SUUDİ-İSRAİL İTTİFAKININ TÜRKİYE'YE VE TÜRKLERE KARŞI CEPHESİ

Nicel verilerle incelemeler işin içine nitel yaklaşım katılmazsa nicel sonuçlara neden olurlar, ve bu da hem verilerin daha iyi anlaşılmasını hem de konuların daha iyi anlaşılmasını engeller.

Suudi Arabistan'ın İstanbul başkonsolosluğu'nda Suudi Arabistan'lı gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi nicel açıdan, nicel insan açısından yalnızca bir cinayettir, vahşettir.

Ancak bu cinayet dışı başka verilere bakarsak bu cinayetin gerçekte bir cinayet değil Türkiye'ye ve Türklere bir saldırı olduğu, ve polisin bu cinayeti aydınlatmasını beklemek dışında başka şeyleri anlamayı da gerektirdiği görülür.

Neden böyle?

Suudi Arabistan'ın, muhalifleri yok etmek harekatı diye bir harekatı varmış medyadaki bilgilere göre. Anlaşılan ki diktatörlük hevesi tüm dünyayı sarmakta ki felsefeden, bilimden ve dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzak bir dünyanın ya geneleve ya da vahşete benzemesi zaten kaçınılmazdır. Görülmekte ki Doğu geneleve benzemeyi seçerken Doğu da diktatörlüğe, barbarlığa, vahşete benzemeyi seçiyor ki buna bir de 'Geneleve benzemektense vahşete benzemeyi yeğlerim' düşüncesi egemendir, yani dünyada olanlardan ve olacak olanlardan öncelikle Doğu değil ahlakı dışlamış Batı sorumludur yani Batı insanlığa düşmanlık değil de hizmet, iyilik, güzellik, yardım etmek istiyorsa ahlaka da sahip çıkmak zorundadır.

Evet; bakıyoruz: Cemal Kaşıkçı. O Suudi hanedanlığı diktatörlüğüne muhalif biri. Ve üstelik hanedandan biri. Cemal Arabça. Kaşık Türkçe yani kaşıkçı da Türkçe.

Pırens(Prens) sultan bin Türki. O da Suudi diktatörlüğünün öldürmek istedi kişilerden biri ancak kendisine kurulan tuzağa Cemal Kaşıkçı gibi düşmemiş akıllılık edip yoksa o da çoktan Cemal Kaşıkçı'nın sonuna sahip olacakmış. Onun soyadı Türki yani Türklükle ilgili tıpkı kaşık, kaşıkçı gibi.

Ve İsrail iki gün önce şöyle dedi: 'Cemal Kaşıkçı konusunda Türkiye'nin söylediklerine değil Suudi Arabistan'ın söylediklerine inanıyoruz'.

Yani görünen ki Suudi gazetecinin öldürülmesi arkasında bir Türkiye düşmanlığı ile Türk düşmanlığını da taşımaktadır, barındırmaktadır. Yani Kaşıkçı'nın öldürülmesini Suudi hanedanlığı içindeki Suudi-Türk çatışması, savaşı olarak görebiliriz ki bunun da sonuçu Türkiye'ye ve Türklere de düşmanlık olacaktır büyük olasılıkla ki bu da İsrail'in de çok işine gelir çünkü Gazze'deki olaylardan Türkiye'yi de sorumlu tutuyor yani İsrail için Filistin ve Gazze başarısı artık Türkiye'ye düşmanlığı, Türkiye'ye saldırıyı da gerektiren bir durumdadır.

Bu durumun, bu ittifakın başka vahim sonuçları olabilecek. Örnek ki Türkiye kendisine düşman bir birlik ile de karşı karşıya kalacak; ve Filistin'de, Gazze'de gelecekte çok büyük vahşetler yapılabilir İsrail'ce.

Büyük olasılıkla Suudi hanedanlığı'nın içinde biri Türk soyundan gelen, biri İbrani soyundan gelen iki soy var ki muhaliflerin Türklere benzeyen simaları ile hanedanlığın İbranilere benzeyen simasıları arasındaki fark buna bir ifadedir bence, ve İbrani soyu büyük olasılıkla İbrani İsrail'in kışkırtması ya da desteği ile Türk soyuna karşı saldırıya geçmiş durumda ki bu nedenle de Suudi Arabistan'daki Türkler ile İsrail'deki Türkler ve Müslümanlar artık büyük bir yok edilme, katliam, kıyım tehlikesi içinde olabilirler, yani Türkiye Türklük alanın ile de bu iki ülkede bir kültürel ve pısikolojik(psikolojik) cephe açmak zorunda kalabilir.

Yani Cemal Kaşıkçı cinayeti büyük olasılıkla yalnızca bir cinayet değildir; Türkiye'ye ve Türklere karşı düşmanca bir örgütlenmenin kazara dışa çıkmış bir halidir de.

Ve açık bir gerçek ki Suudi kıralın bu harekattan haberinin olmaması olanaksızdır; ve bu harekat Türkiye'ye ve Türklere karşı olduğu için İsrail, Abd dahil Türkiye düşmanı, Türkleri ve Müslümanları sevmeyen her devlet için mutluluk verici olacaktır, tersi gibi davransalar da.

Yani Türkiye ve Türkler bugüne kadar olduklarından daha güçlü ve felsefede, bilimde ve teknolojide bugüne kadar olduklarından daha güçlü, daha ileri olmak zorundadırlar ki bunun için önce felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne ve bunlar üzerine kurulu bir ülke yönetimine, demokrasiye, hukuka, sanata, özgürlüğe, mutluluğa, eğitime, birliğe ve hayata sahip olmak zorundadırlar.

Açık bir gerçek ki Arab hanedanlıklarında devlet terörü denilen bir teröre eğilim oluşmuştur çünkü aynı durum Birleşik Arab emirlikleri hanedanlığında da var çünkü bu hanedanlıkta da Suudi Arabistan hanedanlığı veliaht pırensi ile aynı adı taşıyan bir pırensin Abd'li eski askerlerden oluşan bir terör örgütü ile, Birleşik Arab emirlikleri'nde ve Yemen'de muhalifleri yok etmek için anlaştığı ve suikastler yaptırdığı ortaya çıktı.

Anlaşılan ki Arab dünyası bir Arab dünyası olmaktan çıkıp Amerikanvari bir Arab dünyası olmak yoluna girmiş durumda ki dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzak, yoksun olmak asla doğru, iyi bir yere götürmez zaten. Anlaşılan ki bugün petrol olarak akan toprak yarın kan olarak akacak; anlaşılan ki bugün petrol içenler yarın kan içecekler.

Gerçek ki yalnızca Batı ya da dünya değil; Arab dünyası, İslam dünyası da yanlış yöne gidiyor; dini tanımlayan Din hadisileri'ne sırt döndükleri için.

Belli ki petrolün renginin içinde kan rengi de gizli. Öyle ise petrol nimet değil hezimettr gerçekte.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 19.10.18/09.18

 

(Yazı fotoğrafları ile birlikte aynı adla internette var)


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KESME ŞEKER Şiir 18.09.2019
AKILLISI DA BİZİM DELİSİ DE BİZİM BU ÜLKENİN Şiir 17.09.2019
ÇOK MU DEĞERLİ OLUR AŞK Şiir 16.09.2019
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019