ENFLASYONLA MÜCADELE HAYIR İÇİN Mİ ŞER İÇİN Mİ?

Yalnızca dünya değil ülkemiz de tuhaf; yalnızca ülkemiz değil dünya da tuhaf.

Hele akıla ve ahlaka bir eşkiya gibi, bir terör örgütü gibi saldırı içinde olan, insanlığa çağımızda en büyük saldırı olan moda en büyük tuhaf. Kuşkusuz ki modayı başıboş bırakmış devletler, hükümetler, siyasi iktidarlar, siyaset, siyasetçiler de tuhaf.

Ülkemiz ekonomi açısından da tuhaf bir de; Tek adam sistemi'ne demokrasi, laikliğe saldırıya laiklik, Diyanet'in siyasete bağlanması, Türk dil kurumu'nun 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz' diyen bir siyasi iktidara bağlanması dışında.

İslamiyet'in ya da Kuran'ın insanlığa bazı yararları da olmadı değil; örnek ki İslamiyet'in dinderi(peygamberi) Din hadisileri diye tanımladığım, dini tanımlayan sözleri ile dine, ve din konusunda felsefeye, bilime, insanlığa nitelik atlattı, devrim yaptırdı; Kuran'daki ise şu söz(ayet) 'Allah' yerine 'Gerçek' ya da 'Bilim' ya da 'Felsefe' ya da 'Gelecek' denilip hem dinsizler için hem de Müslüman olmayanlar için evrensel ve bilimsel bir anlatım haline gelir: 'Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilemezsiniz. Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.'

Ancak kuşkusuz ki bilimin bildiklerinde, dediklerinde hayr(hayır) vardır ki bu nedenle zaten Din hadisileri de 'Din bilimdir/ilimdir, bilimin olmadığı yerde din de olmaz' diyor.

Yani açık ki felsefeden, bilimden ve dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzak olanlar için de; felsefe, bilim ve Din hadisileri üzerine kurulu olmayan devletlerde de, toplumlarda da, ülkelerde de olmuş, olmakta olan ve olacak olan şeylerin hayırdan çok şer içerme olasılıklarının yüksek olduğu açıktır yani yanlış bir ülkede kuşkusuz ki şerin olasılığı hayırın olasılığından yüksek olur.

Ancak açık ki felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne sarılıp hayır olasılığı yükseltilebilir, şer olasılığı düşürülebilir; devlet, ülke, toplum, sistem de felsefe, bilim ve Din hadisileri üzerine kurulu olursa hayır olasılığı zirveye yani en yükseğe yakın olurken şer olasılığı da dibe yani en aza ya da sıfıra yakın olur.

Bazı şeyler bilinebilir, bazı şeyler sonuç oluştuktan sonra bilinebilir ancak kural olarak 'Bilinemez hiçbirşey yoktur' ki felsefe, bilim ve Din hadisileri bu 'bilinebirliği' çok yükseltir.

Şimdi ülkemize bir de bu açıdan bakalım.

Ülkemizde siyasi iktidar 'Enflasyonla topyekün mücadele' diye birşey yarattı. Topyekün 'Tüm, herşey, herkes' gibi anlamlara geliyor 'yek' sözcüğü 'tek, tekbaşına' anlamına gelse de; yani Türkçe konusunda da bir savaşım başlatılsa çok doğru ve çok iyi olacak. 'Top' sözcüğü eşcinsel, ve bir savaş silahı gibi anlamlara geliyor yani nereye çekilse bir hoşluk olmuyor.

Enflasyon Fıransızca(Fransızca), topyekün Türkçe mi, mücadele Arabça imiş; yani 'Yerli ve milli' halimize bir bakar mısınız? Yani şu yazıda bile sayısız, Türkçe olmayan sözcük vardır. Ekonomide ve demokraside sorun var da sanki Türkçede yok mu? 'Yerli ve milli' derken bile 'milli' Türkçe mi; devlet kurumuları bile hijyen, aktivite, performans, etik, misyon, vizyon gibi sözcüklerle dolmadı mı, Türkçeleri varken? Benim için Türkiye'de en büyük sorun, ilk sorun, ana sorun, temel sorun felsefe, bilim, ahlak ve Türkçe konularındaki sorunlardır; ekonomi, Dolar geri sorunlardır çünkü bu sorunları üniversite okumamış kişiler bile çözebilirler.

Enflasyonla mücadele; kulağa ne kadar doğru, iyi, hoş geliyor, öyle değil mi? Ancak yukarıda yazdığım ayeti bir anımsayalım(hatırlayalım), ve onunla birlikte şu savı da dikkate alalım: 'Hükümet yeni yılda ücretlere zammı düşük tutmak için ücret sözleşmesilerinden önce enflasyonu olabildiğince düşük tutmak istiyor ki ücretlere olabildiğince az zam yapılsın'.

Gerçekte; kapitalistlerin, özel sektörün hükümetin 'Enflasyonla topyekün mücadele' çağırısına(çağrısına) dörtellesarılma(dört elle sarılma) içine girmesi de o sav yararına büyük bir kuşku oluşturmuyor da değil yani. Yani 2019 ücret sözleşmesilerinden önce enflasyon düşük olursa ücretlere düşük zam yapılacak demektir yani özel sektör, kapitalistler bu mücadeleye neden destek vermesinler değil mi?

Peki ya 2018 sonu enflasyonu %10 olursa ve böyle diye de ücretlere %10 zam yapılırsa, arkasından da enflasyon %20'lere, %40'lara çıkarsa ne olacak? Yani size hayır gibi görünen şey size şer olacak değil mi?

Yani hükümetin enflasyona karşı mücadelesi(savaşımı, savaşımı) dürüst mü, değil mi; işte tüm sorun burada; yani hükümet sırf 2019'da ücretlere en düşük zam yapılsın diye mi bu mücadelenin içinde yoksa amaçı(amacı) gerçekten de enflasyonu düşürmek mi? Eğer iş sözleşmesileri imzalandıktan sonra enflasyon fırlarsa burada bir kötü niyet söz konusu olabilir yani bu nedenle iş sözleşmesilerinden sonra enflasyonun zıplamaması gerekiyor.

Enflasyonun düşük olması hükümet açısından 'Bütçe giderlerinin düşük olması' yararı sağlayacak; özel sektör açısından ise ücretlere düşük yapılması yararı sağlayacak. Enflasyon düşerse banka faizileri de düşecek ve böylece kapitalistlerin daha kolay ve daha çok yatırım yapmaları yani daha çok sömürü yapmaları sağlanacak. Yani dikkat edilmeli li eğer banka faizileri düşmüyorsa, yükseliyorsa; hükümet israfa dalıyorsa; özel sektör israfa dalıyorsa konu büyük olasılıkla ücretlere olabildiğince az zam yapmak konusudur.

Yani acaba 'Üç ay zam yapmayın da, enflasyon düşük çıksın da, ücretlere düşük zam yapılsın da ondan sonra fiyatları yine fırlatırsınız' olayı mı?

Zaten özel sektör Dolar'ı bahane edip yüklüce zamlar yapmıştı; yani birazını indirse bir zararı olmaz zaten ancak ücretlere düşük zam çok işine gelir.

Gerçek ki bir hükümete güven olmazsa ne yabancı yatırım güvenir ne de bilim.

Yani McKinsey olayını, serbest bırakılan papaz olayını gördük. Yani yollardan, yönlerden geri dönüşler artık çuvala da sığmaz oldular.

Yani bir de tuhaf şey: Özel sektör kendi maaşlarına neden enflasyona göre zam yapmıyor? Yani bakın işçiye asgari ücret verilirken şirketler milyonlar, milyarlar kazanıyorlar; futbolcular ve sanatçılar gibi.

Türkiye istatistik kurumu başkanı büyük olasılıkla enflasyonu yüksek açıklaması nedeniyle görevden alındı.

Üretimde bir artış yoksa enflasyonun düşmesi yalnızca bir taktik olabilir.

Bir Arab sözü şöyle der: 'Toz duman dağılsın, altındaki binek at mı eşek mi o zaman anlaşılır'.

Açık ki her ailenin evlerin pahalı olması nedeniyle ev satın alamadığı bir ülkede enflasyon verisi düşük de olsa gerçekte çok yüksek demektir.

Yani yüksek enflasyonun iki kolay belirtisi vardır: Ya yatacak yer bulamazsın ya yiyecek birşey. Ya da bir belirtisi daha vardır: Yüksek fuhuş ya da ahlaksızlığın ya da suçların çoğalması ya da para biriminin bin katına halkın yaklaşımı yani Türkiye'den örnek ki 1.000(Bin) Tl'ye halk küçümseme ile mi yaklaşıyor yoksa büyümseme ile mi; görülen ki bin Tl artık oldukça küçümsenir bir halde; öyleyse neden asgari ücret 1.500-1.600 Tl falan yani 10 bin Tl'ye ev, sıfır araba bulunmayan bir ülkede neden asgari ücret 1.500-1.600 Tl; kapitalistler milyonlar, milyarlar kazanırken; demek ki gerçekte büyük bir enflasyon var da yalnızca hayatta kalmaya çalışan, yalnızca mideye eşitlenmiş akıl farkında değil; haydi bakalım asgari ücret alan birisi on günlük bir yaz tatiline çıksın bir otelde de görelim; gerçekte enflasyon ne kadar, gerçekte hayat ne kadar pahalı; kuşkusuz ki kafesteki kuş daha az yer, ne verilirse onu yer.

Yani 'Enflasyonla topyekün mücadele: Türkiye kazanacak' deniyor da Türkiye dedikleri acaba Türkiye halkı mı yoksa kapitalistler mi çünkü bakın biryandan hem 'Ekonomide kıriz(kriz) var' diyorlar hem de kapitalistlere hem 'Kırizi fırsata çevirin' diyorlar hem de hazineden türlü maddi yardımlar yapılıyor, maddi çıkarlar sağlanıyor.

Kimine hayr olan, kimine şer olabilir; kapitalistler için hayr olan, millet için şer olabilir; millet için hayr olan, kapitalistler için şer olabilir. Duman dağılsın hele bir, görelim.

Ancak gerçek ki felsefe, bilim ve Din hadisileri için hayr olan, insanlık hayrdır; felsefe, bilim ve Din hadisileri için şer olan da insanlık için şerdir; bakın burada bir tutarlılık var. En genel tutarlıya güvenmek gerekir.

Yani olsun ki enflasyonla savaşım şer için değil de hayr(hayır) için olsun.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 15.10.18/14.09


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İMAMIN YAPAMADIĞINI RAHİP YAPTI Ekonomi 18.11.2018
CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇUNDAKİ TUHAFLIK Felsefe 17.11.2018
ATATÜRK VE ERDOĞAN Felsefe 16.11.2018
ABDURRAHMAN DİLİPAK PUT ARIYORSA Felsefe 15.11.2018
ARDA VE CİNSEL TACİZ Felsefe 14.11.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İtibar Kazanma Ekonomi 10.10.2018
Sakız Karın Doyurmaz Ekonomi 10.09.2018
Adam Gibi Üret, Adam Gibi Paylaştır Ekonomi 31.08.2018
Yatırımcı Yatmaya Gelmez Ekonomi 24.08.2018
Paran Düşmezse Dolar Yükselemez Ekonomi 17.08.2018