‘’ MEFTUNE ’’ 4.BÖLÜM  ÖLÜMÜN KIYISINDA

                    

                                                      3.Bölüm sonu

Babamla konuştuktan sonra, tam içeriye girecektik ki, o sırada sokaktan bağrışma sesleri geliyordu. Bir komşu bizim bahçe kapısına dayanmış ‘’ Yetiş derman paşam derdimize derman ol’’ diye babamı çağırıyordu. Babam son derece telaşlı bir şekilde ‘’Ne oldu’’ diye sorduğunda, aldığı cevapla adeta şaşkına dönmüştü..

 

                                                          ‘’ MEFTUNE ’’

                                       ‘’ MEFTUNE ’’ 4.BÖLÜM  ÖLÜMÜN KIYISINDA

Babam şaşkın bir vaziyette durumu anlamaya çalışıyor, ben ise ne olduğunu duyamadığım için meraktan adeta deliye dönmüş gibi avare avare babama bakıyordum. Babam benim eve gitmemi söylüyor, ben ise durumun vehametini henüz kavrayamamış bir vaziyette eve doğru gidiyordum. Ancak içimde bir sıkıntı vardı. Eve girdiğimde Annem yanıma geldi meraklı ve bir o kadar da korku dolu bir ses ile ‘’ Ne oldu kızım’’ diye bana sordu. Tabiatıyla babamın gittiği duymuştu. Hem babam için üzülüyor hemde olayın sebebini bilmediği için meraklanıyordu.

O kadar büyük bir merak içindeydik ki, yerimizde duramıyor, evimizin dört bir tarafında tur atıyorduk. Tam o esnada bahçe kapımızın açıldığını duydum. Biri bize koşar adımla geliyordu. Kapıya vuran kişi Jasna’nın babası idi. Kapıyı açtığımda elini birbirine bağlamış bir şekilde benim önümde diz çöküyordu.

‘’ Büyük kurtarıcı İsa adına yardım et’’ diyordu. Ben olayın şaşkınlığı içinde olanı biteni anlamaya çalışırken annem araya girip ne olduğunu sormuştu. Jasna’nın babası ise ‘’ Kızım intihar ediyor’’  demişti. İşte o an benim için zamanın durduğu bir andı. Jasna’nın babası ‘’ Kızım sadece seninle görüşmek istiyor. Senden başkasını yanına kabul etmiyor. Derman Paşa, ben, annesi ve herkes çok uğraştı ama ne çare. Sadece seni istiyor’’ deyince hemen yola çıktık. Biz oraya doğru ilerlerken, annemde peşimizden geliyordu. Evimizden dışarıya çıktığımızda kasabanın büyük bölümünü dışarıda gördüm. Herkesin elinde gaz lambası, tek bir tarafa doğru yöneliyorlardı. O yerin adıda ‘’Güneş Tepesi’’ idi.

Tepeye doğru vardığımızda ‘’ Yapma kızım’’ , ‘’ Değer mi’’ gibi sesler duymaya başlıyordum. Anladım ki, Jasna tepenin bir ucunda, intiharın adeta kıyısındaydı. Tepeye çıktığımızda bir ürperti başladı.Hava soğumuştu, rüzgar esintileri adeta içime işliyordu. Tepeye çıktığımızda, Jasna’yı biraz uzak da olsa görebiliyordum. Jasna’nın babası ‘’kurtar yavrumu ne olur. Çok pişmanım Meftune’’ deyip beni telkin ediyordu. Babamı görmüştüm göz göze gelmiştik. Babam öyle bir bakıyordu ki, ben başaramadım kızım bari sen başar, der gibi bakıyordu. Gözlerindeki tebessümle sanki bana birşeyler anlatmaya çalışıyordu. Bazen konuşamazsınız da, gözlerinizle anlatmak zorunda kalırsınız ya, bu bakışlarda öyle birşeydi işte. Benim kızım olduğunu herkese göster demek istiyordu sanki.

Tepenin zirvesine doğru ilerliyordum.. Arkamda bir babanın ve annenin haykırışları, önümde en sevdiğim arkadaşımın intihar arzusu vardı. Ama bu benim için çok ağırdı. Ben sadece on iki yaşında bir kızdım. Hayatın acısını da, sorumluluklarını da ne kadar küçük yaşlarda sırtıma yüklenmişim değil mi ?. Jasna’nın karşısına gelmiştim. Ağlayan bir kız devamlı yakınan bir kız görüyordum. O esnada Jasna ‘’ Dur sende yaklaşma’’ demiş ben ise hiç bir anlam verememiştim. Halbuki kendisi beni buraya kadar çağırmıştı. Hoş zaten çağırmasaydı da ben yine gelirdim. Jasna çok gururlu ve bir o kadar da haksızlığa gelemeyen bir kızdı. Benden iki yaş büyük olmasına rağmen, çok iyi bir arkadaşlığımız vardı. Bizim medreseye yakın, ecnebi Fransız okulunda okumaktaydı. Yüksek tahsil için ise, Fransaya gitme hayalleri kuruyordu. Hayalleri olan, yaşama sevinci olan bir kızın bu denli elem verici bir hadisenin içinde bulunması beni ziyadesiyle müteessir etmişti. ‘’ Artık yaşamak istemiyorum Meftune. Ne olur yaklaşma, benim en sevdiğim arkadaşım. Bu hayattan sıkıldım artık. Her günüm ayrı elem ve ızdırap. Ben bunlara layık mıyım ?. Her gün şiddete maruz kalıyorum. Annem de aynı şekilde. Artık bıktım anlıyor musun ? Yaşamak istemiyorum.  Yaşantıma, hayallerime , hedeflerime , herşeye müdahale ediyor. Ayrıca her gün içkili bir vaziyette eve geliyor, annemide, benide dövüyor. Eğlenceden geldiğimiz gün bile bunu yaptı. Artık bıktım ’’ . Bu sözlerden dolayı çok şaşırmıştım. Zira bu sorunlardan bana hiç bahsetmemişti Jasna. Benimde kendisinden sakladığım bazı sırlarım vardı ama bu çok büyük bir sıkıntıydı. Bu sözleri duyduğum zaman, hemen arkama döndüm. Jasna’nın babasına çok kızmıştım o anda. Arkadaşımı ölüme götüren bu kişiydi demek ki, diyerek hemen bana yalvarması aklıma geldi. Demek ki pişmandı artık, demek ki o da üzülmüştü diyerek kendimi teselli etmiştim. Ne yapmalıydım ?. Ne söylesem vaz geçirememiştim. Arkamızdaki kalabalık artık sabırsızlanmaya başlamıştı. Bir an evvel birşeyler yapmam ve Jasna’yı o tepeden aşağıya indirmem gerekiyordu. O kadar üzgündüm ki, en sevdiğim arkadaşım göz göre göre ölüme gidiyordu ve ben hiç birşey yapamıyordum.  O anda aklımdan binbir türlü düşünceler geçiyordu. Acaba Güneş Tepemiz, Ölüm Tepesi olarak mı anılacaktı. Hayır hayır böyle bir şeyi kabul edemezdim. Aynı gün içinde hem sevginin ne demek olduğunu, hemde intiharın ne demek olduğunu öğrenmiştim. Acı ve sevinci aynı gün içinde yaşamıştım. Artık arkamızda zabitlerin öttürdüğü düdükleri duyuyordum. Sanırım ihbar edilmişti ve zabitler bizim bulunduğumuz yere doğru geliyorlardı. Jasna o esnada ‘’ Ne olur gelmesinler söyle Meftune’’ dedi. Ben hemen bağırdım ‘’ne olur yaklaşmayın.’’.

Jasna’nın bana bugün yaptığı iyiliği nasıl unutabilirdim ?. Mutlaka borcumu ödemeliydim. Biliyorsunuz, piknik alanında yarı baygın bir halde iken beni tekrardan hayata döndürmüştü adeta. O an aklıma geldi. Arkamızda insanların çığlıkları ve bağırışları, önümde en sevdiğim arkadaşımın ağlamaklı sesi vardı. En önemlisi ise, intiharın eşiğindeydi…

Kararı mı vermiştim bende intihar edecektim. Jasna beni yanına kabul etmiyordu. Bende tepenin hemen altında küçük bir tepecik vardı, oraya gittim ve ‘’ Eğerki sen intihar edersen, bende intihar ederim. Sen olmadıktan sonra bu dünya bana zindan olur. Sen benim en değer verdiğim arkadaşımsın. Sensiz nefes alamam .’’ diyor, bir yandan da göz yaşlarımı akıtıyordum. Belki inanması zor ama, ben gerçekten intihar edecektim. Yani Jasna’yı ikna edebilmek için değil, hakikaten atlasaydı bende atlayacaktım. Bu o kadar tehlikeli bir meydan okumaydı ki, hayatımdan olabilirdim. Artık ya ikimiz birden atlayacaktık, yada ikimizde vaz geçecektik. O esnada babam, annem, Jasna’nın ailesi ve kuru kalabalıktan üç beş kişi daha bize çok yaklaşmıştı. Rüzgarın esintisini suratımda hissediyordum. Aşağısı uçurumdu ama hiç korkmuyordum. Zabitler etrafı kuşatmış kimseyi yaklaştırmıyorlardı. Babam büyük bir telaşla yanıma geldi ‘’ Kızım sen ne yapıyorsun ? delirdin mi ?’’ dedi. O esnada Jasna ‘’ Sen neden atlıyorsun. Sen canına kıyma benim için. Ben sana kıyamam.’’ diyordu. Tepede geçen dakikalar adeta bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda Jasna intihardan vaz geçmişti. Tepeden inmişti, ben ise o kadar etkilenmiştim ki, dakikalarca Jasna’ya sarıldığımı hatırlıyorum. Birbirimize sarılarak ailelerimizin yanına geldik. Aynı yerde Dürdane hanımda vardı. Ancak unuttuğumuz bir şey vardı. Tepeden indiğimiz vakit, zabitlerin bize karşı tavrı hiç hoş olmamıştı. Ahaliyi fuzuli yere meşgul etmek suçlaması ile bizi İhtisap Nezaretine götürdüler. Dürdane hanım ise, zabitlerin vermiş olduğu bu kararı destekliyor gibi ‘’ Boşu boşuna ahaliyi huzursuz ettiniz size ne ceza verseler az’’ diyordu. Gerçekten ne basit bir mahluktu !. Ailelerimiz ile birlikte gittik ve bize küçük bir zabıt tutanağı hazırlandı. İfade vermeye giderken, Jasna babasının elini tutmuyor, ondan adeta nefret ediyordu. Onlar önümüzden yürüyordu benim gözüm devamlı onlardaydı. Artık evimize doğru dönüyorduk. Kasaba ayağa kalkmıştı, gece yarısı olmasına rağmen evlerde kandiller yanıyordu. Kimse uyuyamıyordu. Muhtemelen herkes bu olayı konuşuyordu. Ben ise o zamanlarda yaptığım iyiliğin farkında bile değildim. Halbuki en sevdiğim arkadaşımı ölümden kurtarmıştım. Daha sonraki yıllarda yaptığım iyiliğin anlamını daha iyi kavramıştım. Artık Jasna ile yollarımız ayrılıyordu. Kendisinin evi yokuş yukarıda, benim okuduğum medresenin hemen yakınındaydı. Raptiştah merkezine daha yakın, büyük pazarın hemen yanındaydı.Ancak Jasna eve gitmek istemiyordu. Annesinin bunca yalvarışlarına rağmen artık o eve dönmek istemediğini söylüyordu. ‘’ Ben Meftuneler de kalmak istiyorum’’ demişti. Ben ise bu duruma çok sevinmiş, hemen Jasna’nın yanına koşmuştum. Ona sarılarak ‘’haydi gidelim’’ demiştim. Jasna’nın babası itiraz etsede, babam onu bir şekilde ikna etmişti. Babam bütün hadiseyi biliyordu. Jasna intiharın eşiğindeyken ilk babam konuşmuştu zira. Babam, Jasna’yı kendi öz kızı gibi severdi. Ne zaman zor duruma düşse hep yardım elini uzatırdı. Çok yardım sever ve bir o kadar da mert bir babam vardı. Hep birlikte evimizin yolunu tutuyorduk. O anda Jasna ile birlikte el ele tutuşup, şarkılar söylüyorduk. Elimizde gaz lambası bir yandan karanlıkları yararak evimize gidiyor bir yandan da etrafa bakıyorduk. Herkesin kandilleri yanıyordu. Kimse henüz uyumamıştı. Ancak çok gariptir bizi gözetleyen yoktu. Annem ise, ‘’ Jasna bizim evladımız. Biliyorum kızacaksın beyciğim ama, 14 yaşında bir kızın bizim evimizde kalması münasip olur mu ?’’. demişti. Babam ise hiddetli bir ses tonu ile ‘’ Ne diyorsun Hümeyra bırak şimdi kıskançlığı Allah aşkına. El kadar yavruyu o zalim adamın eline nasıl bırakırım’’ diyordu. Annemin hayat görüşü çok moderndi. Keman çalıyor, mahalledeki ecnebi çocuklara keman dersi veriyordu.Ayrıca mahalledeki ecnebiler ile de arası çok iyiydi. Ancak hisleri dindardı. Dininden de taviz vermiyordu. Örf ve ananelerimize çok bağlıydı.Annem sadece komşulardan çekiniyordu. Zira o da Jasna’yı çok severdi. Daha sonra annem ‘’ Ne kıskançlığı Allah aşkına. El kadar yavru nesini kıskanacağım. Sadece komşulardan çekiniyorum. Hepsi bu kadar’’ deyince babam meseleyi yanlış yorumladığını anladı ve özür diledi. Ancak komşulardan kimse bizi izlemiyordu. Yada en azından biz öyle sanıyorduk. Bize yanılıp, yanılmadığımızı ancak zaman gösterecekti.

Artık evimize gelmiştik. Jasna ‘’ Artık benim yuvam burası mı ?’’ dediği zaman Annem şefkatle ‘’ Evet yavrum artık sen bizimde kızımızsın’’ cevabını vermişti. Bir ablam olmuştu sanki. En sevdiğim arkadaşımla artık aynı evde kalacaktım. Tarifi mümkün olmayan bir saadet yaşıyordum. Hemen evimize girdik. İlk yaptığımız iş tabii ki biraz sohbetti. Daha sonra ise annem , ‘’keman çalayım mı size’’ dedi. Çok heyecanlanıp hemen kabul etmiştik. Babam da o esnada bize bakıyordu. Sanki canından çok sevdiği hanımına yeniden aşık olmuştu. Annem çalmayı bitirdikten sonra ben çalıyordum. Ancak henüz acemiydim tabii ki. Jasna çok şaşırmıştı. Annemin keman dersi verdiğini biliyor ama benim keman çaldığımı henüz bilmiyordu. Zira ben kimseye söylemek istemiyordum. Herhalde annemi hor gördükleri için, banada aynı davranışı gösterirler korkusu içindeydim.Jasna ile o gün adeta birbirimizden sakladıklarımızı açığa çıkarmıştık. Güzel bir keman dersinden sonra uyku odamıza çıktık. Jasna’ya en sevdiğim uykuluğumu verdim. Sen bugün bununla uyu dedim. Çok duygulanmıştı. Ben üstümdekilerle yatarım demiştim ki,o anda annem geldi ‘’ Hayır olur mu öyle şey’’ diyerek bana kendi odasından, yıllar önce çocukken giydiği, artık eskimiş yıpranmış olan uykuluğunu getirmişti. Uykuluğu giydikten sonra Jasna’ya dönerek ‘’ Bak ben senin annen oldum’’ demiştim. Hep birlikte gülmüştük. Yapmış olduğum bu latife hepimizde tatlı bir tebessüm oluşturmuştu. Artık uyuma vakti gelmişti. Jasna ile birbirimize sarılarak uyumuştuk…

Yine güneşin yüzüme tatlı tatlı vurması ile sabahlamıştım. Sabah olmuştu ama bir şeyler eksikti. Jasna yanımda yoktu. Heyecana kapıldım aşağıya koştum. Merdivenlerden indiğim vakit sadece su için aşağıya indiğini görmüştüm. İçim rahatlamıştı. Annem ve Babamında uyanması ile birlikte hep beraber güzel bir kahvaltı için sofrayı hazırladık. Soframız her zaman çok zengindi. Babam benim beslenmem ile çok ilgileniyordu. Hiç bir ihtiyacımızı eksik koymuyordu. Kahvaltımızı yaptığımız bir esnada babam, anneme ‘’ Bugün Derviş beylere gideceğiz’’ demişti. Annem çok isteksiz bir şekilde ‘’ Şimdi sırası mı Derman, yine o Dürdane hanımın suratını mı çekeceğiz’’ diyor adeta gitmemek için elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Ama çare yoktu. Zira babam artık söz vermişti. O esnada babam ‘’ Bende Dürdane hanım’ı sevmiyorum ama  gitmemiz lazım Hümeyra. Hem dostum Derviş’i çok özledim, hemde bize söyleyecek çok önemli bir meselesi varmış’’ dedi. Derviş bey’in söyleyeceği çok önemli bir mesele vardı. Ancak sadece onun meselesi yoktu aynı zaman da Dürdane hanımın da bizimle ilgili çok önemli bir meselesi vardı.

Kahvaltımızı yaptık ve misafir hazırlığına başladık. Hiç sevmediğim bir eve gitmeye hazırlanıyordum. Tam o esnada evimizin kapısına vuruluyordu, gelen Jasna’nın babasıydı. Jasna’nın babası çok üzgün bir şekilde içeriye girdi. O kadar üzgündü ki, sanki gece boyunca evinde kandiller hiç sönmemişti. Uyumuşa benzer bir hali yoktu. Gözlerinin altı şişmiş adeta pişmanlığının ve duyduğu vicdan azabının altında acılar içinde kıvranıyordu. Babam o esnada devreye girmiş ‘’ Haydi öp kızım babanın elini’’ demişti. Ancak babamın unuttuğu bir şey vardı, hristiyan inancında el öpme diye bir gelenek yoktu. Daha sonra mahçup olsada gülümseyerek ‘’ Hadi o zaman adetiniz ne ise, o şekilde barışın’’ dedi. Artık Jasna ile babası barışmıştı. Ben ise haklı başarımın gururu içindeydim. Üzüntü ve sevinci aynı gün yaşamıştım. Ancak henüz daha tecrübe etmediğim duygularda vardı. İftiraya uğramak gibi, İntikam gibi, aşk gibi duygular... Zamanla bu duygularında ne demek olduğunu anlayacaktım...

4.BÖLÜM SONU

Twitter adresim ; twitter.com/Yigit_KrTpRk

Facebook adresim ; https://www.facebook.com/yigit.karatoprak.3

İnstagram adresim ; https://www.instagram.com/ygt_k89

Youtube kanalım ; YİĞİT KARATOPRAK


Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTALIK GÜNDEM ANALİZİ Politika 27.10.2018
'' MEFTUNE'' 5.BÖLÜM BABAM İLE SON VEDA Edebiyat 14.10.2018
'' MEFTUNE'' 3.BÖLÜM SEVGİ ÇEMBERİM Edebiyat 12.10.2018
'' MEFTUNE'' 2.BÖLÜM İLK PİŞMANLIĞIM İLK ÜZÜNTÜM Edebiyat 11.10.2018
'' MEFTUNE '' Edebiyat 10.10.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Bir yudum hikaye (1/2) Edebiyat 15.11.2018
İyi Kötü Savaşı Edebiyat 01.11.2018
ışığın kurtuluşu Edebiyat 29.09.2018
öyle ya ömür dediğin şey . Edebiyat 13.09.2018
Yaşadığıma Şahit Arıyorum Edebiyat 07.09.2018

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Remzi Güler 13.10.2018

Genç arkadaşım bravo serini baştan sonra okudum. Çok büyük bir eser olacak bu. Ben çok beğendim. Çok farklı ve çok içten. Şimdi az okunuyor ama çoğalacaktır ileride. Hoşçakal Başarılar.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.