3 MART 1924

Tarih; 3 Mart 1924

Yer; Ankara

Konu; Hilafetin İlgası

        Evet İslam dünyasının tarihindeki sembolik anlamı en büyük olaylarından biri yakın geçmişte kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni başkentinde gerçekleşiyordu. Kaderin belirlendiği o tarihi gün. Türk kanun koyucuları TBMM’ne sundukları tasarı ve heybetli bir törenle, İslam hilafetinin kaldırılmasını oylamaya geçtiler. Son 500 yılı merkezi İstanbul’da olmuş arakasında 1300 yıllık bir geçmiş olan kurumdu bu; HİLAFET. Cumhuriyeti kurmak için yola çıkanlar, Osmanlı devleti ve onun tüm İslami kurumlarına sırtını dönmeye kararlıydılar. Batılı enstrümanlar ile devlet gücünü geliştirecek modern Batılı bir devlet inşa etmek hayali içindi bütün bunlar. Oylamanın yapıldığı ertesi gün son Halife II.Abdülmecid, ailesiyle birlikte İstanbul’dan bir gemiye bindirilerek sessiz sedasız sürgüne gönderilir. 20 yıl sürgün sonrası Paris’te vefat edecek ve naaşı sembolik olarak Medine’ye gömülecektir. Türkiye için Hilafet ortadan kalkmış mesele bitmiştir. Fakat İslam dünyası bu lağvedilme olayı sonrası sarsılmıştır. Elbette batılılar için böyle bir eylemin psikolojik olarak ne anlama geldiğini kavramak zor olacaktır. Bugün hilafet birçok Müslüman grubun programlarına yerleştirilen bir terimdir.

        Batılıların Hilafetin ilgasının Müslümanlar üzerinde yarattığı etkiyi anlayabilmeleri için benzer bir durum düşünülebilir mi. Mesela bir sabah İtalyan Başbakanı, modası geçmiş ve skandallara batmış bir kurum olan Papalığı İtalya’da ilga etmeye karar vermiş olsa ne olurdu. İtalya için ne anlama gelirse gelsin çok Katolik dünyasında ciddi bir tepki doğururdu; çünkü Katolik dünyasının bu konuda söyleyecek çok şeyi olduğu halde kendilerine danışılmadan yapılmış bir eylemdir bu. İşte Katoliklik İtalya’nın malı olmadığı gibi, İslam’da Türkiye’nin malı değildir elbette. Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle Arap dünyası için Hilafetin lağvedilmesi gelen bir dizi kritik yıkıcı anlardan biriydi. Osmanlı Avrupalı Müttefik orduları karşısında çaresiz kalınca, Arapların toprakları aniden koparıldı ve kendi başlarına kalakaldılar. Fakat umdukları bağımsızlıkları yerine Avrupalı emperyal devletlerin egemenliği (mandası) altına girmek oldu, onlarca yıl da böyle kaldılar, bazıları ikinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar. Fakat Anadolu Türkleri müttefik askeri güçlerinin emperyal emellerine karşı koymayı ve Batılı tasarımlarsa meydan okumuş ve sonunda yeni Türkiye Cumhuriyeti kurmayı başarmıştır.

        Gerçekte Hilafet nedir ve bu kavram neden hala Müslümanların çoğunda -duygusal olarak ta olsa- yankı bulmaktadır. Halife Arapça ardından gelen (yerine geçen) anlamıma gelmektedir. Hz. Muhammed’in halefi olarak onun yerine seçilen kişi demektir. İlk halifeler sonrası halifelik makamı ümmetin sembolik bir lideri olarak kaldı. Bu makam genellikle bir emir, sultan yada kralın fiili seküler yönetimiyle birleştirildi. Makamın önemi yüzyıllar boyunca sürekli artıp azalmış olsa da; Müslüman dünyada sembolik lider olarak görülen şahsiyet varsa, oda özellikle Sünni İslamın, başka dengi olmayan en önemli figürünü temsil eden HALİFE’dir.              Hilafet islam kültüründe saygın bir yeri olan makamdır, Kur’an tarafından emredilmez lakin İslam Devletinin İdealini temsil eder. Müslümanlar için Hilafet, dünyada adil ve ahlaki liderlik idealinin sembolü olmuştur. Müslümanların nasıl bir dünya istedikleri sorusunun cevabı aslında budur. Peki bu gün İslam dünyası geçmişte ki gibi bir HİLAFET anlayışı içine girebilir mi?. Halife kim olmalıdır? Yetkileri neler olmalıdır? Halifeyi kimler seçmeli? Nasıl hangi yöntemle seçilmeli? Hangi ülkeden olmalı? Görev alanı hangi meselelere kadar olmalı? Görev süresi ne kadar olmalı? Görevden el çektirilebilmeli mi ve görevden nasıl el çektirilebilmeli? Müslüman olmayan ülkeler ile nasıl bir ilişki içinde olmalı? İslam dünyası bugün bunlara çözüm bulmak için hiçbir çaba içinde değildir böyle bir arzuda yoktur maalesef. Dillerine doladıkları Halifelik ezbere dayalı duygusal bir bağ ile konuştukları sadece bir nostalji. Müslümanlar arasında bugün sadece bir birlik içinde işbirliği ideali isteği var sadece. İslam dünyasında bir liderlik Müslümanlar tarafından Müslüman dünyanın gücü, refahı ve ilerlemesi açısından hayati bir ihtiyaç olarak görülmekte. Fakat model ortada yok. Halifelik makamı için birçok model lider olmalı. Bugüne kadar yönetişim konusunda itibar edilebilir, ikna edici anlamlı bir model önermiş tek ülke yine TÜRKİYE.

“Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir.”

Ernesto Che GUEVARA

Murat AKTAŞ


Yazarın daha önce yayınladığı yazı yok
Başlık Kategori Yayın Tarihi
DİN OLMALI MI? Politika 09.12.2018
NEREDEN ÇIKTI DEMEYİN Politika 09.12.2018
Bazı Siyasi Tezlerim Politika 08.12.2018
Milletimiz Her Şeyin Farkında (Teröre Karşı Sağduyulu) Politika 07.12.2018
İngiliz Arşivinde Erbakan ve Kıbrıs Politika 03.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.