KİM KAZANACAK ''24 HAZİRAN''

Cumhuriyet tarihimizin bana göre en önemli seçimi 24 Haziran seçimlerine, yirmidört saat'den az bir zaman kaldı.Seçimlerden önceki son yazımı yazıyorum.Yarın ya yeni Türkiye'ye merhaba diyeceğiz, ya da baskıcı ve otoriter sistemin daha da fazla arttığı, kendimizi bu baskının tam ortasında bulacağımız bir Türkiye'ye yeniden merhaba diyeceğiz.

Seçim de iki taraf olacak. Bir taraf Ulusalcı blok (Atatürkçü,Milliyetçi ve Sosyal Demokratlar) öteki taraf ise, (Muhafazakar ve Radikalciler).. Bu iki bloğun tam ortasında kalan kesim ise, Kürt seçmen ve Milli Görüşçü kesim.Bu arada kalan iki kesimden, Kürt seçmen ikinci tur'da İnce'ye destek vereceğini belirtiyor.Peki ya Milli Görüşçüler kime destek verecek ?. Temel Karamollaoğlu'nun gücü ve söylemleri bu kesimin oyunu Millet İttifakından yana kullanmasına yetecek mi ?. İlk tur'da Kürt seçmen oyları büyük önem taşırken, ikinci tur'da ise işte bu Milli Görüşçü oyların büyük bir önemi olacak..

Ülkeyi 16 yıldır yöneten bir iktidar.. Yapılmış olan yanlışlar ve doğrular. Bunları çok konuştuk çok yazdık, eleştirdik veya tasdikledik. Artık bunların önemi kalmadı. Son sözü sandıkta millet söyleyecek ve millet iradesi inşallah hiç bir şaibeye bulaşmadan tecelli edecektir. Bu seçimlerin önemi kadar, çekişmeli olacak olması da çok önemli. 95 yıllık Cumhuriyet tarihimizin, 70 yıldan fazla süresinde Merkez Partiler ve Merkeze yakın Sağcı partiler ülkemizi yönetti.Aynı zaman da bu seçim Atatürk'ün 15 yıllık devrimlerini bastırma ve bitirme gayesi ile yola çıkan Adnan Menderes, Özal ve Erdoğan zihniyeti ile de hesaplaşma seçimi olacaktır.

Bu seçim bir seçimden çok daha ötesidir.Atatürk'süz Türkiye'nin kurulmaması için, demokrasi'nin ayaklar altına alınmaması için, özgürlüklerin, ifade özgürlüğünün, Cumhuriyet ve Laikliğin tehlikeye düşmemesi için bu seçim en kritik seçimdir.

Türk siyaset tarihinde bir iktidar'a karşı muhalefetin ilk kez bu kadar başarılı bir seçim kampanyası yürüttüğünü görüyoruz. Tüm muhalefetin bir araya gelip tek ses çıkartması aslında bu organizasyonun bir halk hareketi olduğu anlamına gelir.Türk siyaset tarihinde sadece Ecevit ile yaşamıştık bugünleri. 1977 seçimlerinde %42 oy alan Ecevit gittiği her yerde büyük bir halk kitlesi tarafından karşılanıyordu tıpkı kim gibi ? Muharrem İnce gibi. 2 gün önce İzmir'de dün Ankara'da inanılmaz bir kalabalık toplayan Muharrem İnce adeta 16 yıldır acı çeken, hor görülen karşı tarafın bir çığlığı oldu. 

Bu yükselişi zaten 16 Nisan Referandumunda da görmüştük.. Bu düzene hayır diyen, Bağımlı Yargıya, Bağımlı medya'ya, Bağımlı bürokrasiye, bağımlı devlet organlarına hayır diyen, Taraflı Cumhurbaşkanına hayır diyen bir grup % 49'un altında birleşti. Bu kesim şimdi %50'nin üstünde.. Erdoğan'ın kazanması için  bu kesime hitap etmesi gerekmezmiydi ? Tabii ki gerekirdi ancak kendisi sadece 30 küsür miting yaparken, Muharrem İnce ise, 100'den fazla miting yaptı. Bugün bir yenisini de İstanbul'da yaparak son noktayı koymuş olacak. Kim daha çok çalıştı ? Kim daha çok istiyor ? Kim ve hangi ittifakın seçmeni daha fazla mücadele etti ? Bu soruların hepsinin cevabı, Millet İttifakı ve bu ittifakın seçmeni..

Cumhurbaşkanı,partisinin Vekil listesini açıkladığı zaman,acaba seçmenini gerçekten ikna edebildi mi ? Bu vekillerin içinde zamanında Fetö ile fotoğraf çektirmiş, onun mekanında yer almış kişiler yok mu ?.Akp'li seçmen soruyor o zaman nerede kaldı sizin fetö ile mücadeleniz ?. Akp seçimeninde de inanılmaz bir kırgınlık var. Özellikle fetö ile mücadele de yetersiz kalınması, son Suruç'taki olaylar, Taksicilerin Uber ile ilgili kızgınlıkları, Esnafın artık yeter demesi, Öğretmenin yeter demesi,Çiftçinin yeter demesi. Bu kesimlerin içinde Akp'li insanlarda var.

İşte bu sebeple Erdoğan ve Akp'nin işi çok zor. Erdoğan'ın ise bu kesimin olduğunu görmezden gelircesine bu kadar az miting yapması, Millet ittifakının kazanma ihtimalini güçlendiriyor. Artık son sözü millet söyleyecek.

Yine her zaman ki gibi sadece iftira kampanyası ile, seçim çalışmasını sürdürdü Akp. Muharrem İnce'ye Fetö suçlamasından tutun da, Suruç'taki olayların müsebbibi olduğu hatta inanılması zor ama sen namazı halkı kandırmak için kılıyorsun bile dendi. Bir insanın dini ibadetine bile iftira atıldı. Biz bu tür iftiraları hep gördük. Adnan Menderes'de aynı iftiraları İnönü'ye attı bugün hâlâ o yalan yanlış iftiralar ile Chp ve hatta Atatürk bile karalanmaya çalışılmaktadır. Adnan Menderes değilmiydi, devlet radyolarında  İnönü'nün yayınlarını kesen, radyo'ya baskı yaparak İnönü'ye konuşma fırsatı vermeyen, Kayseri'de kırmızı ışıkta aracını taşlatan. Daha yüzlerce olay sayarım size. İşte bu zihniyette aynı zihniyet.

Aslında Miillet İttifakı geçmişten bu yana, çektiği sıkıntıların da sandıkta intikamını almak için oy kullanacak. Bu itirazı sadece Ecevit yapabildi.. Acaba siyaset tarihimizde ikinci Ecevit mi doğuyor ?

Türk siyaset tarihinin en önemli ve en çekişmeli olması beklenen seçimi ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun. Kazanan Türkiye olsun..

Hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum..