'' MEFTUNE'' 2.BÖLÜM İLK PİŞMANLIĞIM İLK ÜZÜNTÜM

                                                                 ‘’ MEFTUNE ‘’

 

 

1. Bölüm sonu

 

Daha sonra odama çıktım ve babam için hazırlık yapmaya başladım. Saçlarımı tarıyor ertesi günün heyecanı ile içim kıpır kıpır ediyordu. Ben hazırlığımı yaptığım esnada evimizin kapısı tekmelenmeye başladı. Merdivenlerden aşağı ağır ağır iniyordum annemi başını örtmüş bir şekilde biriyle konuşurken görüyordum. Ama annemin karşısındaki kişiyi görmek için merdivenden biraz daha inmem gerekiyordu..

 

 

                                                               ‘’ MEFTUNE ‘’

 

                                                2. BÖLÜM İLK PİŞMANLIĞIM İLK ÜZÜNTÜM

 

 

Merdivenlerden inmeye devam ederken bir yandan da konuşulanlara kulak kesiliyordum. Annem devamlı ‘’ Benim kızım mı ‘’ ‘’ O yapmaz öyle bir şey ‘’ gibi cümleler sarfediyordu. Göz ucu ile bakıp hemen merdiven boşluğuna saklandım. Gelen Dürdane Hanım’dan başkası değildi. Ben bu hadisenin bu safhaya geleceğini tahmin etmiyordum. Yarın gelecek olan canım babam için hazırlıklar yapıyordum oysa ki !. Merdiven boşluğumuz zifiri karanlıktı. Ben kapıyı görüyor, konuşulanları rahatça duyuyordum. Ancak kapıdaki şahsiyetler benim orada olduğumu göremiyorlardı. Dürdane Hanım büyük bir hiddetle ‘’ Siz ne diyorsunuz sizin çocuğunuz geldi ve benim hanemdeki çikolataları çaldı ‘’.diyordu. Bir yandan ayaklarını da yere vuruyordu. O kadar sinirliydi ki adeta barut fıçısını andırıyordu. Dürdane Hanım susmak bilmiyor annem ise hâlâ olayın şaşkınlığı içerisinde mecnunlar gibi donup kalıyordu. Dürdane hanım ‘’ Evet Hümeyra Hanım sizden izahat bekliyorum. Sizi Kadı’ya şikayet etsem bunun hesabını nasıl vereceksiniz ? ‘’ diyordu.

 

Dürdane hanımın o kadar cazgır bir sesi vardı ki, neredeyse bütün mahalleyi ayağa kaldırmıştı. Tam bu esnada arka taraftan gelen bir erkek görüyordum. Akşam karanlığında bahçe kapımızdan içeriye girmiş elinde gaz lambası bulunan bir erkek. Ancak tam olarak kim olduğunu göremiyordum. Yaklaştıktan sonra tatlı dükkanın sahibi ve Dürdane hanımın beyi, Derviş bey olduğunu gördüm.Bir yandan söylenerek geliyordu, bir yandan ise öfkeli bir yüz ifadesi vardı. Hatıratımın başında Derviş beyin ismini hatırlayamamıştım. Halbuki bize çok fazla yardımı dokunmuştu. Kendisini ne kadar kızdırsam da, beni çok severdi. Derviş bey ‘’ Ben sana buraya gelmeyeceksin demedim mi ?. Akşam akşam ahaliyi rahatsız ediyorsun. Komşularımızı cazgırlığın ile rahatsız ediyorsun ‘’ dedi. İçim o kadar rahatlamıştı ki. Oysaki ben bu kadar sinirli bir yüz ifadesi ile gelip anneme kızacağını zannediyordum. 

Derviş bey babamın çok eski bir ahbabıydı. Arkadaşlıkları yıllar öncesinden İstanbul’da başlamıştı. Babam İstanbul’da askeri talebe iken, kendisini tanımış ve o yıllardan beri dostluklarını sürdürmüşlerdi. Bildiğim kadarı ile Derviş beyin babası İstanbul’da marangozluk yapıyormuş. Bir gün babamın işi bu fakir marangozhaneye düşüncede ilk burada tanışmışlar. Daha sonra babam görev gereği Makedonya’ya annemle evlenip beraber gelmiş. Geldikten sonra babam çok sevdiği dostuna mektup yazarak onu buraya davet etmiş. Mektubunu daha sonradan okumuştum. Özetle şunları yazmıştı ‘’ Can dostum Derviş. Babanın vefat ettiğine ne kadar müteessir olduğumu ifade etmeye kelimeler yetmez. Senin babanı kendi babam gibi severdim bilirsin. Görev gereği cenaze merasimine gelemedim. Allah mekanını cennet etsin. Acını paylaşıyorum. Belki şu anda büyük bir keder içindesin ama İstanbul’dan uzaklaşmak belki sana bir nebze daha iyi gelecek. Baban vefat etmeden evlendiğini ve birde dükkan açtığını mektubunda yazmışsın. Bak sana bir teklifim olacak. Ben görevim gereği ailemden uzak kalıyorum. Bu muhitte henüz kimseye de güvenemiyorum. Hem senide öz kardeşim gibi severim bilirsin. Hem ailemi sana ve çok değerli eşine emanet ederim, hemde seninle özlem gideririz. İlaveten İstanbul’da maddi olarak da büyük sıkıntı çekersin. Biliyorsun dükkan sahipleri genel de Rum veya Ermeni asıllı olanlar. Bu teklifi mi bir düşün kardeşim. Gözlerinden öperim.. ‘’ Bu çağrı mektubunu Derviş beye yollayan Babam teklifine olumlu cevap alır ve Derviş bey ve Dürdane hanım Makedonya’nın yolunu tutarlar. Babam ne zaman göreve gitse beni Derviş beye emanet ederdi. Ama ben asla böyle bir şey hissetmedim. Beni anneme hep gizliden gizliye sorardı Derviş bey. Dürdane hanım ise makedonya’ya ilk zamanlarda hiç alışamamış, hatta buraya gelmelerinin sebebini babama yüklemiş. Buraya hiç gelmek istemediğini her fırsatta söylüyordu. Ancak daha sonradan o kadar alışmıştı ki, hemen hemen bütün komşularla dedikodu yapabilecek duruma geldi. Buraya geldiklerinde ise annem Dürdane hanıma her mesele de yardımcı olmuş. Annemin kendisinde büyük emeği vardı.

 

Kapımızın önünde artık sesler o kadar yükselmişti ki, komşular sokağa çıkmaya başlamıştı.. Şu sesleri duyuyordum ‘’ Şşş sessiz olun’’ ‘’ Ne yapmışlar anne’’ ‘’ Kim hırsızlık yapmış’’ gibi sesler duyuyordum. İçimde artık bir korku oluşmuştu. Evet korkuyordum. Ne olacağını, bundan sonra ne yapacağımı bilmiyordum. Halbuki kötü bir niyetle yapmamıştım. Belki çok büyük hata yapmıştım ama o kadar pişmandım ki içimden bir ses çık sokağa avazın çıktığı kadar bağır ve özür dile diyordu. Derviş bey mahçup bir ses tonu ile  ‘’ Hayırlı akşamlar Hümeyra hanım. eşim adına sizden özür dilerim. Kendisine mani olmaya çalıştım. Hadiseyi bu kadar büyütmenin anlamı yok desem de beni dinlemedi ‘’. Dürdane hanım hemen araya girerek ‘’ Birde özür mü dileyeceğiz ? Sen bana sesini yükselteceğine şu hanıma haddini bildir. ‘’ diyerek mevzuyu uzatmak istiyordu. Belki haklıydı Dürdane hanım, ancak annem de haklıydı. Herkes haklıydı ancak tek haksız bendim.. Derviş bey anneme, babamın evde olup olmadığını sordu. Annem hayır beyim evde değil diye cevap verince, Derviş bey ‘’ O zaman bu iş bana düşmez. Siz iki hanımefendi kendi aranız da bu meseleyi halletmelisiniz. Zaten mahalleye yeterince rezil olduk’’ dedi. Evine doğru giderken Dürdane hanıma öyle bir baktı ki, sanki aman çok sert konuşma, kendi aramızda hallederiz der gibi bakıyordu. Annem Dürdane hanımı evine davet etti. Meseleyi artık evimizde konuşacaktık. Ben ise merdiven boşluğunda tutsak bir şekilde, adeta kurbanlık koyun gibi sonumun ne olacağını bekliyordum. Bir yandan da dışarıdan gelen seslere kulak kesilmiştim. Derviş beyin sesi geliyordu. ‘’dağılın’’, bir şey yok’’ , ‘’herşey yanlış anlaşılmadan ibaret’’ gibi sözler duyuyordum.

 

Annem kahve yapmaya gittiğinde, Dürdane hanım oda da yalnız başına kalmıştı. İçeriden takır tukur sesler geliyordu. Sanırım ya oyuncaklarımla oynuyordu yada, evdeki eşyaları karıştırıyordu. Bulunduğum yerden odayı tam olarak göremiyordum. Sadece annemin suratının bir kısmını görebiliyordum. Kahveler geldi hayatımın o zamana dek en elem verici gününü yaşayacaktım..

 

Dürdane hanım kibirli bir ses tonu ile ‘’ Bak Hümeyra hatun. Kocan görev de dedik, sana acıdık, o kadar yardım ettik. Çocuğunu kendi evladımız bilip, sizlere o kadar yardımlarda bulunduk. Biz namuslu insanlarız, Allah’a hamd edip tevekkül etmiş insanlarız. Bir müslüman çocuğu hırsızlık yapabilir mi ? ‘’ Annem bu sözlerden o kadar müteessir olmuştu ki, ancak herşeye rağmen kendini toparlamaya çalışıyor bu kibirli bir o kadar da kadir kıymet bilmeyen  hatuna cevap vermekten kendini alı koyamıyordu. ‘’ Bizde Allah’a hamd etmiş insanlarız. Şükürler olsun ki rabbime kimseye muhtaç olmadım. Eşimin gönderdiği harçlık ve benim keman derslerimden kazandığım para ile çocuğumu büyüttüm. Eşim iki hafta da bir gelir ve bize maddi manevi bir eş ve bir baba görevini layığı ile yerine getirir ve getirmektedir. Öyle ki vatan görevi beklemez. Şükürler olsun ki rabbime, vatana askeri bir vazife de hizmet eden bir kocaya sahibim ve yine Rabbime şükürler olsun ki dünyalar tatlısı bir kızın annesiyim. Ayrıca unutuyorsunuz sanırım, buraya ilk geldiğiniz de buradan şikayet ediyordunuz. Ben size arkadaşlık yaptım. Sizi komşularla tanıştırdım. Sizde manevi hakkım olduğunu düşünüyordum.’’  Bu sözlerden sonra Dürdane hanım ‘’ Kocam sizin çocuğunuza sahip çıktı. Ayrıca ben asla zorluk çekmedim. Sadece yeni bir muhite geldiğimiz için sinirlerim bozulmuştu o kadar. Ayrıca ben buraya bunları konuşmaya değil, çocuğunuzun yaptığı hırsızlığı konuşmaya geldim. Madem çocuğunuz çok terbiyeli ve masum neden kendisine sormuyorsunuz ’’ diyerek kendini haklı çıkartmaya çalışıyordu. Annem ise ‘’ Ben kendime de evladıma da güveniyorum. Benim kızım çok yaramazdır evet bunu biliyorum. Ama mahallemizin en sevilen kızı olduğunu da siz biliyorsunuz. Ayrıca kesinlikle yanlış görmüşsünüzdür. Benim evladım yaramaz da olsa katiyen böyle bir şey yapmaz ‘’.. diyordu.. Dürdane hanım belki de saniyeler sonra haklı çıkacağını biliyor gibi ‘’ O zaman çağırında anlatsın bakalım ‘’ diyordu. İşte annem o esnada ‘’ Meftune’’ diyerek bana seslendi.. Annemin yüzünü görüyordum. Ancak bana doğru değil, biraz daha yukarıya merdiven tarafına bakıyordu. Tabiatıyla oradan geleceğimi tahmin ediyordu.

 

Artık zamanı gelmişti. Yaptığım hatanın bedelini ödeme, bu hata ile yüzleşme zamanım gelmişti.. Yürüdüm ve yürüdüm.. Annem beni görmüştü artık. Merdiven boşluğunda olmamdan ve yüzümdeki utanma ifadesinden belki de herşeyi anlamış olacaktı ki, suratı asılmıştı. Dürdane hanım ‘’ Yukarıda değil miydi, bizi mi dinliyormuş ‘’ diyordu. Annem hiç bir şey sormadı. Zira onları dinlediğimi biliyordu. Buraya gel dedi.. Gözlerimin içine bak dedi.. Annemin gözlerinin içine bakıyordum.. O esnada annemin bakışları bana karşı değişmişti. Hemen kendimi müdafaa etmek istedim. ‘’ Anneciğim ben arkadaşlarımla okuldan çıkıp eve doğru geliyordum ‘’ dedikten sonra suratıma okkalı bir tokat yemiştim.. Annem benim kendimi müdafaa etmemi dahi  beklememişti. Zira bakışlarımdaki fenalığı ve fesatlığı anlamış olmalıydı..Ama bu sert tokat benim hiç canımı yakmadı. Benim asıl canımı yakan annemi Dürdane hanım karşısında mahçup etmemdi. Annem derhal özür dile yaptıkların için dedi.. Ben ağlamaklı bir ses tonu ile özür diliyordum, ancak kalbim yaralıydı, özür dilediğim de Dürdane hanım gibi nefret ettiğim bir hatundu. Özür diledikten sonra Dürdane hanım bana dönerek gururlu bir eda ile ’ Umarım buda sana güzel bir ders olur.Bir daha böyle bir şeye yeltenme’’ demişti. Anneme dönerek de ‘’ Böyle bir tepkiye gerek yoktu. Keşke vurmasaydınız ‘’ diyordu. Annem ise ‘’ Siz karışmayın. Benim kızım hatasının bedelini ödedi ‘’ diyordu. Daha sonra Dürdane hanım ‘’ peki ya maddi bedel ne olacak ?. O kadar mallarım talan oldu. Bedelini şimdi isterim. Aksi takdir de şahitlerim de var kadıya giderim ‘’dedi. Annem para getirmek üzere, uyku odasına gitti. Ancak annemin suratına bakamıyordum. O anda sadece yere bakıp, ağlıyordum.. Annem içeriye gittiğinde Dürdane hanım ‘’ İyi oldu sana. Benim kızımıda okulda rahat bırak. Sana uysunlar istemiyorum’’ demişti. Artık o benim tanıdığım ilk kötü hatundu.

 

Dürdane hanım parayı aldı ve evimizi terketti. Kendisi evi terkettiği zaman ben hâlâ tartıştığımız odadaydım. Annem evimizin kapısını kapattı ve üzgün bir ses tonu ile odana çık dedi. Ben merdivenlerden o kadar ağır çıkıyordum ki, sanki ayaklarım basamaklara çivileniyordu. Odaya gittiğim de kendimi hemen yatağıma attım. Ağlamaya başladım.. Ancak o kadar üzgün ve kırgındım ki, bahçeye çıkmak istiyordum. Uyumak istemiyordum, zira bu olay benim bütün hayat sevincimi alıp götürmüştü. Merdivenlerden indim ve bahçeye çıktım. Annem merdivenlerden inmemi görmesine rağmen hiç ses etmedi. Evimizin kapısını araladım ancak yağmur başlamıştı. Yağmurlu bir günde belki de gökyüzü benim için ağlıyor, benim için hüzünleniyordu. Yada ben kendimi öyle avutuyordum. O günlerde insanların belli bir saatten sonra sokağa çıkması yasaktı. Mahalle zabitlerinin düdük seslerini duyuyordum. İnsanlar yağmurun gelişini büyük bir sevinçle karşılıyorlardı. Yağmur bizler için bereket demekti. İnsanlar ne kadar mutluydu. Ben ise üzgün, kalbi kırık bir yaprak tanesi gibi rüzgarlı yağmurlu bir gece de savruluyor gibiydim. Fidanlarımı sevdiğim bir esnada ,evin kapısı aralandı. Kapıda beliren kişi annemdi..Yağmur ikimizi de ıslatıyordu. ‘’ Ben sana yatağına çık dememiş miydim ‘’ dedi. Ben mahçup bir eda ile konuşamıyordum utanıyordum. Yanıma geldi ve bana şöyle söyledi ‘’ Bu hayatta yaptığımız hiç bir şeyden pişmanlık duymamalıyız. Ben senin hırsızlık yapmak için o tatlıları aldığına zaten inanmadım. Biliyorum ki yine iyi bir niyetle arkadaşlarınla eğlenmek, biraz olsun onları mutlu etmek için böyle bir şey yaptın..Benim sana vurmamdaki sebep, Dürdane hanımın gözlerindeki hırsın yok olması içindi. Eğer sana bu tepkiyi göstermeseydim, seni kadıya verir ve çok ciddi ceza alırdın. Bu tokat seni hem daha olgun bir insan yaparak nefsini köreltecek, hemde seni cezadan kurtaracak’’. dedi ve bana o kadar sıkı sarıldı ki, hayatımda annemin bana bu kadar sıkı sıkıya sarıldığını hiç görmemiştim..Ben hâlâ anneme kırgındım ama o zaman ki çocukluk aklı işte..Annemin bu sözlerini o esnada çok iyi anlamamıştım.. Ancak konuşmamız bitip uyku odama çıktığım zaman, tekrar düşündüm ve annemin haklı olduğuna karar verdim. Annemin haklı olduğuna karar verdim lakin, hiç bir zaman da annemin istediği olgunluğa erişemedim. Her zaman yaramaz içi kıpır kıpır, yerinde duramayan bir kızdım ve hep öyle kaldım. Yani annemin nasihatlarına hak verdim ancak bunları hayatımda tatbik edemedim.

Bu hadise hayatımda yaşadığım ilk acıydı.. Annem o gece ki konuşmamızda, yarın baban gelecek bu olaydan bahsetmeyeceğim demişti. Babamın bilmesini istemiyordu. Ama Dürdane Hanım zaten tüm mahalleye bu olayı anlatacağı için bizim söylememize gerek bile kalmayacaktı.

 

Uykumda babamı görmüştüm.. Ona sarılmıştım ve hiç bırakmamıştım. Artık gün aydınlamaya başlıyor , güneş odamı ısıtıyordu.Horozların sesiyle uyanmak en sevdiğim şeydi. İşte tam o esnada kapımıza biri narin elleriyle vuruyordu.. İşte o an benim için herşeyin en güzeliydi. Ve ben yatağımdan fırladığım gibi ona doğru gidiyordum..

 

2. BÖLÜM SONU..

Bu romandaki kişiler tamamen hayal ürünüdür. Gerçekle hiç bir alakası yoktur. Roman bizzat şahsıma aittir.

 

Twitter adresim ; twitter.com/Yigit_KrTpRk

Facebook adresim ; https://www.facebook.com/yigit.karatoprak.3

İnstagram adresim ; https://www.instagram.com/ygt_k89

Youtube kanalım ; YİĞİT KARATOPRAK


Başlık Kategori Yayın Tarihi
'' MEFTUNE'' 5.BÖLÜM BABAM İLE SON VEDA Edebiyat 14.10.2018
  ‘’ MEFTUNE ’’ 4.BÖLÜM  ÖLÜMÜN KIYISINDA Edebiyat 13.10.2018
'' MEFTUNE'' 3.BÖLÜM SEVGİ ÇEMBERİM Edebiyat 12.10.2018
'' MEFTUNE '' Edebiyat 10.10.2018
CUMHUR İTTİFAKI BİTİYOR MU ? Politika 06.10.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
ışığın kurtuluşu Edebiyat 29.09.2018
öyle ya ömür dediğin şey . Edebiyat 13.09.2018
Yaşadığıma Şahit Arıyorum Edebiyat 07.09.2018
Gerçekliğinizin Okları Edebiyat 15.08.2018
Uzaktaki Dosta Edebiyat 12.08.2018

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Aslı Köksal 11.10.2018

Hikayenizi çok beğendim. Çok büyülü bir roman adeta yaşıyor gibi anlatılıyor. Ayrıca tarihi olaylarda da çok başarılısınız. Romanın gerçekliği üst seviyede. Kutlarım.

Bülent Reyhan 11.10.2018

Merakla bekliyordum ve okudum.Sanki gerçek anı gibi detaylı sürükleyici.Gönderinize teşekkür ederim.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.