Uluslararası Teşkilatların Karşılıklı Bağımlılığı

Her ne kadar uluslararası teşkilatlanmaların gitgide önem kazanması devletin belirleyici rolünü değiştirmediyse de, uluslararası arenada devletin dış politika uygulamalarını bile değiştiren devlet dışı aktörlerin varlığını da kabul etmeliyiz. Çokuluslu güçlü şirketler var… Hükümet-dışı güçlü teşkilatlar var… Çok güçlü ulusötesi (transnasyonalist) baskı grupları var… Çok güçlü küresel elitler var… Teknoloji hızla geliştikçe ulaşım ve muhabere prosesüsü de aynı hızla değişiyor. Bu teknolojik değişim doğrudan dünya siyasetine yansıyor. Keohane ve Nye, nihayet dünyanın “küresel bir kasabaya” dönüştüğünü, mezkûr aktörler arasında sosyal ekonomik alışverişin ulusal sınırları çoktandır aştığını ve ulusal sınırların gitgide kalktığını ifade eder. Hatta bu uluslararası aktörlerin çeşitlenerek kendi aralarındaki etkilerini artırdılar; karşılıklı bağımlılıklar oluşturarak dünyayı bütünleştirdiler. Böylece iç ve dış politika ayrımı gibi askeri güç de önemsizleşti (1). Gelişen teknoloji, iletişim, kitlesel üretim ve güç merkezleri insanın artık kendi kendine yetemeyeceğini haykırmaktadır. Sosyal varlık dediğimiz insanoğlu, uluslararası hatta uluslar üstü varlık olmaya doğru ilerliyor. Kitlesel üretim sürekli artış halinde olup güç merkezleri ya yenileniyor yahut yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor. Yeni şartlar yeni hükümetleri ve onlar da yeni güç merkezlerini belirlemektedir. Hatta “halkların bağlılığı” durumundan “karşılıklı bağımlılık” (interdependance) durumuna geçilmiştir.

Yenidünya sisteminin küresel bütünlüğü devletlerin işbirliğine dayalı olduğundan teoride her şey iyidir. Uluslararası teşkilatlar, uluslararası arenada eşgüdümlü işler. Asla insani değerlere aykırı karar alınamaz. Hükümetlerin bir araya gelmesiyle devletin karar alma ve uygulama esasları temelden etkilenir. Böylece iç ve dış politika arasındaki çizgiyle ekonomi ve güvenlik ayrımı ortadan kalkarak devletin fonksiyonunu yeniden tanımlar. Bir araya gelen devletler sadece evrensel disipline hizmet ederlerken elbette kendileri de itibar kazanırlar.

Egemenlik anlayışının bile niteliği değişti. Uluslararası çapta hukukun ve teşkilatların gelişimi ulusal egemenliği bile mutlak olmaktan çıkardı. Zira artık ulusal hukuk evrensel ölçülere tabidir. Uluslararası teşkilatlar da artık politik alanda evrensel ölçülerin koruyuculuğu misyonunu yüklenmiştir. Devlet çatısı altındaki siyasal toplum hala uluslararası ilişkilerde politik aktörüdür. Bir sosyal grubun ortaya çıkardığı iktidarın başı çekmesi sosyal grup kategorisini belirler. Diğer iktidar gruplarınca sınır konulmayan bu iktidara Bodin “egemenlik” der. Bodin’e göre toplumun tüm iktidar odakları egemenden kaynaklansa bile artık saf bir egemenlikten söz etmek mümkün değildir. Devletteki egemenliği ailedeki egemenlik ilişkilerine benzetir (2).

Dougherty ve Paltzgraff bu durumu bilardo topları ve örümcek ağı örneğiyle açıklar. Uluslararası sistemde devletlerarası işler önceleri zaman zaman birbirine çarpan bilardo topları gibiydi. Bilardo topuyla sembolize edilen devletler temel aktörlerdi ve aralarındaki etkileşim bilardo toplarının birbirlerine çarpması gibi geçiciydi. Gelişen teknoloji ve ekonomi işleyişi uluslararası aktörler arasındaki ilişkiyi daha ziyade bir örümcek ağına dönüştürdü. Örümceğin iki yer arasında ördüğü ağ sürekli, kesintisiz ve kalıcıdır. Ağını örerken yüzlerce çok sıkı bağlantı yapar (3). Nitekim günümüz uluslararası teşkilatların ortaya çıkardığı kurumsal ağ kuralsal ve küreseldir. Gelişen uluslararası çaptaki örgütsel ağ ve hukukta devlet egemenliğinin sınırlanmasıyla uluslararası sitemin doğası temelinden değişti.  Nihayet gitgide devletleri de aşan yeni tür politik, hukuki ve sistematik etki devrede olduğundan devletler üstü yapılanma tezahür ederek devletin egemenliğini ortadan kaldırmadan devleti değişime uğratır. Çağın “Yenidünya sisteminde ne tür bir yapı hâkim olacaktır?” sorusuna verilecek en güzel cevap şudur: İşbirliği güçlenecek, barışçıl çözüme odaklanılacak, ticaret etkili olacak; çok uluslu şirketler, uluslararası STK’lar ve devlet sınırlarından taşarak uluslararası hale gelmiş aktif terörist teşkilatlar gibi devlet altı aktörlerin özerkleşme zeminini hazırlayacaktır. Küresel değişime ayak uydururken devletin üniter özelliğinin korunması milli birliğin küresel değişime kabul ettirilmesine bağlıdır.

Zikrettiğimiz örgütsel ağ teknik, ekonomik ve politik sistemin bütünleşmesine yol açtı. Devletler ortadan kalkmıyor ya da küresel bir dünya devletine gidilmiyor. Evangelist ideal güç bile henüz bunu başarabilmiş değil. Fakat gelecekte bu kapı zorlanacaktır. Şimdilik sadece devletler hatta toplumların birbirlerine karşı bağımlılıkları artmış ve yenidünya düzeni her toplumu bir başkasına muhtaç kılmıştır. Uluslararası politik bir birim olan “devlet”in bir oranda yetkileri sınırlanarak hareket alanı daralmıştır.

Böylece daha ziyade ekonomik ve teknik alanları esas alırken gitgide artan bağımlılığın belirleyici olduğunu vurgulayan “fonksiyonalizm” (işlevselcilik), federalizme karşı bir tepkidir. Federalistlere göre uluslararası çapta bütünleşmek ve barışı sağlamak istiyorsak dünya genelinde federal devletler kurulmalıdır. Hatta federalist bazı akımlar daha da ileri giderek bir dünya federal devleti ütopyasını ideal edinir. İşte işlevselcilik tam burada devlet merkezli hayalperest anlayışa “dur” diyerek tepki gösterir. Federalizm farklı politik birimleri kapsayıp tek bir devlet yapısında birleştirmek ister. Ancak buna “bütünleşme” değil “birleşme” denebilir. Anarşik bir uluslararası politik düzende barışın ancak devletlerin egemenliklerini üst düzey bir federal devlet yapısına devretmekle gerçekleşeceğini savunan federalizm, gelişen ve değişen dünya konjonktüründe saçma bir fikre dönüştü. Buna mukabil işlevselcilik İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası sistemin bütünleşmesini daha tatmin edici metot önerileriyle açıkladı. David Mitrany’i en önemli uluslararası bütünleşme teorisyeni yapan ulusötesi bağların uluslararası bütünleşmeye etkisini ve hatta eserlerinin çoğunu iki büyük savaş arası dönem ve İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrası gibi stratejik bir zamanda yazmasıdır. Mitrany uluslararası teşkilatları ilerleyen teknolojinin yarattığı karşılıklı bağımlılığın sonucu olarak görür. Ona göre uluslararası teşkilatlar uluslararası işbirliğini zorunlu kılar. Devletin hukuki yapısı kısıtlanan doğal, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin belli fonksiyonlar üzerine kurulacak uluslararası teşkilatlar yoluyla yeniden doğal akışları yönünde serbestliği sağlanmalıdır. Ulusötesi anlayış, uluslararası ilişkilerde tabiiyet, vatandaşlık ve milli kimlik esasından kayıtsız hareket eden çıkar gruplarının, ulusal sınırları aşarak kurdukları sosyal ve ekonomik bağların uluslararası sistemi ve devletin yapısını değiştirdiğine inanır.  Mitrany’e göre uluslararası teşkilatların yerine getireceği işlevi ihtiyaçlar, ihtiyaçları ise gelişen teknoloji çerçevesinde toplumlararası ilişkiler belirler. Devletler gelişen teknolojinin yarattığı yeni ihtiyaçların ortaya çıkardığı işlevleri gerçekleştirmek için egemenlik yetkilerini birleştirecekleri teşkilatlar kurarlar (4).

Rothwell benzer değerlendirmeyi yaparak birden fazla devletin karşılıklı ve çok yönlü işbirliğiyle karşılanabilecek ihtiyaçların giderilmesi için uluslararası teşkilatların ortaya çıktığını söyler. Ona göre ihtiyaçlar, teknolojik gelişmelerle dünyadaki değişim ve insanlar arası etkileşimin artmasıyla oluşan yeni istek, imkân ve tehlikeler sonucu doğmuştur (5).

1844’te Samuel Morse’un ilk telgraf mesajını göndermesiyle iletişim alanında yeni bir elektronik çığır açıldı. Bu yenilik devletlerin telgraf sistemlerinin uyumunu zorunlu kıldı. Telgraf iletişiminde devletlerarası eşgüdüm ve iletişim sisteminin başarısını gözetmek üzere 20 devletin bir araya gelmesiyle kurulan Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (UTB), elektronik iletişiminin gelişimini yaymasıyla büyük endüstrilerin doğması kolaylaştı. Telekomünikasyon hızlı gelişince telgraftan radyo frekanslarına geçildi ama UTB bu sefer de radyo frekanslarının karışmasının (interferans sorunu) giderilmesiyle ilgilenmek zorunda kaldı. Günümüzde uydu haberleşmesi ve bilgisayar teknolojileri bu işlevin önemini artırarak iletişim alanında ulusal egemenliği hayli kısıtladı. Muhabere sorunu uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyurdu. Böylece Mitrany ve Rothwell’in bahsettikleri teknolojik gelişme, değişen ihtiyaçlar, değişen ve artan örgütsel işlevleri ve uluslararası işbirliği zinciri ortadadır. Hastalıklarla mücadele için Dünya Sağlık Örgütü, sosyal hak arayışı için Uluslararası Çalışma Örgütü, denizlerde seyrüseferler için Uluslararası Denizcilik Örgütü, uçakların uçuş ve rota düzenlemeleri için Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ve saire… Mitrany’nin fonksiyonel işbirliği ve teşkilatlanma konusundaki tespitleri daha sonraları bir kurallar bütünü olan “uluslararası rejim” teorisyenlerince de kullanıldı. Devletler sorun ihtimaline binaen belirlediği ortak kuralların doğurduğu rejime göre yönetirler. Antartika keşfedilince bundan yararlanmak için 1959’da başlangıçta 12 ülkenin imzaladığı antlaşma nihayet günümüzde 46 ülkeye ulaşmıştır. Demek ki uluslararası teşkilatlar rejimlerin gelişerek yapılandırılmış bir özel formu olarak ortaya çıktıklarından rejimlerin ille de bir teşkilat çatısı altında düzenlenmeleri şart değilmiş. Uluslararası ilişkiler disiplininde liberalizm geleneğiyle ortaya çıkan Uluslararası Rejim Teorisi’ne göre, belirli alanlarda genel kabul gören kurallara göre karar alma süreçleri olarak rejimler devletlerin ve hükümetlerin politikaları üzerinde belirleyicidir. Başlangıçta devletlerarası ilişkiler olarak ortaya çıkan bu rejimler zamanla özerklik kazanarak, devletlerin bireysel karar alma ve eyleme geçme süreçlerinden bağımsız olarak belirleyici olabilir. Uluslararası rejimler, devletlerin tek başlarına çözemeyecekleri problemleri düzenlemek için egemenlik devriyle oluşturdukları hukuki kurallardır. Young, “Bir uluslararası rejimler dünyasında yaşıyoruz” derken bunu görmüştü (6). Mitrany, birbirinden bağımsızca farklı ihtiyaçları karşılayıp farklı işlevler görmek için ortaya çıkan uluslararası teşkilatların zamanla birbiriyle ilişkilendirilebileceğini ve böylece evrensel nitelikte bir kurumlar ve kurallar ağının zuhur edeceğini ileri sürer. Bu ilişkilendirme süreci kapsayıcı bir şemsiye teşkilatı meydana getirecektir. Mitrany bununla, Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatını ve çatısı altındaki yeni örgütsel ağı işaret eder. BM sisteminde faaliyet gösteren tüm teşkilatlar sağlık, haberleşme, nakliye, çalışma hayatı dünya barışı için fonksiyonel olma amacı güderler. Mitrany, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu uluslararası işbirliğinin dünya toplumu oluşumunu ileri taşıyacağına inanmıştı. Nihayet politik alanlar da bu fonksiyonelliğin kapsamı altında olup küresel bir şemsiye teşkilata dönüşecektir. Zamanla devlet iradesinden de bağımsızlaşarak evrensel normların hem koruyucusu hem uygulayıcısı olarak devlet egemenliği sınırlanarak “uluslararası politika” uluslararası teşkilatların uluslararası normlarıyla tanımlanacaktır.

KAYNAKLAR: 

1. (O.R.Keohane &J.S.Nye, (1977), “Realism and Complex Interdependence”, Power and interdependence. İçinde “Power and Interdependence: World Politics in Transition”, Boston).

2. (Jean Bodin, “On Sovereignty”, çev. Lulian H. Franklin, Cambridge University, Press, GB 1992).

3. J.E.Dougherty & R.L.Jr.Paltzgraff (1981). Contending Theories of International Relations, New York).

4. (David Mitrany, (1943) “A Working Peace System”; Quadrangle Books, 1966).

5. (C.E. Rothwell, (1949) “International Organization and World Politics”, Vol.3, No.4).

6. (O.R.Young, (1980), “International Regimes: Problems of Concept Formation”, “World Politics”, Atlantic Publishers & Dist, New Delhi).

http://www.bizimyaka.com/yazar-89659-Uluslararasi-Teskilatlarin-Karsilikli-Bagimliligi-1

http://www.bizimyaka.com/yazar-89813-Uluslararasi-Teskilatlarin-Karsilikli-Bagimliligi-2

by YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İngiliz Arşivinde Erbakan ve Kıbrıs Politika 03.12.2018
Başbakan Ecevit’in Kıbrıs gafı! Politika 23.11.2018
KIBRIS’A ÇIKARTMA KARARINI ERBAKAN VERDİ Politika 16.11.2018
İNSANİ TERBİYENİN KÖKENİ Genel 08.11.2018
“Maymunlar üzerinden Buhari’ye saldırı” Yazısına Tenkit (2) Genel 04.11.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
DİN OLMALI MI? Politika 09.12.2018
NEREDEN ÇIKTI DEMEYİN Politika 09.12.2018
Bazı Siyasi Tezlerim Politika 08.12.2018
Milletimiz Her Şeyin Farkında (Teröre Karşı Sağduyulu) Politika 07.12.2018
BÜYÜK ve GÜÇLÜ TÜRKİYE İDEALİ Politika 30.11.2018