HASİP KAPLAN’IN İSTİFASI VE HDP EŞ BAŞKANLIĞI…

Hasip KAPLAN HDP'den istifa ederek Siyaseti bıraktı.

Hasip KAPLAN son çıkışıyla bence doğrusunu yaptı.

HDP, Bir TÜRKİYE Partisi iddiasında olmasına rağmen aldığı oylara bakıldığında hala bir KÜRT partisi olarak kaldığı çok açıktır.

Bana göre en az yüzde 99 gibi ezici bir çoğunlukla neredeyse sadece Kürtlerden oy alabilen bir partidir HDP.

HDP'nin aldığı oylara bakarsanız, Türk Solundan yüzde 1 bile katkısı olmadığını göreceksiniz.

HDP'nin en büyük sıkıntısı bence üzerinde çöreklenen TÜRK SOLU sıkıntısıdır.

TÜRK SOLUNDAN gelme Sırrı Süreyya ÖNDER ve Figen YÜKSEKDAĞ gibiler HDP'nin en büyük kamburuydular.

Özellikle Hendek siyaseti gibi birçok olayda Kürtlerin çıkarına değil, kendi İDEOLOJİK savaşlarına Kürtleri kurban ettiler.

Hendekler kesinlikle YAN-LIŞ-TI.
Kürtlerin tüm kazanımlarının heba olacağı ve sivil çözümler peşindeki Hükümeti tekrar Militarist çözümlere zorlayacağı çok açıktı.
KCK Eş Başkanı Alevi Besé HOZAT’ın 15 Haziran 2015 ila 15 Temmuz 2015 tarihleri arasında 1 ay boyunca seri yazılar şeklinde Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan “Devrimci Halk Savaşı derhal başlamalıdır” mealindeki yazıları ile “Demokrasi güçleri, hamlesel çıkışlarla demokrasi mücadelesini yükseltir, halkımız ve Türkiye toplumu da devrimci halk savaşını geliştirirse Önder Apo özgürleşir, Türkiye ise gerçek barışına ve demokrasisine kavuşur. Mevcut mücadelesiz duruş büyük bir tehlike oluşturuyor." diyerek HDP’yi Devrimci Halk Savaşını başlatmamakla eleştiren yazıları ile başlayan süreç hala hafızalardaki yerini koruyor.
Bu yazılarında, Akpartinin tek başına Hükümet olamadığından dolayı Hükümetin kurulamayacağını, diğer partilerinde yan yana gelemeyeceğinden dolayı ortada bir kaos durumu yaşanacağını, bu durumunda konjüktör olarak fazlasıyla uygun olduğunu ve “Devrimci Halk Savaşının” bekletilmeksizin derhal başlaması gerektiğini belirten savaş yazılarıydı bunlar.
Alevi kökenli KCK Eş Başkanı Besé HOZAT ve Türk Solundan gelme ideolojik ihtiras sahiplerinin dayatmasıyla karşı karşıya kalan Sünni Şafii Kürtler tarihlerinin en büyük trajedilerinden birini yaşadılar.

Sünni Şafii Şehirlerimiz yıkılıp harabe haline gelirken bir tek Alevi şehrinde bir tek çakıltaşı bile yerinden oynamadı.

Alevi-Türk Solundan gelenlerin dayattığı olumsuz politikaların ceremesini hep Kürt halkı çekti.

İnsanlarımız sefil, perişan oldu.

Tüm bunların sebebi kesinlikle ve kesinlikle HDP'nin sivil kalmasına izin vermeyen Alevi yöneticiler ve Türk Solundan gelen ideolojik saplantılı olanlardır.

Hatırlarsınız, Bu ülkede ilk defa bir Başbakan (DAVUTOĞLU) diğer partilerle olduğu gibi HDP ilede Kürt Sorununu konuşmak için Randevu istemişti ve HDP'ye siyasete değil artistliğe gelmiş Sırrı Süreyya'nın "Gelirler, Kaçak çaylarını içer giderler" şeklindeki provokatif, bayağı, ucuz, incitici bir üslupsuzluğuyla, daha açıkçası terbiyesizliğiyle karşılaşmıştı.

Oysa siyaset sorunları konuşma sanatıdır, artistlik yeri değildir.
Kürt Sorununu ülkenin Başbakanı ile konuşmak ve çözüm aramak, Alternatifler üretmek yerine Kürt halkından aldıkları oylarla vekil olup ideolojik savaş yürüten Sırrı Süreyya ÖNDER gibiler, Kürt gençlerini ölüme yollarken aynı günlerde (Ağustos 2015) kendi kızlarını ise Çırağan Sarayında evlendirerek şampanyalar patlatıyorlardı. 
Ben şuna inanıyorum; Eğer HDP'nin başında Leyla ZANA gibi, Altan TAN gibi, Ahmet TÜRK gibi, Kadri YILDIRIM veya Sırrı SAKIK gibi birileri bulunsaydı kesinlikle bu Hendek politikası hayata geçirilemezdi.
Hatırlayalım; Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet TÜRK güçlü olduğu Mardin Merkez ve Kızıltepe ilçesinde hendek kazdırmamıştı.
Ağrı Belediye Başkanı Sırrı SAKIK Ağrı’da Hendek kazdırmamıştı.
HDP Milletvekilleri Altan TAN ve Leyla ZANA açıkça Hendekleri eleştirmiş ve bunun Kürtlerin lehine olmadığını söylemişlerdi.
Hatta, Altan TAN, Ahmet TÜRK, Leyla ZANA, Sırrı SAKIK ve Diyarbakır Baro Başkanı Tahir ELÇİ Hendek siyasetine karşı çıktıkları için Zana AZADİ tarafından Med Nuçe Tv’de canlı yayında tehdit edilmişlerdi. (İlginçtir, bu tehdit olayından 18 gün sonra Baro Başkanı Tahir ELÇİ 4 ayaklı Minare önünde açıklama yaptıktan hemen sonra çok karışık bir olay sonrası katledilmişti. Olayı herkes birbirinin üstüne atsada tek gerçek şudurki, Tahir ELÇİ gibi bir değerimiz bugün maalesef yok…)
Bana göre, Figen YÜKSEKDAĞ veya (yeni getirilen hanımın ismini bile bilmiyorum ilginç değilmi) isimleri farklıda olsa Türk solundan gelenlerin Kürtlerin partilerinin başına geçmeleri Kürtlere atılmış ve atılacak en büyük kazıktır.
Demokratik olduğunu iddia eden bir partide Genel Başkan seçilirken halka sorulmaması en büyük trajedilerden biri değilmidir?
Eğer halka sorulursa mesela Leyla ZANA ile Figen YÜKSEKDAĞ Genel Başkanlık seçiminde karşı karşıya gelirse Kürt halkı kimi tercih edecektir? Leyla ZANA’nın bir bakışına kurban olacak milyonlarca Kürt varken Figen YÜKSEKDAĞ’ı seçildiği (daha doğrusu atandığı) zaman kaç HDP’li tanıyordu, kim ona oy verecekti?
Figen YÜKSEKDAĞ’ın yerine yine Türk Solundan bir Hanımefendinin getirilmesi sırasında Kürt halkının fikrini alan oldumu?
Ertuğrul KÜRKÇÜ gibi Kızıldere Operasyonunda Mahir ÇAYAN dahil 10 kişi öldürülürken kendisi sağ kurtulan tek kişi olan ve kendisine hep şüpheyle bakılan bir Sosyaliste gerçekte kaç TÜRK oy verir?
Kemal PİR’in akrabası olmaktan başka hiçbir vasfı olmayan Ziya PİR gibi bir Soyadı torpillisi kendi kendine aday olsa kendi şehri dahil kaç Türk Oy verir kendisine?
Sırrı Süreyya ÖNDER memleketi Adıyaman’da yada yaşadığı İstanbul’da kendi adına bağımsız aday olsa yeterli oy alırmı sizce?
Örnekleri çoğaltmak mümkün fakat gereksiz.
Kısacası, Bu Türk Solundan gelenlerin HDP’ye getirisi olduğunu düşünmüyorum.
Götürüleri ise olabildiğince fazla.
Bu açıdan ben Hasip KAPLAN'ın sözlerine katılıyorum.
HDP’nin başına Leyla ZANA, Ahmet TÜRK, Kadri YILDIRIM veya Altan TAN gibileri getirilmelidir, Ki, Demokratik bir Genel Başkanlık seçimi yapılırsa bunların kazanacağı çok açıktır.
HDP, Sol ideolojik militanların yuvası olmaktan çıkarıldığı ve Sünni Şafii bir Kürt partisi niteliği kazandığı gün en az alacağı oy miktarı yüzde 18-20 civarı olacaktır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ŞEBBİHA'DA OLDUK İYİMİ! Sosyal 22.02.2018
SURİYE, AFRİN ve SAVAŞ... Sosyal 19.02.2018
DEPREM, CAN KAYIPLARI VE YAPILAŞMA. Genel 13.11.2017
REFERANDUMA 1 AY KALA... Politika 24.08.2017
KIRMIZI FULARLI KIZ ve PEŞMERGE.... Politika 05.06.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ülkemizin Ulusal Yapısı Ve Güvenliği Politika 15.10.2018
CUMHUR İTTİFAKI BİTİYOR MU ? Politika 06.10.2018
Uluslararası Teşkilatların Karşılıklı Bağımlılığı Politika 05.10.2018
ULU HAKAN VE KARŞITLARI Politika 03.10.2018
Toplum Üzerinde Oynanan Oyun Politika 03.10.2018