BAŞKOMUTAN VEKİLİ VE HARBİYE NAZIRI ENVER PAŞA ÇANAKKALE’DE VAR MIYDI?

Türkiye’de tarihçilik kaça ayrılmış şekilde bilemem ama tarih dediğimiz olgu gerçekler (belgeler) üzerine kurulması gerekiyorsa İsmail Enver Paşa’da, Mustafa Kemal Paşa’da Çanakkale idiler. Burada söz konusu Mustafa Kemal Paşa değildir. Nedeni ise oldukça açık ve nettir. Yazılan tüm tarih kitaplarında bu durum belgeler ışığında kanıtlanmıştır. Fakat aynı belgeler ışığında İsmail Enver Paşa ya görülmemiş veyahut görülmek istenmemiştir. İşte bu anlayış, bir tarafın yüceltilmesi diğer tarafın sümen altı edilmesidir. Aynı tarih kitapları Sarıkamış Harekâtı’nı anlatırken 90 bin yalanını yazarak bunu da rahatça İsmail Enver Paşa’ya ithaf edebiliyorlar. Sarıkamış sırasında oluşan tüm olumsuzluklar elbette Osmanlı Orduları Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı olarak İsmail Enver Paşa’ya ait ise yine Birinci Cihan Harbi’nde bir cephe olan Çanakkale Savaşlarının da tüm olumlu-olumsuz sonuçları İsmail Enver Paşa’ya aittir. Sadece bu iki cephe ile de sınırlandırmak anlamsızdır. Birinci Cihan Harbi’nin Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı direk olarak İsmail Enver Paşa’dır. Bu yüzden elbette ki kendisi diğer tüm cephelerde olduğu gibi Çanakkale Cephesi’nde de oradaydı.

Balkan Savaşları sırasında iktidarda Hürriyet ve İtilaf Partili kişiler var idi. 1913 itibarı ile iktidara İttihat ve Terakki Partisi ve Harbiye Nazırlığına da Enver Paşa gelmiştir. Enver Paşa’nın gelişi ile Balkanlarda arkalarına bakmadan kaçan Türk Ordusunu, bambaşka bir ruh ile yeniden ayağa kaldırmasını bilmiş ve bunun meyvelerini de Birinci Cihan Harbi sırasında tüm dünyaya ispat etmiştir. Bu durumu Paşa’yı sevmeyen Köprülülü Şerif bile şu şekilde ifade ediyor: ‘’Ve herkese bir çeviklik, bir sürat, bir askerlik geldi. Ordu yeni bir dünyaya doğdu… Ve ordumuz orduya, subaylarımız subaya benzedi… O zaman ki Enver, Osmanlı tarihinin birinci kez gördüğü yenilikçi, çalışkan, kesin kararlı ve azimli bir harbiye nazırıydı,’’[1] diyerek Enver Paşa ne yapmış ki diyenler için cevaptır.  Alaylı komutanlar yerine genç okullu komutanları orduya monte etmesini bilerek ileride Milli Mücadele kadrosunun temelini de atmıştır. Yazımın geri kalan bölümünde belgelere ve hatıralara başvurarak yorumlamayı sizlere bırakmak istiyorum. Fakat öncesinde, devleti savaşa sokarak yıkılmasına sebep oldular diyenler için Mustafa Kemal’in kaleminden çıkan şu sözlere bakmanızı isterim:

‘’Bundan başka müsellah (silahlı) bir bitaraflığın idamesi (devamlılığı) için paramız, silahımız, sanayimiz, hulâsa(özet) lazım olan vesaitimiz mevcut değildi. İtilaf Devletlerinin bilhassa İngilizlerin para vermemesinden sarfınazar (bir yana bırakılsa da) gemilerimizi zapt ve milletin dişinden tırnağından arttırarak biriktirdiği inşaatı bahriyeye ait yedi milyon liramızı da gasbeylemeleri ve Düveli itilafiyenin ilânı harple beraber bizim harbe duhulümüzden(giriş) dört ay evvel tamamen Hükûmeti Osmaniye zararına bir Ermenistan Cumhuriyeti teşkiline karar verdiklerini ilan eylemiş olmaları ve hattâ Bolşeviklerin neşrettiği gizli muahedattan(anlaşma) anlaşıldığına göre İstanbul’un Çarlık Rusya’sına vadedilmiş olması harbe, İtilâf Devletleri aleyhine girmekliğin gayrikabil(çözümü olmayan) içtinap (kaçınılmaz) olduğunu gösterir delâili (ispat) vazıhadandır(açıktır). ‘’[2]

 

Churchill, Londra Büyükelçisi Rauf Orbay’dan Enver Paşa’nın oğlu Ali’nin Londra’da olduğunu öğrenince Ali Enver ile görüşmek ister. Churchill, Enver Paşa hakkında oğlu Ali’ye övgü dolu sözler sarf eder: ‘’ Senin baban Enver Paşa, benim siyasi hayatımı tam yirmi yıl geriye attı.’’[3]  Türk tarihçilerin bu cümleyi es geçmeleri düşünülemez, bu cümle ile gururlanmamak olamaz.

On Yıllık Savaşın Günlüğü kitabından bir alıntı: ‘’ 16 Haziran 1332(29 Haziran 1915) Hava sıcak. Başkumandan Vekili (Enver Paşa) ve maiyetinin Ordu Karargâhına geldiğini istihbar ettik. İsmet(İnönü) ile görüşmek üzere Süvari Yüzbaşısı Mahmut Efendi’ye telefon ettim. Öğleden sonra Kemal Yeri’nde görüşeceğimi öğrenerek oraya gittim. Başkumandan vekili de maiyetiyle beraber oraya geldiler. Mütebessimane (gülümseyerek) elimi sıktı. İsmet ile görüştüm. Kolordu meselesini sordum. 17.teşkil olunmuş, Back Paşa tayin olunmuş. Terfiim için Orduda ve Nezaret icap edenlere söylemesini İsmet’e söyledim. Kemal Yeri’nden sonra da bizim karargâha geldiler. Enver Paşa, (Şehzade) Ömer Faruk Efendi, Cahit Bey(Hüseyin Cahit Yalçın), İsmet Bey, Kazım Bey (Kazım Orbay), diğer yaverler, iki saat kadar bizde kaldılar. Kemal Yeri’nden bize kadar yaya geldiler. Düşman öğleden sonra saat 9’a doğru bütün cephemize ateş açtı. Merkezden taarruza teşebbüs etti. Püskürtüldü.’’[4] Görüldüğü gibi İsmail Enver Paşa diğer cephelerde olduğu gibi Çanakkale Cephesi’ni de ziyaret ediyor.

Paşa’nın torunu Osman Mayatepek Dedem Enver Paşa kitabında şu sözleri söyler: ‘’ Enver Paşa Çanakkale’de fiilen cepheye gitmekle birlikte başkomutan olarak Çanakkale Savaşlarında savaşmak anlamında çok aktif bir rol almıyor. Fakat genel stratejinin, koordinasyonunun kararlarını genelkurmay veriyor, bunun başında da Harbiye Nazırı Enver Paşa var. Dolayısıyla Enver Paşa’nın başkomutan olarak da Çanakkale’de bir rol üstlendiği kesin. Hatta dediğim gibi ön saflarda gidiyor, cephelerde dolaşıyor. Zaten onun için, ‘’ Paşa bir gün başına bir şeyler gelecek, ne yapacağız,’’ gibi söylentiler çıkıyor. Bir başkomutanın cephede en önde dürbünle gemilerin ne yaptığına bakması, yani top atışı yapıyor mu yapmıyor mu vb. normal değildir. Bunları, karargâha bildirirlerdi. Efendim, on tane muhrip var, sekiz tane şu var, bunlara şu şu birliklerle karşı koyuyoruz, şuradan saldırıyorlar, buradan, onları koordine eder. Ama başkomutan olarak ön safta bulunmaz. Enver Paşa bulunuyor.’’[5]

Çanakkale Savaşları sırasında Frankfurter Zeitung gazetesinin Dersaadet özel muhabiri Mösyö Paul Vaiç’in tek yetkili olarak röportaj yaptığı kişi İsmail Enver Paşa’dır. Bu röportaj İkdam Gazetesi’nin 7 Mart 1915 tarihli ve 6482 numaralı nüshasında yayınlanmıştır. Röportajın gerekli kısmını aşağıda veriyorum:

‘’Enver Paşa Hazretleri, savaşın başında Erkan-ı Harbiyesi ile birlikte, Çanakkale’yi teftiş etmişlerdi. Bundan dolayı kendilerinin Çanakkale Boğazı’nda icra olunan askerî harekâtlar hakkındaki değerlendirmeleri yalnız kumandanlardan aldıkları malumata dayanmamaktadır. İngiliz ve Fransız donanması tarafından Şubat’ın on dokuzunda icrasına girişilen deniz harekâtı, şimdiye kadar Boğaz’ın en dışta bulunan istihkâmlarından bir kısmını bir dereceye kadar hasara uğratmaktan başka bir netice vermemiştir.’’[6] Görüldüğü gibi Paşa, cephe hakkında bilgileri sadece kumandalardan değil, direk olarak yerinde tespitler ile bilmektedir.

25 Şubat’ta sabah başlayan bombardıman akşama kadar sürmüş ve dış tabyalarda tahribat olmuştur. Bu kısımlardan karaya çıkan düşman kuvvetleri bir kısım iç tabyaları da tahrip ederek geri çekilmiştir. Bu durum karşısında Enver Paşa, Çanakkale’nin kara savunma kuvvetini iki tümenden dört tümene çıkarmıştır.[7]

Deniz savaşını kaybeden müttefik donanması diğer müttefikleri Rusya’nın da iyice daralması ve kendilerini sıkıştırmaya başlaması neticesinde kara harekâtı ile hedefe ulaşmak düşünülür. Bu harekât için İngiliz ve Fransızlar Limni ve İmroz adalarına asker taşımaya başlarlar. Bu durum karşısında Enver Paşa ise, Yanya müdafii olarak tanınan Esat Paşa komutasındaki III. Kolordu’yu güçlendirerek 5.Ordu şekline sokar ve başına Alman Islah Heyeti başkanı Liman Von Sanders’i mareşal rütbesiyle getirir. Seddülbahir, güney grubu kuvvetlerinin komutanlığına Vehip Paşa, Arıburun, kuzey grup kuvvetlerinin komutanlığına da kardeşi Esat Paşa getirilir.[8]

Enver Paşa, Çanakkale’de taarruz emirleri verir ve bunda da başarı gösterir. Sonuna kadar direnişin devam edeceğini ve sonunda zaferin geleceğine emindir:

‘’27 Nisan sabahı düşman, bir İngiliz tümeni solda ve bir Fransız tugayı sağda olmak üzere, Kirte Tepe’yi ele geçirmek için yürür; ağır kayıplar verir; ama, Teke Burnu tarafından ilerleyerek Hisarlık-Zığındere önlerine kadar gelirler. Ünlü Yahya Çavuş siperleri buradadır. Bu vuruşmalar, Birinci Kirte Köyü Savaşı olarak isimlenir. Üç taraflı donanma ateşi altında kesin sonucu alamayan askerlerimize Enver Paşa, gece taarruzu emreder ve buradaki asker sayısını artırır. Büyük gece hücumu 1-2 Mayıs gecesi yapılır; fakat yine beklenen sonuç alınamaz. Durum çok kritiktir; bir direnç ve irade savaşı yaşanmaktadır. İki taraf da büyük kayıplar vermektedir. Bazı komutanlar Alçı Tepe’ye kadar çekilmeyi önerirlerse de III. Kolordu Komutanı Esat Paşa ve Enver Paşa, ne olursa olsun sonuna kadar direnme emri verirler.’’[9]

6 Mayıs’ta yapılan İkinci Kirte Köyü Savaşından iki gün sonra Osmanlı Orduları Başkomutan Vekili Enver Paşa cepheye gelir; Arıburun ve Seddülbahir cephelerini gezer. Arıburun’da saldırıya karar verir ve 5. Ordu Komutanına emrini bildirir.[10]  Enver Paşa Çanakkale’de karar mekanizması olduğunu bu hamlesi ile birlikte bir kez daha göstermektedir. Karar mekanizması olduğunu saldırı emirleri harici terfiiler sırasında da rahatlıkla görebiliyoruz. Mustafa Kemal’in Harbiye Nazırlığı kararı ile miralaylığa (Albaylığa) terfii sonrası Başkumandan Vekili Enver Paşa tarafından tebrik telgrafı almıştır:

‘’On dokuzuncu Fırka Kumandanı Miralay Mustafa Kemal Beye,

Rütbe-i cedidenizi (yeni rütbenizi) tebrik ederim. Bu terfi, görmekte olduğunuz büyük ve fedakârane hizmetlerinize mukabil bir mükâfat değil, ancak, memlekete daha mühim ve ordumuza daha kıymettar hidemat(hizmetler) ifa edebilecek mevakii ihraz (elde etmek) için, geçilmesi lazım bir kademedir.

İnşallah yakında bu gibi merâtibi (mertebe) de ihraza muvaffak ve muvaffakiyât-ı âliyeye mahzar olursunuz. Başkumandanvekili ve Harbiye Nazırı Enver’’[11]

Çanakkale’de savaş sürmektedir. Ve bir lider de doğmaktadır. Bu kişi Albay Mustafa Kemal Bey’dir. Ve bir Gelibolu ziyareti sırasında Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın Anafartalar Grubu Mıntıkası ve buranın komutanı olan Albay Mustafa Kemal Bey’i ziyaret etmemesi Mustafa Kemal Bey’i kırar ve istifa etme girişimine sebebiyet verir. İsmail Enver Paşa’nın, Albay Mustafa Kemal Bey’i neden ziyaret etmediğinin net bir açıklaması maalesef yoktur. Bu konu hakkında ancak tahminler öne sürülmüştür. Fakat gerçek olan bir şey var ise istifasını sunan Albay Mustafa Kemal Bey’in bu istediğini kabul etmeyen kişi İsmail Enver Paşa’nın olduğudur. Bu kararı ile ileride vatan savunmasını gerçekleştirecek kadroların başında olacak ve kendisinden sonra Başkomutan olacak olan Albay Mustafa Kemal Bey’in bu isteğini kabul etmeyerek doğru bir karar verdiğidir.

Kırgınlık neticesinde Albay Mustafa Kemal Bey, Ordu Kumandanı Liman Paşa’ya rahatsızlığını bahane ederek istifasının kabulünü ister. Liman Paşa ise, bu durumu Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya arz ederek, Mustafa Kemal Bey’in gönlünün alınmasını tavsiye eder:

‘’ Ekselans Enver Paşa, Osmanlı İmparatorluğu Ordusu ve Donanması Başkumandanvekili, Zâti Şahanenin Yaver-i Ekremi.

Ekselansınıza, Albay Mustafa Kemal Beyin, yazılı bir dilekçe hizmetten ayrılmayı dilemiş olduğunu bildirmekle üzüntü duyarım.

Bu dilekçeyi destekleyemem. Çünkü Mustafa Kemal Beyi, vatanın bu büyük savaşında, hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir Subay olarak tanımayı ve takdir etmeyi öğrendim.

Albay Mustafa Kemal Bey, beş ay önceki ilk karaya çıkış hareketinden beri, XIX. Tümenin başında parlak şekilde savaşmış ve İngilizlerin Anafartalar kanadına son büyük çıkarma hareketleri esnasında, müşkül bir anda kumandayı üzerine almak zorunda kalmıştır. Çünkü bu hususta görevlendirilmiş olan XVI. Kolordu Kumandanı, VII.  ve XII. Tümenlerle hücuma geçmesi yolunda verilen mükerrer emirleri yerine getirmemiştir. Albay Mustafa Kemal Bey ise, burada da görevini büyük bir cesaret, iyi ve açık tertibat alarak ifa etmiştir. Öyle ki, kendisine – vazifem icabı olarak- takdirimi ve şükranımı tekrar tekrar ifade ettim.

Albay Mustafa Kemal Bey ayrılmak istiyor. Çünkü Ekselanslarının, yani İmparatorluk Ordusunun Başkumandanvekilinin ve en yükse mafevkinin güvenine sahip olmadığı kanısındadır. O, bunu bilhassa Ekselansınızın son defa burada bulundukları sırada, o zaman ve halen hasta olduğu halde, ve öbür üç Gurubun Şeflerini ziyaretlerinizle şereflendirmiş olmanıza rağmen, kendisini aramamış olmanızdan istidlâl (çıkarım) ediyor.

Ben, Albay Mustafa Kemal Beyin, ziyaretin sırf zaman yetersizliği yüzünden yapılmadığını ve Ekselansınızın, kendisinin hizmetlerini her halde takdir ettiklerini ifade ettim.

Şimdilik takdim etmediğim ayrılma dilekçesini, Ekselansınızın güvenini bildirmek suretiyle reddetmek lütfunda bulunmalarını rica ediyorum.

Ekselanslarının daima en derin hürmetkârı… Liman Von Sanders ‘’[12]

Liman Paşa, Ordu Kumandanı olarak üzerine düşeni yapmış ve üstü olan Enver Paşa’ya durumu arz etmiştir. Ve gerekeni Albay Mustafa Kemal Bey’e bir telgraf çekerek yerine getirmiştir:

‘’ Zate mahsustur.

Rahatsızlığınızı işittim. Müteessir oldum. Son defaki Çanakkale ziyaretimde muhtelif mevaziî (çeşitli bölgeleri) görmek istediğimden, sizi ziyarete vakit kalmamıştı. İnşaallah yakında tamamen sıhhatinize kavuşur ve bugüne kadar olduğu gibi, kumanda ettiğiniz kıtaatın başında muvaffakiyetle vazife ifa eylersiniz. Enver ‘’  [13]

Verdiğim örnekler İsmail Enver Paşa’nın diğer cephelerde olduğu gibi Çanakkale’de de olduğunu ve mekanizmayı yürüttüğünün delilleridir. Bunlar, 2018 yılında bulunmuş yeni bilgiler de değildir. Senelerdir yürütülen bir çalışmanın sadece sümen altı edildiğinin Çanakkale Zaferi’nin Enver Paşa’sız yazılma çabalarının sonucudur. Nasıl ki, Mustafa Kemal’siz bir Çanakkale yazılamaz ise Enver Paşa’nın olmadığı, anlatılmadığı bir Çanakkale’de yazılamaz. Tüm yenilgilerin baş mimarı olarak gösterilen Enver Paşa, Türk Milleti nezdinde hak ettiği değere ulaşamamış bir liderdir. Tarihi gerçekler ne kadar sümen altı edilmeye çalışılsa da sonunda ortaya çıkmaya mahkûmdur. Ve bugün artık bu gerçekler bir bir meydana çıkıyor. Yazımda ki amaç tüm yazılarımda olduğu gibi Enver Paşa’yı yüceltmek değil, onun yaptıklarını aciz kalemim ile bir nebzede olsa anlatabilmek ve geç kalınmış olan değerinin ispatıdır.

Vatan uğruna çakıl taşı büyüklüğünde iş yapmış herkesi saygı ile yâd ediyorum.

 

KAYNAKÇA:

*ATATÜRK Mustafa Kemal, Nutuk III. Cilt Vesikalar, Milli Eğitim Basımevi,Ankara 1987.

*AYDEMİR Şevket Süreyya, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa Cilt III, Remzi Kitabevi, İstanbul 1972.

*KÖSEOĞLU Nevzat, Şehit Enver Paşa, Ötüken, İstanbul 2013.

*ATEŞ Emre, Milli Mücadelenin Önsözü Enver Ata, Bilgeoğuz, İstanbul 2017.

*MAYATEPEK Osman- BAYHAN Fatih, Dedem Enver Paşa Hayaller, Efsaneler, Gerçekler, Timaş, İstanbul 2015.

*Orgeneral ÇALIŞIRLAR İzzeddin, On Yıllık Savaşın Günlüğü Balkan, Birinci Dünya ve İstiklal Savaşları Orgeneral İzzettin Çalışırlar’ın Günlüğü, (Haz: Dr. İsmet Görgülü – İzzeddin Çalışırlar), YKY, İstanbul 1999.

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Osman Mayatepek, Fatih Bayhan, Dedem Enver Paşa, Timaş, İstanbul,2015,s.146

[2] Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk Cilt: III Vesikalar, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, 1987,s.1080-1081

[3] Emre Ateş, Milli Mücadelenin Önsözü Enver Ata, Bilgeoğuz, İstanbul,2017,s.120

[4] Orgeneral İzzetin Çalışır, On Yıllık Savaşın Günlüğü Balkan, Birinci Dünya ve İstiklal Savaşları, (Haz: Dr.İsmet Görgülü – İzzetin Çalışır), YKY, İstanbul,1999,s.105-106

[5] Osman Mayatepek, Fatih Bayhan, Dedem Enver Paşa, Timaş, İstanbul,2015,s.151

 

[6] Osman Mayatepek, Fatih Bayhan, Dedem Enver Paşa, Timaş, İstanbul,2015,s.152

 

[7] Nevzat Köseoğlu, Şehit Enver Paşa, Ötüken, İstanbul, 2013,s.334

[8] Age, s.335-336

[9] Nevzat Köseoğlu, Şehit Enver Paşa, Ötüken, İstanbul, 2013,s.336-337

 

[10] Age,s.337

[11] Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa Cilt:III, Remzi, İstanbul, 1972,s.257-258

[12] Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa Cilt: III, Remzi, İstanbul, 1972,s.261-262

[13] Age, s.262-263



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.