Kur’an’da başörtü bir emir midir?

Birçok konu vardır ki geleneğin ve kültürün dinselleştirdiği ritüellere kurban edilmeye çalışılmıştır. Bu konular arasında tesettür adı altında emir diye algılanmış “Başın örtülmesi” de bulunmaktadır. Kur’an ile düşünülmediğinde maalesef olur-olmaz her şeyi emir olarak görmek, kabullenmek ve o yönde yaşamak kaçınılmaz olacaktır. Bizler, “ailemizden, atalarımızdan, gelenek-göreneklerimizden ve kültürümüzden böyle gördük” anlayışıyla hareket ettiğimiz sürece İslam’a karşı büyük darbelerin ya figüranları ya da başrolleri haline geliriz. Geç kaldığımız İslam davasını Kur’an ile canlı tutmak durumundayız. Aksi durumda başta kendimizi sonra da içinde bulunduğumuz toplumu büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakmış oluruz. Atalarının sözlerini, eylemlerini kendilerine hakikat tayin edenlere Yüce Rabbimiz, şu beyanla adeta meydan okumaktadır:

Onlara: "Allah’ın indirdiğine ve Elçisine gelin" dense, ”Atalarımızda gördüğümüz bize yeter” derler. Ya ataları bir şeyi bilememiş ve doğru yolu bulamamışlarsa?(Maide 104).

 

    Konumuz olan başörtüyü birkaç ana başlık altında ele almak istiyoruz. İlk önce anlamları ihtilaf haline gelmiş kavramları tanımlayacağız, sonra bu kavramların yer aldığı ayetleri inceleyeceğiz ve daha sonrasında da ilgili ayetleri bir bütün halinde ele alarak konuyu noktalamış olacağız.
 

1) Cilbab : Bu kavram, Ahzab Suresi 59. Ayette geçmektedir. Anlamı ise, boyun kısmından itibaren vücudu örten elbise demektir. Her ne kadar bazıları bu kavramı baştan aşağı örten elbise olarak tanımlamışsa da doğru bir tanımlama olmadığını belirtmek isteriz. Hatta aynı şekilde bu giyinme tarzı öyle bir ileri boyuta taşınmış ki gözleri dahi örten elbise olarak anlamlandırılmıştır. Kavramları tanımlarken kavramların geçtiği ayetleri en doğru şekilde irdelemek gerekir. Çünkü irdelenmemiş bir ayetin elementleri olan kavramların içi boşaltılırsa doğru bir sonuca varmak da güçleşir. Bu kavram, bilindiği üzere baştan aşağı bir elbise olmayıp sadece boyun kısmından itibaren olan bir dış elbisedir. Bu tanımın gerekçesi de şudur: Ahzab Suresi, Nur Suresinden önce nazil olmuştur. Nur Suresi 31. ayete baktığımızda “örtülerini, göğüs yırtmaçlarının üzerine salsınlar” ibaresi söz konusudur.  Nur Suresindeki bu ayetten önce inmiş olan Ahzab Suresi 59. ayette geçen cilbab ifadesi eğer baştan aşağı bir örtü olsaydı o halde Allah, sonradan inmiş olan Nur Suresi 31. ayette göğüs kısımlarının kapatılmasını emretmezdi. Kimisi de Nur Suresinin bu ayetinin, Ahzab Suresindeki ilgili ayeti neshettiğini(hükmünü ortadan kaldırmak) iddia etmektedir. Nesh olayına girmeden kısaca şunları söyleyelim: Allah, va’dinden asla dönmez. Kur’an’daki mesajların her biri, bir diğerini tamamlar niteliktedir. Dolayısıyla bir ayetin diğer bir ayetin varlığını ortadan kaldırması asla kabul görülür bir ilim anlayışı olamaz. Demek ki cilbab, Nur Suresi 31. ayet gereği, baştan aşağı bir örtü olmayıp sadece boyun kısmından itibaren ceket türü bir elbisedir ki bu giysi, göğüs kısmını kapatacak ölçüde olmadığından dolayı Allah, sonrasında göğüs kısımlarının da kapatılmasını emretmektedir.
 

2) Ziynet: Güzel ve çekici hale getiren süs, bedenin tahrik mahalli bölgeleridir. Konumuz olan Nur Suresi 31. ayette ise bir kısmı hariç, diğer ziynetlerin kapatılması söz konusudur. Buradan da bütün ziynetlerin kapatılmasının bir mantığının olmadığı anlaşılmaktadır. Kendiliğinden görünen kısım hariç, diğer ziynet bölgelerinin kapatılması gerektiğini ayette görmekteyiz. Kendiliğinden görünen kısımlar ise el, yüz ve ayak kısmıdır. Kadın bedeninin de ziynet bölgesi olduğunu  unutmamak gerekir.
 

3) Cuyub : Yaka gömleğinin göğüs yırtmacı anlamına gelen bir kavramdır. Bu yüzden de ayette yaka şeklinde açık kalmış göğüs kısmının örtünmesi istenmektedir. Bu terim üzerinde çok fazla bir ihtilafın olduğunu söylemek doğru değildir. Hem Lisanu’l Arab hem Tacu’l Arus sözlüğünde bu kavram, bu şekilde anlam bulmuş ve genel kabul de bu yönde gelişmiştir. Asıl deprem etkisi yaratan da “humur” kavramıdır.
 

4) Humur : Arap dili belagatında en kapsamlı sözlüklerden iki tanesi, Lisanu’l Arab ve Tacu’l Arus’tur. Dolayısıyla kavramları anlamlandırırken bu iki sözlükten yararlanmak en doğrusudur. Nitekim meal yapanların ekseriyeti, bu sözlükler yardımıyla kavramları konumlandırırlar. Bu iki sözlüğe göre humur, özel anlamda başörtü olmayıp genel genel anlamda bir örtüdür. Başörtü karşılığındaki kelimeler, Nasif ve Mikna’dır. Ancak yine de humur sözcüğü başörtü anlamında kullanılmış olsa bile ayette başörtü emrinin olmadığını birazdan ayetleri ele alırken daha net görmüş olacağız. 

 

     Buraya kadar konunun bel kemiğini oluşturan kavramları ele aldık. Şimdi de konuyla ilgili başrol olan iki ayeti inceleyerek genel bir yargıya varmak isteriz. 

     Bildiğimiz üzere en çok yanlış anlaşılmaya doğru sürüklenen iki ayet vardır bu hususla ilgili: Ahzab 59 ve Nur 31. Nüzul sırası gereği ilk önce Ahzab 59. ayeti ele alalım. 

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle üzerlerine dış giysilerinden örtsünler. Tanınıp da eziyet edilmemeleri için bu daha uygundur. Allah, çok bağışlayandır ve çok merhamet edendir. (Ahzab 59)

     Bu ayete göre dışarıdan gelebilecek herhangi bir gayri ahlaki davranıştan dolayı incinmemek amaçlı dış elbiselerle örtünmesi istenmektedir. Dış elbisenin alınmasının sebebi de incinmekten kurtulmaktır. Birileri sırf dindarlık olsun diye bu dış elbiselerin alınması gerektiğini ifade etse de ayette alınması istenilen dış elbiselerin gerekçesi, incinmemek amaçlı olarak vurgulanmıştır. Ayrıca dış elbise olarak anlam verdiğimiz cilbab kavramı da, yukarıdaki açıklamalardan hareketle, baştan aşağı bir örtü değil, boyundan itibaren ceket türü bir elbise olarak ele alınmalıdır. Bu açıklamanın gerekçesi zaten detaylı bir şekilde izah edilmişti. Şimdi de Nur Suresi 31. ayet üzerinde biraz durmak isteriz. Ayet, şu şekildedir:

 Mü’min kadınlara da bakışlarından bir bölümünü kısmalarını ve ırzlarını korumalarını söyle. Ziynetlerini de -açıkta olanlar hariç- belli etmesinler. Örtülerini(humur) de göğüs yırtmaçlarının(cuyub) üzerine sarkıtsınlar. Ve süslerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınlar, kendi evlerindeki kadınlara, kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar ve kadınların savunmasız yerlerini(mahrem bölgeler) henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar dışındakiler için ayaklarını vurmasınlar. Ve ey Mü’minler! Başarıya ermeniz için hepiniz topluca hatanızdan Allah’a dönüş yapın!(Nur 31)

 

     Bu ayeti maddeler halinde inceleyerek ele almakta yarar görmekteyiz. Çünkü anlam kapalılığına yol açacak bir anlatım, okuyucularda da bir hayli kafa karışıklığına sebep olacaktır. Bu sebeple bazı gerçeklerin ifşa olması için ayeti doğru şekilde inceleyip izhar etmek daha makuldür. 

 

Ayetin giriş kısmına dikkatinizi çekmek isteriz: “Bakışlarından bir bölümünü kısmak”. Bu ifadeden hareketle her bakışın bir tahrik unsuru olmadığını anlamak mümkündür. Fakat bazıları, ayetin bu kısmını, “Bakışlarını kıssınlar” olarak ele almaktan geri duramamışlar. Bu şekilde ele alarak da gözlerin dahi örtü ile kapatılması gerektiğini iddia etmişlerdir. Dolayısıyla gözleri dahi örten peçe türü bir giysiyi emir olarak algılamışlardır. Hakikatte ise bu doğru bir anlayış değildir. Ayette açıkça “bakışlardan bir kısmı” ifadesi yer almaktadır. Buradan da çıkarılacak sonuç, karşı tarafta duygusallığı harekete geçirecek bakışların men edildiğidir. Bir bakış, bir bakışa neler neler anlatır;  bir bakış, bir aşığı senelerce ağlatır anlayışından hareketle konu edilen bakışın hangi bakış olduğu da açık ve nettir. Özetle, hiçbir amaç gütmeksizin doğal olan, herhangi bir duygu hareketliliğine sebebiyet vermeyen bakışlar yasaklanmamıştır. Yasaklanan şey, muhatapta farklı duygular uyandıran bakışlardır. 

Ayetin devamında açıkta kalan kısımlar dışındaki ziynetlerin, ayette müsaade edilen kişiler dışında yabancılara gösterilmemesi anlatılmaktadır. Ziynet kavramını açıklarken süs anlamında bir anlamı ve aynı şekilde tahrike konu olan yerler olduğunu beyan etmiştik. Aynı şekilde kadın bedeninin de ziynet olduğunu eklemiştik. Bu ayete gelecek olursak, tahrike mahal vermeyen yerler dışındaki yerlerin gösterilmemesi vurgulanmaktadır. Tıbbi açıdan baktığımızda el, yüz kısmı tahrik alanı değildir. Hatta buna saç teli de dahildir. Çünkü saç teli, doğal halde cansız yapıdadır ve tahrik edici bir vasfa sahip değildir. Kimisi saçın da cazibeye konu olduğunu ifade etse de doğal anlamda hiçbir müdahale olmaksızın saçın böyle bir yapıda olduğunu iddia etmek, ayeti geleneğe uydurmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Saça şekil vermek ve bu işlem sonrasında saçın karşı tarafı etkileyecek hale geldiğini ifade etmek, kısmen doğrudur. Ancak unutmayalım ki saçın bir cinsiyeti yoktur. Şekil verme sonucunda saç tahrik unsuru haline geliyorsa o zaman saçların kapatılması yasası, erkekler için de geçerliliğini sürdürmelidir. Nitekim modern tabir ile Best of Model kulvarında yer alan erkeklerin de böyle bir etki yarattığı, yaratabileceği kesindir. Zaten devamında da değineceğimiz üzere, saçın kapatılması emri de yoktur. Nur 31. ayette ziynetten, süs eşyası kastedilmiş olsaydı muhtemeldir ki bu süs eşyalarını gizlemenin tek bir gerekçesi olurdu. O da şudur: Gösterişten uzak kalmak. İslam’da gösteriş, belli fertlere yönelik yapılmaması gereken bir eylem değildir. Ayete bakıldığında akraba olanlara bu ziynetlerin gösterilmesinde bir sakıncanın olmadığı açıklanmaktadır. Ama kastedilen ziynet durumu süs eşyası olsaydı birileri istisna kabul görülmeden bu ziynetlerin gizlenmesi esas olmalıydı. Çünkü gösteriş, hiç kimseye karşı sergilenmemesi gereken gayri ahlaki bir davranıştır. O halde bahsi geçen ziynetlerin, süs eşyası olmadığı da anlaşılmıştır diye ümit ediyoruz. 

Evet, belki de en can alıcı noktaya geldik diyebiliriz: “Örtülerini, göğüs yırtmaçlarının üzerine sarkıtsınlar.” Bu ifade çok dikkatlice ele alınmalıdır. Çünkü çok ince bir detay var burada. Bu ifadeye baktığımızda iki ana unsur hakimdir: 1- Var olan örtünün göğüs kısmını örtmediği, 2- Örtünmesi gerekenin saçın değil, göğüs kısmının açıkta kalan yerler olduğudur. Başörtü emirdir diyenler, bu ayetten hareketle bu düşüncelerini ileri sürüyorlarsa kesinlikle onlar, bu sebeple büyük bir yanılgı içerisindedir. Başörtüyü emir olarak önümüze koyacak olan Yüce Rabbimiz, örtülerini göğüs kısmına sarkıtsınlar nitelikte bir ifade yerine, başınızı örtün ve bu örtü ile de göğüs kısmını kapatın derdi. Ancak bizler, haşa Allah’a din öğretircesine diyoruz ki, aslında başörtü emir olarak vardı ve dolayısıyla var olan bu örtü ile de göğüs kısımlarının kapatılması istenmektedir. Kur’an mesajlarına hakim olan herkes bilmelidir ki emre konu olan bir olgu, dolaylı olarak ayetlerde yer almaz. Çünkü emir telakki olunmuş bir husus, insan menfaati gereği büyük bir öneme sahip olduğu için Allah, doğrudan doğruya bu emri insanlara sunar. Ayrıca Kur’an’daki emir ve nehiylere bakarsak, bütün bunların doğrudan ifade edildiği de çok net görülmüş olacaktır. Dolayısıyla bu ayette başın kapatılması vurgusu yoktur, vurgulanan şey, göğüs kısımlarının kapatılmasıdır. 

Ayetin son kısmında ise kadınların gizlenmesi gereken ziynet bölgelerinin teşhir olunmaması için tabiri caizse kıvırarak yürünmemesi emredilmektedir. Yani, aynı şekilde tahrike konu olacak her türlü eylemin yasaklandığı mevzu bahistir. 

Genel Değerlendirme

Bütün bu açıklamalar sonucunda varılacak noktalar şunlardır:
 

a) Cilbab, dindarlık nişanesi bir giysi değil, incinmemek amaçlı giyilmesi murad edilen yakası açık, ceket türü bir dış elbisedir. Eğer baştan aşağı hiçbir yeri açıkta bırakmayan bir elbise olsaydı o zaman Nur Suresi 31. ayete gerek kalmamış olurdu.
 

b) Nur 31. ayette vurgulanan şey, saçın örtülmesi değil, açıkta kalan göğüs kısımlarının kapatılmasıdır. Başın kapatılması bir emir olsaydı zaten ilk önce bu emre dikkat çekilirdi ve daha sonra da göğüs kısımlarının gizlenmesi ifade edilecekti. “Başın örtülmesi zaten vardı” diye fikir öne sürenlere şu soruyu sormak gerekir: Ayette başörtüsü varsa ve başörtüsü olanların bu örtü ile göğüs kısımlarını örtmeleri emrediliyorsa o halde başörtüsü takmayanlar ne olacak? Bu emir, başını örtmeyenleri kapsamıyor mu? Ayette başörtü ile göğüs kısımlarının örtünmesi söz konusu olmayıp genel bir örtü ile de göğüs kısımların kapatılması olduğu için dolayısıyla göğüslerinin kapatılması emri, başını örten ve örtmeyen herkes içindir. Çünkü emirler, evrenseldir ve kişiye özel değildir.
 

c) Hala saç tellerinin canlı olduğunu düşünenler var maalesef. Ancak onlara bir müjde nitelikte saç tellerinin cansız olduğunu tekrar açıklamış olalım. Saçı ayakta tutan ise kök hücrelerdir. Şuana dek, konuyu nakil çerçevesinde ele aldık. Tıbbi versiyonuna gelecek olursak, merak edenler, saç tellerinin tahrik etmediği gerçeğini de yine tıbbi boyutla araştırabilirler. Mesele sadece saç ve bu sebeple de başın örtünmesi gerektiği ise o halde keyfi durumda saçını kazıtanlar üzerinden bu emir kalkmış olacaktır. Halbuki biliyoruz ki keyfi bir davranış, hiçbir zaman emrin hükmünü ortadan kaldırmamaktadır. Lakin saç konusunda saçın kazıtılması, bu emrin hükmünü ortadan kaldırmış olmaktadır. Aynı şekilde konu saç ise cinsiyeti olmayan bu saç, erkekte de kadında da aynı değerdedir. Dolayısıyla bu emir sadece kadına değil, erkeğe de uygulanması gerekirdi. Ancak biliyoruz ki Arabistan’da günümüzde bile hem kadın hem de erkek, güneşin kavurucu sıcaklığından korunmak için başını örtmekteler. Omlardaki bu geleneğin İslami emir diye önümüze sunulması da bir hayli trajikomik bir durumdur. Başını örten birilerine de başörtü nasıl olsa emir değildir, çıkarın başörtünüzü deme gibi bir lüksümüz ve hakkımız da yoktur. Bu bir tercihtir; isteyen takar, istemeyen de takmaz. Başörtü takanlar, emirmiş gibi bir algıya kapılarak başörtü takmayanları ötekileştirmemelidir. Üstünlük, sadece takvadadır. Aslolan, takva elbisesidir.(A’raf 26)

 

     Açıklamalar doğrultusunda bir hata varsa da bu hata, Kur’an’nın değil, şahsımdan kaynaklı bir acziyettir. Kardeşlerimizden istirhamımız, ayetlere ön yargısız ve doğru bir bakış açıyla yaklaşmalarıdır. Bizim bu açıklamalarımız, birilerini çileden çıkarsa da amacımız, geleneğin önümüze emir(İslam) diye koyduğu bir konunun hakikatine dikkat çekmekti. 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kur’an’a Yabancılaşma Sürecimiz Genel 29.01.2018
İslam Perspektifinde Ateizm Genel 28.01.2018
Müslüman Genç Sosyal 27.01.2018
Ruhu’l Kudüs er-Ruhu’l Emin Genel 26.01.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İnsan ne ile mutlu olur? Sosyal 04.05.2018
ATATÜRKÜN İSLAMA HİZMETLERİ Sosyal 27.04.2018
Eşcinsellik Kuran'da Yasaktır. Sosyal 25.04.2018
ŞEBBİHA'DA OLDUK İYİMİ! Sosyal 22.02.2018
SURİYE, AFRİN ve SAVAŞ... Sosyal 19.02.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.