MCKINSEY VE PSİKOLOJİ

Amerikan şirketi McKinsey'in Türkiye'ye ekonomik denetmen yapılmak istenilmesine ben bir de bir bilim olan psikoloji açısından yaklaşacağım.

Akp başkanı Erdoğan'ın 'Türkiye şirket gibi yönetilmeli' sözünün arkasından Türkiye'ye bir şirket gibi yaklaşımın gelmesi kaçınılmaz oldu, ve bu nedenle de milletvekili olmayan, özel sektör kişileri Akp egemenliğine bakan da yapıldı. Gerçekte bir devleti devlet gibi yönetememek bir zafer, başarı değil hezimettir, yenilgidir, başarısızlıktır; üstelik de 'Herşey yerli ve milli olmalı' derken; demek ki bir devleti devlet gibi yönetmemenin temelinde gerçekte mantıktan ve tutarlılıktan yani bilimden, bilimsellikten kaçış da  oluyor; yani gerçekte devleti devlet gibi değil de şirket gibi yönetmeye yönelmek demek bilimden, bilimsellikten, mantıktan, tutarlılıktan kaçış demek de çünkü şirketler kendilerini bilime, bilimselliğe göre değil banka hesaplarının oluşturduğu incirçekirdeği(incir çekirdeği) bir dünyadan ve incirçekirdeği bir dünya için yönetirler; bu nedenle şirket sahiplerinin kokuları felsefe, bilim yerine nefs dünyasından gelir yani televizyonda, zamparalık yapan şirket sahiplerine rastlayabilirsiniz ancak felsefe, bilim ya da insanca bir dünya peşinde koşan şirket sahiplerine pek ya da hiç rastlanılamaz; nasıl rastlanılabilir ki çünkü zaten iş dünyası kendisi milyonlar, milyarlar kazanırken işçilerine düşük ücretler veren, ve öyle ki onların sendikalaşmasını, örgütlenmesini bile istemeyen bir dünya demek; işte bir devleti ya da ülkeyi şirket gibi yönetmek demek bu demek; siyasetin de gerçekte felsefe ve bilim peşinde değil de özel sektörü savunan bir dünya olduğunu düşünürsek şirket gibi yönetilen ülkelerin felsefe, bilim, vicdan ve medenilik olarak ne hallerde olduğu ya da sonunda olacağı daha iyi anlaşılır.

Şirket ve bilim olarak pısikoloji(psikoloji) yanyana gelir mi? Gelir çünkü şirket ya da kapitalızım(kapitalizm) yani özel sektör zaten yanlış ve kötü bir ruhun dışdünyaya, topluma, ülkeye, vatanlara, tarihe, ekonomiye yansımasıdır; yani eğer kapitalistler felsefel, bilimsel, ahlakçı, medeni, nitel olurlarsa kapitalizım da öyle olur; tersi olursa da tarihde örneği görülmüş vahşi örnekler bile ortaya çıkabilir örnek ki Hitler, Naziler, Nazi almanyası.

McKinsey'in bir bilim olarak pısikoloji ile ilgisi de böyle bir açıdandır. Yani bir ülkenin ya da devletin ya da siyasi iktidarın; ülkesini ya da devletini ya da ekonomisi ya da kendisini denetlettirmek için bir şirkete başvurması; bir insanın ruhsal olarak kendini denetlettirmesi, yönetmesi için bir başkasına başvurması gibidir; yani 'Ben kendimi denetleyemiyorum, ben kendimi yönetemiyorum; sen beni denetle, sen beni yönet' demesi gibidir. Yani bir şirket için durum böyle olmayabilir çünkü bir şirketin sahibi herşeyi bilemez, ilkokul mezunu da olabilir ancak herşeyi bilmesi gereken, hertürlü(her türlü) olanağa sahip, ekonomi üzerine birçok üniversitesi ve sayısız akademisyeni olan bir ülkenin, devletin ya da siyasi iktidarın bunu yapması bilim olarak pısikolojiye çok yakındır yani gerçek, doğru bir devlet asla bir şirket değildir, bir şirket gibi davranamaz çünkü devlet demek zaten bir ülkede herşeyin en doğrusunu, en iyisini bilen, ve herşeyin en doğrusuna, en iyisine sahip olan demektir; yani demek ki bir devleti devlet gibi değil de şirket gibi yönetmek o devleti ülkenin hertürlü en büyük olanaklarından da koparmak, uzaklaştırmak demektir; yani düşünün ki köyle ilçe, ilçeler il olmak istiyor, ve devleti olmayan halklar, toplumlar devlet kurmak istiyorlar yani hareket bir gerçekliktir ancak hareketin de bir yönü vardır ve doğru yön de ilerisidir, gerisi, gerilemek değil yani köyün ilçe olmasıdır, ilçenin köy olması değil.

Yani bir bilim olarak pısikoloji açısından; üstelik de 200'den çok üniversitesi, sayısız akademisyeni olan koskoca Türkiye'nin ya da Türkiye ekonomisinin ya da Türkiye siyasi iktidarının McKinsey'e ister denetmenlik ister danışmanlık vermesi bir bilim olarak pısikoloji açısından 'Ben beni denetleyemiyorum, para karşılığı beni denetler misin?' ya da 'Ben beni yönetemiyorum, para karşılığı beni yönetir misin?' anlamına gelmektedir. Üstelik hem bu mantıksızlık, tutarsızlık varken hem de biryandan 'Yerli ve milli olacağız' deyip başka bir mantıksızlığa, tutarsızlığa düşmek hali de vardır ki bu da gerçekte ekonomide başarısızlığın, ekonomide beceriksizliğin de bir ifadesi olmaktadır yani düşünün ki devletler şirketleri denetlemeli ya da devletler şirketlere danışmanlık, yönlendiricilik etmeliler iken bir şirket devleti ya da ekonomiyi denetlemektedir ya da devlete ya da ekonomiye danışmanlık etmektedir ki bu da ekonominin en zirvesinde olması gereken devletin ekonomiyi özel sektöre yani şirketlere yani patronlara bırakması yanında bir de kendini şirketlere, patronlara bırakması demek olur yani aşiretten devlete geçişi terk edip devletten aşirete geri gidiş gibi birşey olur ki şirketler de takım elbiseli, kıravatlı aşiretler gibidirler zaten yani bu anlamdan olarak bir devleti ya da ülkeyi ya da toplumu ya da ekonomiyi devlet gibi değil şirket gibi yönetmeye geçiş hem başarısızlık, gerilemedir, çöküştür hem de devleti ya da ülkeyi ya da toplumu ya da ekonomiyi aşiretlere bırakmaktır.

İşte bu açıdan diyorum ki hep: Eğer pısikoloji bilim ise ülke yönetimine de karışmalıdır, ülkeyi yönetenler hakkında da düşünce bildirmelidirler yoksa pısikoloji evrende bir bilim değil incirçekirdeği içinde bilim olur ki sonu da bikiniyi, makyajı, pirsingi, dövmeyi, modayı, astrolojiyi ya da barbarlığı, ilkelliği, vahşeti yani akıldışılığı ve ahlakdışılığı taçlandırmakla, onurlandırmakla yani insanlıkdışılıkla son bulabilir ancak.

Yani pısikoloji yalnızca bireylere değil; siyasete, ticarete, eğitime, medyaya, inançlara ve modaya da yani topluma ve insanlığa da bakmalıdır.

Yani devletleri ya da ekonomileri ya da ülkeleri şirket gibi yönetmek doğru değildir; devletler, ekonomiler, ülkeler ancak felsefe, bilim ve dini yöneten Din hadisileri ile yönetilmelidirler.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 15.10.18/10.06


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İMAMIN YAPAMADIĞINI RAHİP YAPTI Ekonomi 18.11.2018
CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇUNDAKİ TUHAFLIK Felsefe 17.11.2018
ATATÜRK VE ERDOĞAN Felsefe 16.11.2018
ABDURRAHMAN DİLİPAK PUT ARIYORSA Felsefe 15.11.2018
ARDA VE CİNSEL TACİZ Felsefe 14.11.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Haklı Olmak Felsefe 13.11.2018
DEĞER KAVRAMININ ANLAŞILMASI ÜZERİNE BİR DENEME Felsefe 26.10.2018
Bir Garip Döngü Felsefe 07.10.2018
Ağustos ayında yapmadıklarım Felsefe 30.08.2018
Umutsuz kaybedişler Felsefe 11.08.2018