KANDIRILMAYA MÜSAİTLİK

Kanal 7 yeni yayına başlamıştı. İslami taban entellektüel ve ağır başlı duruşlu bir anchormana kavuşmuştu. Ana haberleri sunarken ekrana kilitleniliyor ve her kelimesi dikkatle takip ediliyordu. Hele "İskele Sancak" isimli bir programı vardı ki, kaç saat sürerse sürsün bizim taban ekranlara adeta yapışıyordu. Ahmet Hakan isimli bir tutku oluşmuştu İslami kesimde. Biraz daha devam etse "sahabe" ayarlı ilan edilecekti. Olmadı. Doğan Medya Grubuna geçti. Kanal D ana haber sunucusu oldu, Hürriyet'te yazmaya başladı. Bizim camia "kandırılmışlık" duygusuyla büyük bir çöküntü yaşamıştı.

Yine aynı kanal. "Deniz Feneri" isimli bir program. Ama ne program. Dünyayı sallayan bir sürecin (dernek) başlangıç nüvesinin atıldığı bir programdı. Program sunucusu Uğur Arslan ismi İslami kesimin gönüllerine taht kurmuştu. Ona selam verebilmek, ondan selam alabilmek bile sanki Cennete bilet kesimi gibi bir şeydi... Sonra??? Bir çöpçatan programında çıkıverdi İslami kesimin karşısına...

Bu iki örnekten yola çıkarak şunu demek istiyorum. İslami kesim olarak bizler sevmede de, düşmanlıkta da asla ölçümüz yok. Bu ölçüsüzlük nedeniyledir ki kolayca keklenebiliyor, kandırılabiliyoruz.

Cumhurbaşkanımız da bizim içimizden çıktı. Yukarıdaki durum onda da var... Bu sebepledir ki; Fettoş, Obama, vs, hususlarda sık sık o meşhur "kandırıldık" sözünü söyledi. Tabii bu kandırılma bizim maruz kaldığımız sonuçlardan daha kötü sonuçlar doğurdu maalesef.

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GELECEĞİMİZ GENÇLİK Politika 18.10.2018
Politik-Güvenlik Politika 17.10.2018
YARIN ÇOK GEÇ OLACAK Politika 16.10.2018
Türk Dili Ve Kültürü Politika 16.10.2018
Ülkemizin Ulusal Yapısı Ve Güvenliği Politika 15.10.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.