Bir Garip Döngü

    Susuyorum, susuyorum, susuyorum. Sanki sustukça daha çok konuşuyorum. Ama anlatamıyorum. Sadece konuşuyorum. Yazmaya çalışıyorum, yazamıyorum. Kayboluyorum bir belirsizlik içinde. Kendimi bulamıyorum. Düşünüyorum, düşünmekte istemiyorum. Artık düşünceler boğuyor beni. Şuan bekliyorum. Yazmak istiyorum ya, yazacak bir şeyler olsun diye bekliyorum. Kalemim durmasın, kağıdım boş kalmasın diye yazmak istiyorum. Kendimi anlatmak istiyorum. Yazıyorum, çiziyorum, karalıyorum, susuyorum, bağırıyorum, ağlıyorum, sinirleniyorum, gülüyorum ama bir türlü konuşamıyorum. Yutkunuyorum. Bir daha yutkunuyorum. Bir daha, bir daha, bir daha yutkunuyorum… Ve yüreğim artık buna dayanamıyor gözlerimden iki damla yaş süzülüyor. Sonra susuyorum..

    Bir limanım olsun istiyorum. Yorulduğumda yanaşayım, demir atayım, soluklanayım biraz. Bir sığınak istiyorum. Dünya üstüme üstüme geldiğinde kaçıp saklanayım oraya. Korusun beni acımasızca üstüme gelen ne varsa.. Bir dost istiyorum, bir arkadaş istiyorum, bir yoldaş istiyorum. Konuşmayalım, susalım istiyorum. Susmayalım, konuşalım istiyorum. Çok şey istiyorum değil mi? Sonu gelmiyor. Merak etmeyin hiçbirini sizden istemiyorum. İstesem verebilecek misiniz? Hiç sanmıyorum. Düşündüm de sizden istesem nasıl olurdu acaba? Tamam sizden istiyorum şuan; ben bir sevgi istiyorum. Bu sevgi ile sevmek, severken de muhabbet olsun istiyorum. Öyle bir muhabbet olsun ki, gönlümün her köşesine ulaşsın istiyorum. Verdiğiniz sevgi beni öyle sarsın ki; konuşmaya mecalim kalmasın, yaşadığım mutluluğu tarif edecek kelime olmasın istiyorum. Bu düşünceler dolaşırken zihnimde acaba diyorum, benim limanım neresi? Nereye demir attığımda hiçbir rüzgar beni savurmayacak, hiçbir fırtına alabora etmeyecek? Hayalini kurduğum o muhabbetleri kiminle konuşabileceğim? Acaba beraber susup, beraber konuşabilecek miyiz? Gelecek mi o dost, o arkadaş, o yoldaş?.. Bilmiyorum. Ama bekliyorum. Beklerken de yazıyorum işte.

Sonra diyorum ki kendi kendime; Beklediğim belki bir çiçektir, belki bir taş, belki bir toprak. Yada onlar beni bekliyordur. Bir çiçek bekliyordur belki beni. Hayallerimi, dertlerimi, sevinçlerimi ona anlatsam mutlu olacak. Kim bilir? Kurumayı istiyordur da ben geldim diye vazgeçer bu düşüncesinden. Belki bende aradığımı bulurum bir çiçekte. Soruyorum gönlüme; Olmaz mı? Belki bir umut. Hiç mi yok o umut?. Yok diyor gönlüm aradığın burada değil. Limanın burası değil. Tamam diyorum. Tamam. Hayal kurmuyorum..

O zaman, o zaman diyorum bekleyen bir taştır beni. Yada ben onu bekliyorumdur. Yolda yürürken ayağıma çarpar, fark ederim onu. Alırım elime, hatıra olsun diye temizler, ait olduğunu düşündüğüm yere, odamın en güzel köşesine yerleştiririm. Bu zamana kadar birileri onu hep zarar vermek için kullanmıştır. Ama ben onu alıp atmam. Zarar vermek için kullanmam. Onu gördükçe odamın en güzel köşesinde mutlu olurum. Soruyorum gönlüme; Olmaz mı? Belki bir umut. Hiç mi yok o umut?. Yok diyor yine gönlüm aradığın burada değil. Limanın burası değil. Tamam diyorum. Tamam. Hayal kurmuyorum..

O zaman toprak olsun beni bekleyen. Ey Gönlüm! Olur de, topraktır seni bekleyen, senin de beklediğin topraktır de. Ama bu sefer olmaz deme, hayal kurma deme, limanın burası değil deme, umut yok deme..    Hem toprak kabul eder beni. Kimleri kabul etmedi ki? O da belki suya hasret kalmıştır. Giderim bende ona su olurum. Belki dertlerim, hayallerim, sözlerim, hasretliklerim ona su olur. Kim bilir? Belki onun da hasret kaldığı budur. Benimde hasret kaldığım odur. Sakladığı, su olmadığı için yeşertemediği tohumları vardır bir yerlerde. Toprak bu sonuçta. İlla ki serpilmiştir bağrına tohumlar. Yeşertmek için su bekliyordur. Toprak ile olan vuslatımız yeni tohumlar yeşertecek belki de. Ben su olacağım toprağa, o yoldaş olacak bana. Her ikimizde mutluyuz, huzurluyuz. Olur mu Ey gönlüm? Bu sefer olur de. Ne olur, yorma beni. Ey gönlüm! Ne dedin anlamadım. Tamam, olur mu dedin? Toprak olur mu dedin? Cevap ver, susma gönlüm. Duyamadım, söylediğini anlayamadım. Neredesin? Nereye gittin? Neden olmaz demedin? Toprakta olmaz, hayal kurma demedin? Neden sadece gittin?..  

    Ne yapalım, gönlümüz de sustu. Duyamaz olduk seslenişini. Bizde gidelim o zaman. Gönlümüz göçerde, bize konaklamak yakışır mı? Aradığımızı bulana kadar, gönlümüzün seslenişini duyana kadar gidelim. Bu zaman içerisinde çiçeği de sevelim, taşı da sevelim, toprağı da sevelim. Kim bilir? Belki aradığımız limanı bulduğumuzda çiçeğimizde, taşımızda, toprağımızda orda olur. Bizi bekliyordur. Nede güzel olur..

 

Bâtınî bilemedi..``Toprak taşa, taş toprağa dönüşüyordu. Çiçek topraktan aydınlığa kavuşuyordu. Su hepsine lazımdı. Ne taşsız toprak, ne topraksız çiçek, nede çiçeksiz su olurdu. Hepsi birdi. Hepsini sevemedi. Sevseydi, sevebilseydi, sesini işitemez olduğu gönlü belki de hiç gitmeyecekti. Ama gitti.. ”

 

                                                                                           -Peki, geri gelecek mi?

                                                                                           -Bilmem. Belki gelmiştir de, sen gidiyorsundur..

 

Neşet Babanın da dediği gibi; https://www.youtube.com/watch?v=LfY_ol_rPA0


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Seveceğim Şiir 07.11.2018
Hasretlik Şiir 17.10.2018
Bir Kahkaha Şiir 14.10.2018
Gitmek Şiir 11.10.2018
KIZMIYORUM Şiir 21.09.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.