"İSLAMİ PRATİKLİK" MERKEZLİ BİR TAHLİL DENEMESİ

1994 yılı 27 Mart'ında yapılan Mahalli İdareler Seçim sonuçları açıklandığında Türkiye'de çok büyük bir dalgalanma yaşandı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere önemli sayıda belediyeyi Refah Partisi kazanmıştı. Refah Partisinin önemli bir başarı elde edeceği öngörülüyor ancak bu kadarı beklenmiyordu.

Haber programları aylar süren değerlendirmeleri yüzlerce uzman eşliğinde yapar olmuştu. Anket şirketleri arka arkaya açıklamalarda bulunuyordu. Kimi üniversiteler ortaya çıkan tabloya bilimsel açıklık getirme yarışına girmişlerdi. Gazetelerde köşe yazarları tahlil makalelerinde süreci en ince detaylarıyla köşelerine taşıyorlardı.

O günlere dair beni en çok etkileyen ve kanaatimce üzerinde uzunca düşünülmesi gereken bir tahlil vardı ki yabana atılmayacak türdendi. Bir rapor muydu, köşe yazısı mıydı, bilimsel makale miydi yoksa bir tv programı mıydı tam hatırlamıyorum?... İstanbul başarısı (R. Tayyip Erdoğan'ın seçimi kazanması) merkezli bu tahlil özetle şu şekildeydi.

"Milli Görüşçüler çok iyi organize oldular. İlçe ilçe, mahalle mahalle, sokak sokak ve hatta ev ev İstanbul'u en ince detayına kadar raporladılar. Alt yapı eksikliği olan bölgelerden tutun, gecekondulaşma, yoksulluk, imar uygulamalarına kadar ne varsa kayıt altına aldılar. Ev ev çalıştılar. Hangi evde hasta var, hangi evde açlık, işsizlik yaşanıyor tek tek tespit ettiler. Sadece bu kadarla mı kaldılar?... Hayır. İleri bir adım daha attılar ki işte o adım bu başarıyı ortaya çıkardı.

Anadolu'dan 'İstanbul'un taşı toprağı altın' diye kopup gelmiş ve İstanbul'un taşrasında kanalizasyonu, elektriği, suyu olmayan bölgelerinde gecekondular inşa ederek bir anlamda getto denilecek mahalleler kuranlara önce Milli Görüşçüler ulaştı. Kurumlardaki taraftarlarını devreye sokarak çamur çorak içinde yaşayan bu kitlelere; yol, su, elektrik, kanalizasyon hizmetlerinin ulaşmasını sağladılar.

Adli yahut bürokratik zeminlerde işleri olanların dilekçelerini yazıp sonuçlanması için tüm imkanlarını seferber ettiler. Milli Görüşçü yardım kuruluşları aracılığı ile onları aç açıkta ve soğukta bırakmadılar. Milli Görüşçüler; aç kaldı, üşüdü, uykusuz kaldı ancak hedef kitleyi aç, soğukta ve uykusuz bırakmadılar.

Sonuçta İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini analarının ak sütü gibi helal şekilde kazandılar."

Aklımda kaldığı kadarıyla tahlil böyleydi. Peki bunu niçin zikrettim?... İslami Hareketin çok önemli bir tıkanıklığına işaret etmek adına bu örneklik son derece kıymetliydi. Bu sebeple geçmişteki bu seçim sonucu değerlendirmesini buraya aldım.

O dönem ben de Milli Görüş camiası içinde canımı dişime takarak koşturdum. Bir şeyler ortaya koymaya çabaladım. Allah mekanını Cennet kılsın. Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamın verdiği çok özel pilot çalışmayı Anadolu'da yürütme görevini üstlendim.

O günlerde de zaman zaman dillendirdiğim bir husus vardı. Evet, bizler İslami kimliklerimizle yapıyorduk ne yaparsak. Ancak partili kimliğimizin önüne bir türlü İslami kimliğimiz geçmiyordu. İnsanlar samimiyetle Milli Görüşçü oluyor ancak aynı samimiyetle İslami kimlikli olmuyordu. Çünkü biz önce kurumumuzu muhatabımıza sunuyorduk. Kurumumuz üzerinden Allah'a davet ediyorduk. Nitekim 28 Şubat sürecinde devasa insan kazanımlarımız partinin kapatılmasıyla dağılmıştı. İslami kimlik zayıftı ve bir varlık ortaya koyamamıştı zulme karşı.

Bugün halen aynı hata devam ediyor. Hatta o günlerden daha büyük ve vahim biçimde bir fotoğraf önümüzde duruyor. Partilerimiz, vakıflarımız, derneklerimiz, cemaatlerimiz, tarikatlarımız hepsi önce kurumlarına çağırıyor. Allah'a ulaşmanın yolu olarak gösteriliyor. Kasıtlı olarak yapılmayan bu durum farkında olunmasa da bu şekilde cereyan ediyor ve yanlış insan inşaa modeli yüzünden elimize aldığımız muhatabımız olan insanları hovardaca israf ediyoruz.

Yukarıda özetini sunduğum çalışmaların hiç bir kurumsal yapı adı zikredilmeden sadece Allah'ın adıyla zikredilerek yapıldığını düşünün. O zaman nasıl bir sonuçla karşılaşırız?... Bunun tahlilini bugünün İslami Hareketinin çok iyi yapması bir zorunluluktur.

"İnsan ihsanın kuludur" ilkesinden hareketle günümüz kitlelerinin sorunlarının çözümünde öncü rol oynamak ve kendisine bağlanan insanları Gayba İman üzerinden direk olarak Allah'a tevhid ilkesiyle harmanlayarak iman etmesini istemek... İddiam odur ki, arzuladığımız inşaa edilmiş insan modeli o zaman ortaya çıkacaktır.

Sokaktan, sokağın ve sokakta yaşayan insanların problemlerden habersiz ve uzak olanların siyasi, mistik yahut Kur'ani davetleri ruhbanca sonuçlar ortaya koyacaktır. Hayatın gerçekliklerinden kopuk tahlil, davet çalışmaları ne kadar güçlü olursa olsun sonuç ruhbanlığı ortaya çıkaracaktır.

Selam, selamet ve dua ile.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Entrika Genel 18.02.2018
Bakmak ve Görmek Genel 17.02.2018
VEDA HUTBESİ IŞIĞINDA HUTBELER-VII Genel 16.02.2018
Kime Çiftçilik, Kime Hayvancılık Yaptırabiliriz? Genel 13.02.2018
VEDA HUTBESİ IŞIĞINDA HUTBELER- VI Genel 09.02.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.