SAĞLIKLI KİLO VERMEK

Kilo vermek için neler yapmamız gerektiğini az çok hepimiz biliyoruz. Ancak; bunları uygulamak, daha doğrusu iradeyi uzun süre korumak her zaman mümkün olmuyor. Bazı günler uyguladığımız diyetin menüsünden sıkılıyoruz, bazen spor yapmak zor geliyor, bazen bir parça çikolata için canavarlaşabiliyoruz. Bunun sonunda eğer kilo vereceğimize olan inancımızı da kaybedersek eski beslenme şeklimize geri dönüyoruz. Emin olun beslenme şeklimizi olumsuz etkileyen bu gibi durumlar kilo vermeye çalışan herkesin başına gelebiliyor. Zaten kilo vermek bu kadar zor, kilo almak ise tam tersi bu kadar kolay olmasaydı dünyanın pek çok ülkesinde milyarlarca dolarlık bir “zayıflama pazarı” oluşmazdı. Peki, kilo vermeye çalışırken bize yardımcı olabilecek püf noktalar nelerdir?

“Şeker ve tuzu olabildiğince az tüketmeye çalışın.”
Günlük hayatta farkında olmadan şeker ve tuzu bol miktarda tüketebiliriz. Zira yemeğinize eklediğiniz tuz, o yemeğe lezzet verdiğinden dolayı iştahınızı da açacaktır. Bu nedenle kilo almanız kolaylaşacaktır. Vücudunuza gereğinden fazla şeker alımı yaptığınızda ise vücudunuz kanınızdaki şeker seviyesini normal seviyeye indirmek için daha fazla insülin salgılamaya başlar. Eğer vücudunuza fazladan aldığınız şekeri vücut yakamazsa, vücut yağ olarak depolamaya başlar.
Öneri: Çayınıza eğer şeker atıyorsanız, o şekeri mümkün olduğunca az atmaya çalışın. Kola vb. içinde mol miktarda şeker barındıran asitli içeceklerden de uzak durmaya çalışın.

“Yemeği yavaş tüketin.”
Yemeğinizi ortalama 20 dakikada tüketmelisiniz. ‘Neden?’ diye soracak olursanız; bir insan beyninin tokluk hissini algılama süresi yaklaşık olarak 20 dakikadır. Bu nedenden dolayı hızlı yemek yediğiniz takdirde beyin tokluk hissini algılayamayacaktır ve vücudun gereğinden daha fazla besin almasına yol açacaktır.

“Uyku düzenini  iyi ayarlayın.”
Kilo verme denilince akla ilk olarak düzenli beslenme, sıkı bir diyet ve spor gelir. Düzenli uyku ise genellikle atlanır. Ancak unutulmamalıdır ki bütün bileşenler birbirini etkiler. Örneğin; düzenli uyumadığınızda aldığınız besin miktarı artar veya sporsuz diyet yaptığınızda kas kaybınız daha fazla olur ve kilo vermenizi durabilir. Bu nedenle sağlıklı bir yaşam için düzenli beslenme, egzersiz ve ‘uyku’ aynı özenle ele alınmalıdır. Ayrıca; yağ yakan hormon olarak adlandırılan 'ghrelin' hormonunun en iyi salgılandığı saat gece 00:00 ile 03:00 arasıdır. Eğer bu saatleri uyumadan ve ışıklı bir ortamda geçirirseniz bu hormonun salgılanma seviyesi ciddi derecede azalacaktır.

“Bol bol su tüketin.”
Diyet aşamasında suyun önemi tartışılmazdır. Günde 2-3 litre arası su tüketmek, vücut yağlarınızdan kurtulmanızı sağlayacaktır. Az su içildiğinde vücut ihtiyacını karşılayamayacağından içilen 1 bardak suyu bile tutar, ödem yapar, idrara çıkılmasını engeller, dolayısıyla kilo vermeyi de zorlaştırır. İdrarın renginin sarı ve yoğun olması az su içtiğiniz anlamına gelmektedir. Kilo verme sürecinde sabırlı olmak ve herkesin kilo verebileceğini unutmamak çok önemlidir. Önemli olan beslenme programınızda yapılan düzenlemeyi diyet olarak görmemek, bunu yaşam biçimi haline getirmektir.

“Daha çok hareketlenin.”
Şimdi yemeyi içmeyi bir kenara atalım. Hepimiz kalçayı ve göbeği neyin büyüttüğünü çok iyi biliyoruz. İş hayatınızın yoğunluğu, okul hayatı ya da ev işleri yüzünden yürüyüş yapmaya çok fırsat bulamıyor olabilirsiniz. Aslına bakacak olursak önünüze çıkan fırsatları değerlendirebilirsiniz. Örnek olarak; asansör kullanmak yerine merdivenleri çıkmayı deneyebilirsiniz, arabanızı gideceğiniz yerin uzağına park edip daha fazla yol yürüyebilirsiniz.

“Yemeği nereden yediğinize dikkat edin.”
Öncelikle; sağlıklı beslenmek ve aşırı kalori alımının önüne geçmek için yemeklerinizi evde bizzat kendiniz pişirmelisiniz ve dışarıdan fast-food tarzı yemekler yememeye dikkat etmelisiniz. Çünkü; dışarıdan yemek sipariş ettiğinizde seçtiğiniz yemek oldukça sağlıklı görünüyor olsa bile içerisine atılan yağ ve tuz miktarını bilemezsiniz. Eğer fast-food tüketmeye alıştıysanız durum gerçekten çok vahim bir haldedir. Bilinçsizce yediğiniz yemekler hem size fazla kilo olarak geri döner hem de sağlığınızı olumsuz yönde etkiler.

“Stresten uzak durmaya çalışın.”
Stresten en çok etkilenen organların başında beynimiz geliyor. Beynimiz, metabolizma ve beslenme bakımından da çok aktif bir organdır. Yemeyi düşünme, açlığı ve tokluğu yönetme ve daha pek çok “yeme davranışımız” beynimizle bir şekilde bağlantılıdır.
Yani, her sofrada bir sandalye ‘strese’ ayrılmış durumda. Sofralarımızda o da var. Bazı lokmaları “stres topu” gibi yutuyor, yedikçe rahatlamaya çalışıyoruz. Bazen bilerek, bazen bilmeyerek, lokmaları “stres niyetine” yutuyoruz.

“Mutlaka kahvaltı yapın.”
Araştırmalara göre, kahvaltıyı atlayan veya geçiştirenler, öğle saatlerinde sağlıksız yemek seçme eğiliminde oluyor ve gün içinde daha fazla yemek yiyorlar. Kahvaltı yapmayan bireylerin bazıları ise daha eksik kalori aldığı için kendini avantajlı zannediyor. Oysa diğer öğünlerde bu açığı ‘fazlasıyla’ kapatmış oluyor. Kahvaltı yapmak veya atlamak, vücuttaki iştah metabolizmasını etkiliyor ve gün boyu artıp azalarak kan şekeri değerini belirliyor. Güne mükemmel bir şekilde başlamanın en iyi yolu, dengeli kan şekeri seviyesi sağlamak ve daha az kalori almak. Kahvaltıda protein, yağ ve karbonhidrat dengesinin sağlanması da önemlidir. Bu şekilde uygun besinlerden oluşan bir kahvaltı tüketildiğinde vücudumuzda sürekli bir enerji üretimi söz konusu olacaktır. Üstelik kahvaltı, bağırsak hareketlerinin düzeni açısından büyük önem taşıyor.

Ahmet KALKAN


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ANTRENMAN MOTİVASYONU Spor 03.01.2018
Yeni yıl, yeni umutlar... Genel 30.12.2017
Her şey aşk ile mümkün... Yaşam 23.12.2017
Yeniden âşık olma umudu... Yaşam 19.12.2017
Akıllı telefonlarla akılsız ilişkiler... Yaşam 17.12.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dâhiliye Doktoru (Denizli) Sağlık 23.09.2017
Bebekler Neden Ağlar? Sağlık 11.09.2017
SAĞLIK OLSUN Sağlık 16.08.2017
ATATÜRK HEYKELİNE PUT DİYEN ŞİZOFRENİK DÜŞÜK ZEKA DURUMU Sağlık 02.08.2017
Kilo vermeye yardımcı olan besinler ve etkileri Sağlık 27.06.2017