TÜRKİYE'Yİ KURTARMAK TÜRKÇEYİ KURTARMAKLA BAŞLAR

Türkiye’yi  kurmak da kurtarmak da Türkçe’yi yani Türkçe Türkçe’sini yaratmak ile başlar ki   o da düşünürlerin, bilgelerin yapabileceği birşeydir; ne devrimcilerin, ne milliyetçilerin, ne  Atatürk’çülerin,  ne Müslümanların,  ne bilimcilerin, ne sanatçıların, ne siyasetçilerin, ne  hükümetin, ne devletin, ne de başkalarının değil. Bu ülkede; devrimciler kendilerine  uygun    yabancı sözcükleri, milliyetçiler kendilerine uygun yabancı sözcükleri, Müslümanlar   kendilerine uygun yabancı sözcükleri kullanıyor iken hiçbirisi bu soruna çözüm, bu konuya  uzman olamaz.

Türkçe Türkçe’sini yaratamayan hiçbir kimse ve hiçbir kurum; Türkiye’yi ne kurabilir ne de   kurtarabilir. İlginç ki Türk Dil Kurumu adlı kurum da Türkçe Türkçesi’ni bilmemektedir. Türk  Dil Kurumu Türkçe sözlüğü içler acısıdır. Gerçek şu ki Türkiye’de gerçek, doğru bir Türkçe sözlük de  yoktur. TürkçeTürkçesi’ni yaratamadıkdan sonra ne bilimde ne teknolojide ne  ekonomide ne başka birşeyde ilerlemeler Türkiye’yi kuramaz da kurtaramaz da. İşin özü, Türkçe’dir, Türkçe Türkçesi’dir. Yazılarımda  ben de yabancı sözcükler kullanmaktayım ama   bunu bilerek yapıyorum, yani şimdilik. Yani bu konudatutucu, kalıcı değilim. ‘Türkçe’yi  yaratmak’ adlı kitap çalışmam yayınlandığında, yabancı sözcükleri kullanmayacağım ama o  güne kadar zorunluyum. Ama öyle, tümden de tutarsız, uçuk biçimde yabancı sözcükler   kullanmamaya özen gösteriyorum. Örneğin; köktenci yerine radikal, uygulama yerine  pıratik, sağlık yerine hijyen, anı yerine anektod, çalışma yerine aktivite demiyorum.

Devrimcilik de komünizim(genelcilik) de sorunlara çözüm bulamaz. Birşeyi devirmek, çözümü  bulmak değildir, elde etmek değildir. Devirmek ile sorunlar çözülmez.  Paratoneri(yıldırım çekeri) devirmek ile yıldırımlar bitmez, sona ermez. Türkçe bir sözcük olmayan   ‘Milliyetçilik’ ile  de sorunlar çözülmez. Önce kendi dilini yaratacaksın, başkalarının dili ile   tarihin doruğuna çıkılmaz. Sağlam bedende sağlam ruh(tin) bulunmaz. Bunu anlamamak; sorunların devrim ile, milliyetçilik ile, İslamiyet ile ya da bilim ile, teknoloji ile, ekonomi  ile   çözümlenebileceği sanısı yaratır ki gerçekçilik değildir.

Şu an; hangi siyasal partiye oy verilir ise verilsin, sorunlara çözüm değildir. Sorunların  çözümü ne demokraside ne siyasette ne bilimde ne teknolojide ne ekonomide  ne devrimcilikte ne milliyetçilikte de ne dinde ne Osmanlı’da ne Orta Asya’da ne de başka   birşeyde değil öncelik ile dildedir, Türkçe’dedir, Türkçe Türkçesi’ndedir. Bir insanda ya da    bir  örgütte;  Türkçe’ye ilgisizlik ya da düşmanlık var ise çözümün değil sorunun öğesidir  ancak. Türkçe’ye, Türkçe Türkçesi’ne ilgisiz, duyarsız ya da düşman kişi ve örgütler    Türkiye’den uzak durmalıdırlar. Bu iş; herkes iş, aş, ev, araba, para, mutluluk verme işi   değildir. Bu iş;  düşünürlük, bilgelik, bilimsellik işidir. Öyle; Che  resimleri ile, bozkurt  resimleri ile, Atatürk resimleri ile, Deniz Gezmiş resimleri ile, ‘Ya Allah, ya Bismillah’lar ile   olacak iş  değil. Düşünür, bilge, bilimsel değil isen, bu işlerden uzak duracaksın.

Bu ülkenin ne devrimcilerinde ne darbecilerinde ne Atatürk’çülerinde ne milliyetçilerinde   ne demokratlarında ne bilimcilerinde ne sanatçılarında iş yok. O yüzden ki yetmiş yılda bu   ülkeyi ellerinde tutamadılar da ellerinden kaptırdılar. Bu ülkede dincilerin başarı oranı; devrimcilerin, darbecilerin, Atatürk’çülerin, milliyetçilerin, demokratların, bilimcilerin, sanatçıların aptallık oranları ile doğru orantılıdır. Koskoca yetmiş yıl bu. Ne yapdınız bu  yetmiş yılda;  biribirinizi yemekten, keyif sürmekden başka? Akp daha dünyada yok iken  ‘ Bu  dinciler öyle bir çoğunluk ile gelecekler ki sizi saçlarınızdan tutup sokaklarda   sürükleyecekler de birşey yapamayacaksınız,’ dediğimde, elde sigara ve içki, gülüp geçiyordunuz. Gerçek şu ki Akp,  başa; Türkiye laiklerinin, devrimcilerinin, darbecilerinin, milliyetçilerinin, demokratlarının, bilimcilerinin, sanatçılarının, aydınlarının eli ile gelmiştir. Türkiye’yi Türkçe ile üretmek yerine,  keyif  ile yemeyi seçtiler.  Oysa devrimciliği;  Che’den, Marx’dan, Lenin’den öğrendikleri kadar Atatürk’ten de öğrenme becerisini gösterebilseler   idi, Türkiye bugün bu  zorbalık altında olmayacaktı. Tümü de kendini beğenmişlik,  megalomanyaklık, bilimsellik ile ilgisizlik içinde; bu başarısızlığın gerçekleşmesini  sağladılar. Sarı saçlıyı, mini etekliyi, bikiniliyi, sigara ve içki içeni, dinsizi çağdaş, uygar sayan yoz  düşünce yapısı;  devrimcilerden, Atatürk’çülere kadar her laik kesimi depremi ile yer  ile  bir  etti ve Akp gelip bu yıkıntıya kondu. Görünen o ki  yine de akıllanmamışlar; yine de felsefe, mantık, bilimsellik düşmanlığı, kadıncılık ve sorumsuzluk içindeler. Bundan ötesi olmaz, sanılmasın. Bundan ötesi de var. Ama bundan ötesi de; kendilerine devrimci, darbeci, Atatürk’çü,  milliyetçi, bilimci, sanatçı, aydın, çağdaş, uygar sanan bu zavallı düşünce, kişilik   ve ruh yapısı ile önlenemez. Yine söylüyorum; ne devrimciler ne darbeciler ne Atatürk’çüler   ne  milliyetçiler ne demokratlar ne bilimciler ne sanatçılar, hiçbirisi soruna çözüm olamaz. Hangi yüz ile, hangi tutarlılık ile, hangi yeni kuram ile, hangi ayıpsızlık ile ulus karşısına  çıkacaklar ki? Etnikçiliği, etnik dili ana dil saymak; etnik dili, ulusal dilden ayrı ve üstün  gören bir yoz, bilimsellikdışı düşünce yapısı ile ne bu ülkeye ne de insanlığa çözüm getiremezler. Düşünür, bilge değil isen susacaksın. Çağ artık; düşünür, bilge olmayanların susma çağıdır. Öyle;  ‘Yüzde elli bir oya, al yönetim senin olsun,’ saçmalığını demokrasi saymak yok artık. Bu   yaklaşım çağdışı, bilimsellikdışı, insanlıkdışı artık. Düşünür(filozof) denilince akıllarına   Voltaire, Platon, Marx, Engels, Nieztsche, Goethe gibi Batı düşünürlerinden ya da   Muhammed, Ömer, Ali, Mevlana, Fethullah,Saidi Nursi gibi Arab düşünürlerinden başka   düşünürler gelmeyen;  ‘Türk bilgesiyim,’ diyenlere tu kaka edenler ile bu ülke  ne  kurulur  ne  kurtulur. Öze yabancı  olan;  varlığa da yabancıdır.

Ha bu arada:  ‘Adres’ yerine ‘ Yolca’ denilmelidir ki Türkçe’ye önemli bir katkımdır. Dahası  da var. Yine; sol düşüncenin yarattığı sözcükler  gerçekte Türkçe değil. Örneğin:  Anımsamak, bilgisayar.

Ezberleriniz bozulacak.  Türkiye ve Türkçe böyle yaratılacak.

Akp’nin varlığı;  devletin izleyici kalmasına bağlıdır. Yok ise ne Akp ne de Dtp var olamazlar. Türkçe’yi bilmeyen bir Türkiye devleti de bağımsız ve özgür varlığını sürdüremez. Atatürk   dil  devrimini, eğlence olsun yapmadı. Onun büyük, önemli, bilimsel bir anlamı var.

Türkiye'yi kurtarmak, Türk ulusunun anlayamayacağı birşeydir.

Önce Türkçe, sonra Türkiye, sonra dünya. Yok ise tak sepeti, yoluna.
 

Necdet Gürçiftçi
2011-Mart tarihinde internette yayınlandı.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
HALİFE VE MEHDİ Şiir 22.09.2018
EŞKİYALIKLA DİN OLMAZ Şiir 21.09.2018
BEN ŞİİR YAZMIYORUM Şiir 20.09.2018
BÖYLE SÖYLEDİ DİN- 20 Şiir 19.09.2018
AKP TRENİ Şiir 18.09.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ağustos ayında yapmadıklarım Felsefe 30.08.2018
Umutsuz kaybedişler Felsefe 11.08.2018
PEŞİNDE OLDUĞUMUZ Felsefe 29.07.2018
Dualar Neden Kabul Olmaz? Felsefe 02.06.2018
KURANDA MEHDİYET Felsefe 26.04.2018