ŞEHİR HASTAHANESİ İMİŞ

Bir Amerikan filımında(filminde) bizdeki adı ile şehir hastahanesinde, başroldeki kişi öfke içinde şöyle diyordu: 'Şehir hastahanesi diye yaptıkları şeye bak: Yerlere yalnızca boyalı şeritler yapıştırmak olmuş'.

Akp başkanı Erdoğan Kayseri'deki bir mitingte şöyle diyordu; bir hastahanede başhekimin doktorlara 'Önemli olmayan ameliyatları yapmayın' genelgesi konusunda Chp başkanı Kılıçdaroğlu'na tepki olarak: 'Bay Kemal sen gel de Kayseri şehir hastahanesi'ni gör!'. Bence Erdoğan şehir hastahanesilerine bakmak yerine gidip önce öteki hastahanelere bakmalı; şehir hastahanesileri hastahane de, bu ülkeye ait de öteki hastahaneler hastahane değil mi, bu ülkeye ait değil mi? Ultrason cihazı bile olmayan devlet hastahanesilerine; gastroloj doktoru olmayan şehir hastahanesilerine, üniversite hastahanesilerine ne demeli? Özele değil genele bakmak gerekir. Erdoğan tebdili kıyafet, sıradan bir insan gibi devlet hastahanesilerine gitse, örnek ki Siirt'de, Mardin'de, Van'da, Kars'da, karşısına neler çıkacak acaba? Yani Kayseri şehir hastahanesine bakıp öteki hastahanelere bakmayalım mı? Sultanın sofrası fakiri doyurmazki(doyurmaz ki). Yani 'Siz minibüslere bakmayın, Ferrari'ye bakın' demek gbi birşey.

Televizyon haberilerinde özlediğimiz doktor, hastahane sorunları haberleri başka ülkelerde mi acaba?

Ben kişiler hakkında karar vermek için önce giyimlerine, görünümlerine yani nefs karşısındaki hallerine bakarım yani bikini giyiyorsa ya da sigara içiyorsa alim, alime olsa, bende değeri olmaz çünkü felsefede, bilimde ve dini tanımlayan Din hadisileri'nde değeri yok.

Konular hakkında karar vermek için de önce konunun kendini anlattığı mantığa bakarım; bunun için de önce sözcüklere bakarım yani dil felsefesine. Bu açıdan; şehir hastahanesi denilen hastahanelerin mantık olarak bozuk oldukları daha baştan belli.

Neden? Çünkü şehir hastahanesi sanki şehirde hastahane yokmuş da, tüm hastahaneler ilçelerde ve köylerde imiş de şehire ilk kez hastahane açılmış gibi. Dil felsefesi açısından birinci durum bu. İkinci durum ise şu: Hastahane demek tıp; tıp demek bilimdir; yani bir hastahaneyi bilimle tanımlamak yerine bir yerleşim yeri türü, açısı ile tanımlamak neden; bu hal konuya yaklaşımın bilimsel olmadığını gösteriyor dil felsefesi açısından. Tıppın yani sağlığın toplum içindeki kalesi üniversite hastahanesidir; ne yani şehir hastahanesi üniversite hastahanesinden daha mı üstün yani şehirli olmak üniversiteli olmaktan daha mı üstün? Yani şehir hastahanesi yerine neden üniversite hastahanesi yapmıyorsun; demek ki işin içinde bilimden çok siyaset ve ticaret var; yani bir devletin ya da hükümetin üniversite yani bilimle övünmek, gururlanmak yerine şehirli olmakla övünmesi, gururlanması 200 üniversitesi olan bu ülke için gerçekten çok acı; yani üniversiteli olmakla övünmüyorsan neden üniversite açıyorsun, neden üniversite üstüne üniversite açıyorsun?

Mimari açıya gelelim. Bir şehir hastahanesi gördüm; dışı beton rengi, ölü mü ölü, itici mi itici; içi loş, daracık koridorlar, doktor kapılarının daracık, küçücük önülerinde(önlerinde) bekleşen hastalar ve yakınları; gidilecek yeri bulabilmek için içinde döndolaş(dön dolaş) yani içi de dışı gibi itici, soğuk, hasta gibi; yani sağlam giren insan ruhu bozulup hasta çıkacak gibi; fare yavrusunu kaybetse bulamayacak sanki. Yani dış dış mimari de, iç mimari de yerlerde sürünüyor estetik ve insanilik açısılarından. Ve doktorların muayene odasıları da gerçekten içler acısı, hapishane hücresi gibi, belki de daha beter: Küçük, loş. Hastahane değil sanki hastalar için de, doktorlar için de sağlığı ve sabırı sınama, ölçme yerileri. Hastahane içaçıcı(iç açıcı), hoş, sevimli, mutluluk verici, güven verici, canayakın(cana yakın), rahatlatıcı olmalı oysa hal ki sanki mitralyöz mevzisi ya da yer altı sığınağı gibiler. Geçenlerde televizyon bir devlet hastahanesini gösteriyordu: Koridorlarda kedileri dolaşıyordu, hasta yataklarında kediler yatıyordu.

Bir şehir hastahanesine ne zaman gitsem, gördüğüm genel şeylerden biri hastahanenin iç yapısına öfke içinde söylenen, homurdanan bir ya da birkaç vatandaş.

Bir de şu var: Madem ki şehir olmak, şehirli olmak üstün; öyleyse şehirlerdeki devlet hastahanesilerinde de, şehir hastahanesilerinde de; Türkiye'nin batısını doğusunu, kuzeyini güneyini, ilçelerini, köylerini gezmiş, tıppın doruğu, deneyimin zirvesi, ortayaşlı doktorların olması gerekir ancak bakıyoruz ki yeni mezun, acemi, gencecik doktorlar şehirlerdeki devlet hastahanesilerinde, şehir hastahanesilerinde; gördüğüm şehir hastahanesinde doktorundan danışmanına kadar gepegenç insanlar; peki ortayaşlı, yaşlı, deneyimli doktorlar neredeler, ya özel muayenehanelerinde ya özel hastahanelerde.

Yani bakın; ilgili doktor yok, gerekli cihaz yok diye hastalar Türkiye'nin doğusundan batısına gitmek zorunda kalıyorlar; ve siz kalkıp 'Kayseri şehir hastahanesi'ne gel' diyorsunuz. Yani nasıl bir devlet ki 'Devlet hastahanesine gel' demek yerine 'Şehir hastahanesine gel' diyebiliyor yani şehir mi büyük devlet mi, şehir mi daha büyük bilim mi?

Gerçek ki doğru mantık yoksa doğru işler olsa da tam doğru işler olmaz.

Mantıksızlık egemen olduktan sonra hastahane şehirde olsa ne olur, Mars'da olsa ne olur. Şehir hastahanesileri çok güzelse, çok iyiyse insanlar neden madem özel hastahaneleri özel doktorlara gitmek için canatıyorlar(can atıyorlar)?

Sayalım bakalım; bu ülkede her türlü tıp cihazı olan kaç devlet hastahanesi var? Ancak görülen ki cumhurbaşkanlığının 13 tane uçağı varmış. Yıllık masrafları milyonlarca Tl. Peki ultrason ya da tomografi cihazı olmayan kaç devlet hastahanesi var?

Bırakın şehir hastahanesini, üniversite hastahanesinde gerekli doktoru bulamayan, bu nedenle başka şehirlerdeki devlet hastahanesilerine gitmek zorunda kalan hastalar ve yakınları var bu ülkede.

Kayseri'deki şehir hastahanesi olağanüstü ya da şehir hastahanesileri olağanüstü diye ülkedeki hastahane sorunu çözülmüş mü oluyor?

Şehir hastahanesi üniversite hastahanesinden üstün mü? Üstünse vay bu ülkenin haline.

Türkiye'ye şehir hastahanesi değil üniversite hastahanesi, bilim hastahanesi gerekli. Şehirli olmak çözüm değil, bilimsel olmak çözüm.

Amaçlardan biri de üniversite hastahanesilerine güveni yok edip üniverste hastahanesilerini kapatmak mı acaba? Üniversiteye, bilime karşı: 'Şehir' de.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 23.10.18/10.33


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ERDOĞAN-PUTİN-TRUMP-MACRON-SALMAN BEŞGENİ Felsefe 14.12.2018
SELFIE ÇUBUĞU YERİNE ÇEKİM ÇUBUĞU ÖNERİM Felsefe 13.12.2018
CESUR DEĞİL AHLAKLI OLUN Felsefe 12.12.2018
AKP'NİN FRANSA'YA PRENS SALMAN CEZASI MI? Felsefe 11.12.2018
KÖPRÜ CEZALARI Ekonomi 10.12.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Sapık İhtiyarlar, Kart Horozlar ve Cinli Zamanlar Sağlık 25.11.2018
SAĞLIKLI KİLO VERMEK Sağlık 07.01.2018
Dâhiliye Doktoru (Denizli) Sağlık 23.09.2017
Bebekler Neden Ağlar? Sağlık 11.09.2017
SAĞLIK OLSUN Sağlık 16.08.2017