İbadet Amaç Değildir-1

İbadet Allah’ın rızasını elde etmeye taşıyan bir araçtır. Namaz kılarsınız; böylece şükrederek kula kul olmazsınız, Allah’a eş koşmazsınız, şımarıp kibirlenmezsiniz, eşitlenirsiniz, nefsi (hevayı) ilahlaştırmazsınız, bireysel olarak teslim ve sosyal olarak birlik hale gelerek disipline olursunuz. Allah’ın sizin namazınıza ihtiyacı yok; namazla bütün bunları kazanırsınız. Gerek hazır duruş (kıyam), gerek saygı duruşu (rüku) ve gerekse kulluk duruşu (secde) şımarmamızı engeller. Oruç tutarsınız; böylece şükrederek fakirlere karşı şefkatli ve cömert olursunuz, eşitlenirsiniz, şehveti yenecek kadar güçlü bir irade elde edersiniz, nimete karşı tutumlu (israfsız) olursunuz, bireysel olarak teslim ve sosyal olarak birlik hale gelerek disipline olursunuz. Allah’ın sizin orucunuza ihtiyacı yok; oruçla bütün bunları kazanırsınız. Gerek açlık, gerek cinsellikten uzaklaşmak ve gerekse ağzımızdan çıkacak sözlere de oruç tutturmak irademizi güçlendirdiği gibi şımarmamızı da engeller. Hacca gidersiniz; böylece şükrederek en geniş çapta toplanırsınız, ihrama girerek sıradanlaşmakla kibrinizi yener ve kefenlenmiş gibi ölümü hatırlarsınız, eşitlenirsiniz, vakfe yaparak yani Arafat'tan kalabalıklar halinde dalga dalga inip kutsal mahalde durarak Allah’ı anmış olursunuz, Kâbe’yi tavaf ederek bir amaç için sadece toplanmayı değil birlikte yürümeyi (icraatı) de öğrenirsiniz, bireysel olarak teslim ve sosyal olarak birlik hale gelerek disipline olursunuz. Allah’ın sizin haccınıza ihtiyacı yok; hacla da bütün bunları kazanırsınız. Gerek hazır ihram, gerek vakfe ve gerekse tavaf şımarmamızı engeller.

Namaz, oruç, hac gibi dini ritüeller “nusuk”turlar. Namaz nüsuku günün belirli vakitlerinde kıyam, rükû ve secde yapmaktır. Oruç nüsuku Ramazan ayında bir ay boyunca belirli vakitlerinde yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır. Hac nüsuku her kamerî yılın sonunda ihrama girerek Kâbe etrafında toplanmak, Beyt’i tavaf etmek ve Arafat’ta durmaktır. Hacda kurban kesemeyenlere hediye olarak kurbanlık dağıtmak da kurbanın nüsukudur. Nüsuklar (menasık)  doğrudan cennete götürücü unsurlar değildirler. Bunlar bireyi ve toplumu terbiye eden ritüellerdir. O yüzden ayetler bu ibadetlerin tek başına cennete götürmesinden söz etmezler. Kur’an’da nüsuk geçmektedir (1). Bazıları her okudukları salâtı “namaz” olarak anladıkları için En’am suresinde “salâtî” ve “nusukî” sözcüklerinin bir arada olmasına anlam veremezler. Çünkü bu ayetteki “salât” namaz anlamında değildir; aksine namaz diğer sözcüğün yani “nusukî” sözcüğünün içindedir. Şöyle çevrilebilir: “De ki: Muhakkak salâtım ve nusukum ve hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir” (2). Yani şu mesajı alıyoruz: Benim yakarmalarım, düzenli ve disiplinli olarak yaptığım bütün ibadetlerim, bütün hayatım, hatta ölümüm bile kısacası her şeyim âlemlerin terbiye edicisi olan Allah içindir.

Dinde “amaç” ne? Allah’ın rızasıyla cenneti elde ederek cehenneme girmekten kurtulmak.

Allah kimlerin kurtulacağını söylüyor? Kur’an “takva” sahipleri için hidayettir. Takva sahiplerinin özelliklerinin neler olduğuna baktığımızda görüyoruz ki bir araya gelen çok güzel ahlak ve huylardan ibaret. İman eden, salât eden (Allah’a yönelen), başkalarına infak eden (3); Allah’ın kitaplarına iman eden, ahretin var edileceğinden hiç şüphesiz emin olan (4). Allah bu takvalara hidayetli dedikten sonra o çarpıcı sözcüğü kullanıyor: “…Onlar muflihundurlar…” (5) yani felaha erişecekler… Kurtulacak olanlar… Kısacası takvalar kurtulacaklar… Takvanın kurtulacağını başka ayetlerde de görüyoruz (6).

Ayetlerden öğreniyoruz ki “birr” kişinin Allah’a, ahrete, meleklere, kitaba ve resullerine iman etmesidir; ayrıca yakınlarına, yetimlere, garibanlara, yolculara, muhtaçlara, kölelerin özgürleştirilmesine sevdiği maldan vermesidir; ayrıca namazı ikame etmesidir; madden ve manen arınmasıdır; ahdini ifa etmesidir; musibette, darlıkta ve felakette sabretmesidir (7). Özeti amentü, cömertlik, nüsuk, ahde vefa ve sabırdır. Yani o birr sahipleri bütün bunları bir araya getiren sadıklardır; takvalardır.

“…Kim salih amel yaparsa işte onlar mü’minlerdir. Onlar, cennete konulacak ve hesapsız rızıklandırılacaktır” (8) ayetinden öğreniyoruz ki “salih amel” mümin olma ve kurtulma nedenidir. Salih amel dürüstlüktür, kul hakkı yememektir. Salih amelin kurtuluş nedeni olduğuna başka ayetlerde de rastlıyoruz (9).

Bir ayette “…Allah’ın nimetlerini hatırlayın; umulur ki kurtuluşa erişirsiniz…” (10) buyrulur. Demek ki nankör olmamak yani “şükretmek” de kurtuluş için bir sebeptir. Dört etti: Takva, birr, salih amel, şükr. Bunların hiçbiri ritüel bir ibadet değil. Hepsi iman, amel ve gönlün (ihlâsın) toplu sonucudur. Yani sende bir kişilik, bir huy, bir karakter oluştururlar. Seni “iyi insan” ya da “kötü insan” yapan inanç, amel ve gönül durumudur; yani iç dünyandaki iyi halin dışa yansıması. Gerek takva, gerek birr, gerek salih amel, gerekse şükür sadece imandan oluşmuyor; bunların hepsinde icraat var. Mesela gariban için sadece dua etmiyorsun; destek de oluyorsun. Aç mıdır? Yediriyorsun. Dua ya da temenni mideye girmiyor. Bunların hepsinde inanç ve icraat bir arada.

Ayetler (nefsini) “tezkiye” edenin yani arınanın kurtulacağını söylüyor (11). Ne demek bu? Malın mı var? Sadaka ederek arın. Günahın mı var? Pişmanlıkla tövbe ederek arın. Kalbinden fesatlık mı geçiyor? Kalbini temiz tutarak arın. Kötü niyet mi besliyorsun? İyi niyet besleyerek arın. Yani bebekler ve çocuklar gibi tertemiz ol; peygamberler gibi temizlen…

Resul’e uyuyorsun, saygı gösteriyorsun, yardım ediyorsun, onunla birlikte Kur’an’a uyuyorsun, herkesçe malum olan iyiliği emredip kötülüğü nehyediyorsun, iyi ve temiz olanı helal ve kötü ve pis olanı haram kılıyorsun. Allah da felaha erdiriyor (12). Yani kurtarıyor. Allah iman ve icraata bakıyor. İmanlı, İslamı yaşamak için göçen ve mücahid olan biri de icraat sahibidir. Allah böyle kişilerin de kurtulacağını söylüyor (13). Allah ve Resulü’ne itaat eden hem inanıyor hem de inandığını yaşıyor olacağından kurtulacaktır (14). Nefsi cimrilikten korumak yani “cömertlik” de kurtuluş nedenidir (15). Allah elimizden geldiğince takva olmamızı, dinleyip itaat etmemizi ve hayır için infak etmemizi emrettikten sonra cimrilikten korunanların kurtulacaklarını söylüyor (16).

KAYNAKLAR: 1. (Bknz. Bakara, 128, 196, 200; En’am, 162). 2. (Bknz. En’am, 162). 3. (Bknz. Bakara, 3). 4. (Bknz. Bakara, 4). 5. (Bakara, 5). 6. (Bknz. Nur, 52; Nebe, 31). 7. (Bknz. Bakara, 177). 8. (Mumin, 40). 9. (Bknz. Casiye, 30; Tegabun, 9, Buruc, 11). 10. (A’raf, 69). 11. (Bknz. A’la, 14; Şems, 9). 12. (Bknz. A’raf, 157). 13. (Bknz. Tevbe, 20, 88). 14. (Bknz. Ahzab, 71). 15. (Bknz. Haşr, 9). 16. (Bknz. Tegabun, 16).

17 Şubat 2018 http://www.bizimyaka.com/yazar-83690-Ibadet-Amac-Degildir-1


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Paran Düşmezse Dolar Yükselemez Ekonomi 17.08.2018
TARİHÇİ AHMET ŞİMŞİRGİL’E CEVAP Genel 10.08.2018
Uluslararası Teşkilatların Politika Öyküsü Politika 03.08.2018
BURSA VE SPOR ALANI Genel 30.07.2018
TÖVBEKÂR OLMADAN MÜSLÜMAN OLMAK Genel 23.07.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Mezhepçilik mi? Genel 08.08.2018
Ne olacak bu hayvanların hali? Genel 05.08.2018
Kuralları ben koyarım,ben bozarım doğru mu ? Genel 01.08.2018
DAVAM Genel 26.07.2018
Futboldan Sanata, Özil'den Ceceli'ye Genel 26.07.2018