DEĞER KAVRAMININ ANLAŞILMASI ÜZERİNE BİR DENEME

Değerden ne anlıyoruz? 

“Değer” bir varlığın ruhsal, toplumsal, ahlaksal ya da güzellik/estetik yönünden taşıdığı düşünülen yüksek ya da yararlı nitelik olarak tanımlanıyor. Bir şeyin önemini belirten soyut/somut ölçü, karşılık, “kıymet”. Maddi olabiliyor; fiyat, makam, çevre, falanca soydan gelmek, varlıksal güç gibi. Mesela amcanız kendiliğinden değerli oluyor; fakat kötülük yaptığında değersize dönüşebiliyor. Demek ki değer doğuştan ve sonradan kazanılabiliyor ya da yitirilebiliyor. Manevi de olabiliyor; yüksek vasıf, sosyal adab, falanca dinde olmak, manevi güç gibi; fiyat biçilemeyen mevcut manevi unsur… Mesela Arapçada “kerim” ve özellikle “kıymet/kayyum” sözcükleri bu anlamda kullanılmaktadır. Okuyor profesör oluyor; değer kazanıyor ama manevi değerlerden birine ters düşerse değeri gidiyor. İlmi alanda “doğru” değerdir; siyasi alanda “adalet” değerdir; ekonomik alanda “fayda” değerdir; ahlaki alanda “iyi” değerdir; sanat alanında “estetik” değerdir; arkeolojide bir heykel ne kadar “kadim” ise o kadar değerdir. Tam bir değerler listesi çıkarmak olanaklı görünmüyor. Çünkü değer dediğimiz unsur örfi, kitabi, konjonktürel, coğrafi olabiliyor.

Önce değer hakkındaki akademik incelemeleri gözden geçirelim…

Değerler bireylerin tutum ve davranışlarını organizasyon, toplum ve kurumların işlevlerini aydınlatmak üzere sosyal bilimlerde sıklıkla yararlanılan ve araştırılan önemli alanlardandır (1). Değerlerin insan davranışlarını açıklamada temel bir öneme sahip olarak görülmesi ve hem birey hem de grup düzeyinde bilgi sağlayabilen bir kavram olması, sosyal bilimcilerin değerlere yoğun ilgi göstermelerinin nedenleri arasındadır (2). Literatürdeki en yaygın tanımıyla değerler arzu edilen, kişilerin hayatlarına kılavuzluk eden, önemi ve dereceleri farklı, durum-ötesi hedeflerdir (3). Değerler istek, tercih ve arzuları yansıtır; birey için önemli kavram ve fikirleri doğru, uygun veya arzu edilebilir olan hakkındaki düşünce veya inançları içerir. İnsanın belirli durumlarda nasıl davranacağını belirleyen bir değerler sistemi oluşturur.

Değerler sistemi duygusal açıdan ahenkli ve mantıksal açıdan çelişkisiz olmak için birleştirici bir kaynağa dayanmalıdır (4). Değerlerin dayandığı önemli kaynaklardan birisi “toplum”dur. Ancak toplum-üstü bir kaynak daha vardır ki bu, “din”dir (5). Tarih bilimi, insanların her yerde ve her devirde değerler sistemini bir iman kaynağına dayandırır (6). Değer tanımlarında değerlerle bağlantısı en sık vurgulanan kavramlar inanç ve eğilimlerdir (7). Değer tanımlarında değerlerle bağlantısı en sık vurgulanan kavramlar normatif standartlar (8) ve amaçlardır (9). Allport, değerleri oldukça nötr olarak kişinin tercihen davranışta bulunması üzerindeki kanaati ve benlikle ilişkili olarak algılanan anlamlar (10) olarak tanımlar. Rokeach’e göre değer, “bireysel veya sosyal açıdan belirli bir davranış veya var oluş amacının kişisel ve sosyal olarak karşıtlarına tercih edilmesine dair daimi bir inanç”tır (11). Değerler konusunda bir tanıma varabilmek için yaşam değerlerinin doğasıyla ilgili şu varsayımlara dikkat çeker: Bir insanın sahip olduğu temel değerlerin sayısı çok azdır; aynı değerlere sahip olan kişilerde bunları uygulama yoğunluğu her zaman farklılık gösterir; değerler belli bir düzen içerisinde bir değerler sistemi oluştururlar; bir insanın sahip olduğu değerler içinde bulunduğu kültürün, kurumların ve bireylerin kişiliğinin ürünüdür; değerlerin önemi sosyal bilimlerin ortaya çıkarmak ve algılamak üzere ilgilendikleri hemen bütün olgularda açıkça gözlenebilir.

Schwartz ve Bilsky, değerlerin literatürde belirtilen özelliklerini de dikkate alarak kavramsal bir tanım geliştirdiler. Buna göre değerler fikir veya inançlardır; amaç ve davranışlarla ilişkilidirler; durum ötesidirler; davranış ve olayların seçim ve değişimine rehberlik ederler; taşıdıkları öneme göre sıralanırlar. Schwartz ve arkadaşları ayrıca teorik olarak değerlerin biyolojik organizmalar olarak bireylerin ihtiyaçları, düzenli sosyal etkileşim gereksinimleri ve grupların beka ve işleyişiyle ilgili ihtiyaçları şeklindeki üç evrensel insanî ihtiyacın bilişsel temsilleri olduğunu varsaydılar (12). Değerlere ilişkin sınıflamalar insanın tüm hayatını kuşatan aile, vatan, millet, çalışma, bilim, ahlak ve din gibi olgular göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Schwartz değer yöneliminin içerik ve yapısı hakkında Türkiye dâhil 60’ı aşkın ülkede deneysel olarak desteklenen bir teori geliştirdi. ±56 tek değer üzerine temellenen bu model, motivasyonel olarak farklı 10 değer tipini içerdi. Bu tipler ayrıca farklı motivasyonel hedefleri arasındaki karşılıklı uygunluk ve zıtlık esasına göre iki boyutta gruplandırıldı. İki boyutlu bu sunum içerisinde uygun motivasyonel amaçları paylaşan değer tipleri son derece pozitif olarak ilişkilendirildi. Ayrıca biri diğeriyle bitişik; çatışan motivasyonel hedeflerle karakterize edilmiş olan değer tipleri ise düşük veya daha negatif olarak ilişkilendirilmiş ve biri diğerine zıt olarak konumlandırıldı. Schwartz, bu iki boyutun “yeniliğe/değişime açıklık” (özyönelim ve uyarılım) ve “muhafazakârlık” (güvenlik, uyma ve gelenek); “kendini aşma” (iyilikseverlik ve evrenselcilik)–“kendini geliştirme” (güç ve başarı) olduğunu söyler. Hazcılık ise hem yeniliğe açıklık ve hem de kendini geliştirmenin ortak iyilikseverlik ve evrenselcilik unsurlarını taşır (13).

Vergote’nin belirttiği gibi din, soyut ahlâkî norm veya değerler bütününe indirgenemez ise de, bu norm ve değerler her dinin önemli bir formudur (14). Diğer taraftan psikolojik düzeyde değerler, teorik olarak bir yandan dindarlık, diğer yandan bireyin kişisel dinî bağlılık ve dinî tutumlar arasındaki ilişkilerin araştırılmasıyla ilgilidir (15). Dinler bir yandan bazı spesifik değerlerin öneminin diğer bazılarının önemine göre daha düşük rol oynadığını vurgularlar. Büyük dinî figürlere yüksek ahlâkî standart ve değerleri için hayranlık duyulur. Sosyalleşme sürecinde dinin aktarımı değerlerin daha genel aktarımının bir parçası olarak mütalaa edilebilir (16). Diğer yandan dinler, mensuplarını belirli değer perspektiflerini izlemeleri yönünde teşvik ederler (17). Dinler bu değerleri pozitif ya da negatif olarak takviye edebilen mekanizmaları sağlarlar (18). Dinin değerleri ahlâkî kodları, inançları, ritüelleri, duyguları ve toplumu tamamlayıcı bir bütünlük içinde birleştirir (19). Pek çok insan belirli değer önceliklerini genelde dinde bulur (20). Temel hayat tarzı dinî bağlanma olan bir kişi, bütün diğer hayat tarzlarını değişik bir şekilde yaşar; çünkü merkezî hayat şekli, güçlü etkisini bütün diğer tutum ve davranışlar üzerine yaygınlaştırır (21). Fakat dini açıdan “bağlı” ile “bağımlı”yı da ayrı telakki etmek gerekir. Araştırmacılar bunu tek tek ayırabilmeyi her defasında becerebilecek midirler?

Geçmişte din ve değerler arasındaki ilişkiler farklı değer teorileri ve modelleri içinde deneysel olarak incelenmişti. Kişinin hayatındaki durum-ötesi (soyut) kılavuz ilkeler olarak insani değerlere ve bu değerlerin dindarlıkla ilişkisinin araştırılmasına ilk deneysel yaklaşım onuru Rokeach’a aittir (22). Dindarlık-değer yönelimiyle ilgili daha sonraki pek çok deneysel araştırma Rokeach’ın yaklaşımından esinlenmiştir (23). Rokeach Değer Ölçeği’ni kullanan araştırmalar da dindar grupların ahlâkî ve ilişkisel/toplumsal değerleri (mesela hoşgörülü, dürüst, yardımsever) daha çok, kişisel yetkinlik ve bencil değerleri (meselâ zevk, özgürlük, bağımsız olma) daha az tercih ettiklerini göstermiştir (24). Dindarlıkla değer yönelimi arasındaki ilişkiyle ilgili olarak Schwartz ve Huismans tarafından gerçekleştirilen bu teorik ve deneysel incelemede araştırmacılar, dört Batı dininde dinî bağlanma ile değerler arasında teorik olarak anlamlı bir ilişkiler yapısı olduğunu gösterdiler. Yahudi, Protestan, Katolik ve Ortodokslardan oluşan bu dört dinî grubun tümünde dindarlık “saygı, bağlanma ve geleneksel kültür ve dinin sağladığı adet ve fikirlerin kabulünün önemi”yle ve “zevk ve kişi için duyumsal hazzın önemli olmayışı”yla ilişkiliydi (25). Bir başka araştırmada Schwartz ve Sagiv, “manevî bir hayat” tek değerinin müslüman ve katolik öğretmenler arasında gelenek değer boyutuyla oldukça güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu bildirdiler. Gelenek değeri kültürlerarası boyutu içeren muhafazakârlıkla teorik olarak ilişkilidir. “Manevi hayat” aynı zamanda “kendini aşma”nın kültürlerarası boyutunu yansıtacak şekilde kavramlaştırılan “iyilikseverlik” değeriyle de örtüştü (26). Araştırmada dinî bağlılığın gelenek, uyma, iyilikseverlik ve güvenlik ile anlamlı pozitif; hazcılık, uyarılım ve özyönelim ile anlamlı negatif ilişki gösterdiği bulundu (27).

Kağıtçıbaşı ve Kuşdil’in Türk öğretmenlerin değer yönelimlerini tespit etmek üzere gerçekleştirdikleri araştırmada, dinsel yönelim değişkeninin en yüksek pozitif korelasyonu gelenek, en yüksek negatif korelasyonu ise evrenselcilik tipleriyle sergilendi. Dinsel yönelim değişkeninin pozitif ilişki sergilediği diğer değerler uyma ve güvenlik, negatif ilişki sergilediği diğer değerler ise özyönelim, hazcılık, güç, başarı ve uyarılım olarak sıralanır. Ayrıca değerlere verilen önem dereceleri bakımından “dindar olmak” değerinin en alt sıralarda yer aldığı da görüldü (28). Atay’ın Türk yönetici adaylarının siyasal ve dinî tercihleri ile yaşam değerleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirdiği araştırmada, kendilerini çok dindar olarak tanımlayanlar, iyilikseverlik, gelenek, güvenlik ve başarı değer tiplerini yaşamlarına yön vermeleri bakımından hazcılık ve evrenselcilik değer tiplerinden daha önemli gördüler. Kendilerini çok dindarlarla dindar olmayanlar arasına yerleştirenler ise sırasıyla güç, güvenlik, uyma ve gelenek değer tiplerini daha önemli gördüler (29).

Değerlerin benlik ve kişilik gelişimine olumlu katkıları ortaya kondu (30). Bu bulgular aynı zamanda Rokeach’in, bir insanın sahip olduğu değerlerin içinde yer alan kültürün ve kurumların ürünü olduğu varsayımıyla da uyuşarak; aşkın ve muhafazakâr değerlerin din öğrenimi gören kişilerde daha çok ön planda olduğunu ortaya koyan önceki çalışmalarla paralel olduğu görüldü (31).

Psikolojik açıdan insanın kişilik gelişimi sürecinde önemli bir yer tutan ilk çocukluktaki “temel güven” duygusu, Erikson’a göre sürekli ve tekrarlanan psikolojik bir ihtiyaçtır (32). Örnekleminde İlâhiyat Fakültesi öğrencilerinin de bulunduğu, Türkiye’deki vakıf ve devlet üniversitelerinde öğrenim gören üniversite gençliğinin değerlerinin sorgulandığı geniş kapsamlı bir araştırmada, ailelerinden bağımsız yaşayan, anneleri çalışan ve metropol şehirlerde doğan gençlerin geleneksel değerleri daha az önemsedikleri ve kız öğrencilerin gelenekleri daha fazla sorguladıkları bulgulandı (33). Gerek bu araştırmada ve gerekse daha önceki bir başka araştırmada bu durum, gençler arasında “geleneksel düşünce ve davranış kalıplarımızdan evrensel değerler niteliğinde olanların korunması, özerk gelişimi kısıtlayıcı olanların ise aşılması yönünde daha ılımlı bir gelenek anlayışının yerleşmekte olduğu (34) anlaşılır. Dinin hem sosyal standartlarla çatışma halinde olduğu ve hem de toplumda saygın bir konumda bulunduğu ülkelerde gerçekleştirilen önceki araştırmalar, dindarların başarıya düşük önem yüklediklerini ve başarının dindarlıkla negatif ilişkili olduğunu gösterdi (35). Dinler görev bilincini ve başarma isteğini destekledikleri halde, dindarların başarıya düşük önem atfetmeleri ve dindarlıkla başarı arasında olumsuz yönde bir ilişkinin bulunması nereden kaynaklanmaktadır?

Evrenselcilik ise müslümanlardan oluşan örneklemlerle yapılan bütün araştırmalarda dindarlıkla negatif olarak ilişkili bulunduğu halde (36), araştırmalarda dindarlıkla evrenselcilik arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki saptandı.

Schwartz modelini kullanan araştırma sonuçlarının üst-analize tabi tutulduğu bir incelemede, Türkiye gibi bazı Akdeniz ülkeleri hariç, diğer ülkelerde dindarlık-evrenselcilik ilişkisinin daha düşük veya daha pozitif olduğu rapor edildi (37). Dindarlığın en olumsuz şekilde ilişkili olduğu değer tipi hayattan tat almayı ve duyusal tatmini içeren değerleri temsil eden ‘hazcılık’tır. Gençler dinî inanç ve değerlere bağlanma ve bunları içselleştirme ölçüsünde, modernizmin ve post modernizmin yıkıcı etkilerinden korunup daha sağlıklı ve bütünleşmiş bir benlik yapısı geliştirebilmektedirler (38). Bulgulardan da anlaşılacağı üzere sosyo-ekonomik düzey daha çok yeniliğe ve değişime açık olmayı içeren değerlerde önemli hale gelmektedir.

Güç (pouvoir) sosyal konum ve prestij, insanlar ve kaynaklar üzerinde denetim veya kontroldür (sosyal güç, otorite, zenginlik, kamu imajımı korumak, sosyal kabul). Başarı (accomplissement) sosyal standartları temel alan kişisel başarıdır (başarılı olmak, yetkin, hırslı, etkili, zeki). Hazcılık (hedonisme) zevk ve duyuların kişisel ödüllendirmesidir (zevk, hayatı seven, kendi kendisi ile barışık, cinsellik). Uyarılım (stimulation) tahrik, yenilik ve hayatta meydan okumalardır (cesur, değişik bir hayat, heyecanlı bir hayat). Özyönelim (autonomie) bağımsız düşünce, eylem tercihi, yaratmak, keşfetmek-incelemektir (özgürlük, bağımsızlık, kendi hedeflerini seçen, yaratıcılık, merak, kendine saygı). Evrenselcilik (universalisme) anlayışlı olmak, takdir edici, hoşgörülü, herkesin ve tabiatın iyiliğini gözetmektir (açık fikirli, sosyal adalet, eşitlik, barış içinde bir dünya, güzelliklerle dolu bir dünya, tabiat ile bütünlük, çevreyi korumak, erdem). İyilikseverlik (bienveillance) olağan ve kişisel temas içinde olunan kimselerin iyiliğini gözetme ve korumadır (yardımsever, dürüst, bağışlayıcı, sâdık, sorumlu, gerçek arkadaşlık, olgun sevgi). Geleneksellik (tradition) dinin ya da geleneksel kültürün birtakım fikirlerini ve geleneklerini kabul, bağlanma ve saygıdır (alçakgönüllü, dindar, geleneğe saygılı, ılımlı, dünyevî işlerden el ayak çeken, hayatın verdiklerini kabul eden). Uyma (conformite) sosyal norm ve beklentileri ihlâl etmek, başkalarını rahatsız etmek ya da kırmak-yaralamak gibi fiillere elverişli iç itiş (dürtü) ve eğilimlerin sınırlanmasıdır (itaat eden, nezaket-kibarlık, ana-babasına ve yaşlılara değer vermek, kendini denetleyebilmek). Güvenlik (securite) ise toplumun, ilişkilerin ve kendisinin güvenliği, ahenk ve istikrarıdır (millî güvenlik, sosyal düzen, bağlılık duygusu, aile güvenliği, temizlik, iyiliğe karşılık verme, sağlık). Bu kavramlar daha önce yapılan araştırmalarda kullanılan Türkçe karşılıkları dikkate alınarak tercüme edilmiştir (39).

Bütün bu akademik araştırmalarda çeşitli dinlerde dindarların neler dediklerine bakıldı ama hala eksik kalan bir şey var. Bir dinin içerisinde çeşitli fraksiyonlar olabilmekte hatta bazıları birbirine çok aykırı olabilmektedir. Bugün amelde hakka en uygun görülen (bir süredir hak denilmeye bile başlandı) ve Sünni olarak tanımlanan mezhepler tarihte mihne olaylarında birbirlerini yemişlerdir. Şia kendilerini Alevi olarak tanımlayan birçok marjinal mezhepten Sünnilere çok daha yakındır. Kendini sünnet ehli gören bir gelenekçi, bir modernist, bir radikal, usullü bir ilahiyatçı, bir mutasavvıf arasında uçurum olabilmektedir. Öyleyse hangi fraksiyonda, mezhepte, cemaatte ya da tarikattaki Müslümanların incelenecek olması belirleyicidir. Din alanındaki bu ciddi tefrikaların varlığı dikkate alınmadığında sonuçlar yanıltıcı olacaktır. Akademik araştırmalarda bunların dikkate alınmadığı göze çarpmaktadır. Dindarları tek sınıfta toplamak sağlıklı bir sonuç vermez. Gelenekçi bir Müslüman ve Hıristiyanın birbirleri arasındaki ortak inançlarını maddeler halinde sayacak olsak nicelik bakımından usullü ilahiyatçı bir müslümandan daha çok olacaktır. Bunun nedeni “mesiyyat”tır; yani hırsitiyanlıktan sızma pek çok şey uydurma hadisler yoluyla Müslümanlığa sıvışmıştır. “İsrailiyyat” yoluyla da Yahudilerle ortak noktalar elde edildi. Bu akademik çalışmalardaki bir noksanlık da “dindar” sözcüğünün belirgin kabul edilmesidir. Zira dışarıdan bakılması yetersizdir.

“…Anaya-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara ihsanla davranın…” (40) gibi Kur’an’da bu tür tutum ve davranışları öven ve teşvik eden ve bunları bütün ilişkilerin temeline oturtan pek çok ayet yer alır (41). İhsanla kastedilen iyi davranmaktır. Ayetin sonunda Allah şımarık, kibirli, küstah olanları sevmediğini hatırlatıyor. Böylece burada değerin iyilik yapmak ve mütevazı davranmak olduğunu görüyoruz. Bunların aksi ise değersizdir. Bütün ayetleri gözden geçirsek listelerce değerlerin mevcudiyetine şahit oluruz.

Değerler Âdem’den beri var olup insanidirler. İnsani değerlerden zamanla az ya da çok her gruptan insan yararlanmıştır. Gerektikçe seçilen elçiler vesilesiyle değerler bütün insanlığa yayılmıştır. Adil ol, barıştan yana ol, cömert ol, sadık ol, yardımsever ol, merhametli ol gibi… Eskiden beri var ola geldiği için artık bunlar örfileşmişlerdir; bu yüzden Allah marufu yani örfü emretmektedir (42). Bu değerler örfi olduğu gibi Kitabi de olabiliyor. Mesela evlatlığın boşadığı kadına nikâh düşmemesi gibi köklü bir adet kaldırılmıştır (43). Vahiy uzun yıllardır var ola gelen köleliği (44), çok eşli evliliği (45) ve aklı örten sarhoş edici içecekleri (46) tedricen kaldırıyor. Böylece vahiy coğrafi bir geleneği imha ederek Kitaba uymayan başka coğrafyalardaki geleneklerin de yıkılacağına emsal olmuştur. Kitaba sahip çıkılmayıp rivayetlere kapı açıldığında muta nikâhı gibi Farisi kökenli bir adet ictihadla Şii ilmihaline girebiliyor.  Yahut Hindistan kökenli birçok tasavvuf malzemesi Sünni ilmihaline girebiliyor. İlmihale giremezse cemaat ve tarikatlar kanalıyla çok daha kolay giriyor. İslam dini hangi topluma girdiyse o toplumdaki takvalar taşıdıkları uygunsuz adetleri kaldırmışlardır; o toplumun zayıfları ise ya rivayet uydurarak yahut ictihad ederek uygunsuz adetlere meşruiyet kazandırmışlardır. Yani din ona uyanlar için belirleyici olmuştur.

Âdem’den son elçiye kadar taşınan yaratılışımıza uygun ahlaki değerler dini olduğu kadar insanidirler; zira “müslüman” tüm elçilerin ortak adıdır (47). Bu değerler ilk olarak “Rab” yani terbiye edici olan Allah tarafından bozgunculuk etmekte ve kan dökmekte olan bir topluma bir terbiye olarak inmeye başladı (48). Böylece Allah’ın yasakladığı adetler, dünya insanlığının yasakladığı ve binlerce yıldır değersiz olarak var ola gelen davranışlar Allah indinde olduğu gibi insanlığın nezdinde de değersizdirler. Daha değersiz olan yüzünden değersiz olan değer kazanmaz; o yine de değersizdir yani değer değildir. Satanistlerin şeytana değer vermeleri de insanlığın genel kabulü değildir. Maddi şeylerde nasıl “az” olan değer kazanıyorsa, manevi şeylerde de “azınlık” olmayan değer kazanmaktadır. Fakat gerek maddi ve gerekse manevi alanda geçerli olan bir kural vardır: İhtiyaç değeri artırır! İhtiyacımız olan su az ise değeri artar. İslamın değeri ihtiyacımız olan ebedi kurtuluşu sağlamasıdır. Ne kadar ihtiyaçsa o kadar önemli, ne kadar önemliyse o kadar değerli… Bu yüzden şehidlik mertebesi için ölüme meydan okunabilmektedir.

Peki, kul Allah için değerli olana değer veriyor mu? Mesela Allah ana-babaya, yakınlara, yetimlere ve garibanlara değer veriyor (49). Kul bunlara değer verdiği ölçüde ecir ve değer kazanıyor. Böylece din belirleyicidir. Kalbinizden geçirdiklerinizden bile hesaba çekileceksiniz (50). Kuran’da çok sayıda ayette geçen zekât sözcüğü madden ve manen “arınma” demektir. Allah temiz kalpli olmanızı istiyor; böylece iyiliksever olursunuz, fesat olmazsınız… Allah bireyin bozulmasını istemediği gibi meşhur Lut bahsinde geçtiği üzere toplumun bozulmasına da razı olmuyor.

İslam dininde kimlerin kurtulduklarına baktığımızda bu İslami (insani) değerlerin birkaçını taşıyor olmamızın yeterli olmadığını görüyoruz. Allah “salih amel”in kötü amelle karıştırılmasını istemiyor (51). Salih amel kurtuluştur (52). “Takva” kurtuluştur (53). “Birr” kurtuluştur (54). Salih amel, takva, birr gibi güzel hasletler bir bütün olarak bizi “iyi mümin” ve “iyi insan” yaparken bütün değerleri ihtiva etmektedir. Anlaşılıyor ki İslami olan değer aynı zamanda insani olan değerdir…

KAYNAKLAR:

1. (Clyde Kluckhohn, “Values and Value Orientations in the Theory of Action: An Exploration in Definition and Classification”, in T. Parsons and E. Shils (eds.), Toward a General Theory of Action, (pp. 388–433), Cambridge 1951; R. M. J. Williams, “Change and Stability in Values and Value Systems”, in B. Barber and A. Inkeles (eds.), Stability and Change, (pp. 123–159), Boston 1970; M. Rokeach, The Nature of Human Values, New York 1973; G. Hofstede, Culture’s Consequences: International Differences in Work Related Values, CA 1980; E. H. Schein, Organizational Culture and Leadership: A Dynamic View, San Francisco 1985.)

2. N. T. Feather, Values in Education and Society, New York 1975; M. Zavalloni, “Values”, in H. C. Triandis and R. W. Brislin (eds.), Handbook of Cross-Cultural Psychology: Social Psychology, (vol. 5, pp. 73–120), Boston 1980; Çiğdem Kâğıtçıbaşı ve Ersin Kuşdil, “Türk Öğretmenlerin Değer Yönelimleri ve Schwartz Değer Kuramı”, Türk Psikoloji Dergisi, sy. 15, (2000), s. 59–80.)

3. S. H. Schwartz, “Universals in the Content and Structure of Values: Theoretical Advances and Empirical Tests in 20 Countries”, in M. P. Zanna (ed.), Advances in Experimental Social Psychology (vol. 25, pp. 1–65), London 1992; krş., Rokeach, The Nature of Human Values, s. 5; Kluckhohn, “Values and Value Orientations in the Theory of Action: An Exploration in Definition and Classification”, s. 395.

4. Yrd. Doç. Dr. Ali Ulvi Mehmedoğlu, “İlâhiyat Fakültesi Öğrencilerinin Değer Yönelimleri ve Dindarlık-Değer İlişkisi” (M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Örneği), M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Dergisi 30 (2006/1), 133-167.

5. Yümni Sezen, Sosyoloji Açısından Din: Dinin Sosyal Müesseseler Üzerindeki Tesirleri, İstanbul 1998, s. 101 vd.

6. Yılmaz Özakpınar, “Psikolojinin İnsan Tasarımı”, Sibel A. Arkonaç (ed), Psikolojide Yeni Tartışmalar, (ss. 67–90), İstanbul 1999, s. 85 vd.

7. G. W. Allport, P. E. Vernon ve G. Lindzey, A Study of Values, Boston 1960; Rokeach, The Nature of Human Values, s. 5; Hofstede, Culture’s Consequences: International Differences in Work Related Values; Erol Güngör, Değerler Psikolojisi, Ahlak Psikolojisi, Ahlâki Değerler ve Ahlâkî Gelişme, Amsterdam 1993, s. 18.

8. Kluckhohn, “Values and Value Orientations in the Theory of Action: An Exploration in Definition and Classification”, s. 388–433.

9. S. H. Schwartz ve W. Bilsky, “Toward a Universal Psychological Structure of Human Values”, Journal of Personality and Social Psychology, sy. 53 (1987), s. 550–562; S. H. Schwartz ve W. Bilsky, “Toward a Theory of the Universal Content and Structure of Values: Extensions and Cross-cultural Replications”, Journal of Personality and Social Psychology, sy. 58 (1990), s. 878– 891.

10. G. W. Allport, “Values and Our Youth”, Teachers College Record, sy. 63 (1961), s. 211–219; ayrıca bk. Allport, The Person in Psychology, Boston 1968.

11. Rokeach, The Nature of Human Values, s. 5 vd.

12. Schwartz ve Bilsky, “Toward a Universal Psychological Structure of Human Values”, s. 551; Schwartz ve Bilsky, “Toward a Theory of the Universal Content and Structure of Values”, s. 878–891; S. H. Schwartz ve L. Sagiv, “Identifying Culture-specifics in the Content and Structure of Values”, Journal of Cross-Cultural Psychology, sy. 26 (1995), s. 92–116; ayrıca bk. Rokeach, The Nature of Human Values, s. 20 vd.

13. Schwartz, “Universals in the Content and Structure of Values: Theoretical Advances and Empirical Tests in 20 Countries”, s. 1–65.

14. Antoine Vergote, “Tu Aimeras le Seigneur ton Dieu…”: L’identite Chretienne, Paris 1997.

15. J. R. Fontaine, P. Luyten ve J. Corveleyn, “Tell Me What You Believe and I’ll Tell You What You Want. Empirical Evidence For Discriminating Value Patterns of Five Types of Religiosity”, The International Journal for the Psychology of Religion, sy. 10 (2000), s. 65–84.

16. Vassilis Saroglou, Vanessa Delpierre ve Rebecca Dernelle, “Values and Religiosity: A Metaanalysis of Studies Using Schwartz’s Model”, Personality and Individual Differences, sy. 37 (2004), s. 721.

17. Stephen J. Dollinger, “Religious Identity: An Autophotographic Study”, International Journal for the Psychology of Religion, sy. 11 (2001), s. 71–92.

18. S. H. Schwartz ve S. Huismans, “Value Priorities and Religiosity in Four Western Religions”, Social Psychology Quarterly, sy. 58 (1995), s. 88–107.

19. R. A. Hinde, Why Gods Persist? A Scientific Approach to Religion, London 1999.

20. Yrd. Doç. Dr. Ali Ulvi Mehmedoğlu, “İlâhiyat Fakültesi Öğrencilerinin Değer Yönelimleri ve Dindarlık-Değer İlişkisi” (M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Örneği), M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Dergisi 30 (2006/1), 133-167.

21. Hayati Hökelekli, “Dinî Kişiliğin Kuruluşunda İradenin Rolü”, Diyanet Dergisi, 19/2 (1985), s. 16–28; Hüseyin Peker, Din Psikolojisi, İstanbul 2003, s. 118.

22. M. Rokeach, Beliefs, Attitudes and Values, San Francisco 1968; Rokeach, “Value Systems and Religion”, Review of Religious Research, sy. 11 (1969), s. 2–23; Rokeach, “Religious Values and Social Compassion”, Review of Religious Research, sy. 11 (1969), s. 24–38.

23. Mesela bk. E. D. Tate ve G. R. Miller, “Differences in Value Systems of Persons With Varying Religious Orientations”, Journal for the Scientific Study of Religion, sy. 10 (1971), s. 357–365; R. F. Paloutzian, “Purpose in Life and Value Changes Following Conversion”, Journal of Personality and Social Psychology, sy. 41 (1981), s. 1153–1160; S. C. Sohlberg, “Similarity and Dissimilarity in Value Patterns of Israeli Kibbutz and City Adolescents”, Journal of Psychology, sy. 21 (1986), s. 189–202; J. A. Addleman, “Differences Between Students’ Values at Two Schools”, Psychological Reports, sy. 63 (1988), s. 335–338; Sing Lau, “Religious Schema and Values”, International Journal of Psychology, sy. 24 (1989), s. 137–156.

24. Sing Lau, “Religious Schema and Values”, International Journal of Psychology, sy. 24 (1989), s. 140–141.

25. Schwartz ve Huismans, “Value Priorities and Religiosity in Four Western Religions”, 88–107.

26. Schwartz ve Sagiv, “Identifying Culture-specifics in the Content and Structure of Values”, s. 92–116.

27. Fontaine, Luyten ve Corveleyn , “Tell Me What You Believe and I’ll Tell You What You Want. Empirical Evidence For Discriminating Value Patterns of Five Types of Religiosity”, s. 65–84.

28. Kâğıtçıbaşı ve Kuşdil, “Türk Öğretmenlerin Değer Yönelimleri ve Schwartz Değer Kuramı”, s. 71–72.

29. Salim Atay, “Türk Yönetici Adaylarının, Siyasî ve Dinî Tercihleri İle Yaşam Değerleri Arasındaki İlişki”, Değerler Eğitimi Dergisi, sy. 1/3 (2003), s. 87–120.

30. Bu araştırmalarla ilgili geniş bilgi için bk. Konrad Adenauer Vakfı, Türk Gençliği 98: Suskun Kitle Büyüteç Altında, İstanbul 1999; Cavit Ünal, Genel Tutumların veya Değerlerin Psikolojisi Üzerine Bir Araştırma, Ankara 1981, nr. 301; Ahmet Şirin, Gençlerin Değerler Sıralaması Üzerine Bir Araştırma (Yüksek Lisans Tezi, M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü 1986); Kayhan Mutlu, “Examining Religious Beliefs Among University Students in Ankara”, British Journal of Sociology, sy. 47/2 (1996), s. 353–359; M. Çileli ve E. Tezer, “Life and Value Orientations of Turkish University Students”, Adolescence, sy. 33 (1998), s. 219–228; Veysel Uysal, Din Psikolojisi Açısından Dinî Tutum, Davranış ve Şahsiyet Özellikleri, İstanbul 1996; Zeki Arslantürk, Kutsalın Dönüşü: Yeni Toplum Arayışları, İstanbul 1998; Mustafa Aydın, “Gençliğin Değer Algısı: Konya Örneği”, Değerler Eğitimi Dergisi, sy. 1/3 (2003), s. 121–144; Hayati Hökelekli, “Gençlik ve Din”, H. Hökelekli (ed.), Gençlik, Din ve Değerler Psikolojisi, (s. 11–29), Ankara 2002.

31. G. W. Allport, The Person in Psychology, Boston 1968; Schwartz ve Sagiv, “Identifying Culturespecifics in the Content and Structure of Values”, s. 92–116; Yapıcı ve Zengin, “İlâhiyat Fakültesi Öğrencilerinin Değer Tercih Sıralamaları Üzerine Psikolojik Bir Araştırma: Çukurova Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Örneği”, 173–206.

32. E. Erikson, İnsanın Sekiz Çağı (çev. T. Bedirhan Üstün-Vedat Şar), Ankara 1984, s. 1–9.

33. Artan ve dğr., Üniversite Gençliği Değerleri: Korkular ve Umutlar, s. 72–73.

34. İmamoğlu ve Karakitapoğlu, “1970’lerden 1990’lara Değerler: Üniversite Düzeyinde Gözlenen Zaman, Kuşak ve Cinsiyet Farklılıkları”, s. 16.

35. Roccas ve Schwartz, “Church-state Relations and the Association of Religiosity With Values: A Study of Catholics in Six Countries”, s. 356–375; Saroglou, Delpierre ve Dernelle, “Values and Religiosity: A Meta-analysis of Studies Using Schwartz’s Model”, s. 730.

36. Huismans, “The Impact of Differences in Religion on the Relation Between Religiosity and Values”, s. 255–268; Kâğıtçıbaşı ve Kuşdil, “Türk Öğretmenlerin Değer Yönelimleri ve Schwartz Değer Kuramı”, s. 72; Çukur, de Guzman ve Carlo, “Religiosity, Values, and Horizontal and Vertical İndividualism-collectivism: A Study of Turkey, the United States, and the Philippines”, s. 613–634; Saroglou, Delpierre ve Dernelle, “Values and Religiosity: A Metaanalysis of Studies Using Schwartz’s Model”, s. 730–731.

37. Huismans, “The Impact of Differences in Religion on the Relation Between Religiosity and Values”, s. 255–268; Kâğıtçıbaşı ve Kuşdil, “Türk Öğretmenlerin Değer Yönelimleri ve Schwartz Değer Kuramı”, s. 72; Çukur, de Guzman ve Carlo, “Religiosity, Values, and Horizontal and Vertical İndividualism-collectivism: A Study of Turkey, the United States, and the Philippines”, s. 613–634; Saroglou, Delpierre ve Dernelle, “Values and Religiosity: A Metaanalysis of Studies Using Schwartz’s Model”, s. 728.

38. Hökelekli, “Gençlik ve Din”, s. 23.

39. Krş.; M. Ersin Kuşdil ve Çiğdem Kağıtçıbaşı, “Türk Öğretmenlerinin Değer Yönelimleri ve Schwartz Kuramı”, Türk Psikoloji Dergisi 2000 15(45), s. 59-76.

40. Nisa 4/36

41. Âyetler için bk. Ömer Özsoy ve İlhami Güler, Konularına Göre Kur’an, Ankara 1999, s. 424 vd.

42. Bknz. Al-i İmran, 104, 114; Hacc, 41.

43. Bknz. Ahzab, 37.

44. Bknz. Nisa, 92; Maide, 89; Nur, 32; Mücadele, 3; Beled, 13.

45. Bknz. Nisa, 3.

46. Bknz. Bakara, 219; Maide, 90, 91.

47. Bknz. Al-i İmran, 67; Yunus, 90; Yusuf, 101; Hacc, 78; Neml, 42.

48. Bknz. Bakara, 30.

49. Bknz. Bakara, 83.

50. Bknz. Bakara, 284.

51. Bknz. Tevbe, 102.

52. Bknz. Bakara, 25, 62, 82, 277; Al-i İmran, 57; Nisa, 57, 69, 122, 124, 173; Maide, 9, 69, 93; En’am, 85; A’raf, 42; Yunus, 9; Hud, 11, 23; Ra’d, 29; İbrahim, 23; Nahl, 97; İsra, 9, 25; Kehf, 2, 30, 46, 88, 107; Meryem, 60, 76, 96; Taha, 75, 82, 112; Enbiya,72, 75, 86, 94; Hacc, 14; 23, 50, 56; Furkan, 70, 71; Şuara, 227; Kasas, 67, 80; Ankebut, 7, 9, 58; Rum, 15, 45; Lokman, 8; Secde, 19; Ahzab, 31;  Sebe, 4, 11, 37; Fatır, 7, 10; Sad, 24, 28; Mu’min, 40, 58; Fussilet, 8; Şura, 22, 23, 26; Casiye, 30; Muhammed, 2, 12; Fetih, 29; Tegabun, 9; Talak, 11; Tahrim, 4; İnşikak, 25; Buruc, 11; Tin, 6; Beyyine, 7; Asr, 3.

53. Bknz. Bakara, 189, 194, 212, 223, 241; Al-i İmran, 15, 130, 172, 179, 198, 200; Maide, 65, 100; A’raf, 128, 169; Enfal, 29; 69; Tevbe, 4, 7; Hud, 49; Yusuf, 109; R’ad, 35; Hicr, 45; Nahl, 30, 31; Meryem, 63, 72, 85, 97; Taha, 132; Nur, 52; Furkan, 15; Şuara, 90; Neml, 53; Kasas, 83; Sad, 28; Zümer, 16, 20, 61, 73; Fussilet, 18; Zuhruf, 85; Duhan, 51; Muhammed, 15, 36; Kaf, 31; Zariyat, 15; Tur, 17, 20; Tegabun, 16; Talak, 5; Kalem, 34; Müddesir, 56; Murselat, 41; Nebe, 31; Leyl, 5, 17).

54. Bknz. Bakara, 177; 189; Maidde, 2, Meryem, 14, 32; Al-i İmran, 198; İnsan, 5; İnfitar, 13; Mutaffifin, 18, 22.

http://www.bizimyaka.com/yazar-89958-DEGER-KAVRAMININ-ANLASILMASI-UZERINE-BIR-DENEME-1

http://www.bizimyaka.com/yazar-90171-Deger-Kavraminin-Anlasilmasi-Uzerine-Bir-Deneme-2

http://www.bizimyaka.com/yazar-90325-DEGER-KAVRAMININ-ANLASILMASI-UZERINE-BIR-DENEME-3

YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ümmetin kafası neden karıştı? (4) Genel 18.03.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (3) Genel 11.03.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (2) Genel 01.03.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (1) Genel 25.02.2019
Muhammed Ali Kronolojisi (2007-2016) Spor 15.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
AKP'CİLERİN ANLAYAMADIKLARI ÇANAKKALE SAVAŞI Felsefe 19.03.2019
MANSUR YAVAŞ VE AKP Felsefe 17.03.2019
EŞİN BABASINA BABA ANNESİNE ANNE DEMEK YANLIŞ SAVIM Felsefe 16.03.2019
YENİ TÜRKİYE İMİŞ Felsefe 15.03.2019
NAYLON POŞETİ DAHA ÇOK KULLANMAK GEREKİR Felsefe 14.03.2019