespitler gerekse yukarıda ele alınan ayetler ışığında ele aldığımızda Bakara 154. ayetin verdiği mesaj şu olmalıdır:
Ey inanmayanlar, ey vahye sırt dönenler, ey engelleyenler, ey inkar edenler! Bu kimselere sakın öldüler, bittiler, yok oldular, perişan oldular demeyin. Nitekim onlar, her daim diridirler ve diri olmaya da devam edecekler iznimiz ile. Onlar ki hidayet bulmuş, hakikatleri kendilerinde canlandırmış, sonuna kadar mücadele edenlerdir. Onları müjdeledik ve onlar, sizin bu tür iftiralarınızdan ötürü sessizlik libasına bürünecek  de değiller. Onlara öldüler demeyin, onlar Allah yolunda savaşmaya devam ediyorlar ama sizin kapalı olan şuurunuz elbette onları anlayacak, tanıyacak, görecek halde değildir. 
Bütün ayetler diri olanları ele almışken; ilgili ayette gerçek anlamda ölülerden bahsedilmiş olması ihtimali, ayetler arasındaki kopukluğu da beraberinde getirecekti.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Ey Rabbimiz, ilmimizi arttır!



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.