TOSUN PAŞA

Evet Tosun Paşa.. Bilmeyeniniz yoktur herhalde bu filmi. 1976 yılında Kartal Tibet yapımı olan bu film de, Kemal Sunal, Şener Şen, ADİLE NAŞİT,Müjde Ar, Ayşen Gruda gibi daha bir çok üstadın sahne aldığı bu film de bu figür konu alınmıştı.Filmin konusu 19. Yüzyıl da Mısır'da Osmanlı idaresinde yaşayan iki ailenin, Seferoğlulları ve Tellioğullarının, o bölgede bulunan en görkemli arazi olan, ''Yeşil Vadi'' denilen mekanı almak için vermiş olduğu kıyasıya mücadeleyi anlatır.Bunu gerçekleştirmek içinde Tellioğulları, evin uşağı olan Şaban'ı Tosun Paşa kılığında ve kimliğinde tanıtır.Amaç o dönemin Mısır'daki en güçlü paşası olan Tosun Paşa'yı kendi akrabaları gibi göstererek, Yeşil Vadiyi almaktır.

Tarihsel olarak ise, Ahmet Tosun Paşa'dan esinlenmiştir. 19. yüzyılın başlarında, Arap yarım adasında kurulan vahabi devletine karşı mücadele vererek, o bölgede yaşayan sünnileri koruyan ve tarihte kurulmuş olan ilk ve son vahabi devletini yıkan, Suudları çöllere kaçmaya zorlayan Ahmet Tosun Paşa'dır.Bu sayede Mekke ve Medine korunmuş oldu.. Ahmet Tosun Paşa genç yaşta 23 yaşında vefat edince, oğlu İbrahim Paşa'da onun yolundan gitmiştir. Kısaca bu şekilde anlatabilirim..

Peki ama nereden çıktı bu Tosun Paşa ? Hatırlayacaksınız geçtiğimiz günlerde Muharrem İnce Korgeneral  İsmail Metin Temel'e ilişkin ''Apoletlerini sökeceğim '' açıklamasını yapmıştı. Bunun üzerine Erdoğan ise o alkışı savunurcasına '' Ben onlarında paşasıyım, hepsinin paşasıyım'' açıklamasını yapmıştı. Bu açıklamanın üzerine de Eskişehir mitinginde Muharrem İnce Tosun Paşa imasında bulunmuştu.

Bir asker veya bir yargı mensubu, tarafsızlığını koruyamıyorsa, zaten onun içinde bulunmuş olduğu mevkii hiç bir anlam ifade etmez. Cumhurbaşkanının , Muharrem İnce'yi eleştiren konuşmasını alkışlayan o kişinin, artık askeri bir rütbesi kalmamıştır. Aslında Muharrem İnce o kişinin apoletlerini sökerek, o zat'a yardım etmiş olacak. Yani sen madem siyasete girmek istiyorsun, o zaman ben seni emekliye sevk edip, senin bu arzunu gerçekleştireceğim demek istiyor Muharrem İnce. Aynı şekilde Muharrem İnce'nin bir konuşmasında böyle bir olay yaşansaydı aynı yazıyı yine yazardım. O askeri personeli zaten yakın bir zaman da Akp'nin milletvekili veya Akp içinde aktif çalışan bir bürokrat olarak da görebiliriz yakın bir zaman da. Ben iddia ediyorum ki, aynı şey Muharrem İnce'nin konuşmasında yaşansaydı, o komutan derhal salondan çıktığı an yaka paça göz altına alınırdı. Rütbeleri sökülmek şöyle dursun, Terörist ilan edilirdi, hapse atılırdı. Yapmadılar mı ? Yaptılar. Ergenekon davası kapsamında, Fetö ile iş birliği yapılarak, Atatürkçü askerler içeriye atılmadı mı ? Bu ülkenin Genel Kurmay Başkanı olan İlker Başbuğ'a terörist suçlaması yapılmadı mı ?. Bütün bunları hükümet engelleyebilirmiydi peki ?. Tabii ki engelleyebilirdi. Ancak tek bir fark ile, kandırılmasaydı.

O zaman şöyle bir soru çıkıyor ortaya, eğer Cumhurbaşkanı o alkışlayan kişinin arkasındaysa, o zaman geçmiş tüm darbelerinde arkasında olmuş oluyor. Zira askerin, siyasetin içine girmesini alenen desteklemiş oluyor. O zaman sizin, Adnan Menderes'e yapılanları, 1980 darbesi eleştirileriniz yada 28 Şubat ile ilgili eleştirileriniz hiç bir anlam ifade etmemiş oluyor. Yani söylem ile uygulama arasında büyük farklılıklar görüyoruz. Zaten ülkemizde, darbeleri araştırma komisyonlarının hangi zihniyetler tarafından dağıtıldığını düşündüğümüz zaman, asıl darbe savunucularını, kemalist kesimi yıllarca darbeci gibi göstermek isteyen zihniyeti çok daha iyi görebiliriz.

Aslında bu tartışmaların en başı, Başkomutanlık tanımından kaynaklanan tartışmalardır. Başkomutan kime denir ?. Bir siyasetçinin ulaşabileceği en yüksek makam, Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Bir askerin ise ulaşabileceği en yüksek makam, Genel Kurmay Başkanlığıdır. Baş komutanlık ise, bu iki kurumun birleşip, tek bir kişiye verilmesidir. Bunun gerçekleşmesi içinde, olağanüstü şartların gerçekleşmesi gerekir. Rahmetli Özal'ın kendisine ben Başkomutanım dediğini hatırlamıyorum. Süleyman Demirelin de aynı şekilde. Öyleyse bu ne hırs ! Tayyip Erdoğan'ın kendisini Atatürk yerine koymaya çalıştığını artık ne zaman göreceğiz.. İşte zaten bu sebeple, 24 Haziran çok önemli. Belki de en önemli  sebep bu.

Hatırlayın Mustafa Kemal Paşa'ya baş komutanlık nasıl vermişti.. Yunan Ordusu Sakarya'ya gelmiş, meclis'in kayseri'ye nakli gündeme gelmişti. Meclis karamsardı, kara kara düşünüyordu.Dr Rıza Nur kürsüye gelerek, ''Mustafa Kemal Paşa'yı ordunun başında görmek istiyoruz'' diye haykırdı. Aslında bu istek, Paşa'yı Ankara'dan uzak tutmak ve alınacak bir yenigilde, alenen paşa'yı suçlayarak, bu işin müsebbibi sensin demek içindi.Zaferden umudunu kesenler vardı ve bu kişiler sırf Atatürk düşmanlığı yüzünden memleketin mahvolmasına gözlerini kapatmıştı. Bu oyunu gören Mustafa Kemal ise kürsüye gelerek '' Ben zaten reisiniz olarak orduyla ilgileniyorum.. Ancak tayinimden beklediğiniz fayda bu esaslar ile sağlanamaz. Bu teklifinizle beni Ankara'dan uzak tutmak gibi bir gayeniz var.Eğer meclis tüm yetkilerini bana verir ise, bu teklifinizi kabul ederim. Böyle bir hâl tarzı, ordunun sevk ve idaresini bin kat daha arttıracaktır. Çok iyi düşünüp öyle karar veriniz, vereceğim hükümler kanun hükmünde olacaktır.'' Mustafa Kemal Paşa'nın bu konuşmasının ardından meclis'de hararetli tartışmalar oldu. Sonunda bıçak kemiğe dayandı diyen meclis, bu teklifi kabul etti. Daha sonraki aylarda teklif üç kere uzatıldı. Üçüncü kez kabul edildiğinde Mustafa Kemal Paşa bu makamı istememiştir bile. Ancak meclis kendisi istememesine rağmen, kendisine bu yetkiyi vermiştir, hemde süresiz bir şekilde.

Baş komutanlık diye bir makam yoktur. Baş komutanlık Türk milletinin en zor zamanlarında ihtiyaç olduğu bir ünvandır. O ünvana sahip olacak kişi de 80 milyona hitap edecek bir kişi olmalıdır.Her Cumhurbaşkanı Baş komutan olamaz. Bu tanımı çok iyi bilmek lazım gelir.

Hazır Tosun Paşa filmi demişken, rahmetli ADİLE NAŞİT'i anmadan geçmeyeyim. Geçtiğimiz günlerde bildiğiniz üzere, Mahir Ünal'ın Adile Naşit ile ilgili sözleri çok konuşulmuştu. Kendisi daha sonradan özür maiyetinde tweetler atsada, aslında bu zihniyetin, sanata ve sanatçıya ne kadar az değer verdiğini bir kez daha görmüş olduk. Daha geçtiğimiz gün Marmara Üniversitesi müzik bölümünü kapatan bir hükümet'den bahsediyoruz. Bu vesile ile, Adile Naşit'i rahmet ve şükranla yâd ediyorum..

Yazıma son verirken, dün Kadıköy'de muhteşem bir miting veren Muharrem İnce'yi tebrik ediyorum. Gecenin geç saatinde bu kadar insanı orada toplayan güç ne olabilir ki ? Olsa olsa 16 yıllık Akp yönetiminden bıkan,artık yeter diyen, daha fazla demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü isteyen, herkesi kucaklayan bir Cumhurbaşkanı isteyen, Atatürk ve Ulusal değerlere sıkı sıkıya bağlı olan bir Cumhurbaşkanı isteyen grup ancak orada o saat de toplanabilir.. İnşallah bu kutlu yürüyüş ve miting 24 Haziran'ın ertesinde yaşanacak kutlamaların bir nişanesi olur..

Hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum..

 

Twitter adresim ; twitter.com/Ygt_Karatoprak

Facebook adresim ; https://www.facebook.com/yigit.karatoprak.3

İnstagram adresim ; https://www.instagram.com/ygt_k89

Youtube kanalım ; YİĞİT KARATOPRAK

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
24 HAZİRAN ''YÜZLEŞME'' Politika 14.06.2018
ARTIK SON 22 GÜN Politika 02.06.2018
ATATÜRK ÜZERİNDEN PROVAKASYONLAR Politika 27.05.2018
MİLLİ MÜCADELE'NİN KALESİ ''19 MAYIS 1919'' Tarih 19.05.2018
24 HAZİRAN ''TAMAM'' Politika 12.05.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tarihin Tersinden Doğan Erdoğan Politika 18.06.2018
Siyasette Akıl Oyunları -3 Politika 11.06.2018
Anarşist ve Teröristler Çapulcu Sürüleri Politika 10.06.2018
Aslan Görünümlü Maşalar Politika 07.06.2018
Cesur Yüreklik Anarşistlik Teröristlik Değildir Politika 06.06.2018