14 Şubat Sevgililer Günü

Son kez, yüzüme bakarak “Görüşürüz” dediğinde, bir daha hiç görüşmeyeceğimizi ikimiz de biliyorduk. Bu gerçek beni kahrediyordu ama elimden hiçbir şey gelmiyordu. Gitmeyi seçmiştin ve ben gitmek isteyenleri durduracak hiçbir gücün olmadığının farkındaydım. ‘Dur’ desem durmayacaktın, ‘Gitme’ desem kalmayacaktın. Kafamda bir sürü cevapsız soru vardı; “Beni bu aşkla tek başına bırakıp nereye gidiyorsun?” diye bağırıyordu. Susmuştum, suskunluğuma teslim olmuştum. Konuşmanın zamanı değildi artık, madem tükenmiştik, madem deli bir sevdayı hoyratça harcamıştık, öyleyse kelimelerin hiçbir hükmü yoktu. 

Başka bir yerde başka bir zamanda karşılaşmalıydık biz. Kaygılardan uzak, şüphelerden arınmış ve sadece aşka soyunmuş olarak. Mesela bir sabah uyanıp yataktan hiç çıkmadan tembellik yapmalıydık. Bir gün hiç kimselere haber vermeden yollara düşmeli, bilmediğimiz yerlerde kaybolmalıydık. Sokak sokak adımlamalıydık Samsun’u, Mecidiye’de soluklanmalı, Çobanlı İskelesi’nde demlenmeliydik. Gün doğumunda kalkıp, Atakum Sahili’ne gitmeli, Cumhuriyet Meydanı’nın önündeki kuşları yemlemeliydik. Çiftlik Caddesi evimiz gibi olmalıydı, her akşam başka bir mekanda geceyi bitirmeliydik. Ama hep başka önceliklerimiz oldu. Kaygılarımıza yenildik, şüphelerimize esir olduk. Geçmişte yaşadıklarımızı temizleyemedik bilinçaltımızdan. Yüreğimizin birbirimiz için attığını önemsemedik, kalplerimizin sesini duymadık.

Şimdi, gidişinle ikimizi de mutlu ettiğini zannetin ya, kendi adına konuş. Ben mutsuzlukla boğuşuyordum, dibe vurmaksa, evet tam da oradaydım çaresiz. Ben sana dair her şeyi kalbimde saklıyordum. Ne gidişin yok ediyordu seni, ne de dönmeyişin...
Öylece yaşatıyordum seni içimde, acıların üstünü örterek… Acının ustası olunmuyor, acı öğrenilmiyor. Evet doğru, acı öldürmüyor da ama ah bilsen nasıl süründürüyordu... 

Şimdi yakınmanın da alemi yok aslında. Bunca zaman elimizdekinin kıymetini bilmedik, biz aşka kendimizi teslim etmedik. Birbirimizi bizden başka hiç kimsenin mutlu edemeyeceğini anlayamadık. Yani benim açımdan öyle... Yokluğunu yaşamak değil yokluğuna alışmak korkutuyordu beni aslında. Alışırsam, sensizliği kanıksarsam neyi beklerdim ben? Ne için umut beslerdim? Bana ‘Yeter artık hayata dön’ diyenlere, ‘Ben onunla hayattayım’ diyordum. Yanımdan gittiğinde, kalbimden de gidersen yaşadığım şeye hayat denmezdi artık. O yüzden ‘Beni unut’ demiştin ya hani bana. Ben yokluğunla da mutluydum…

Ve bugün 14 Şubat sevgililer günü…
Ne saçma bir gün…
Dışarıda bu günü kutlayan insanları gördükçe sinirleniyorum ama en çok sana kızıyorum... 
Çünkü; ben seni şu dışarda sevgilisini bekleyen adamdan, daha fazla özlemle beklerdim... 
Eminim senden de fazla... 
Hala seni o özlemle bekliyorum ama gelmeni istemiyorum... 
Bugün dışarda tüm gün sevgililerin gözlerine baktım. Hangisinde benim gözlerimdeki aşk var diye... 
Onlar gözlerini kaçırsa da, ben anladım. Onların mutluluğu bizimkine benzemiyordu…
Sanırım, bugün onları kıskandım… 
Çünkü bizim baktığımız martılar; artık onların manzarasını süslüyordu… 
Güneş ve bulutlar onlar için poz veriyordu denize… 
Artık çingeneler güllerini layık görmüyordu bana sen yokken…
Ne saçma bir gün... 
Bu gün; Sevgililer Günü…

Ahmet KALKAN


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Hayal kırıklığı yoktur, yüksek beklentiler vardır. Yaşam 10.05.2018
AŞK İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR (1) Yaşam 14.03.2018
Hayat böyle bir şey... Genel 07.03.2018
“Yaprak sıkılmıştı ağaçtan. Bahaneydi sonbahar.” Yaşam 20.02.2018
KIRGIN MIYIZ? Edebiyat 08.02.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
UYUŞTURUCU Yaşam 19.05.2018
Öğretmenleri  İdareciler  Değerlendirmesin Yaşam 16.05.2018
CHP SEÇİM ÖNCESİNDE BÖYLEYSE, İKTİDARINDA NE YAPAR! Yaşam 15.05.2018
 Engelli Çocuğum Ya Arkamda Kalırsa Yaşam 14.05.2018
Suç Toplumundur Yaşam 05.05.2018