STK/DTK – MUHALEFET/TERÖR

2. Dünya Savaşı sonrası devlet mekanizmalarının yeniden tanımlanması, toplumların sistematik dönüşümlerinin sağlanması hususundaki gelişmeler özellikle Batı merkezli devlet/toplum ilişkilerinin sağlanması sistematiği Sivil Toplum Kuruluşları denilen yapıları daha çok öne çıkardı. Dernek, sendika, vakıf vs, genel tanımlamaları ile anılan bu yapılar zaman zaman içinde bulundukları toplumların dönüşümlerinde büyük rol oynadılar.

STK’lar toplumun kimi hususlarda doğru bilgilenmesi, bilinçlenmesi, yönlendirilmesi için çeşitli çalışmalar ortaya koyup organizasyonlar gerçekleştirir. Bazen devlet ile milletin arasının açıldığı durumlarda devlet mekanizmasını uyarıcı faaliyetler gerçekleştirirler. Bir anlamda sivil muhalefet yaparlar.

Ülkemizde STK anlayışı tanımlamasının çok dışında bir anlam ifade etmektedir. Devlet adına yürütme gücünü elinde bulunduran siyasi yapıların payandası olmak gibi ağır bir kusurları vardır. Bu anlamda masalların en meşhur kahramanları olan kafasında üç ponponlu şapkalı ve devlet-i erkanın gönlünü hoş eyleme görevi yapan soytarıların günümüzdeki kurumsal izdüşümleridir.

Muhalefet yapıyor görünenler devlet yürütme erkine talip olan siyasi yapıların uzantılarıdır. Nitekim uzantısı oldukları yapılar yürütme erkine sahip olunca muhalefet etmeyi terk ederler.

Devletin bir yandan STK’lara yasallık kazandırırken diğer yandan muhalefet edenlerin üzerine uyguladığı şiddet, sonuç olarak dalkavukluk, soytarılık, şakşakçılık dediğimiz olguları büyütür. Tüm devlet uygulamalarına, emirlerine, dayatmalarına eklemlenen bu kuruluşlarının “sivil” tanımlamasıyla anılıyor olması ise apayrı bir kara mizah örneğidir. Devletin ortaya koyduğu tüm sistematiğe itiraz etmeksizin eklemlenen yapılardaki “sivil” kavramı yerine “devlet” tanımının yerleştirilmesi bu şartlarda daha mantıklı görünmektedir.

Devletin STK’lar üzerinden kendi eksiklerini görmeleri, halkın taleplerini anlaması beklenirken muhalif duran yapıların “terör” ile ilişkilendirilmesi hususu bir ironi, bir kara mizah olmasının ötesinde tam bir trajedidir. Yanlışları kronikleştiren, toplumu içten içe çökerten bu durum her bir dal sigaranın ömürden alması gibi devletin ömründen de çalmakta ve devletin hayat süresini kısaltmaktadır.

Siyaset ve bürokrasi zemini ehl-i keyiftir bu zamanda. Onları çalıştırmak, onlara yanlışlarını göstermek öyle “ayolvari” yöntemlerle olması mümkün değildir. Siyasi ve bürokratik zeminin doğruya kanalize edilebilmesi için bazen çok ama çok sert bir üslup yahut şiddete varmayan çok sert tavırlara ihtiyaç duyulur. Ellerine silah almadıkça, halkı çok açık beyanlarla şiddete davet etmedikçe, terörle organik bağlantıları çok net olmadıkça STK’ların sert muhalefetine tanınmayan imkan “diktatörlüğün” kapılarını ardına kadar açar. İşte bu durum ise Suriye denilen son 7 yıllık insanlığın vicdanını sızlatan manzaraları ortaya çıkarır.

Selam, selamet ve dua ile…


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİZİM İSLAMCILARIN DİZİ BUNAMALIĞI Genel 20.02.2018
TAKİYYE GÖLGESİNDE FETÖ/İKTİDAR BULUŞMASI -2- Genel 19.02.2018
TAKİYYE GÖLGESİNDE FETÖ/İKTİDAR BULUŞMASI -1- Genel 18.02.2018
YOLSUZLUK HIRSIZLIK DEĞİLDİR (Mİ) Genel 16.02.2018
KANDIRILMAYA MÜSAİTLİK Politika 11.02.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İmtihan Nedir? Genel 19.10.2018
ZAM Genel 16.10.2018
ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞ Genel 12.10.2018
Kendinin Farkında Mısın? Genel 05.10.2018
BEŞ VAKİT NAMAZIN İSPATI BAHSİ Genel 28.09.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.