SEN GENERAL ÇOCUĞUSUN VELET OTUR YERİNE

Tutturdular ‘’1980 Anayasası’nı darbeciler yaptı’’, diye. Yani burada sorun, anayasayı, darbecilerin yapmış olması. Gerçekte, darbeciler yapmadı bu anayasayı, olsa olsa ‘’hukukçulara’’ yaptırdılar. Şu mantık bile konunun gerçekte bilinçli değil artniyetli, ön yargılı olarak ileri sürüldüğünün kanıtıdır. Kaldı ki bu anayasanın yarısı, o günden bu yana hükümetlerce değiştirilmiş. Onlar darbelere karşılar sözde ama darbeleri yaptıran Abd’ye, Ab’ye, kapitalistlere karşı değiller. Çünkü Abd’yi ve Ab’yi çok seviyorlar. Boğaların kırmızı renge saldırmaları gibi onlar üniformalılara saldırırlar. Ama o komünistler, devrimciler, solcular bir zamanlar, halk orduları kurdular bu ülkede. Halk mahkemeleri denilen, anayasasız, kuvvetler ayrılıksız mahkemeler kurdular; solcusu, sağcısı, dinlisi, dinsizi bir zamanlar.
            
Onlar darbelere ve darbecilere karşılar sözde ama aslında düşünmüyorlar ki bu, bir yandan, insanların renk, dil, ırk, cinsiyet, din ayrımına karşı çıkarken, öte yandan da giysilerine göre ayrımcılıktır ve mesleklerine göre ayrımcılıktır. Onlar düşünmüyorlar ki kapitalizim denilen, sivillerin düzeni gerçekte insanlıkdışı bir düzendir… Düşünmüyorlar ki bu ülkedeki  genelevler, pavyonlar, barlar, kumarhaneler, batakhaneler orduya değil sivile ait yerlerdir.
            
Asker, sivil ayrımı yapmak; emperyalistlerin, sömürgecilerin tuzaklarındandır.Çünkü gerçekte orduları kuranlar, ülkelerin sivilleridir. Kimse anasından üniformalı doğmaz. Kötü günde, sivillere, ‘’Git asker ol, yurdu kurtar’’, deyip, iyi günde de ‘’Sen askersin, kötüsün’’ demek ancak yoz, ahlaksız, onursuz, kişiliksiz, merhametsiz, duygusuz, psikopat, sosyopat bir bir mantığın ürünüdür.
            
Polisler… Onlar da şiddet uygularlar. Onların, yasadışılara şiddet uygulayıp yakalamalrı güzel de; siviller, anayasanın, insancalığın, bilimselliğin, ulusallığın dışına çıktıklarında, orduların şiddet uygulayıp düzeni sağlamaları neden kötü? Polisin, yakalama şiddetine karşı olmak, ‘’Suçlular serbest kalsın’’, demektir. Peki siviller acaba yalnızca kendi mallarına, canlarına, bedenlerine, ruhlarına yapılan saldırıları suç sayma ve önletme eğilimindeler? Nicel, tikel, mantıksız, yoz günlük yaşamlarından dolayı; yurt, ülke, devlet, ulus, toplum denilen tümel, nitel, soyut olayları ve kavramları kavrayabilecek bir beyin, yöntem, bilim ve düşünce yapısına sahip olmadıkları için mi?
            
Askerlerin kafaları çalışmaz mı; sivillerin kafaları mı çalışır? Ondan mı orduya, darbelere karşılar? Öyleyse Oyak, Gata, Aselsan, Askeri Ceza kanunu; bilimsel ve teknolojik icatları niye?
            
Siviller… Polise, askere taş, molotof kokteyli atan; iş yerlerini, evleri ve insanları yakan, öldüren, yaralayan siviller.

Siviller… Asgari ücrete, sigortasız işçi, emekçi çalıştıran ve canları istediğinde de onları kapı dışarı eden siviller…
            
Siviller… Her gün cinayet işleyen, insan yaralayan; hırsızlık, fuhuş, zina ve gasp yapan; uyuşturucu satan , uyuşturucu kullanan siviller.
            
Siviller… Kadın satan, çocuk pornosu yapan siviller…
            
Siviller… Analarını, babalarını, kardeşlerini, eşlerini kesen; yeni doğmuş bebeklerini çöpe, lağıma, tarlaya, sokağa atan siviller.
            
Siviller… Üç kuruşluk borcunu ödemeyen sivilleri; yaşlarına, sağlıklarına, yokluklarına bile bakmadan hapse attıran siviller…
            
Siviller… Ölüyor olsan, bir bardak su vermeyecek siviller…
            
Siviller… Abd’ye Ab’ye ajanlık yapan siviller… Para için cellatlık yapan siviller…
            
Siviller… Uyuşturucu ve fuhuş yaşının, ona düştüğü siviller…
            
Siviller… Ayrımsızlıktan yana olduklarını söyleyip sivil-ordu diye asıl ayrımcılığı yapan siviller…
            
Siviller her yeri ve herkesi taşlama hakkına sahipler. Buna, demokrasi ve özgürlük diyorlar.
            
Siviller, istedikleri saçmalığı yapmak hakkına sahipler. Buna, demokrasi ve özgürlük diyorlar.
            
Siviller, herkesten hesap sorma hakkına sahipler. Buna demokrasi ve özgürlük diyorlar. Ama kendilerinden hesap sorulmasına karşılar. Buna, diktatörlük diyorlar, faşizm diyorlar.
            
Siviller; insanları taşlayıp evleri, iş yerlerini yakabilirler; kaldırımları söküp fırlatabilirler, iş yerlerini yağmalayabilirler. Onlar sivil çünkü. Akılları ermez yani, her şeyi yapabilirler.
            
Siviller bikini ile gezebilirler; askerlerin suçu ise üniforma giymek. Siviller değil mi birbirlerine bile, tesettürlü diye saldıranlar?
            
Siviller… Anne karnındaki bebekleri bile öldüren faşist, emperyalizmin uşağı etnik örgütlerin bile arkalarından seve seve gidebilirler… Onlara mutlulukla, sevgiyle sarılabilirler.
            
Siviller… Ava meraklıdırlar; avlarlar kuşları, balıkları, dört ayaklıları. Silaha meraklıdırlar; ama orduya, darbeye karşıdırlar çünkü kırallıkları(krallıkları) kaldırdılar, herkes kıral olsun diye; ve orduya, askere, darbeye karşılar; ordu olabilmek için.
            
Siviller… Ulusal gelirin % 60’ını, %30’u; ulusal gelirin %40’ını, %70’i alan siviller…
            
Siviller… Ülkenin ekonomi kuruluşlarını, sahiplenmek için yarışan, yabancılara satmak için yarışan siviller…
            
Siviller… Kimi, residantlarda, villalarda; kimi, sokaklarda yaşayan siviller…
            
Siviller… Kiminin ölüsü, özel, gösterişli mezarlıklara; kiminin ölüsü, kimsesizler mezarlıklarına gömülen siviller…
            
Siviller soyunmak istiyorlar her şeyden. Akıldan, mantıktan, onurdan, ulusallıktan, devletten, yurttan, bilimsellikten, hukuktan, ülkeden, toplumdan, sorumluluklardan, giysilerden…
            
Ama orduya eleman alınacakmış, ayda 2.000 Tl. maaşla… Hurraaa orduya… Askersel hastanelerde siviller de muayene ve tedavi olabileceklermiş… Hurraaa orduya.
            
- ‘’Herkes resim yapsın’’, ‘’sen yapma ama’’.
- ‘’Neden ama öğretmenim?’’
- ‘’Çünkü senin baban general’’…
- ‘’Herkes bahçeye…’’. ‘’ Sen kal, çıkma’’.
- ‘’Neden ama öğretmenim?’’.
- ‘’Sen general çocuğusun, otur yerine’’…
            
Bu, demokrasi ise, embesil bir demokrasi olmalı. Bu, hukuk ise, hukuku embesilleştirmek olmalı… Bu, insanlık ise, hayvanların bile olmak istemeyeceği birşey olmalı…Demoknazi olmalı. Sivil, vahşi, insanlıkdışı bir ordu olmalı… Yani gerçekte siviller, üniformalı ordulardan değil üniformasız kendilerinden korkuyorlar. Kendilerinden yana olanlara yumruk bile atılmasına karşılar ama kendilerinden olmayanı, molotof kokteylleriyle diri diri yakarlar  bile.
            
Ben ne askerim ne sivil. Ben bilimsel, Türkçe bir insanım… Yani ben sivilliğe de askerselliğe de karşıyım….
            
Orduya, darbeye karşı mısınız? Öyleyse Türkiye’yi de terk etmelisiniz çünkü bu ülkeyi de ordular kurtardı, kurdu… Dağdan gelip bağdakini kovmayın bakim. O kadar dürüst ve onurlu iseniz, Türkiye’yi de terk etmelisiniz ve Türkiye’yi, kuranlarına, ordusuna terk etmelisiniz. Ordunun, ülkeyi koruma ve ülkenin yıkılmasını önleme şiddetini suç sayıp, polisin, suçluları yakalama ve suçları önleme şiddetini adalet, hukuksal saymak; garip bir şey.
            
Ey komünistler, devrimciler, solcular; komünist devrimin ilk aşaması, ‘’Proleterya yani İşçi Sınıfı Diktatörlüğü ve devrim de bir şiddet, hukuk dışılık değil mi?
            
- ‘’Haydi çocuklar, herkes kör ebe oynasın’’. ‘’ Sen otur yerine velet’’.
- ‘’Neden ama öğretmenim?’’.
- ‘’Sen general çocuğusun, otur yerine velet’’….
İçinden:
-‘’Sen de o….. çocuğusun. Büyünce subay olup darbe yapıp sana gününü   göstereceğim''...
            
İşte böyle düşman ediliyor, toplumun içindekiler, birbirlerine…
            
Buna da demokrasi ve özgürlük deniliyor.
            

Necdet Gürçiftçi
2010-nisan tarihinde internette yayınlandı.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ğ HARF DEĞİL SAVIM Felsefe 22.05.2019
EVRİME KANIT SAVIM: ERKEKTE MEMELER Felsefe 21.05.2019
ÜNİVERSİTENİN ÜNİVERSİTE OLMAKTAN ÇIKARILIŞI SAVIM Felsefe 20.05.2019
BIRAK GİTSİN Şiir 19.05.2019
NAYLON POŞETİN PARALI OLMASI VE ÇÖP TORBASI ÇELİŞKİSİ SAVIM Felsefe 18.05.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019
Daha Ne kadar? Felsefe 16.04.2019
Yeni dünya şekillenmesi ve Türkiye Felsefe 05.04.2019
zamanı bilemedim Felsefe 05.04.2019
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.