AHLAKİ DEJENERASYONUN SEBEBİ

Ahlaki dejenerasyonda sürekli ayıplanan, kötülenen, yasaklanan, onaylanmayan davranışların zaman içinde yavaş yavaş kabul görmeye başlaması, hatta bir süre sonra özenilen, yaygınca uygulanan bir davranış haline gelmesi ve çoğu insanın şiddet, cinayet gibi olaylar olmadan farkedemediği son derece önemli bir sorundur. Toplum içinde saldırganlığın, sahtekarlığın artması, boşanmaların artması, homoseksüellik gibi sapkınlıkların kabul görmesi, uyuşturucu ve alkol bağımlılığında ciddi bir artış olması, soygun, kavgalar, dolandırıcılık, hayvana şiddet, çocuk istismarı, kadın şiddeti gibi olayların sayısının artması, insanların daha kolay cinayet işlemesi, insanların birbirlerine sevgi ve saygılarının kalmaması vs.. ahlaki dejenerasyonun ortaya çıkış şekillerinden sadece birkaçıdır.

Tüm bu olumsuzlukların kökeninde, insanların yanlış inançları ve düşünceleri yatmaktadır. Din ahlakının getirdiği sevgi, hoşgörü, sabır, merhamet, fedakarlık gibi insani özelliklerin toplum içinde zayıflaması ortaya bencillik, saldırganlık, şiddet, sevgisizlik gibi insan ahlakına uygun olmayan davranışları çıkarır. Bu da ahlaki dejenerasyon meydana getirmekte ve toplumda mutsuz, ümitsiz, depresif insanlar oluşturmaktadır. Bu ahlaki çürümeyi meydana getiren en büyük etkenlerden biri, insanı tesadüfen ortaya çıkmış ve sadece kendi ihtiyaçlarını düşünen bir hayvan olarak tanımlayan Darwinist ideolojidir. Bu bilim ve akıl dışı iddiaya göre, insanın, hayvanlardan farklı kanunlara ve ahlaki değerlere sahip olması beklenmemelidir. Hayat bir mücadele yeridir ve insan hayatta kalabilmek diğer insanlarla kıyasıya mücadele etmeli ve acımasız olmalıdır. Bu ise güzel ahlaka dair özelliklerin hiçe sayılması demektir.

Toplumların Allah'a olan inançlarının kaybolması veya zayıflaması, o toplumlar için en büyük manevi yıkımdır. Allah korkusu olmayan, ölümden sonra gerçek sonsuz hayatlarına kavuşacaklarını, dünyada yaptıklarına göre cennet veya cehennem ile karşılık göreceklerini inkar eden insanlar, son derece tehlikeli, güvenilmez, saldırgan, suça eğilimli, merhametsiz ve çıkarcı olabilmektedirler. Allah'tan korkmayan bir insan için hiçbir konuda sınır yoktur. Yasalar tarafından cezalandırılmayacağını veya bir şekilde bu tür cezalardan kurtulacağını düşündüğü sürece her türlü ahlaksızlığı ve kanunsuzluğu yapabilir, toplum içinde her türlü huzursuzluğa neden olabilir, insanları dolandırabilir, canlarını yakabilir ve benzeri birçok zulümde bulunabilir. Allah korkusu ve Allah sevgisi ise, insanların güzel ahlakı yaşamalarını, Allah'ın hoşnut olacağı şekilde davranmalarını sağlar. Bu bir toplumu hem ilerletir, hem de güçlendirir. Aksi durumda ise çatışmalar, kavgalar, savaşlar, acımasızlıklar, adaletsizlikler son bulmaz.

Darwinizm'e göre, insan sözde bir hayvan türüdür. Bu akıl ve bilim dışı iddiaya kananlar da, insanın tüm özelliklerinin sözde hayvan atalarından miras kaldığını öne sürerler. Bu ise, bir insanın kendisine ve diğer insanlara bakış açısı üzerinde çok tehlikeli etkiler yapar. İnsan, bir hayvan türü olarak gördüğü diğer insanlara değer vermez, düşüncelerini önemsemez, hayatlarını değersiz görür. Bir insanın ölümünü bir sineğin veya köpeğin ölümünden daha önemli görmez. Bir insanın aç veya muhtaç konumda olması, onu hayvan olarak gören bir insanı rahatsız etmez. Böyle bir bakış açısı insanların birbirlerine olan sevgi ve saygılarını ortadan kaldırır.

Bunun yanında evrim teorisi insanın varlığının hiçbir amacı olmadığını, sadece kendisine karşı sorumlu olduğunu ve nasılsa bir gün ölecek ve yok olacak mantığıyla yaşayan bir insan haline getirir. Oysa insanın bir amacı vardır. Allah insanları kendiisne kulluk etmeleri dışında hangisinin daha iyi olacağını belirlemek, insana ahlakı, sevgiyi ve iyiliği öğretmek için yaratmıştır. Her insan dünyada kaderinde belirlenmiş olan süre kadar kalacak ve bu süre bitip öldükten sonra da yeniden diriltilecektir. Ve her insan ahiret gününde, dünyadayken yaptıklarından sorguya çekilecektir. Darwinizm bu gerçeği reddetmektedir. İnsanlara amaçsız olduklarını söyleyerek onları büyük bir bunalıma ve boşluğa sürüklemektedir. Bu yalana inananlar hayatı çok anlamsız ve gereksiz görmekte, bu ise büyük bir manevi ve ahlaki çöküntüye neden olmaktır.

Darwinizme göre tüm evren ve insanlar rastlantıların ve kaosun ürünüdürler. Bu batıl inancın insanları ümitsizliğe ve mutsuzluğa sürükleyeceği çok açıktır. Ölümle birlikte yok olup gideceğini düşünen bir insan için dünyadaki hiçbir şeyin bir anlamı kalmaz. Dostlukların, sevginin, yaptığı iyiliklerin, yaşadıklarının hiçbir karşılığı ve devamı olmayacağını zanneden bir insana hiçbir güzellik zevk vermeyecektir. Oysa bu hem bilim hem de akıl ve mantık dışı bir iddiadır. İnsanlar ve hayvanlar Allah'ın yarattığı iki farklı varlıktır. Hayvanlar, hayvani iç güdülerle hareket ederler ve şuursuzdurlar. İnsan ise muhakeme yeteneği olan, şuur sahibi bir varlıktır. İnsanın bir tür hayvan olduğunu iddia edenlerin yapmaya çalıştıkları ise, orman kanunlarını insan toplumlarına uygulamaya çalışmaktır. Bu ise, insanların huzur ve refahını sağlayan her türlü güzelliği ortadan kaldıran korkutucu bir kaosa neden olur.

Bunun da ötesinde, bu çarpık mantık örgüsü nedeniyle insanlar işledikleri kötülüklerin de karşılığını almayacaklarını düşüneceklerdir. Bu da insanların bir şekilde örtbas edebileceklerini düşündükleri ya da cezalandırılmayacağını sandıkları kötülükleri hiç sakınmadan işlemelerine neden olacaktır. Yalan söylemekten, ikiyüzlü davranmaktan, dedikodu yapmaktan, haksız kazanç sağlamaktan, acımasızlıktan, hırsızlıktan ve hatta cinayet işlemekten dahi sakınmayacak hale geleceklerdir. Böyle sapkın bir düşünceye kapılmış olan insanların sayıca arttığı toplumlarda ise düzenden ve istikrardan söz etmenin mümkün olmayacağı açıktır. Allah'ın insanları bir amaç için yarattığını unutan toplumlar ise ahlaki ve manevi çöküntüye uğramaya mahkumdurlar. Uyuşturucu ve alkol bağımlılarının, intihara teşebbüs edenlerin, içine kapanarak adeta "hayata küsenlerin", depresyon, stres gibi psikolojik rahatsızlıkları olan insanların büyük bir kısmı, hayatlarının gerçek amacını bilmeyen insanlardır.

Görüldüğü gibi evrim teorisini insanı bir tür hayvan olarak sunmak istemesinin ana nedenlerinden biri, tüm ahlaki değerlerin ortadan kalktığı bir dünya özlemidir. Eğer insan, Darwinizm'in iddia ettiği gibi bir hayvan türü ise, ki bu hiçbir şekilde doğru değildir, o zaman ahlaki hiçbir değerin hatta ahlak kavramının dahi insanlar için bir önemi kalmamaktadır. Bunun bir topluma vereceği zararın boyutları ise tahmin edilenin ötesinde olabilir. Evrim teorisi şiddetin sözde maymunsu hayvan atalarımızdan miras kaldığını ve bu durumun insanın hayvanlardan geldiği için normal olduğu söyleyen sapkın bir ideolojidir. İşte bu nedenle, tüm insanlık Darwinizm'e ve bu bilim sahtekarlığının aldatmacalarına karşı son derece dikkatli olmalıdır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KÖRELMİŞ ORGAN YALANI Bilim / Teknik 10.05.2018
KUTÜL AMARE ZAFERİ Tarih 30.04.2018
FUTBOL DİNİ Teknoloji / İnternet 29.04.2018
İSLAMDA KADIN KUTSALDIR Kadın / Aile 28.04.2018
ATATÜRKÜN İSLAMA HİZMETLERİ Sosyal 27.04.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
netkent akdeniz araştırma ve bilim üniversitesi. Eğitim 15.11.2018
HAYATIMIZA GİZLİCE GİREN TEHLİKELER Eğitim 14.11.2018
Millet Olabilmek Eğitim 06.10.2018
Kitap Eğitim 04.10.2018
Merkezi yerleştirme ile yatay geçiş hakkında./ atatürk ün. aöf ders özeti. Eğitim 03.10.2018

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Bir Türk Bilgesi 05.07.2018

Dejenerasyon demek de dejenarasyon:)

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.