Politik-Güvenlik

Saygın politika yapabilmek için öncelikle güvelik şarttır. Güvenirliği olmayan toplumlarda, bırakın politikayı yaşam kalitesinden bahsetmek mümkün değildir. 

Köşe yazarı, Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan (1958 Medine doğumlu)'lı, Amerkan vatandaşı ve tanınmış bir gazeteci olmasına rağmen Türkiye'ye geliyor bürokrasi işlemlerini yapmak için Suudi Arabistan Konsolosluğuna gidiyor ve nişanlısını dışarıda bırakarak, dışarı çıkmayacak olursam veya bana bir şey olursa Türk iktidar partisine mensup bir yetkiliye haber vermesini tembih ediyor ve bir daha dışarıya çıkamıyor ve sonrası fiyasko. Alanen feci şekilde işkence görerek öldürüldüğü söyleniyor. Akabinde araştırma, soruşturma, yazılı ve görsel medyada yazılma, çizilme ve çeşitli söylemler vs. Tabiki olan ölene oluyor bir hayat yok oluyor, maktül, Amerika vatandaşı ve orada yaşıyor ama Amerikada birşey olmuyor üstelik bu olay ne tesadüftür ki Türkiye'de oluyor. Cinayetin Suudi Arabistan-Amerika işbirliği neticesinde, basit alçak bir plan dahilinde,sözde yüksek güvenlikli özgürlükler ülkesi Amerika'da insanların başına birşey gelmez, ancak, Türkiye'de cinayetlerin gayet normal olabilir dünya görüşüne hakim düşüncesi ağır basmaktadır. Cemal Kaşıkçı'nın karakterinin iyi ya da kötü, ülkesine zararı dokunmuştur veya dokunmamıştır, bu Türkiye'yi ilgilendirmez, Türkiye'yi ilgilendiren tarafı, suçlu veya suçsuz ülkeye giren-çıkan ve yaşamakta olan yerli ve yabancı her insanın güvenliği Türkiye Cumhuriyeti devletinin önceliklerindendir. Türkiye'deki Suudi Arabistan konsolosluğunda, dünyaca tanınmış bir gazetecinin öldürülmesi Suudi Arabistan ve Amerika'dan daha çok Türkiye'yi ilgilendirmektedir. Tükiye Cumhuriyeti hükümeti dışişleri bakanlığınca, süratle, etkili, şeffaf siyasi diplomatik atak yapması gerekmektedir. Aksi halde, bu olay dışarıda Türkiye'de can ve mal güvenliği konusunda güvenirliğini tartışmalı hale getirerecek ve seyahat özgürlüğünün güvenlik boyutunu dış dünya insanlarının kafasında olumsuz, ön yargıya yer vererek, başta turizm olmak üzere, ekonomik yatırım, insan hakları, hukuksal bağlayıcılık vs. konularında ağır yara alacağı görünmektedir. Bu tür olayların karşılıklı çıkar ilişkisi üzerine kurulu danışıklı olarak yapıldığı izlenimi vermektedir. Son zamanların güncel politikalarına bakacak olursak, Amerika-Suudi işbirliğinin Türkiye'ye bakış açısını tahmin etmek çokta zor değildir.

Bazı dış mihrakların kendi geleceklerinin sürdürülebilir hale getirmek için başta enerji olmak üzere, sömürgeci-işgalci devlet politikalarını devreye sokarak Ortadoğuyu sahiplenmek ve nemalanmak için ülkemize terör ile diz çöktüremeyeceğini anlayanlar başka argümanlar arayışı içine girerek yeni prangalar vurmaya çalıştıkları görülmektedir. Ekonomisi güçlü Türkiye'nin Orta doğu'da söz sahibi olma müslüman aleminin yakınlaştırıcı ve birleştirici Orta doğunun lideri ve parlayan yıldız Türkiye olma özelliğinin bulunmasından dolayı ülkemize yapılmak istenen etkisizleştirme ve yıkıcı planlarını görmek mümkündür. 

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Milliyetçilik ilkesi, Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır” diyerek ebediliğini dilediği ve bir demecinde müjdelediği Cumhuriyetçi devlet yapısını koruyacak olan toplumun siyasî birlik şuuruna kavuşmuş pekişik bir bütün olması amacına yönelmiştir. Bu ilke Milli Mücadele’nin çıkış noktasını teşkil etmiş ve bütün esir milletlerin kurtuluş ve kalkınma hareketlerine ışık tutmuştur. 

Okuyucularıma saygılarımı sunarım. Esen kalın.................

    

    



Yazıya yapılan bütün yorumlar

BOZOK BEYİ 17.10.2018

Güncel bir köşe yazısı olmuş.güzel.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.