12 EYLÜL 1980 ''BİR SAĞDAN BİR SOLDAN''

Kenan Evren '' Aziz yurttaşlarım bir defa daha belirtiyorum ki, silahlı kuvvetler aziz Türk milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu, vatan ve milletin bütünlüğünü ve gittikçe etkisi azaltılmaya çalışılan, Atatürk ilkelerine, yeniden güç ve işlevlik kazandırmak, kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak, kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır ''.

Evet işte zulüm bu sözlerle başladı.. Bu sözlerin içinde iki tanesi var ki, sanki o darbeyi anlatır nitelikte. Bir tanesi Atatürk İlkeleri diğeri ise, Yönetime el koymak zorunda kalmıştır. Peki ama Atatürkçülük anti demokrat olmayı mı gerektiriyordu ?. Yoksa  Türk milletinin bu gün ve gelecekte tam bağımsızlığa kavuşmasını, huzur ve refaha sahip olmasını ve devletin millet egemenliği esasına dayandırılmasını mı söylüyor du ?. Devleti millet egemenliği esasına dayandırmak.. İşte bu söz.Yani darbelere karşı, millet egemenliğini baz alan bir Mustafa Kemal Atatürk görüyoruz. Bu darbenin Atatürk kisvesi altında yapıldığı net bir şekilde bellidir.Bugüne kadar Türkiye'de yapılan veya yapılmak istenen tüm darbe girişimlerinde, hatta 15 Temmuz da dahil, Atatürk değerlerini korumak için yapıldığı söylenmiştir. Halbuki tüm darbeler Atatürk değerlerine daha da beter zarar vermiştir. 

1960 darbesi Adnan Menderes'i indiren zihniyet Atatürkçü zihniyet mi ?. Bugün Chp'nin iktidara gelememesinin, en önemli sebeplerinden biri, Adnan Menderes'in idamıdır. Şimdi Adnan Menderes'i asan adamlar, Chp'ye iyilik mi yapmış oldular ?, Atatürk değerlerini mi kurtarmış oldular ? Hayır. En büyük zararı yine Atatürkçülere verdiler.Sevelim veya sevmeyelim Menderes'i bu milletin kahir ekseriyeti sevmiştir. Ancak bir sürü hataları vardır o ayrı konu. Buna rağmen asılma kararı verilmesi kimlerin işine yaradıysa, o kararı verenlerde yine aynı kişilerdir diyorum. Bu idam olayı ile birlikte, artık Chp'nin iktidar'a gelme ihtimali tamamen ortadan kalkmıştır. Kendi ayağımıza kurşun sıkamayacağımıza göre, o zaman bu işin arkasında başka bir iş var. Zaten 1950 seçimleri daha henüz yapılmadan, Amerikan dış işleri komiserinin Türkiye'ye gelip '' Türkiye bundan sonra nurlu ufaklara yürüyecek'' sözünü, hatırlarsak ve bu sözü Özal'ında, Demirel'inde kullandığını düşünürsek, Emperyalizm ile iş birliği yapan askerin içine sızmış sözde Atatürkçülerin ihanetini daha net görebiliriz. Menderes'in o kadar büyük hataları oldu ki, zaten 1957 yılındaki seçimde oyları %47'e kadar düştü. Chp ile arasındaki fark kapandı.Bir sonraki seçimde kıl payı bir taraf kazanacaktı. İşte bunun önüne geçmekti amaç.

Aynı meseleyi 1980 darbesinde de gördük. CIA Türkiye sorumlusu P. Henze'nin ABD başkanı Carter'a "Bizim çocuklar başardı" dediğini hepiniz biliyorsunuz. İyi de sizin çocuklar kim ?. Amerika'nın çocukları mı ? yoksa Türkiye'nin has evlatları mı ?. İşte bu sözü anladığımız gün, bu ülkede darbelerin kimler tarafından ve kime hizmet için yapıldığını görmüş olacağız. Benim görüşüme göre, tüm darbelerin 1960 darbeside dahil, Kemalist düşünce ile hiç bir alakası yoktur. Amaç Kemalist düşünceyi iktidardan uzaklaştırmak, Kemalist düşünceyi anti demokrat göstermek ve din kisvesi altındaki iktidarları ülkemizde yönetimde tutarak, hem çağdaşlık ve uygarlıktan uzak tutmak, ilim ve bilimden uzak tutmak amaçlanmış hemde tek bir adam yönetiminde, ifade özgürlüğünden uzak, baskıcı bir yönetim ile darbelere zemin hazırlanmak istenmiştir.

Böylece Kenan Evren'in Atatürk değerleri için bu darbeyi yaptım, sözüne açıklık getirmiş oldum. Şimdi diğer sözüne bakalım. Ne diyor ? '' Yönetime el koymak zorunda kaldım ''. Tabii burada Abd'nin uyguladığı baskıdan dolayı bu darbenin yapıldığını net bir şekilde söylebiliriz. Ancak bu baskı yukarıda ifade ettiğim, Abd'nin dini yönetimleri ülkemizin başında görmek istemesinden kaynaklıdır. Bu sebeple darbelerle mağdur edilmişlerdir ve mağdur olanı millet iktidar da tutmuştur. Bizim devletimizin kurucu değerleri, Ulusalcı düşünce üzerinedir, Atatürk değerleri üzerinedir. Bu değerlere zıt düşünceyi iktidar'da tutmalılar ki, Türkiye başını kaldırıp, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşamasın. Devamlı kavga halinde olsun, Ülkede Laik, Anti Laik kavgası gündemden düşmesin. Zaten Akp döneminde de, Erdoğan çok kez mağdur edilmiştir. Bu mağduriyetlerin arkasında da yine Emperyalizm vardır. 28 Şubat da dahildir. Ancak bu konuyu uzamasın diye kısa kesmek zorundayım.Kilit noktalardan biride budur. Ancak yönetime niçin el koymak zorunda kalmış, bu sözü anlayabilmek için, yukarıda saydıklarım çok önemli ama asıl darbenin öncesine gitmemiz lazım...

Hergün onlarca insan öldürülüyor, ülke karma karışık bir ortamın içine sokuluyordu. İnsanlar yeter artık askeri darbe olsun, bu Türkiye için son umut kapısıdır diyorlardı. O günleri yaşayanlar çok daha iyi bilirler. Darbe olsun diyenlerin çoğunlukta olduğu bir Türkiye vardı.12 Eylül 1980 darbesine kadar kaybettiğimiz insan sayısı 4000'den fazla idi. 

Darbeden 3 yıl önce 1 Mayıs 1977  tarihinde  yaşadığımız ve tarihe '' Kanlı bir mayıs'' ismiyle geçecek olan o elim hadise. O binaların üstünden ateş açan kişiler, aynı zaman da 1980 darbesini de planlayan kişilerdi. Yani Emperyalizm yani Abd. 34 kişinin hayatını kaybettiği yüzlerce kişinin yaralandığı bu katliamın sorumluları bulunamadı. Nazar-ı dikkatinizi celbederim '' Sorumluları bulunamadı''. 

8 Ekim 1978 tarihinde Ankara’nın Bahçelievler semtinde Ülkücü grup tarafından Türkiye İşçi Partisi üyesi bir grubun kaldığı bir eve baskın düzenlendi 7 kişi katledildi. Yine aynı yıl içerisinde MHP İstanbul İl Başkanı Recep Haşatlıoğlu yasadışı sol bir örgütün militanlarınca evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. 

Darbenin gerçekleşmesinden önce yaşanan son büyük toplumsal olay  23 Temmuz 1980’de İsrail’in Kudüs’ü ebedi başkent ilan etmesine tepki olarak 6 Eylül’de Konya’da yapılan Kudüs mitingiydi. Yüz binden fazla kişinin katıldığı miting sırasında bir kısım göstericiler İstiklal Marşını yuhaladı, laiklik karşıtı sloganlar attı. Bu gelişme darbe hazırlığını tamamlamış olan komuta kademesi için  adeta biçilmiş kaftan niteliğindeydi.

Yazım çok fazla uzun olmasın diye bahsedemediğim yüzlerce olay bulunmaktadır. O mitingin içine karışarak, bu ülkenin kurucu değerlerine küfür edenler, İstiklal Marşımıza, mukaddesimize küfür edenler, aslında Abd'nin ve Abd tarafından dizayn edilmiş, O dönemki dünya siyasetinin de ekmeğine yağ süren bir tavır gösterdiler. İşte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de, darbeyi bu anti demokrat uygulamayı, bu millete reva görerek, Abd'ye hizmet etmiş oldular. Bu darbenin yapılması baştan aşağı Abd'ye hizmet olmakla birlikte, o kadar insanın asılması, eziyet görmesi , insanların özgürlüğünden mahrum bırakılması da aynı şekilde hem millete eziyet, hemde emperyalizm'e bir hizmettir.

Yani Kenan Evren'in '' yönetime el koymak zorunda kaldık '' sözü, içi boş bir safsatadan ibarettir. 12 Eylül öncesindeki olaylarda, sonrasındaki olaylarda planlı bir operasyondur. Ve bu planı, başarılı bir şekilde zafere ulaştıran malesef bizim ordumuz olmuştur. Öncesindeki olaylar zaten belli de, sonrasındaki olaylar ne ? diye sorabilirsiniz.Sonrasındaki olaylar, Turgut Özal'ın iktidar'a gelişi.. İşte yine mağdur bir zihniyet, zira indirilen görünürde Demirel di. Turgut Özal'ın iktidara gelişi tamamen Abd menşeillidir ve Özal dönemiyle birlikte Türkiye tamamen Abd'nin kölesi bir duruma gelmiştir. Özal 1980 darbesinin oluşumudur, Erdoğan ise, 28 Şubat'ın bir oluşumudur.Abd'nin bir huyu daha vardır. Kimi başa getirdiyse, yine indirmesini de bilir. Kaddafi de, Saddam da ve diğer liderleride başa Abd getirmiş, kendisi indirmiştir. İran'da Humeyni zihniyetini hâlâ başta tutuyor zira daha henüz onlarla işi bitmedi. Özal'ıda Abd getirmiş ve yine kendisi zehirlemiştir..

Yani, Türkiye'deki askeri darbelerin iç dinamiği yani darbelerin yapılması doğrudan doğruya ordunun kendi talebiyle asla olmamıştır. 27 Mayıs 1960 , 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 , 28 Şubat ve 15 Temmuz'a baktığımız zaman bunları görebiliriz.Ancak 28 Şubat ve 15 Temmuz başlı başına biraz daha farklı. Ama özü yine aynı mantık çerçevesi içinde. Darbelerin önünde ve sonunda mutlak Amerika Birleşik Devletleri var. Amerika istemediği takdir de, bu ülke de askeri bir darbe yapamazsınız.

Tabii ki Erdal Erenleri unutmadık , Necdet Adalılıları unutmadık , Mustafa Pehlivanoğlu gibi şahsiyetleri unutmadık. Sağ'ın veya Sol'un ne önemi var. Bu acı ortak bir acıdır. Bu ülkede darbeler Kemalistler tarafından değil, Kemalizmi anti demokrat göstermek isteyenler tarafından yapılmıştır.Zaten darbeleri araştırma komisyonlarının muhafazakar iktidarlar tarafından dağıtıldığını ve neden araştırmadığını düşündüğünüz zaman hakikati göreceksiniz. 

12 Eylül öncesindeki kavgaları , Milliyetçilerin ve Solcuların kavgası gibi görüyoruz. Halbuki kavganın bir galibi olur. Peki galip kim ? Galip ne Solcu - Atatürkçüler nede, Milliyetçiler olmuştur. Tek kazanan Emperyalizm'in iktidarda tuttuğu Muhafazakar ve Radikal İslamcılar olmuştur. Yani Milliyetçi kesim, muhafazakar iktidarlara hizmet etmiştir. Şu anda da aynı hizmete Bahçeli ile devam etmektedirler. Bir Milliyetçi asla sağcı olamaz. Milliyetçi Ulus düşünceye aittir. Ulus düşüncede bizi birbirimize bağlayan güç, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Solcuların, Milliyetçilerin ve Atatürkçü - Kemalistlerin birleşmesi, Muhafazakar zihniyetin karşı tarafında yer alması, ''Ulusalcı'' düşünce kapsamında kazanılacak en büyük zafer olacaktır..

12 Eylül 1980 darbesinin öncesinde , darbe esnasında ve sonrasında hayatını kaybedenlere, Allah'tan rahmet diliyorum. Allah bir daha bize böyle acı verici hadiseler yaşatmasın..

Gündemdeki diğer gelişmelerden bahsetmek gerekirse.. İdlib'de yaşanan kaos ve sivillere yönelik saldırılar devam etmektedir. Bu kapsam da, suriyeli bazı vatandaşlar Türkiye sınırına doğru yola çıkmış durumda. Ülkemizin güvenliği ilk önceliğimiz olmalıdır. Biz Türk milleti olarak, fedakar, cefakar ve bir o kadar da, misafirperver, vicdan sahibi insanlarız. Ancak artan Suriyeli mülteci sayısı, ülkemizi ciddi anlamda ekonomik olarak daraltacaktır. Suriyeli mültecilerin, ülke içinde vatandaşlarımıza yönelik saldırılarıda malumunuz. En son olarak da, Abd'li bir kişiyi öldürmüş, suriyeli bir mülteci. Sahillerimizde yaşanan olaylar, Doğu'da yaşanan olayları hepiniz biliyorsunuz. Artık Suriyelilerin parça parça, kendi topraklarına yollanması vakti gelmiştir. Kendi topraklarındaki güvenlik sağlanıp, bu insanların kendi ülkelerine dönmesi sağlanmalıdır.

Bahçeli ile Erdoğan yerel seçimde de, Cumhur İttifakını devam ettirecek mi ? bir başka gündem konusuda bu. Ben böyle bir ittifaka tabii ki karşıyım. Referandumda da karşıydım, son seçimde de, olması muhtemel önümüzdeki yerel seçimde de karşı olacağım. Burada Bahçeli'nin amacı, Milliyetçi oyları elinde tutmak, ayrı bir parti ile Akp ve Erdoğan'a oy kazandırmaktır. Milliyetçi bloğu, Sağcı İslamcı zihniyetten kopartmamaktır. Ben bu zihniyete tamamen karşıyım. Ancak yerel seçimde iş birliği, genel seçimdeki iş birliğine pek benzemez. Bu iş birliğinin kapsamı ne olacak ?. Hangi şehirlerde olacak ? Bu konular netleştikçe, ilerleyen zamanlarda daha net konuşulacaktır..

Yazıma son verirken, kendimi anlatan bir dörtlük ile yazıma son vermek istiyorum. Zira benim görüşümü merak edenler var içinizde. İşte dörtlüğüm ,

Atatürkçüyüm ama Kemalist değilim,

Milliyetçiyim ama Irkçı değilim,

Solcuyum ama Sosyal demokrat değilim,

Dindarım ama Radikal İslamcı değilim.

Herşeyden önce vatanını seven, milliyetçi ve Atatürkçü bir gencim. Görüşüm, Merkeze yakın Sol'dur.

 

Hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum..


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ERDOĞAN ARTIK RAKİPSİZ Politika 19.08.2018
ABD - TÜRKİYE KRİZİNDE ASIL HEDEF NE ? Politika 10.08.2018
CHP'DE KARARLARI KİMLER VERİYOR ? Politika 01.08.2018
CHP'DE LİDER DEĞİŞİKLİĞİ YETERLİ Mİ ? Politika 20.07.2018
CHP'DE NELER OLUYOR ? Politika 07.07.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Derin Çete -3 Politika 19.09.2018
Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Varlık Fonu başkanı Recep Tayyip Erdoğan Politika 13.09.2018
Derin Çete -2 Politika 08.09.2018
FİLM GİBİ... Amerika mı? Rusya mı? Politika 06.09.2018
Çözüm Süreci ve FETÖ Tezi Politika 06.09.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.