ABD TÜRKİYE'YE SALDIRSA KAÇ DAHİMİZ VAR?

Türkiye’de anlak(zeka) sınamaları(testleri) yapılır ve sözümona anlaklı(zeki) öğrenciler   saptanır; yüksek anlaklı(zekalı) öğrenciler için özel okullar açılır.

Ama ben inanıyorum ki bu ülkede aşırı yüksek anlaklı(dahi) pek kimse yok. Batının nicel, sözde anlak(zeka) sınamalarına(testlerine) bakıp anlak saptamaya çalışmak ve o nicel  sınamalarda yüksek başarı sağlayıp anlaklı ya da yüksek anlaklı olduğunu sanmak bence   herşeyden önce anlaka, insan olma onuruna ve bilime aşağılamadır(hakarettir). Hele; Türkiye yerine dışarıda, yabancı  ülkelerde okumayı ve yaşamayı seçen anlakı hiç de yüksek  anlak saymam. İsterler ise demiri altına çevirmenin yolunu bulsunlar. Yurtsever olmayan; sömürgeci, faşist, kafayı yemiş Abd ve Ab karşıtı, düşmanı  olmayan birine nasıl yüksek  anlaklı diyebilirim?

Ben hep şuna  inandım: Yüksek anlaklı kişiler aptal; düşük anlaklı kişiler ise aşırı yüksek  anlaklı (dahi) olabilir. Yani bu işin çağı ve bakış açısı önemli.

Türkiye’de aşırı yüksek anlaklı kişiler yani dahi kimseler var mı? Bunu saptamak çok kolay. Ama yine de bu yol ile yüksek anlağı tümü ile onamış olamayız ama en azından; yüksek  anlaklı ya da yüksek anlaklı olmaya aday kişileri saptayabiliriz.

Şimdi gelelim, ülkemizde yüksek anlaklı insanların olup olmadığını nasıl saptayabiliriz, buna. Diyelim ki Abd, Ab, Nato faşistleri birleşip; Libya’ya saldırdıkları gibi Türkiye’ye de   saldırdılar. Onları  yenmemizi sağlayacak kaç kişimiz var? Eğer bunu başaracak kişilerimiz   yok ise ne yazık ki bu ülkede aşırı yüksek anlaklı kimse yani dahi kimse yok demektir.

Ya, bakın  şimdi. Bu ülkede her yıl binlerce insan lise, yüksekokul, fakülte okuyor; kimi  devlet  okulunda, kimisi de paralı, özel okullarda. Kendisini daha da farklı, yüksek anlaklı görenler   Abd’ye, Ab’ye gidip okuyor. Şirketler bile kişinin hangi üniversiteyi bitirmiş olduğuna  bakıyorlar. Odtü, Boğaziçi, Oxford, Cambridge mi bitirdin? Başlar üstüne. Ama bakalım  ülkemizde; onca okula karşın aşırı yüksek anlaklı kaç kişi var? Haydi bakalım: Abd, Ab, Nato  faşistleri göklerden, savaş uçakları ve füzeler ile Türkiye’yi haldır haldır bombalıyor; bu  savaşı nasıl kazanabilir, Türkiye’yi nasıl kurtarabilirsiniz? Büyük şirketler, holdingler  yönetici    falan alırlar iken kendilerince bir anlak sınavları yaparlar. Bir tanesini duyunca hem çok  utandım hem de çok sinirlendim. Yağmurlu bir günde arabanız ile gidiyorsunuz; koyu bir  yağmur var, Türk kahvesi gibi. Durakda; bir arkadaşınızı, bir yaşlı kadın, bir de genç-güzel-heryeri ortada bir bayan görüyorsunuz ama arabanız iki kişilik yani yalnızca bir boş yer var. Hangisini arabanıza alırsınız? İşte bu soruyu yanıtlar iseniz o holding sizi yönetici olarak işe  alıyor.  Anlak sınamasına bakar mısınız? Ne aşağılıkça. Bu mu ya anlaklı(zeki) olmak? Bu mu  ya yönetici olmak? Yuh ki ne yuhlar çekerim ben bu anlak sınavına.

Yavrum, haydi gel sen de benim sınavımı başar göreyim. Abd, Ab,Nato faşistleri; ülkeni  havadan, denizden haldır haldır bombalıyor, Libya’daki gibi. Bu yaratıklar havada çok  güçlüler. Savaş teknolojileri çok yüksek, aşırı yüksek. Haydi elde tüfek, teker teker gelseler  yiğitçe, sorun yok. Ama bunların savaş araçları arasında; kalleşlik, mantıksızlık ve adaletsizlik   en büyük yeri tutuyor. Yani bu yaratıklar havada ve denizde; yüksek savaş teknolojisi  ile  çok  çok üstünler.

Haydi bakalım, çözün bu soruyu. Ülkenizi kurtaramayacak oldukdan sonra okuduğunuz okulların, aldığınız diplomaların, yüksek katsayılı anlaklarınızın ne önemi var?  Bölünmüşsünüz milliyetçi, dinci, komünist, Atatürk’çü diye bölük bölük. Akıllı iseniz, çok  biliyor iseniz  gösterin bakalım yüksek anlak katsayınızı.

İşte Mustafa Kemal o idi ki bunu başarabilmiş kişidir. İşte o yüzden ki onu takdir etmeyeni  ben yüksek anlaklı göremem.

Ülkeyi, dünyayı, insanlığı kurtarmaya soyunanlar; haydi kurtarın bakalım ülkenizi, bu  sorundan. Haydi çözüm üretin. Yok ise o anlak sınamaları, o yüksek anlaklı öğrenci özel  okulları, o büyük büyük üniversiteler, o büyük büyük fabrikalar gerçekten boşunadır bu  ülkede. Ve oturun popişinizin üstüne.

Atatürk; sizin O'nu unutmamanızı ve boş muhabbet yapmanızı değil; Türkiye için bilim, teknoloji, felsefe üretmenizi ve Türkiye için sımsıkı örgütlenmenizi istiyor. Atatürk'çülük   demek; geyik yapmak, lak lak yapmak değildir. Bilimsel, teknolojik, felsefel birşey   üretemiyor iseniz, Türkiye için savaşımda sımsıkı örgütlenemiyor iseniz Atatürk'çü değilsiniz demektir. Yahu; Atatürk izindeyiz denile denile ülke; cinlere, perilere, fala, büyüye, meleklere inanan bir boşinanç partisi ile barbarlığın her türünü kişiliği edinmiş bir etnik, barbar,  ilkel örgütlenmenin eline verildi. Ayılın, ayıkın artık.

O ağız ki sözlerden çok gemiler geçer
O  ağız  ki ancak verileni  yer.

 
Necdet   Gürçiftçi
2011-mayıs tarihinde internette yayınlandı.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
DİN ARARSAN Şiir 18.07.2018
KUDÜS KİMİN Şiir 17.07.2018
SUUDİ ARABİSTAN BAYRAĞI Şiir 16.07.2018
İSLAMOFOBİ GERÇEĞİ Şiir 15.07.2018
İŞÇİLER BEDAVAYA ÇALIŞIYOR. Şiir 14.07.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dualar Neden Kabul Olmaz? Felsefe 02.06.2018
KURANDA MEHDİYET Felsefe 26.04.2018
Deizm gerçekten yayılıyor mu? Felsefe 08.04.2018
Yol Cümleden Ulu'dur Siyaset gelir geçer..! Felsefe 13.03.2018
Sırlı Kitap Felsefe 02.03.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.