Çocuğun/Velinin karnesi...

Geçtiğimiz günlerde ülkemizde bulunan yaklaşık 10 milyonu aşkın öğrenci karnesini aldı.Yoğun tempo ile geçen bir dönemin akabinde öğrencileri 15 günlük bir tatil süreci bekliyor.

Yarım dönem boyunca yapılanların gözden geçirildiği,çeşitli kritiklerin yapıldığı,eksiklerin fark edildiği ve giderilmeye çalışıldığı bir zaman dilimi 'bizleri' bekliyor. Yani öğrenciler olduğu kadar velileri de...

Oynanan bir futbol maçında ilk 45 dakikayı önde kapattığımızı düşünelim.Önde olmanın rehavetine kapılırsak ikinci yarı sürprizlerle karşılaşma ihtimalini bir düşünün.Takdir ve teşekkür belgesi alan bir öğrencinin  yersiz bir özgüvene kapılıp planlı ve sistematik çalışmayı bırakmasına benzetebiliriz.bu durumu .Yapılması gereken başarılı geçen bir dönemin ardından elde edilen başarıyı 'stabil'hale getirmektir.Öğrenciler 'dönemsel tekrar' yaparak öğrendiklerini hafızaya iyice yerleştirip,iyi bir pekiştireç olan soru çözme yoluyla da kalıcı hale getirmelidir.

Madalyonun öteki yüzüne değinelim şimdi de.Bu kez maçın ilk yarısını geride tamamladık.Önümüzde bir yarım devre daha mevcut.Karnesinde başarısız notları bulunan bir öğrenci neden başarısız olduğunu(yediği golleri) iyi analiz etmeli.Bu çerçevede çalışmalarını yoğunlaştırıp 'maçı kazanmak' için gayret etmelidir.Maç henüz bitmemiştir ve hala kazanabilirim gerçeğini  ön plana çıkarmalıdır.Bunun için eksik konularını tamamlama,tümevarım metodunu kullanma,verimli ders çalışma yöntem ve tekniklerini kavrama ve en önemlisi 'Ben başarabilirim' inancını elde etmelidir.

Eğitimde önemli bir diğer sacayağı olan velilere bu bağlamda büyük iş düşüyor.Eve getirilen karnenin  niteliğinden çok bireyi ön plana alan bir yaklaşım tarzı benimsemeleri gerektiğini düşünüyorum.Başarısız karne kötü birey anlamı içermediği gibi,olumlu karne de örnek birey teşkil etmeyecektir.Çocuklarımızı dğerlendirirken bu prensibi unutmamalıyız.Onların çok hassas bir yapıda olduğunu,kırılgan ,naif izler taşıdığını ve belki de yaşamlarını sekteye uğratacak ya da sükse yapmalarını sağlayacak söylemlerimizin olabileceği gerçeğini inkar edemeyiz.

Çocuğumuzun başarılı/başarısız kimliğinden öte yapılması gereken eylem onun 'duygularını okumak'tır.Zira hayattan ne istediğini bilen,en çok mutlu ve başarılı olabilendir.İnsanlar robotvari yaklaşımlar sergileyemez..Mekanik bir yapıdan ayrık olan insan anatomisi kolay etkiyen ve etkilenen bir varlık olduğu düşünülürse çocuklarımıza karşı izlediğimiz her davranış ya da söylediğimiz her ifade onun 'yaşam penceresinde' farklı bir etki oluşturabilir.

'Plasebo etkisi'ni düşünelim-plasebo-bireyin tüm kalbiyle inandığı şeylerin gerçekleşme ihtimalının artmasıdır.Bu açıdan bakılırsa,çocuğumuza yükleyeceğimiz en önemli kazanımlardan biri onun değerli olduğu ve inandığı değerlerin peşinden koşması gerektiğidir.Benimsenen bu yaklaşım çocukta karnedeki kırıkların 'dönemsel' olduğunu ancak hayatın farklı alanlarında ve zamanlarında bunu telafi edeceği düşüncesinin yerleşmesini sağlayacaktır.Ve çocuğumuz  ikinci yarıya çok daha 'moralli' ve 'azimli' çıkacaktır.

EV  hanımı olarak sizlerin mutfakta harikalar yaratamadığınız anlar da oldu Peki yemek yapmayı bıraktınız mı?İçinizden hayır dediğinizi duyuyor gibiyim.Bir sonraki yemek denemesinde belki de beğeni topladınız.Yemek yapmasını dolayısıyla işinizi seviyorsanız her işin üstesinden gelebilirsiniz.

İşyerinde patrondan azar işittiğiniz çok olmuştur.Sizin için 'baş belası' günlerdi.Peki ne yaptınız ?İşinizi mi bıraktınız?Dejavu yaşıyorum.İşinizi bırakmadınız ve dört elle sarıldınız ;işinizi sevmeniz bu durumu tetikledi.Çocuklarımız da geride bıraktığımız dönemde olumsuzluklar yaşamış ve kötü karneyle karşınıza çıkmış olabilir.Güncel bir terim olan 'empati'yapmanız gerekirse çocuktan öğrenciliği bırakmasını mı isteyeceksiniz?Yoksa okulunu ,derslerini sevmesini,başarılı olmasını ve yaşama tutunmasını mı dileyeceksiniz?

Veliler olarak elinizde tuttuğunuz karneyi bırakın bir kenara.Karnedeki rakamların düşük ya da yüksek olmasını da rafa kaldırın. Çocuğunuzun yaşamı algılama biçimi,farkındalık düzeyi,yaşam kalitesi,yaşamdan haz alma seviyesini ve duygularını,isteklerini,düşüncelerini ihtiyaçlarını rakamsal olarak değerlendirin.Bakalım kaç puan vereceksiniz...Dolaylı olarak kendinize not verecek ve kendi karnenizi oluşturacaksınız...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Vatan Afrindir... Yaşam 11.02.2018
Çocuğun/Velinin karnesi... Eğitim 23.01.2018
Carpe Diem(Anı Yaşa) Yaşam 11.01.2018
Huzur Adası Elazığ Yaşam 20.08.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Hayatının "Tercihi" Eğitim 20.05.2018
ŞAHSİYET EĞİTİMİ Eğitim 01.05.2018
TEOG? Yok Yok LGS, ya da... Eğitim 16.03.2018
atatürk aöf ders özetleri 2.sınıf 2.dönem Eğitim 14.03.2018
üniversite sınavı başvuruları Eğitim 13.03.2018

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Esat 28.01.2018

Katılıyorum size hocam.Basari endeksli bir yaklaşım tarzı benimseyen aileler esasında çocuğun yetenekleri ilgilerini arka plana atmaktadır maalesef

Nur ERDEM 25.01.2018

Bir eğitimci olarak , hak vererek okudum. Çok güzel anlatmışsınız. Okul öncesi öğretmeniyim ve ne yazık ki 3-4-5 yaş öğrenci velilerinde bile bu rekabet mevcut. Çocuklarımıza bunu aşılayan anne babalardır. Her zaman önceliğimiz kendini ifade edebilen kendine güve olan mutlu birey yetiştirmektir. Belgeler başarılar diplomalar bir sonraki planda olmalıdır. Ebeveynler ilk planda çocuklarının mutluluğunu ele alırsa, çocuklar zaten üzerine düşeni yapacak ve kapasitelerinin yettiği başarıya ulaşacaklardır.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.